önemli olan paylaşımdır;öğretebilmektir.



Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 30707
favori
like
share
.Ness.Quik. Tarih: 27.03.2012 18:37
In, At / Part 1
[COLOR="#FF8C00"] İngilizcede Yer Bildiren Zarflar - 1.Bölüm

"In" ve "At" İngilizce'de yer bildiren zarflardır.
IN: İçinde demektir. Sınırlı olan veya sınırlı olabilen bir yer için kullanılır.

Örneğin:
in my pocket. Cebimde (cebimin içinde)
in the house. Evde (evin içinde)
in İstanbul. İstanbul’da (İstanbul’un içinde)

AT: -de, -da anlamı verir. Fakat içindelikbildirmez. Sınırı olmayan, sınırlanamayan veya sınırı olduğu halde,bizim için sınırı önemli olmayan yerlerde kullanılır. Buna göre büyükşehirler ve ülkeler için “in” semtler, mahalleler için “at” kullanılır.
Örneğin,
She lives in İstanbul at Taksim.
O, İstanbul’da Taksim’de yaşar. (oturur)
Home ev, yuva, vatan anlamına gelir. Bu sebepten “home” için “at” kullanılır.
Örneğin,
He is at home.
O, evdedir.
House kelimesi de ev anlamına gelir. Fakat bu ev daha çok bina, yapı anlamı taşır. Bu sebepten “in” edatı ile kullanılır.
Örneğin,
He is in the house.
O, evin içindedir.



In, At / Part 2
[COLOR="#FF8C00"] İngilizcede Yer Bildiren Zarflar - 2.Bölüm


Ayrıca masa başında sandalyede oturan insanlar için de “at” kullanılır.
Örneğin,
She is at the table.
O, masadadır.
He learns English at school.
O, İngilizceyi okulda öğrenir.
Burada okulun binası değil de, genel anlamı kastedildiğI için “at” kullanılıyor, Fakat,
He is in the school.
O, okuldadır.
Örneğinde ise okulun binası kastediliyor ve onu okulun içinde görüldüğü anlatılmak isteniyor. Bu sebepten “in” kullanılıyor. Aslında bu kurallar hiç bir zaman çok kesin değildir. Sözün durumuna ve anlamına göre değişebilir.
There are some flowers in the garden.
Bahçede bazı çiçekler vardır.
They work in the fields.
Onlar tarlalarda çalışırlar.
My sister drinks milk at breakfast.
Kız kardeşim kahvaltıda süt içer.
John lives in England, in London.
John İngiltere’de, Londra’da yaşar.
The children play in the street.
Çocuklar sokakta (caddede) oynarlar.
Not: Cadde veya sokak sınırlı bir yer olmadığı halde “in” edatı ile kullanılır.
Ali swims in the swimming pool every Sunday.
Ali her Pazar yüzme havuzunda yüzer.
Your books are in your bag.
Sizin kitaplarınız sizin çantanızdadır.
ERAY.E Tarih: 09.01.2012 17:35
Örnek,

She is rather pretty.
O, çok güzeldir.

That boy is rather clever.
Şu çocuk pek akıllıdır.

�Rather� would yardımcı fiili ile birlikte kullanıldığı zaman tercih etmek anlamına gelir.

I would rather go out than stay here.
Burada kalmaktansa, dışarı çıksam daha iyi olur.

Quite Tam, oldukça

Birlikte kullanıldığı sıfata göre değişik iki anlam taşıyor.

1) Şimdi göreceğimiz örneklerde �bütünlük� ve �tam olma� anlamı taşıyor.

Örnek,

The glass is quite full.
Bardak tamamen doludur.

The glass is quite empty.
Bardak tamamen boştur.

2) Şimdi göreceğimiz örneklerde ise �oldukça� anlamı taşıyor.

Örnek,

He is quite a good player.
O, oldukça iyi bir oyuncudur.

That cheese is quite good.
Şu peynir oldukça iyidir.

