FELSEFE VE EĞİTİMİN İLİŞKİSİ

Eğitim felsefesinin konusu eğitim dediğimiz süreçtir.Amaç eğitimin dayandığı ilke ve kavramları aydınlatmak, amaç ve araçları irdelemek, temel sorunları tartışmaktır.Kısaca eğitim felsefesi, eğitim sorununa felsefi bir açıdan bakmaktır.
Eğitimle felsefe arasındaki ilişkiler şu maddeler altında toplanabilir:

1-Eğitim sistemi kurulurken öncelik hedeflere verilmelidir.Hedef davranışlar hangi ölçütlere dayandırılırsa, istendik olacağı konusunda bir karara varmada felsefe ölçüt alınmalıdır.Bu düşünülmezse sistem kendi içinde çelişkiye düşebilir.

2-Hedef davranışlar, içerik, eğitim ve sınama durumları temele alınan felsefenin ölçütlerine uyuyorsa, iç tutarlılık vardır.Yoksa çelişkiler bulunacaktır.

3-Eğitimin nesnesi insandır.İnsan aynı zamanda felsefenin de konusudur.İnsana bakış açısı eğitim sisteminin tüm öğelerini etkileyebilir.

4-Her ekonomik, toplumsal ve politik sistem en azından bir felsefeye dayanır.örneğin kapitalist sistem genellikle idealist ve pragmatik, kominist sistem ise materyalist felsefenin ölçülerine göre kurulmuştur.Eğitim, ekonomik, politik, ve toplumsal sistemlerin bir alt sistemidir.Bu bağlamda eğitimdeki felsefe, ekonomik, politik ve toplumsal sistemlerin felsefesiyle aynı olmalıdır; çünkü eğitim, politik, ekonomik, toplumsal sistemlerin istediği insanları yetiştirmek üzere işe koşulmuştur.Bu yapılmazsa hedefler gerçekleşmeye bilir.

5-Felsefe bir açıdan insanın yaşama bakış açısını belirler.İnsanoğlu bu nedenden dolayı felsefeden kaçamaz.

6-Eğitim disiplinler arası bir bilimdir.Bu bağlamda her bilim dalının ve konu alanının ve eğitimle doğrudan ilişkili olan psikoloji, ekonomi, hukuk, sosyoloji, antropoloji, biyoloji, genetik v.b. disiplinlerin bilgi ve yöntemleri arasındaki bütünlüğün sağlanması gereklidir.Bunu ancak felsefe yapabilir.

7-Eğitim sistemini denetlemede felsefeden yararlanılmalıdır.Sözgelişi eğer temele idealist felsefe alınmışsa, sistem elit insan yetiştirmelidir.Eğer pragmatik felsefe kullanılıyorsa her insan yetenek ve ilgisine göre eğitilmelidir.

8-Felsefenin eğitime katkısı olduğu gibi, eğitimin de felsefeye katkısı vardır.Eğitim yoluyla insanlara bilimsel, sanatsal, felsefi alanlarda istendik davranışlar kazandırabilir.Bunlar hem insanın kendi felsefesini, hem de toplumsal felsefeleri geliştirmede katkıda bulunabilir.Eğitim yeni felsefelerin doğmasına neden olabilir.

9-Eğitim sisteminin işlemler bölümünün şimdilik en etkili öğelerinden biri de öğretmen, yönetici ve hizmetlilerdir.Kurulan eğitim sisteminin dayandığı felsefeye inanan, onu bilen uygulayan ve savunan öğretmen,yönetici ve hizmetli yetiştirip görevlendirmek, sistemin etkili ve verimli işlemesi için kaçınılmazdır.Yani sistemin savunduğu felsefeyle öğretmen, yönetici ve hizmetlilerin felsefeleri birbirlerine ters düşmemelidir.Eğer ters düşerse sistem entropiye kayar ve bozulur .

10-Felsefe zaman zaman eğitim kurumlarından dışlanmaya çalışılmaktadır.oysa, bilinmesi gerekir ki; felsefeyi dışlamaya çalışmak da aslında bir tür (!) felsefedir.
Felsefenin eğitim üzerindeki bu etkilerini yakından tanıyan ve değerlendirebilen bir öğretmenin,daha başarılı olacağı da açıktır.Bu amaca hizmet etmek üzere aşağıda üç önemli felsefi akımın eğitim programları üzerindeki etkilerinden bahsedilmiştir.








İdealizm

İdealizm, evreni açıklamada temele ruh, ahlak, zihin ve düşünce gibi kavramları alan bir felsefedir.Gerçek ve değerler mutlak, zamanla değişmeyen ve evrensel olarak düşünülür ve insan zihninde idea denilen bu gerçekliklerin doğuştan geldiği varsayılır.İnsanın temel görevi, aklını kullanarak bu idealara ulaşmaktır.İdealar aynı zamanda mükemmel bir düzen içerisinde bulunan evreni yaratan Tanrı’yı da simgelemektedir.

İdealistler bilme eylemini, insanın aklında doğuştan var olan gizil fikirleri –ideaları- yeniden düşünme olarak anlarlar.Buna göre her bir öğretmenin temel görevi, öğrencilerindeki bu gizil bilgileri bilinç düzeyine çıkarmaktır.

İdealist eğitimde merkezde konular,dersler,evrensel doğrular ve bunları aktaracak öğretmen vardır.Bu nedenle idealistler, konu alanı veya bilgi merkezli eğitim programı geliştirme yaklaşımlarını benimsemiştir.

