Güneş–Deprem Teorisi’ni ortaya atan Fizikçi Harun Güçlü, Bingöl ve Tunceli depremlerinin, kendi çalışmasını doğrular bir şekilde, Ay’ın ve Güneş’in dünyayı en çok etkilediği yeni ay döneminde meydana geldiğini açıkladı. Güçlü, teorisinin uluslararası bilim literatürüne girmesi halinde; yeni bir çığır açarak Nobel ödülü kazandırabileceği inancında.

İstanbul Teknik Üniversitesi’nde deprem tahmini projesini yürüten öğretim görevlisi Berk Üstündağ, Güçlü’nün yabana atılmaması gerektiğini ifade ederek çalışmanın, bilimsel verilerle karşılaştırılması gerektiğini ifade ediyor. Jeofizik Kurumu Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ercan da depremlerin gökcisimleriyle ilişkisi üzerine çalışmalar yapıyor. ‘’Beyinleri tetiklemek istiyorum.” diyen Güçlü, teorinin dünyada kabul edilebilir bir hale gelmesi için ulusal araştırma kurumlarının desteğiyle bir ekip kurulmasını istiyor.

Türkiye’de, 11 Ağustos 1999’daki güneş tutulması olayının ardından olayın çizgisi üzerinde büyük bir depremin yaşanması fizikçi olan Harun Güçlü’yü konuyu araştırmaya yöneltti. Güçlü, bir yıl geceli gündüzlü süren araştırma, inceleme ve konunun uzmanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından buluş niteliğinde sonuçlara ulaştı. Klasik teorilere göre yer kabuğunun hareketleri; sıvı haldeki mağmanın ısı nedeniyle yer altında dolaşımı sonucunda meydana geliyor. (Konvansiyon Teorisi) Jeofizik bilimi, bugün geldiği nokta itibarıyla bu ana teoriden yola çıkıyor. Güçlü, bu olayın doğru olmakla birlikte yer hareketlerini meydana getiren ana unsurun bugüne kadar bilim adamlarınca görülemediğini savunuyor. Güçlü’ye göre Güneş, çekim kuvvetiyle yer içindeki dengeleri bozmakta ve Dünya kutupların basıncıyla kendi kendini kıran bir yumurta haline gelmekte.

Güçlü\'nün teorisini ve ortaya koyduğu sonuçlar kısaca şöyle: Güneş Dünya’nın gündüz bölümünü çekerek yer çekimini azaltıyor, bir anlamda bu bölgeleri gevşetiyor. Gece bölümünü ise içe doğru çekerek yer çekimi yönünde basınç artışına neden oluyor. Bunun sonucunda yer kabuğu hareketlerinin daha yüksek oranda gece olması gerektiği ortaya çıkıyor.

Dünya, Güneş etrafında ve çekim alanında dönerken, bu gökcisminden etkileniyor. Yörüngesinin gereği bir hızlanıp, bir yavaşlıyor. Dünya, 21 Aralık’tan, ocak ayına kadar Güneş’e en yakın ve en hızlı konumda bulunuyor. Teoriye göre bu dönemde depremlerin sayısı ve şiddetinin artması gerekiyor.

İkinci derecede hareketli dönem ise 21Haziran–temmuz başı arası. Güneş dünyayı ocak ayındaki kadar olmasa da bu dönemde de yoğun bir şekilde etkiliyor. Depremlerin şiddet ve sayısı artması gerekiyor.

Bunun dışında yeni ay ve dolunay dönemleri de Dünya üzerinde Güneş’in ve Ay tarafından oluşturulan en çok etkinin yüksek olduğu zaman dilimleri. Bingöl ve Tunceli depremleri de yeni ay dönemine rastlaması, teoriyi güçlendiriyor.

17 Ağustos depremi gibi, 9 Şubat 1999 tarihindeki Meksika ve 23 Haziran 2001’deki Peru depremleri, o bölgede olan güneş tutulmasından kısa bir süre sonra gerçekleşti.

Deprem bilimciler teoriyi yabana atmıyor! Türkiye Jeofizik Kurumu Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ercan da depremlerin gökcisimleriyle ilgisi olduğunu iddia ediyor. Prof. Dr. Ercan, yaptığı bir çalışmada depremlerin daha çok ocak, ağustos, ekim ve kasımda gerçekleştiği sonucuyla karşılaştı. Ercan, “4 Ocak yer Güneş’e en yakın, temmuzda ise en uzak durumdadır. Depremler en çok dolunay ve ilk ay döneminde meydana geliyor. Böyle bir durumda yerin karnı 75 cm şişerken, ikinci durumda 75 cm büzülmektedir. Bu arada gerilen bir bölge varsa, yer kabuğunun bu hareketi depreme sebep olabilir.” dedi.

İTÜ’de deprem tahmini projesi yöneten Yrd. Doç. Dr. Berk Üstündağ, Harun Güçlü’nün çalışmasının bilimsel verilerle karşılaştırılması gerektiğini belirtiyor. Yer yoğunluğunu ölçen ‘’Geryz Uydusu”nun verileri alınarak bir karşılaştırma yapılabileceğini dile getiren Üstündağ, “Yer çekimi ivmesinin, yer kabuğunda değişikliğe sebep olduğunu ortaya koyan bir Fransız bilim adamı geçtiğimiz yıllarda Nobel ödülü aldı. Bu nedenle teoriyi dışlamamak gerekir.” şeklinde konuşuyor.

Diyebilirsiniz ki, depremin sebebi, mağma olsa ne olur? Güneş olsa ne olur? Güçlü, teorisinin dünyaca kabul edilmesi halinde yeni teknolojik gelişmelere ve deprem tahminlerine büyük katkı sağlayacağını ifade ediyor.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 556
favori
like
share
Sindy Tarih: 10.10.2007 18:53
paylasim icin tesekkurler Nerqish