Buradaki �oldukça iyi� ifadesi daha önce görmüş olduğumuz �fairly good� ifadesinden bir derece daha fazladır.


Too De, da, gereğinden fazla

Bu zarf da iki anlam taşır.

1) �Also� gibi �de, da� anlamına gelir.

Örnek,

Ayşe will go tomorrow, I will go too.
ERAY.E Tarih: 09.01.2012 17:35
Örnek,

Where are you going?
Nereye gidiyorsunuz?

Nowhere.
Hiçbir yere.

Enough Yeterli

Bu zarf birlikte kullanıldığı sıfat veya zarftan sonra gelir.

Örnek,

She didn�t run quickly enough.
O, yeteri kadar çabuk koşmadı.

The house isn�t big enough.
Ev, yeteri kadar büyük değildir.

Fairly / Rather Az-çok / Oldukça

Her ikisi de aynı anlama gelirler. Fakat �fairly� zarfı daha çok hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile kullanıldığı halde �rather� zarfı hoşa gitmeyen sıfatlar ve zarflar ile kullanılır.

Örnek,

This suitcase is fairly light, but that one is rather heavy.
Bu bavul oldukça hafif, fakat şu epeyce ağır.

Tom is fairly industrious, but John is rather lazy.
Tom oldukça çalışkandır, fakat John epeyce tembeldir.

Tom did fairly well in his exam, but John did rather badly.

Sınavda Tom epeyce iyi yaptı, fakat John�un sınavı oldukça kötü geçti.

�Rather� bazen hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile de kullanılabilir. Fakat o zaman anlamı değişir. �Very� kelimesi ile aynı anlama gelir.
ERAY.E Tarih: 09.01.2012 17:34
Neither:

Bu zarfın kendisi olumsuz olduğu için kuracağımız cümleyi yine olumlu kuracağız.

Ali doesn�t speak English and neither does Ayşe.
Ali İngilizce konuşmaz, ne de Ayşe.
(Ne Ali İngilizce konuşur ne de Ayşe.)

He didn�t go and neither did I.
O gitmedi, ne de ben.
(Ne o gitti, ne de ben.)

I don�t smoke and neither does my brother.
Ben sigara içmem, ne de kardeşim.
(Ne ben sigara içerim, ne de kardeşim.)

Ayşe doesn�t like him and neither does Fatma.
Ayşe ondan hoşlanmaz, ne de Fatma.
(Ne Ayşe ondan hoşlanır, ne de Fatma.)

Şimdi size İngilizce�de özel durumları olan �idiomatic� bazı kullanışlardan bahsedeceğiz.

Somewhere Bir yer

Bu zarf aynı zamanda �some� gibi kullanılır.

Örnek,

I saw your bag somewhere.
Çantanızı bir yerde gördüm.

I left my bag somewhere.
Çantamı bir yerde bıraktım.


Anywhere Herhangi bir yer

�Any� gibi kullanılır.

Örnek,

Did you see my bag anywhere?
Çantamı herhangi bir yerde gördünüz mü?

Nowhere Hiçbir yer

Genellikle kısa cevaplarda kullanılır.
ERAY.E Tarih: 09.01.2012 17:34
Either:

Ali doesn�t speak English and Ayşe doesn�t speak English.
Ali İngilizce konuşmaz ve Ayşe İngilizce konuşmaz.

anlamına gelen bu cümleyi şu şekilde kuracağız.

Ali doesn�t speak English and Ayşe doesn�t either.
Ali İngilizce konuşmaz ve Ayşe�de. (konuşmaz)

anlamına gelmektedir.

He hasn�t read the book and I haven�t either.
Kitabı o da okumadı, ben de.

He can�t hear us and she can�t either.
Bizi o da duyamaz, o da.
ERAY.E Tarih: 09.01.2012 17:34
Neither-nor Ne-ne de

�Neither� kelimesi �no� ve �either� kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. �Nor� kelimesi de �no� ve �or� kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir.