Konu alanı merkezli program yaklaşımlarının ortak özellikleri arasında; evrensel doğruları yansıtan bilgi ve içeriği programın ayrılmaz parçaları olarak kabul etme, içeriği ders kitaplarının içeriği ile sınırlama, öğretmenlerin her birinin bir konu alanının uzmanı olması gibi özellikler sayılabilir.Ancak bu tür programlar, içeriği birbirinden kesin olarak ayrılmış konu alanlarına göre düzenlenmesi ile, bilginin gerçek hayattan kopmasına neden olması ve öğrenci ilgi ve ihtiyaçlarını göz ardı etmesiyle de eleştirilmişlerdir.

Konu alanını örgütleyişlerine göre kendi içinde de çeşitleri olan bu yaklaşımlarda genellikle düz anlatım, soru-cevap, ezberleme gibi öğretim yöntem ve teknikleri kullanılır.Değerlendirmede ise, öğrencilerin başarısını birbirleriyle kıyaslayan norm dayanaklı değerlendirme tercih edilmektedir.Değerlendirme konuları, öğrencilerin genel zihin yeteneklerini kullanmalarını gerektiren konular arasından seçilmektedir.Bunun için dönem ya da yıl sonunda düzey belirleme sınavları yapılmaktadır.

Realizm
Realizm evreni, madde ve somut olarak var olanlarla açıklayan bir felsefi akımdır.İnsanlar, akıl ve muhakeme güçleriyle dünyayı bilirler.Var olan her şey, doğadan gelir ve doğanın kanunlarınca idare edilir.İnsan davranışları bu doğa kanunlarına uygunluğu ölçüsünde akılcıdır.(Ornstein & Hunkins,1988:29-30)Realizmde, maddeden gelen gerçeklik, değişmez ve mutlak kabul edildiği için, insanların bu mutlak doğrulara ulaşmasında aklını kullanması gerektiğine inanılır.Bu sayede insanlar, yaşadıkları toplumun bilgi birikimini de edinirler.Zaten realistlere göre eğitimin amacı, toplumun kültürel birikimini genç nesillere aktararak, onların akıllarını kullanma yollarını geliştirmek ve bu sayede insanları mutlak doğrulara ulaştırarak onları mutlu etmektir.
Realist eğitimciler insan aklını merkeze aldıklarından,konu alanının sistematik olarak disiplinlere ayrılarak organize edilmesinin düşünmeyi kolaylaştırdığını kabul ederler.Bu nedenle, tıpkı idealizmde olduğu gibi realizmde de konu alanını merkeze alan eğitim programları benimsenir.Aradaki en önemli fark, realist programlarda konuların mantıklı bir düzen içerisinde sınıflanarak, örgütlenmiş disiplinlerle ifade edilmesidir.Günümüzdeki okul programlarının matematik, fizik, biyoloji gibi disiplinler ve bunların kendi içinde alt disiplinlere ayrılarak düzenlenmesinin temelinde realist filozofların bu görüşleri yer almaktadır.Ayrıca öğretilecek konu alanının özelliklerine göre öğretim yöntemlerinin değişmesi gerektiği fikri de realistlere aittir.

Kısaca realistlerin eğitim görüşlerinin temelinde disiplinler ve kültürel birikimi aktaran öğretmenlerin var olduğu söylenebilir.Realist eğitim anlayışında kullanılan yöntem ve teknikler ile değerlendirme teknikleri idealist görüşlerle benzerlik göstermektedir.Ancak realist eğitimciler, bu yöntemlere ek olarak, öğrencinin bizzat kendisinin yaptığı deney, gözlem gibi yollarla yeni bilgiyi edinmesini de önemserler.


Pragmatizm

Deneycilik de denilen pragmatik felsefe, gerçeğin değişken ve göreceli olduğu görüşüne dayanır.Gerçeğin bu yapısı nedeniyle mutlak ya da evrensel doğru da bulunmaz.Gerçeği olgu, yaşantı veya davranışlarla ilişkisini kanıtlayarak aramak gerekir.Pragmatizme göre değişmeyen tek şey, doğanın kanunlarıdır; bu kanunlar önünde herkes eşit olduğu için, yönetimde de tüm insanların katılımı esas alınır.Buradan hareketle pragmatistler, demokratik bir toplum düzenini savunurlar.Mutlak doğrunun var olmamasıyla beraber, diğerlerine göre doğruluk değeri daha fazla olan gerçeklikler de vardır.Bilimsel yöntem, bize bu tür doğrular sunduğu için, özellikle çağdaş pragmatistler tarafından çok önemsenir.
Konu alanı, disiplinler ve düşünceleri vurgulayan idealist ve realistlere karşılık, pragmatistler bilgiyi sürekli değişim içinde olan bir süreç olarak kabul ederler.Öğrenme ise problem çözme esnasında gerçekleşir.Bilme eylemi pragmatizme göre, öğrenen ve çevre arasındaki etkileşim sonucunda gerçekleştiğinden, öğrenenin aktif katılımını gerektirir.Bu etkileşimin temelinde ise değişme kavramı bulunmaktadır.Hem öğrenen hem de çevre sürekli etkileşim içerisindedir.
Pragmatist eğitimcilere göre, öğrencilere öncelikle nasıl eleştirel düşünebileceklerini öğretmek gerekmektedir.Ayrıca sürekli değişen dünyanın problemleri de değişeceğinden, problem çözme becerilerini geliştirmek de önemlidir.Bir durumun problem olarak algılanması ise eleştirel bir bakış açısına sahip olmakla ilişkilidir.Tüm bunlar, konu alanlarını vurgulayarak değil, öğretim yöntemlerini vurgulayarak mümkün olabilir.Çünkü aslolan değişimle baş etme yöntemlerini ve bilimsel araştırmayı bilmektir.Bu nedenle pragmatist felsefenin gelişimi, bilimsel gelişmelerle paralel gitmiştir.

