Uzakları Özlemek


İnsan tüm güzelliklerine,tüm yaşanırlığına rağmen bıkar bazen bulunduğu yerden.Biraz ötelere kaydırıp bakışlarını,uzakları merak etmeye başlar.Karşısında yükselen dağı,başka ovaları,vadileri,çölleri,yıldızları özler.Ufkun ötesine düşer hep.Hazırlığını yapar her fırsatta çıkacağı yolculuğun;sıkıntılarını,gözyaşlarını,
kırıklıklarını toplayıp doldurur çıkınlarına.Unutmak istediklerini alıp götürür yani.Unuttukları ise zaten silinmiştir belleğinden.Yeni şeyler yerleştirmek için silinenlerin yerine,zaman kollamaya başlar insan..
Gördüğü güzel bir çiçeğin kokusunda uçuverir
gitmek istediği yere;karşı dağın yaylasında bulur kendini.Geldiği yolun,tırmandığı yokuşun yorgunluğu vardır üstünde.Önünde uzanan çayırları koşmak ister ama nafile!.Vazgeçer,bırakır kendini toprağa.Uzanır sırtüstü ve hiçbir şey göremez gökyüzünden başka.’Bu gök,der; geldiğim yerde de vardı.Hem de aynısıymış!..’
Kollarını iki yana bıraktığında,ellerine değen çimin ıslaklığını duyumsar; gözyaşları gelir aklına, zehir gibi!..Yüreğinde kırılan dalların acısı düğümlenir
boğazına.Yaylanın oksijen dolu havasında eritmek istercesine yutkunur; hem de kerelerce...Ağlamaya başlar yeniden.Sırtını dayadığı ıslak çimenler
ısınmıştır artık;uykuya dalar...
Uyandığında yaşamanın güzel olduğunu teyit eder kendi kendine.Evet, yaşamak güzeldir gene de..Her şeye rağmen güzeldir!Kutsal bir kitabı tutarcasına
iç huzura kavuşur bunu düşününce.Az ötesinde bulunan ağaca, onun yaprağına, üstünde cıvıldayan
kuşa bakıp gülümser; umudunu yeşertir yeniden....
yaşamak adına...
Yaşamanın güzelliğini budanmış ağaçlara sormak gerekir aslında.Ölüm ile yaşam arasına çizilen ince çizgide gelip giden korku,bir filizin yeşermesiyle
sona erer.İnsan da böyledir.Tam bitti derken her şey, değen bir elle başa döner; yeni yarınlar, yeni hayaller, yeni uzaklar yaratır kendine.Bundan dolayı değil midir ağaçların baharda yeşermeleri, tohumların toprağı delip güneşe doğru başkaldırmaları..Bundan dolayı
değil midir darağaçlarına olan nefretimiz?!..
Hep dorukları özlesek de; bazen,salkım söğütlerin,
karanfillerin, akasyaların, palmiyelerin ve nicelerinin yere çekimli dallarına katılıp;çöllere, ovalara, vadilere de düşer yolumuz.Ortasından nehrin geçtiği vadi, yar koynu gibidir bence.Ova ise, gönüldür gepgeniş..
Çöller ne demekse!?Aşk belki de! Kumlarında kaybolmak, savanlarında susuzluk gidermek; sonra
yeniden susamak, yağmur ormanlarını özleyerek...
Aşk sarmaşık demekmiş ya, sanırım, dünyanın her yerinde var sarmaşık denen bu arsız ama güzel ot..Önemli olan ona yürekle dokunabilmek, sevgiliyi ağaç sanıp sarılabilmek...

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 420
favori
like
share
lanet_olsun Tarih: 05.10.2007 15:24
tşkler paylaşımın için saol
NarCicegi Tarih: 04.10.2007 09:14
PaYLa$iMiN iCiN T$KLeR