�No� ile bağlanan kelimeler olumsuz anlam verirler. Bu iki kelime de bir cümlede kullanıldığı zaman, cümle olumlu kurulduğu halde olumsuz anlam verir.

Bu iki zarf az önce öğrendiğimiz �either-or� zarfları gibi çift unsurlu cümlelerde kullanılır. Ve olumsuz anlam verir.

Örneğin,

Neither my father nor I will go to London tomorrow.
Yarın Londra�ya ne babam gidecek, ne ben.

Neither he nor you broke the window.
Camı ne o kırdı, ne sen.

Neither my mother nor my father gives me pocket money.
Ne annem, ne babam bana cep harçlığı verir.

You will neither swim nor run tomorrow.
Yarın ne yüzeceksiniz, ne koşacaksınız.

My father reads neither book nor newspaper.
Babam ne kitap okur, ne gazete.

We drink neither milk nor tea at breakfast.
Biz kahvaltıda ne süt içeriz, ne de çay.

I must speak to neither Ayşe nor Fatma.
Ben, ne Ayşe ile konuşmalıyım, ne de Fatma ile.

You will see Ayşe neither in Konya nor in Manisa.
Ayşe�yi ne Konya�da göreceksiniz, ne de Manisa�da.

He will go to Ankara neither on Sunday nor on Monday.
O, Ankara�ya ne pazar günü gidecek, ne Pazartesi.

�Either� ve �neither� zarflarının başka bir kullanılış şekli daha vardır. Bu şekil olumsuz bir cümlede aynı sözlerin tekrarlanmasını önlemek için kullanılır. Örneğin,
ERAY.E Tarih: 09.01.2012 17:33
Only Sadece

Örneğin, bir zarf olan �only� (yalnızca, sadece) kelimesini ele alalım. Bu zarfı,

I eat apples in this room on Saturdays.
Ben bu odada Cumartesi günleri elma yerim.

Cümlesinde değişik yerlerde kullanalım. İlk önce öznenin başına getirelim.

Only I eat apples in this room on Saturdays.

Bu cümlenin Türkçesi bir tek şekilde doğrudur. �Cumartesi günleri bu odada sadece ben elma yerim� şeklindedir. Yani başkası yemez, sadece ben yerim.

İkinci örnekte �only� zarfını fiilden önce kullanalım.

I only eat apples in this room on Saturdays.

Bu cümlenin Türkçesi �Cumartesi günleri bu odada ben elmayı sadece yerim. Yani ben elmaları başka birşey yapmam. (Top gibi oynamam, pişirmem, satmam) sadece yerim.

Üçüncü örnekte �only� zarfını ise �direct object� (nesne) olan apples�dan önce kullanalım.

I eat only apples in this room on Saturdays.

Ben bu odada Cumartesi günleri sadece elma yerim. Ayva, armut yemem, sadece elma yerim demektir.

Dördüncü örnekte ise �only� zarfını �in this room�dan önce kullanalım.

I eat apples only in this room on Saturdays.

Ben Cumartesi günleri sadece bu odada elma yerim. Başka bir odada değil sadece bu odada yerim demektir.

Beşinci örnekte �only� zarfını �on Saturdays�den önce kullanalım.

I eat apples in this room only on Saturdays.

Ben bu odada elmayı sadece Cumartesi günleri yerim. Yani, Salı, Perşembe günleri yemem, sadece Cumartesi günleri yerim demektir.

Zarfların bu kullanışlarını öğrendikten sonra şimdi değişik bir zarf tipi öğreneceğiz.

Either-or Ya - ya da

Bu iki zarf, içinde çift unsur olan cümlelerde kullanılır. Bu çift olan unsurlar özne, fiil, nesne, dolaylı tümleç, yer zarfı, zaman zarfı olabilir.

Örneğin,

Kapıyı ya ben, ya da sen açmalısın.