Pragmatist görüşleri eğitim alanına uygulayan en ünlü filozof, John Dewey’dir.Dewey, eğitimi insanı geliştirmeye yarayan bir süreç olarak, okulu ise toplum hayatının küçük bir örneği olarak görür.Ona göre ideal bir eğitim programı, öğrencilerin yaşantı ve ilgilerine dayalıdır.Ayrıca pragmatist programların önemli bir farkı, derslerin birden fazla disiplini içerecek şekilde disiplinler arası örgütlenmesidir.

Pragmatik felsefede, merkeze öğrenenin ilgi ve ihtiyaçları alınarak, öğretim yöntem ve süreçleri vurgulanmaktadır.Bu özelliğiyle pragmatik eğitim programlarında öğrenen merkezli program geliştirme yaklaşımları benimsenmektedir.Bu yaklaşımların ortak özellikleri arasında, okul içerisinde düzenlenen tüm öğrenme etkinliklerinin öğrenci ilgi ve ihtiyaçlarına dayandırılması, öğrenme yaşantılarının görüşlerin özgürce paylaşıldığı demokratik bir sınıf ortamında oluşturulması, öğrencinin her türlü etkinliğe aktif olarak katılımının ve bireysel gelişiminin amaç edinilmesi sayılabilir.

Pragmatik eğitim programlarında hedefler esnek olup, süreç içerisinde değişmeye açıktır.Öğrencilerin yorumlama, ifade etme ve tartışmalarını sağlayacak problem çözme etkinliklerine uygun öğretim yöntem ve teknikleri kullanılır.Bu tür programlarda, geleneksel yöntemlere ek olarak,bireyin kendi başarısını ölçtüğü, bireysel değerlendirme teknikleri de kullanılmaktadır.

Kaynaklar:
Felsefe Açısından Eğitim................................Dr. A. Gülnihal Küken
Öğretmenlik Mesleğine Giriş..........................Doç.Dr.Semra Ünal,Doç.Dr.Sefer Ada
Öğretmenlik Mesleğine Giriş..........................Prof.Dr.Münire Erden
Öğretmenlik Mesleğine Giriş..........................Prof.Dr.Veysel Sönmez

ESTETİK
A)Estetik Sanat Felsefesi Farkı:
Estetiğin ana konusu güzellik problemidir. Sanat felsefesinin ana konusu ise sanat nedir sorunudur.
B )Konusu: Estetik kavramı ilk olarak Baumgarten tarafından tanımlanmıştır. Ona göre estetik
Mantığın aksine açık seçik olmayan duyusal alana ilişkin bilgiyi konu edinir.
Estetik bir obje ile suje arasındaki güzellik kaygısı taşıyan beğeni yargılarının bilgisini konu edinir.
Suje Obje Bilme Bilgi
Güzellik kaygısı Estetik Beğeni yargısı
Duyusal alan Güzel-Çirkin

C )Bilim olarak sanat
Konularını tarihsel süreç içinde parçalara bölerek,bilimsel bilginin özelliklerine
Uygun bir şekilde inceler.(Felsefeye giriş-Bilimsel bilgi)
Ortaçağ resim sanatı,19yy Osmanlı mimarisi vb.
D)Felsefe Açısından Sanat:
Sanat felsefesi sanatsal yaratmaların ve beğenilerin özünü ve anlamını konu alan felsefe
Disiplinidir. Temel soruları anat nedir?Sanat eseri nasıl oluşmuştur?
Bu soruları cevaplayan önde gelen üç kuram vardır.
1)Taklit(Yansıtma)Kuramı:
Bu kurama göre sanat doğanın ustaca taklit edilmesidir.(Fotoğraf gibi)
Doğa mükemmeldir. Sanatçının yapması gereken bunu ustaca taklit etmektir.
1a)Platon:Ona göre sanat taklittir. Varlığın özü idealar dünyasındadır, dolayısıyla doğru
bilgide idealar dünyasındadır. Ulaşılması gereken şey idealar dünyasının bilgisidir. Oysa sanatta taklit
edilen sadece yansımaların bulunduğu görünümler dünyasıdır. Yapılması gereken ise değişen değil
değişmeyen özün yakalanmasıdır.
1b)Aristoteles:Ona göre de sanat taklittir. Varlığın özü tek tek varlıkların içindedir. Dolayısıyla
ulaşılması gereken tek tek varlıkların bilgisidir.(Tümdengelim-Kıyas) Sanatta da bu taklit edilmektedir.
Bu yüzden sanat sadece olanı değil olabilir olanı da gösterir.

2)Yaratma Kuramı:
Bu kurama göre doğada mükemmellik yoktur. Sanatçı doğada bulunan hammaddenin
İzlenimlerini alır. Bu izlenimlerin sentezini yapar ve daha sonra bunları dil ile ifade eder. Yaratma bu
Aşamada ortaya çıkar. Bu aşamada anlık sezgiler ortaya çıkar. Bu ifade ve sezgiler bir kez oluşacağından her sanat eseri özgün ve tektir. Aynı şekilde bir daha yaratılamaz. En önemli
Savunucusu B. Croce'dur.

3)Oyun Kuramı:
Bu kurama göre sanat bir oyundur. Çünkü her ikisi de gerçeklikten uzak,düşe ve kurguya dayanır, özgürlüğü yaşatır. İnsan bu yüzden gerçek özgürlüğe ancak sanatla ulaşır. En önemli savunucusu
Schiller'dir.

E)SANAT ESERİ:
Bir sanat eserinin üç temel öğesi vardır. Bunlar estetik suje, estetik obje ve estetik yargıdır.
Bir sanat eseri BİÇİM(FORM) ve ÖZ' den meydana gelir. Bu özgün ve tek olmasını
Gerektirir.

