Eski zamanlarda, uzak diyarların birinde Behram adında bir padişah varmış. Behram iyice yaşlanmış, eli ayağı tutmaz olmuş. Tahtını bırakacağı bir oğlu da yokmuş. Bir gün vezirini çağırıp tacı, tahtı vezire teslim etmiş. Karısı padişahın yaptıklarını duyunca:
-"Sen ihtiyarlayıp çıldırmışsın. Bahtımıza bir ışık doğdu. Bir süre sonra çocuğumuz olacak. Yaptığın da iş mi şimdi?" demiş.

Behram Şah, duyduklarına inanamamış. Eşine, "İnsan tükürdüğünü yalamaz. Vezire gidip rica ederim. Ben ölürsem çocuğumuza göz kulak olur, onu korur." demiş.

Ertesi gün vezire her şeyi anlatmış. “Ben ölürsem evladımı kendine evlatlık al”, demiş. Vezir “Allah gecinden versin; ama gözünüz arkada kalmasın” diye söz vermiş. Bu konuşmadan üç gün sonra Behram Şah ölmüş.

Aradan günler geçmiş. Bir gece padişah, rüyasında, Behram Şah'ın bir oğlunun olacağını görmüş. Hemen vezirini çağırmış. Rüyasını anlatıp Behram Şah'ın karısını öldürmesini emretmiş. Yufka yürekli vezir zavallı kadının hiç suçu yokken öldürülmesine karşı çıkmış. Padişah sinirlenmiş. “Emrimi yerine getirmezsen senin başını alırım”, demiş.

Vezir çaresiz bir şekilde, kadını alıp ormana doğru yola koyulmuş. Ormanın içlerinde ilerlerken kadın sancılanmış. Az sonra bir oğlan çocuk dünyaya getirmiş. Ama kendisi ölmüş. Yufka yürekli vezir kadıncağızın haline ağlamış. Sonra çocuğu sarmış sarmalamış. Kundağının içine bir mektupla bir mücevher koymuş. Mektuba kadının başından geçenleri bir bir yazmış. Çocuğun adını "yâdigar" koymuş. Kulağına ezan okuyarak adını fısıldamış. Mektubun devamında çocuğu bulan kişiye seslenmiş: "Bu yetimi evlat edin, mücevheri satarak onu büyüt. Bir yetime sahip çıkmakla hayırlara kavuşursun."

Çocuğu güvenli bir yere bırakarak, bir tavşan avlamış. Kadının başörtüsünü tavşanın kanına bulamış. Padişaha götürmüş. Padişah da tahtına varis olacak çocuktan kurtulduğu için çok sevinmiş.

Çocuğu bir kervancı başı bulmuş. Hemen arkadaşlarına haber vermiş. Onlar da evlat edinmesini tavsiye etmişler. Ama kervancı başı gezgin olduğundan çocuğa bakmakta zorlanmış. Bir şehre varınca çocuksuz bir kadına emanet etmiş.

Kadın, çocuğu kendi evladı gibi büyütmüş. Mektupta yazılanları ona bir masal gibi anlatmış. yâdigar kısa zamanda büyümüş, yiğit bir delikanlı olmuş. Ata binmeyi, ok atmayı, kılıç kullanmayı öğrenmiş. Kısa zamanda yiğitliği, mertliği, ok atmak ve kılıç kullanmaktaki ustalığı dilden dile yayılmış.

Bir gün arkadaşlarıyla birlikte bozkırda kılıç oynayıp, at koşturup eğleniyorlarmış. O sırada padişahın kızları geçiyormuş. Delikanlıların eğlencelerine dudak büküp, onlarla alay etmişler. yâdigar da kızları kovmuş.

Kızlar saraya varınca Yadigâr'ı babalarına şikâyet etmişler. Padişah veziri çağırmış. Bu delikanlıların yakalanmasını emretmiş.

Vezir adamlarını yollamış. Yadigâr, padişaha meydan okumuş. Bunu duyan padişah aleme ibret olsun diye askerleriyle gençlerin üzerine yürümüş. İçinden de "Padişaha baş kaldırmak ne demek, cümle âlem görsün!" diyormuş. Gençlerin bulunduğu yere varınca, askerleriyle gençleri çember içine almış. Yadigâr padişaha seslenmiş:

-Eğer mert bir insansan ne benim arkadaşlarımı ne de sesin askerlerini kırdırma. Gel teke tek savaşalım. Ben öldürürsem senin ordu, sen öldürürsen benim arkadaşlarım yenik sayılsın.

Padişah biraz düşündükten sonra bu öneriyi kabul etmiş. Üç gün üç gece dövüşmüşler. Sonunda Yadigâr, padişahı öldürmüş. Padişahın askerleri Yadigâr'a teslim olmuş. Yadigâr arkadaşlarıyla saraya yürümüş. Vezir saraya girmelerine izin vermemiş. Yadigâr, kılıcını çekince vezir ona kim olduğunu sormuş. Yadigâr, ismini söyleyince vezir: "Beni şimdi öldürme, babanı çağır bir görüşelim, ondan sonra ne istersen yap." demiş.

Yadigâr: "Benim babam yok, anam var." demiş. Anasına haber yollanmış. Kadın gelince vezir sormuş:

-Doğruyu söyle bakalım, bu oğlan senin neyindir?

Anası gerçekleri anlatmış. Yıllardır sakladığı mektubu göstermiş. Vezir yâdigar'ı bağrına basmış. Yadigâr olanlardan bir şey anlamamış. Vezir yıllar önce yazdığı mektubu okuyup her şeyi anlatmış. “Taht ve tacın asıl sahibi sensin”, demiş.

Yadigâr tahta çıkmış, yufka yürekli veziri kendisine baş vezir yapmış. Anasıyla ve halkıyla mutlu bir hayat sürmüş. Eski padişah da vefasızlığının ve emanete hıyanet etmenin cezasını canıyla ödemiş.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1190
favori
like
share
MERT_EMİNE Tarih: 12.06.2008 18:03
TEŞEKKURLER