Cümlesinde çift unsur öznelerdir. �Yarın ya gezeceğim, ya uyuyacağım� cümlesinde çift unsur fiillerdir. �Çocuklar ya parkta, ya deniz kıyısında oynayacaklar� cümlesinde çift unsur yer zarfıdır.

Bu tip cümlelerde �either-or� kullanılırken dikkat edilecek kural şudur. Çift olan unsurun birincisinden önce �either�, ikincisinden önce �or� kullanılır.

Önce bu çift unsur özneler olsun.

Either my father or I will go to London tomorrow.
Yarın Londra�ya ya babam gidecek, ya ben.

Either he or you broke the window.
Pencereyi ya sen kırdın, ya o.

Şimdi çift unsur fiiller olsun.

You will either swim or run tomorrow.
Yarın ya yüzeceksin, ya da koşacaksın.

Şimdi çift unsur nesne yani �direct object� olsun.

My father reads either book or newspaper.
Babam ya kitap okur, ya gazete.

We drink either milk or tea at breakfast.
Biz kahvaltıda ya süt içeriz, ya çay.

Şimdi çift unsur dolaylı tümleç olsun.

I must speak to either Ayşe or Fatma.
Ben ya Ayşe ile konuşmalıyım, ya Fatma ile.

Şimdi çift unsur yer zarfı olsun.

You will see Ayşe either in Konya or in Manisa.
Ayşe�yi ya Konya�da göreceksiniz, ya da Manisa�da.

Şimdi de çift unsur zaman zarfı olsun.

He will go to Ankara either on Sunday or on Monday.
O, Ankara�ya ya Pazar günü gidecek, ya Pazartesi.
ERAY.E Tarih: 09.01.2012 17:33
ADVERBS IN ENGLISH

Zarflar eylemleri niteleyen sözcüklerdir. Eylemlerin nasıl yapıldığı veya nasıl olduğu hakkında bilgi veren sözcüklerdir. Zarflar genellikle sıfatlardan türerler.

Dikkat: Zarflar fiilleri (yüklemi) niteler; sıfatlar isimleri niteler..

beautiful (sıfat) güzel

beautifully (zarf) güzelce, güzel bir şekilde

careful (sıfat) dikkatli "He is a careful one." (O, dikkatli birisi.)

carefully (zarf) dikkatlice "He walks carefully." (O, dikkatle yürüyor.)

good (sıfat) iyi "He's a good person." (O, iyi birisi.)

well (zarf) iyi bir şekilde "She sings well." (O, iyi şarkı söyler.)

Hem sıfat hem zarf özelliğine sahip sözcükler de vardır.

fast (sıfat) hızlı "He is fast." (O hızlı)

fast (zard) hızlı bir şekilde "He runs fast." (O hızlı koşar)

Zarflar genellikle cümlenin sonuna veya fiillerden hemen sonra getirilir.

He studies English diligently. (Harıl harıl ders çalışıyor.)

I get up early in the mornings. (Sabahları erken kalkarım.)

He plays football very well. (Futbolu çok iyi oynar.)



İNGİLİZCE'DE ZARF (ADVERB)
TÜRLERİ









Adverb (Zarf)

Zarflar fiilleri, sıfatları , başka zarfları ve hatta bulundakları konuma göre cümleleri niteleyebilen sözcüklerdir. Adverb’ler ( zarf ) cümle içerisine yerleştirildikleri konum ve fonksiyon bakımından farklılıklar gösterir.






ZAMAN ZARFLARI


Today, now, yesterday, next week, later, afterwards


Bu adverb türü zaman zarfı olarak görev yapar ve bir işin ne zaman yaıpldığını anlatıp fiilin Tensini belirler.








YER ZARFLARI


Here, there, inside, outside, upstairs, downtown


Bu adverb türü, cümlede yer ( location) anlatmak için kullanılır. Preposition + Noun ‘dan oluşan bir yer tamlamasının yerine kullanılabilirler ve nerede sorusuna cevap verirler.