E1)Sanat - zanaat farkı: Sanatta yeni formlar üretilir bu yüzden özgünlük vardır.
Zanaatta mevcut formlar kullanılır bu yüzden özgünlük yoktur.
Zanaatta yarar amacı varken sanatta böyle bir amaç yoktur.






F)ESTETİĞİN TEMEL KAVRAMLARI
F1)Güzellik Problemi:
Bu konudaki en önemli soru '' güzel nedir?'' sorusu olmuştur.
Platon:İdea
Aristoteles:Orantı ve düzen
Plotinos:İdeada ışıyan şey
Croce:Mutluluk veren ifade
Baumgarten:Duyumsal bilginin mükemmelliği

Bu konudaki diğer önemli soru güzelin doğada mı yoksa sanat eserinde mi olduğudur.

F2)Güzellik ve Doğruluk:
Platon'a göre doğru ve güzel asılları idealar dünyasında olduğu için aynıdır.
Hegel'e göre de güzel bir idea olduğuna göre , doğrunun da temelinde (tez) idea olduğuna göre aynı şeydir.
Kant'a göre güzel bir beğeni yargısıdır ve hazza dayanır. Doğru ise bir bilgi yargısıdır ve
Apriori ve apasteriori yargılara dayanır.

F3)Güzellik ve İyilik:
Platon'a göre güzel ve iyi aynı şeydir.
Kant'a göre güzeli iyiden ayıran dört neden vardır.
--Güzelde çıkar yoktur
--Kavramsız bir şekilde genel olarak hoşa giden şeydir
--Güzel bir nesnenin en son biçimidir
--Güzele bağlı yargılar öznel bir zorunluluk taşır
ESTETİĞİN TEMEL SORULARINA YKLAŞIMLAR
1-Metafizik yaklaşım:
2-Bilimsel yaklaşım
a-Deneysel yaklaşım(13/21 dikdörtgen)
b-Psikolojik yaklaşım
c-Sosyolojik yaklaşım

ORTAK ESTETİK YARGILARIN VARLIĞI
a-Reddedenler:
Croce:Özneldir.
b-Kabul edenler
Kant:Ortak duygudur-toplum(etik ile bağlantı)

ETİK

A-KONUSU:İnsanın özgür irade ile yaptığı ve değer sorunları içeren insan eylemleri,yapıp etmeleridir.
B-Etik ilişki: Belirli bütünlükte bir kişinin belirli bütünlükte başka bir kişi ile girdiği ve değer
sorunları içeren ilişkidir.
C-Etik Eylem .Etik ilişkide yapılan eylem
ETİK EYLEM ÖRNEKLERİ
Fareler ve insanlar-steinbeck-george,leni
Veba-a.Camus-Dr.rieux
Beckett –
Sefiller-V.Hugo-Rahip
Sarı Zeybek-C.Dündar-Atatürk

D-Etik ilişki türleri
Etik ilişki
-Kişi-kişi ilişkisinde
-Kişi durum ilişkisi
-Kişinin kendisiyle ilişkisi
-Yargıcın ilişkisinde ortaya çıkabilir

E-ETİK İLİŞKİ-TOPLUMSAL İLİŞKİ FARKI
ETİK İLİŞKİ TOPLUMSAL İLİŞKİ
1-Değer kişiye verilir 1-Değer statüye verilir
2-Değişmez 2-Değişir
3-Değer ve değerlilik ilişkisidir 3-Değer dışı ilişkidir
4-Tarihsel değildir 4-Tarihseldir

Hayvanlar etik eylemde bulunabilir mi?
Özgür olmayan biri etik eylemde bulunabilir mi?
Etik-Ahlak farkı nedir?
Etik ilişki toplumsal ilişki farkı nedir?
Öğretmen öğrenci ne tür ilişkidir?

F- ETİĞİN TEMEL KAVRAMLARI
Vicdan:Ahlaki yargılama gücü
Özgürlük:İrade özgürlüğü –zorlama olmaksızın seçebilme
Erdem:İyiye yöneliş
İyi:ahlakça değerli olan
Kötü:Ahlakça değersiz olan
Sorumlulukonuçlarına katlanmak
Ahlak yasası:Uyulması gereken genel geçer kurallar
Ahlaki karar:Ahlak yasasına uygun olan karar
Ahlaki eylem:Ahlak yasasına uygun eylem


İYİ
VİCDAN ÖZGÜRLÜK SORUMLULUK
KÖTÜ

Ahlak felsefesinin temel kavramlarını açıklayınız
Özgürlük ve sorumluluk arasında nasıl bir ilişki vardır?
Robinson
SONUÇ



:
AHLAK FELSEFESİNİN TEMEL SORULARI
1-Ahlaki eylemin amacı nedir?
2-İnsan ahlaki eylemde bulunurken özgür müdür?
3-Evrensel bir ahlak yasası var mıdır?

1-Ahlaki eylemin amacı nedir?
--Epikuros:Mutluluk
--Mill:Fayda
--Kant:Ödev

Dr. Rieux ‘un eyleminin amacı epikuros,mill,kant’a göre nedir?

2-İnsan ahlaki eylemde bulunurken özgür müdür?
Determinizm:Özgür değildir.Kararlar koşullara bağlıdır
İndeterminizm:Özgürdür.Kararlar kişiye bağlıdır
Otodeterminizm:Özgürlük kişilik ürünüdür.Bilgi ve akılla kişilik gelişir.

Dr.Rieux eyleminde determinizm,indeterminizm,otodeterminizme göre özgür müdür?Niçin?