DURUM/ HAL
ZARFLARI


Quickly, easily, clearly, accurately, precisely, slowly, fast, hard, late, well

a) The student answered the question quickly.

b) Drive carefully!

c) I opened the case easily.

d) She swims fast

e) She speaks English well


Bu adverb türü, bir işim nasıl yapıldığını anlatır ve fiili nitelerler. Bu zarflar adjective + ly = adverb of manner gibi sıfatın sonuna bir –ly eki getirilerek yapılır.



Fakat,



fast, hard, late, early & well gibi zarfalar –ly almazlar. Bu sözcükler hem sıfat hamde zarftır, cümle içerisindeki konum ve anlamlarıyla ayırt edilirler. Örnek (d) & (e)






KISITLAMA ZARFLARI


Only, merely, just, purely, solely, simply, exclusively



a) Only men can enter!

b) You can just sit here.

c) His success is purely his achievement.




Bu adverb türü cümlede kısıtlama ablamı vermek için kullanılır. Aynı zamanda cümlede vurgu amaçlı da kullanılabilir.








BAKIŞAÇISI
GÖSTEREN
ZARFLAR


Scientifically, Chemically, Semantically,

a) Grammatically this sentence is not accurate.

b) Economically, we are in a bad position.

c) Scientifically, this can’t be true.




Bu adverb türü, cümlede bahsedilen fikre bakış açımızı belirlemek için kullanlır.




DERECELENDİRME
ZARFLARI


Rather, quite, fairly, extremely, much, a lot, highly

a) She was quite talented.

b) He was fairly well equipped.




Bu adverb türü, sıfatların derecelendirlmesi için kullanılır.

Adverb + adjective




DİKKAT ÇEKME
ZARFLARI


Mainly, specifically, primarily, notably, especially, principally, predominantly, mostly, chiefly



a) Especially, the children in India are suffering.

b) Semantics primarily deals with meanings of utterances.




Bu adverb türü, cümlede vurguyu bir noktaya odaklamak için kullanılır ve cümle içerisindeki anlamları “özellikle” dir.










SIKLIK
ZARFLARI


Always, usually, sometimes, ever, never, seldom

a) She always has breakfast in the morning.

b) Sometimes I feel afraid in the night.

c) I never sleep before mid-night.

d) She is sometimes late for work.




Sıklık zarflaraı diye bilinen bu grup, birişin nekadar sık yapıldığını anlatmak için kullanılr.



Genellikle action fiilin önüne gelirler. Eğer cümlenin fiili “be” ise be + frequency adverb biçminde kullanılırlar (d).



Sadece sometimes cümle başında, fiilin önünde, ve cümle sonunda kullanılabilir (b).








TÜM CÜMLEYEİ
NİTELEYEN
ZARFLAR






a) Essentially, I can’t sleep alone. .

b) It seems difficult, but basically it is easy.

c) Fortunately, we were able to arrive on time.

d) Obviously, he is innocent.











Zarflar / Adverbs / ingilizce Dersi

Tekrarlılık Gösteren Zarflar ( Adverbs of Frequency )



always

daima



sometimes

bazen



occasionally

ara sıra



usually

genellikle , umumiyetle



generally

genellikle



frequently

sık sık



seldom

nadiren



rarely

nadiren , seyrekçe



Örnekler ( examples ) :

We always eat breakfeast at home.
i seldom take a bus to school.
We are often at home after school.
He rarely drinks cola.
They usually go for a walk in the park.

Ever & Never

Ever :ingilizce Türkçe sözlük de Hiç anlamında genellikle sorularda kullanılır.Yanıtlarda ise , olumsuz cümlelerde kullanılır.


Örnek ( example ) :

Do you ever watch TV in the morning ?



Never : Sadece yanıtlarda kullanılır ve " hiç / asla " gibi anlam verir, cümleyi olumsuz yapar.


Örnek ( example ) :

He is never lazy , but he is sometimes careless.