3-Evrensel bir ahlak yasası varmıdır?
A-Yoktur
Hedonizm(Hazcılık)Aristippos,Epikuros,Fayda Ahlakı,Egoizm,Anarşizm,Sartre,Nietzsche
B-Vardır
Subjektif :Bentham,Mill,Begson
Objektif:Platon,Kant,Farabi,Y.Emre,Mevlana,H.Bekta şi Veli

4-Ahlaki Yargının Diğer Yargılardan Farkı Nedir?
AHLAKİ YARGI-BİLİMSEL YARGI-DİNİ YARGI-ESTETİK YARGI-
Vicdan deney-gözlem vahiy-inanç öznel beğeni
İyi-kötü doğru-yanlış sevap-günah güzel-çirkin
Eylem bilgi bilgi-inanç yaratma


EVRENSEL AHLAK YASASININ VARLIĞINI REDDEDENLER
HAZ AHLAKI-HAZCILIK
Aristippos,Epikuros
-Ahlaki eylemin amacı hazdır.
-İnsan doğası gereği haz veren şeylere yakınlaşır,acı veren şeylerden kaçar.
-haz veren şeyler iyi acı verenler kötüdür
-görecelilik
-dolayısıyla evrensel yasa olamaz
FAYDA AHLAKI
-Ahlaki eylemin amacı faydadır
-Fayda görecelidir


BENCİLİK(EGOİZM)
-İnsan eylemlerini ben sevgisi belirler
-İnsanda 2 içgüdü vardır kendini sevme ve koruma
-T.Hobbes insan doğası gereği bencildir-İnsan insanın kurdudur.
ANARŞİZM
-Bireysel iradelerden daha üstün bir şey yoktur
-Başta devlet olmak üzere bütün kurumların kalkması gerektiğini savunur
NİETZSCHE-nihilizm
--Toptan karşı çıkış
-Evrim teorisi
-Yalnız güçlüler yaşar
-sürü insanı-üst insan
-sürü insanı hayvanla üst insan arasında köprüdür
-kurallara uyar
-üst insan yaratıcıdır-özgürdür-değerlendirir
-iyi kötü yok demiyor iyiyi kötüyü hep yeniden değerlendirmekten söz ediyor
-gerçeği kendi gözleriyle görenler yeniden değerlendirirler
-Ruhun üç gelişimi
1 deve yük taşır köle
2 aslan hayır der
3 çocuk yaratma oyunu
AHLAK BİR İSTEME DEĞİL DEĞERLENDİRME SORUNUDUR

SARTRE
-Varoluşçuluk
-gerçeklik öznelliktedir
-özden önce varoluş
-insan özgür olmaya mahkumdur


EVRENSEL AHLAK YASASINI KABUL EDENLER
SUBJEKTİF
Mill –herkes için fayda
Bentham-Sürekli fayda
Bergson-sezgi

OBJEKTİF
1-Sokrates:
-Ahlaki eylemin amacı mutluluk kaynağı ise bilgidir.
-Doğuştan bilgi
-Toplumların ötesinde ahlak
2-Platon
-İyi ideası
3-Farabi
-kaynak akıl
-,irade seçme gücü
-bilgi-iyi-mutluluk
-en büyük erdem bilgidir
4-Kant
-Fenomen –apriori,apasteriori-saf akıl
-numen –pratik akıl-ahlak
-ilke olarak iyiyi isteme
-ÖYLE HAREKET ETKİ SENİN İSTEMENİ BELİRLEYEN İLKE AYNI ZAMANDA GENEL YASAMADADA GEÇERLİ BİR İLKE OLABİLSİN
-TOPLUM=GENEL YASAMA
-Özgürlük=Kendisinin istemesi
-İsteme
-Ahlaki eylemin amacı ödevdir.
-Ödeve uygun ...Ödevden dolayı

SİYASET FELSEFESİ
A)KONUSU:İnsanı yerleşik hayata geçmiş ve toplu halde yaşayan varlık olarak ele alan felsefe disiplinindir.
---Siyasi otorite,bunun oluşumu,kaynağı,gücü,bireyle ilişkisinin nasıl daha iyi bir duruma gelebileceği gibi konuları ele alır.
a-Devlet varlık koşuludur
b-Etik alanda insan ilişkilerinin yöneten ilke ve değerler vardır.
c-Toplum içinde de insan eylemlerini düzenleyen kural ,ilke ve yasalar vardır.
d-Etik ilişki-vicdan
e-Toplumsal ilişki-hukuk

B)TEMEL KAVRAMLAR
1-BİREY:Tek insan ,topluma bağımlı-ilişki içinde,sosyal varlık
2-TOPLUM:Temel ve sosyal ihtiyaçlar için bir araya gelmiş aynı kültür,toprak,değerleri vb paylaşan insan topluluğu
3-DEVLET:Toplumun iç düzen,bağımsızlığını koruyan kurum
4-İKTİDAR:Yönetimi elinde bulundurma gücü
5-YÖNETİM :İdare etme
6-MEŞRUİYET:Hukuka,yasaya uygun olmak
7-EGEMENLİK:Emir almadan emir verebilmek
8-HUKUK:Düzenleyici kurallar bütünü
9-YASA:Kurallar
10-BÜROKRASİ:

C)SİYASET FELSEFESİNİN TEMEL SORULARI
I)İktidar Kaynağını Nereden Alır?
2)Meşruiyetin Ölçütü Nedir?
a-Korunma İhtiyacı
b-Dinsel Misyon
c-Sınıf Çıkarları
d-Ortak İrade
3)Egemenliğin Kullanılışı:
MAX WEBER’E GÖRE ÜÇ SAF TİP VARDIR.
a-Geleneksel Otorite
-Yöneten yönetilen ayrımı vardır
-Hükümdar gelenek ve törelere göre yönetir
-Eğer bunlardan saparsa isyan çıkar
-İsyan düzene değil hükümdara karşıdır
-Hükümdar gücünü soydan alır ve kurmay takımı ile korur
b-Karizmatik Otorite
-Hükümdarda olağan üstü niteliklerin olduğuna inanılır
-Lider yanılmaz,söylediği yasadır
-Mutlak itaat vardır
-Yöneten yönetilen ayrımı vardır
c-Hukuki ve Demokratik Otorite
-İktidar yazılı hukuka dayanır
-Yöneten yönetilen ayrımı yoktur,eşitlik
-Yasama(Meclis)Yürütme(Hükümet)Yargı(Bağımsız mahkemelerle güçler ayrılığı ilkesi vardır.