Still , Already , Yet

Still :" Halen / Hala " anlamında soru , olumlu ve olumsuz cümlelerde kullanılır.


Örnek ( example ) :

He still lives in izmir.

Do you still study French with the same teacher ?

They still can't speak English.


Already :" Şu anda , Hali hazırda " anlamına gelen bu deyim genel olarak olumlu cümlelerde kullanılır.

Örnek ( example ) :

i have already seen her.

Yet :Soru ve olumsuz cümlelerde , cüümle sonuna getirilir ve "henüz , daha şu ana kadar " vbz. anlamlar verir.

Örnek ( example ) :

Haven't you set the table yet ?

i haven't driven your car yet.


Too , Any More , Very , Enough


Too :"Çok aşırı" anlamına gelen bu sözcük sıfatların önüne gelir ve anlamını niteler.Cümlede olumsuz bir anlam verir.


Örnek ( example ) :

The water is too cold.

The problem is too diffucult.


Any more :" Artık..." anlamı verir.Olumsuz cümlelerde cümle sonunda kullanılır.


Örnek ( example ) :

English isn't diffucult for me any more.


Very :" Çok " anlamına gelen bu kelime sıfatların önüne gelir ve anlamı niteler.Cümlelerde genellikle olumlu anlam verir.


Örnek ( example ) :

The water is very cold.


Enough :" Yeterli " anlamına gelen bu kelime sıfatlardan sonra konur ; cümlede olumlu bir anlam verir.


Örnek ( example ) :

The ice is thick enough for skating.

Fiilleri, yani öznenin yaptığı eylemi niteleyen sözcüklere ZARF denir. Bu nedenle, zarflar durum gösteren BE fiiliyle KULLANILMAZLAR. Yer ve zaman gösteren zarflar zaten sözcük anlamıyla belli olur. Hal zarflan ise, çoğu zaman, sıfatların sonuna –ly takısının gelmesiyle oluşturulur.

SIFAT ZARF
Slow slowly
Guick quickly
Careful carefully
Careless carelessly
Hungry hungrily
Final finally
Easy easily

KURALSIZ OLANLAR

Good well
Fast fast
Hard hard
Far far
Near near
Early early
Late late
Loud loud (loudly)

Well sözcüğü zarf olmasına karşın, BE fiiliyle kullanılabilir, "sağlık, hal hatır" sorularına karşılık verirken I am well (İyiyim) denebilir.

Hard sıfat olarak, "sert, zor" anlamına gelir, ama bu anlamda zarf olmaz, yani zarf olan hard "sıkı" ya da "yoğun" anlamına gelir.

I worked hard: Sıkı çalıştım.
It rained hard: Çok yağmur yağdı (yoğun olarak yağdı).

İngilizce’de hardly sözcüğü, "hemen hemen hiç" anlamına gelir ve sıfat olan hard' ın zarf biçimi olarak kullanılmaz.

I hardly know you: Seni pek tanımıyorum.

(3) “Yakın” anlamına gelen near sözcüğünün zarf biçimi de aynıdır. İngilizce’de nearly sözcüğü ise, "neredeyse, az kalsın" anlamına gelir.

Come near : Yakına gel. (zarf)
I nearly broke it.: Onu az kalsın kırıyordum.

(4) Late sıfatı da zarf olurken biçim değiştirmez. Lately sözcüğü ise başka bir anlamda kullanılır; "son zamanlarda" demektir.

We came late: Geç geldik, (zarf)
I haven't seen him lately: Onu son zamanlarda görmedim.

HAL ZARFLARININ ÜSTÜNLÜK VE EN ÜSTÜNLÜK DERECELERİ

KURALSIZ OLANLAR

Well Betler Best
Badly Worse Worst
Near Nearer Nearest
Far Farther Farthest
Far Further Furthest
Fast Faster Fastest
Hard Harder Hardest
Loud Louder Loudest
Early Earlier Earliest
Late Later Latest

Yukarıda görülen kuralsızlar dışında, sonuna -ly takısı alarak oluşan tüm zarflar more ve most alarak üstünlük ve en üstünlük derecelerinde kullanılırlar.