4-BİREYİN TEMEL HAKLARI
Kişinin sadece insan olduğu için sahip olduğu devredilemez haklardır
Bunlar;özgürlük,yaşama ,mülkiyet,düşünme,ifade etme,zulme karşı koyma vb

5-BÜROKRASİNİN İŞLEVİj
a-Bürokrasinin olumsuz yönleri
-Yavaşlık
-Statükoculuk
-Gelir dağılımında eşitsizlik
-Kırtasiyecilik
b-M.Weber’e göre bürokrasiyi akılcı kılan yanları
-Yasal kurallar ve yaptırımlar
-Sürekli memurlar kadrosu
-Yazılı belgelere dayanan çalışma geleneği
-İşbölümü ilkesine dayalı görev ve yetki dağılımı
Weber’e göre bürokrasinin olumsuz yönleri bunalım dönemlerinde ortaya çıkan karizmatik liderlerle aşılır
c-Bürokrasinin Gereği
-İnsan disharmonik bir varlıktır
-Hukuki ve demokratik egemenlik tarzı için zorunlu
6-SİVİL TOPLUMUN ANLAMI
Devletin direk müdahalesi dışında kalan alan
SORULAR
1-Siyaset felsefesinin konusu nedir?
2-Temel kavramları nelerdir?
3-Temel soruları nelerdir?
4-İktidar nasıl meşru olur?
5-Geleneksel,karizmatik,hukuki otoritenin özellikleri nelerdir?
6-Bürokrasinin olumsuz yönleri nelerdir?
7-Bürokrasi niçin gereklidir?
8-Weber’e göre bürokrasiyi akılcı kılan yanları nelerdir?
9-Çağdaş toplum –Bireyin temel hakları-Hukuki otorite-Bürokrasi arasındaki ilişkiyi açıklayınız.

SİYASET FELSEFESİNİN ANA PROBLEMLERİ
1-KARMAŞA-DÜZEN-ÜTOPYA
A-DÜZEN VE DEVLET NİÇİN GEREKLİDİR?
-İnsan toplu halde yaşamak zorundadır
-karmaşa halinde varlığını sürdüremez
-düzen varolmak için zorunluluktur
-düzen kurallarla sağlanır
-bu kurallar geçmişte gelenekler,günümüzde hukuk kurallarıdır
-kuralları işletmek,uygulamak için bir kurum gereklidir
-bu kurum devlettir
-o halde devlet bir varlık zorunluluğudur

İnsan disharmonik bir varlıktır.İyiye olduğu kadar kötüye de yönelebilir.Kötüye yönelme karmaşaya yol açar.Kurallar iyiye yönelmeyi sağlar.Kuralları işleten kurum devlettir.


B-İDEAL DÜZEN VARMIDIR?
1-YOKTUR DİYENLER
a-Sofistler:
-Devlet sözleşmelerle oluşur
-doğru bilgi kişiden kişiye değişir
-herkesin kabul edeceği ideal bir düzen olamaz
b-Nihilizm:
-Hiçbir otorite kabul edilme(otoritesiz düzen olmaz)
2-VARDIR DİYENLER
a-Özgürlüğü temel alan yaklaşım:Kapitalizm,liberalizm.Smith,mill
b-Eşitliği temel alan yaklaşımosyalizm.Marx,s.simon
c-Adaleti temel alan yaklaşım:

C-ÜTOPYALAR
a-İstenilen Ütopyalar:
1-Platon-Devlet
-İnsanda üç yeti vardır.bunlar
duygu:itaat eder
Cesaret:Eylem yapar
Akıl:emreder

Devlette de üç sınıf olmalıdır
1--İşçiler
-görevleri ..üretmek
-erdemleri..çalışmak ve itaat
-özel mülk serbest
-aile kurmak serbest
2-bekçiler
-görevleri..savaşmak,korumak
-erdemleri..cesaret
-özel mülk yasak
-evlilik yasak
-eğitim..cesaret veren eğitim ve kabalıktan kurtaracak ruh eğitimi
3-Yöneticiler
-filozoflar
-Eğitim..bekçi+felsefe
-özel mülk yasak
-aile yasak
-görev yönetmek

a-aristokrasidir
b-yöneten yönetilen ayrımı vardır
c-demokrasi karşıtıdır
d-sınıf ayrımı vardır
e-önemli olan devlettir






2-T.Moore-Ütopya
-Aile en önemli kurum
-sınıf ayrımı yok
-özel mülk yok
-para yok
-yöneticiler seçimle başa gelir
-eğitim zorunlu ve eşit
-temeli hoşgörü
-din serbest
-savaş sevilmez
3-Campanella-Güneş Ülkesi
-Aile yasak-bütün kötülüklerin kaynağı
-özel mülk yok
-baş metafizikçi yönetir
-3 yardımcısı var
pon-güç-savaş sevilir
sin-bilgelik-eğitim +din
mor-aşk-sağlık,neslin devamı
--din tek
--eğitim zorunlu,eşit,dini eğitim var
--yöneten yönetilen ayrımı var
--
4-Farabi-El medinet’ül fazıla
-Yönetim seçimle
-yöneticinin özellikleri
akıllı-anlayışlı-belleği güçlü-okumayı seven-güzel konuşan-dünya malına ve eğlenceye düşkün olmamalı
-En büyük erdem yardımlaşma
-insanların yardımlaştığı şehir erdemli şehir,devlet erdemli devlet
-en yetkin devlet dünya devleti

b-İstenmeyen Ütopyalar
1-1984-orwell
2-Yeni Dünya

2-BİREY VE DEVLET
Birey devlet ilişkisi egemenlik tarzına göre değişir.
-itaat eden, emreden
-hukuksal,toplumla birlikte
---birey için devlet,devlet için birey,karşılıklı
---Devlet adına bile olsa bireyin temel haklarından vazgeçmesi beklenemez
a-Y.HAS.HACİP
-kutadgu bilig
-devletin önde gelen özellikleri
1-akıl..2-adalet..3-doğru yasa
akılla doğru yasa yapılır.doğru yasa ile adalet sağlanır
--devletin amacı bireyi mutlu kılmak
--birey Tanrısal değerleri özümseyerek erdemle dolar ve kişilik kazanır



b-MONTESQUİEU
--Üç temel siyasi duygu vardır
1-Monarşi ..namus ve şerefe dayanır..namus ve şeref ayrıcalık ve farklara olan bağlılıktır
2-İstibdat..korkuya dayanır..doğası bozuktur,yıkılır
3-Cumhuriyet..Erdeme dayanır(erdem=iyiye yöneliş)..Kanunlara saygı bireyin topluma bağlılığını dile getirir.
---Montesquieu’ya göre erdem :KANUNLARA SAYGI BİREYİN TOPLUMA SAYGISIDIR.
---Devlette üç güç vardır
a-yasama
b-yürütme
c-yargı

...sadece cumhuriyetlerde güçler ayrılığı ilkesi vardır.
Bu üç gücü belirten ilk kişidir.
Birey devlet ilişkisi cumhuriyetle karşılıklı hale gelir.
Birey devlet ilişkisini karşılıklı hale getiren ve etkisi büyük olan bir filozoftur.


VARLIK FELSEFESİ(ONTOLOJİ)

VARLIK

VAROLAN VAROLMAK
VAROLAN BİLME KONUSU YAPILABİLENDİR
VAROLMAK BİLME KONUSU OLABİLMEKTİR

SUJE OBJE Bilme konusu olan her obje varolmak özelliğini taşır.

Amerika kıtası var mıdır? Sorusuna günümüzde evet cevabını veririz.Ancak bundan 1000 yıl önce aynı soruyu sorsaydık cevap ne olurdu?Niçin?Yok dememiz yok olduğunu mu gösterir?

İki tür varlık vardır
a-Düşünsel varlık:Duyularla algılanamaz.Geçmişi ve geleceği yoktur
b-Gerçek varlıkomut,varolur ve yok olur

ONTOLOJİ AÇISINDAN VARLIK
TEMEL PROBLEM:VARLIĞIN VAROLUP OLMADIĞI PROBLEMİDİR
TEMEL SORU:VARLIK VARMIDIR ,VAR İSE VARLIK NEDİR

A-Varlık yoktur
1-Nihilizm(Hiççilik)
2-Taoizm
-Tao evrenin düzenidir
-Bütün olayların kendisinden çıktığı sonsuz özdür
-Gerçek olan odur ve o tektir
-Olaylar dış görünüşlerdir ve görecelidir
-Taoyla birleşen kişi aldatıcı dünyadan uzaklaşır ve ölümsüzlüğe kavuşur
-Taoyla üç yolla birleşilebilir Düşünce,Vecd,Sezgi

B-Varlık Vardır
REALİZM:
Sanatta ve edebiyatta gerçeği olduğu gibi yansıtmaktır
-Bir olayın anlatılması bir resmin aynen çizilmesi gibi
-Bu görüşe göre resim gerçeği yansıttığı ölçüde güzeldir
FELSEFEDE REALİZM:
A-ONTOLOJİ AÇISINDAN REALİZM:Gerçekler bizden bağımsız ve nesnel olarak vardır.
B-EPİSTEMOLOJİ AÇISINDAN REALİZM:Objeler sujeden bağımsız olarak vardır
C-PLATON’UN İDEALAR ÖĞRETİSİ:Gerçek varlık vardır ve idealar dünyasındadır
D-ORTAÇAĞDA REALİZM:Ortaçağ filozoflarının üzerinde tartışığı bir konudur.Ortaçağın en önemli tartışması olan TÜMELLER TARTIŞMASINA verilen cevaplardan biridir.
Tümeller tartışması tümel kavramların gerçek birer varlık olarak varolup olmadıkları sorunudur.
Bu konuda üç görüş vardır:
a-Realizm:Tümel kavramlar bilincin dışında vardır.Ortaçağda realizm demek idealizm demektir.Platon’un idealar öğretisine bağlı olanlar savunur.
b-Konseptualizm(Kavramcılık)Tümel kavramlar yalnızca düşünsel varlıklardır
c-Nominalizm(Adçılık)Tümel kavramlar birbirine benzeyen varlıklara insanlar tarafından verilmiş adlardır
ORTAÇAĞIN İLK DÖNEMİNDE REALİZM,12.YY’DA KONSEPTUALİZM,14YY DAN SONRA NOMİNALİZMETKİN OLMUŞTUR.