ÜSTÜNLÜK DERECESİ

I can drive faster than you (can). (Senden hızlı sürebilirim.)
She types betler than I (do). (Benden iyi daktilo yazar.)

Kıyaslanan öğe eğer ÖZNEL durumdaysa ardından cümlenin zaman özelliğine göre yardımcı fiili gelebilir.
Eğer NESNEL durumdaysa yardımcı fiil gelmez. Kıyaslanan öğe varsa, than kullanmayı unutmayınız.

She cooks berter than me. (Benden iyi yemek pişirir.)
We work harder than them. (Onlardan çok çalışıyoruz.)
I came earlier. (Ben daha erken geldim.)

EN ÜSTÜNLÜK DERECESİ

Zarfların en üstünlük derecesinde de yine the unutulmamalıdır.

She drives the fastest (of ali of us). (Hepimizden) Hızlı sürer.
They came the latest of all. (Herkesten geç geldiler.)
He plays the best of all the others. (Diğerleri içinde en iyi o oynar.)

ADVERBS IN ENGLISH - İNGİLİZCE'DE ZARFLAR





I speak a little English.
Birazcık İngilizce konuşurum.





Professor Smith speaks Russian fluently.
Profesör Smith Rusçayı akıcı olarak konuşur.





Daniel and Jim speak English perfectly.
Daniel ve Jim İngilizceyi mükemmel konuşur.


Zarflar konuşmanın bir parçası olup bir şeyi nasıl yaptığınızı söylemenizi sağlar. Profesör Smith Rusçayı sıradan bir yabancı gibi konuşmaz, aynı zamanda akıcı olarak konuşur. Zaman zarflarının çoğu sıfatın sonuna -ly eklenerek elde edilir. Perfectly zarfı perfect sıfatı ve fluently zarfı fluent sıfatına bağlıdır.





He is fluent.


O akıcı.


Tüm zarflar bu şekilde oluşturulmaz. Örneğin, well good sıfatının zarfıdır.





He speaks well.


O iyi konuşur.

















speed


hız



















fast / quick


hızlı/çabuk




slow


yavaş







The rabbit is fast.


Tavşan hızlı.






The turtle is slow.


Kamplumbağa yavaş.











Quickly ve slowly, quick ve slow sıfatlarının zarf halidir.





The rabbit runs quickly.


Tavşan hızlı koşar.





The turtle walks slowly.


Kamplumbağa yavaş yürür.





Mary speaks quickly.


Mary çabuk konuşur.


Fast düzensizdir. Zarf hali ile sıfat hali aynıdır.





The teacher speaks fast.


Öğretmen çabuk / hızlı konuşur.







Understand


Anlamak




easy (adj.)


kolay (sıf.)

easily (adv.)


kolaylıkla (zarf.)




understand - understood


anlamak






Susan speaks slowly. I understand her easily.
Susan yavaş konuşur. Onu kolayca anlarım.





They understood perfectly.
Onlar mükemmel anladı.



Adverbs / İngilizce Zarflar

Bu ünitemizde bazı zarfların cümle içinde değişik yerlerde kullanılışları hakkında çalışmalar yapacağız.
Zarflar cümledeki fiilleri etkileyen kelimelerdir. Bir cümlede bir zarf, ya doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, o cümledeki fiili etkiler. Eğer bir zarf etkilemesini istediğimiz fiilin hemen dibinde kullanılırsa, o zarf, o fiili doğrudan doğruya etkiler. Unutmayalım ki bir zarf cümlede en hareketli kelimedir. Yani cümlenin her yerinde kullanılabilir. Ancak hangi kelimenin öncesinde kullanılmışsa önce o kelimeyi etkiler. Fakat eninde sonunda etkileme işi fiile ulaşır.
CA-CHALLENGE Tarih: 10.07.2010 20:53
you're welcome