TEMELPROBLEM: VARLIK VAR İSE VARLIK NEDİR?
A-OLUŞ OLARAK VARLIK:
1)Herakleitos:
-Bir nehirde iki kez yıkanamazsınız
-Her şey her an değişir
-Değişim karşıta doğru olur
-Gece gündüze,doğum ölüme gider
-Bu karşıtların savaşını meydana getirir
-Karşıtların savaşı varlığı meydana getirir
-Savaş her şeyin babasıdır
-O halde varlık bir oluştur
-Logos bunu düzenleyen yasadır
-Temel madde ateştir
-Herakleitos diyalektiği

2)Whitehead:
-Evrende mekanik bir düzen yoktur
-Evren sürekli bir oluş halindedir
-Bu oluş canlı bir oluştur
-Her şey birbirine bağımlıdır
-Her varlık varolmak için bir diğerine muhtaçtır
-Evrende iki karşıt güç bunu sağlar
a-Yaratıcılık olanağı sağlayan güç
b-Süreklilik olanağı sağlayan güç


B-İDEA (DÜŞÜNCE)OLARAK VARLIK(İDEALİZM)


PLATON
İdealar öğretisi

ARİSTOTELES
-Varlığın özü tek tek varlıkların içindedir
-Bütün varlıklar madde ve formdan(Biçim) meydana gelir
-Madde hava,su,toprak,ateş
-Form ruhtur
-Gerçek varlığı oluşturan 4 neden vardır
1-Maddesel Neden:Varlığın oluştuğu madde
2-Formel neden :Varlığa biçim veren
3-Yapıcı neden:Yapıldığı araç,Meydana getiren
4-Ereksel neden:Amaç

Varlığın temeli formdur.Madde sonra gelir.Madde kusurlu ,form kusursuzdur

FARABİ
-Vacib’ül Vücud=Zorunlu Varlık=Tanrı
-Varolmak için başkasına muhtaç değildir
-Diğer bütün varlıklar varolmak için muhtaçtır
-Varlığın özü Tanrıdadır
-Tanrı saf akıldır,saf iyiliktir ve bu bütün varlıkların oluş nedenidir


TANRI(VACİB’ÜL VÜCUD)


AKIL(TÜMDENGELİM-DOĞRU-İYİ)


MADDE

TANRI BÜTÜN VARLIKLARI SAF AKIL VE SAF İYİLİKLE YARATMIŞTIR. VARLIĞIN ÖZÜ TANRIDADIR.O HALDE VARLIĞIN ÖZÜNE ULAŞMANIN YOLU AKIL VE İYİLİK OLACAKTIR.

HEGEL

-Salt düşünceyle doğruya ulaşılır
-Düşünce tez-antitez-sentez diyalektik süreci ile sürekli gelişir
-İdea hiçbir zaman kaybolmaz
-Tüm varlıklar evrensel ideanın ürünüdür
TEZ-Kendinde İdea
ANTİTEZ-Kendi dışında idea
SENTEZ-Kendinde ve kendisi için idea(insan kendi bilincine varır ve temel ideaya yönelir)

C-MADDE OLARAK VARLIK(MATERYALİZM)

DEMOKRİTOS:
-Varlık atomlardan meydana gelir
-Temel madde atomdur
-Atomlar renk ve biçimdedir
-Nesnenin varolması atomların birleşmesi,yok olması atomların ayrılmasıdır.
-Atomlar yok olmaz
-‘Hiçbir şey yoktan var olmaz ,varolan bir şeyde yok olmaz
-Mekanik materyalisttir.
-Mekanik materyalizm:Nesneler kendi başlarına ve değişmez özelliklere sahip varlıklardır.Evren değişmeyen bu parçalardan meydana gelir.

THOMAS HOBBES
-Çıkış noktası Bacon emprizmidir
-Dünya mekanik hareket kanunları tarafından yönetilen cisimler bütünüdür
-İnsan ve hayvan bu bütünün parçasıdır
-Varlık maddedir ve madde cisimlerden ibarettir
-Cisimler üçe ayrılır
a-Doğal Cisimler:Doğadaki tek tek nesneler
b-Yapma Cisimler:Doğal cisimlerden yapılanlar
c-Ahlaki Cisimler:Anlaşmalar,sözleşmelerle oluşan (devlet,ahlak,hukuk)
-Devlet anlayışını anlattığı kitabının adı Leviathandir(dev)





K.MARX
-Evren tez antitez ve sentez şeklinde diyalektik bir şekilde sürekli gelişir
-Gelişen maddedir
-Maddenin gelişmesi düşünceyi geliştirir
-Diyalektik Materyalizm

D-HEM DÜŞÜNCE HEM MADDE OLARAK VARLIK (DUALİZM-İKİCİLİK)
DESCARTES:
-Özleri birbirinden farklı ,3 farklı töz vardır.
a-Tanrıonsuz tözdür.Varolmak için başka hiçbir şeye gereksinim duymaz
b-Ruhonlu töz
c-Maddeonlu töz
‘Düşünüyorum o halde varım’
-Düşünen şeyin varlığını doğrudan biliriz(RUH)
-Yer kaplayan şeyin varlığını dolaylı biliriz(MADDE)
-Varlık ruhuyla düşünce bedeniyle maddedir.

DESCARTES’IN KARŞILAŞTIĞI SORUN:
Ruh ve beden gibi özleri birbirinden farklı iki töz nasıl bir arada olabilir?
Bu sorunu çözmeye çalışanlara KARTEZYEN DESCARTESÇI denir.

Spinoza tek cevher Tanrı(doğa)dır düşüncesiyle sorunu çözmeye çalışmıştır.
Monizm (Tekçilik) Düşüncesiyle çözüm bulmaya çalışır

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 13664
favori
like
share
gule.ozlem Tarih: 02.12.2008 19:03
saolasın
rockyyy Tarih: 16.03.2008 10:42
eyw kardeş sağol