Takımlar Fikstür/Tahmin Puan Durumu Tahmin Krallığı Canlı Sonuçlar Yorumlar
MAIN-BOARD
Albümler Oyunlar Videolar Gruplar Bloglar Süper Lig Tahmin Oyunu Frekanslar Ödüller Forum

Geri git   MAIN-BOARD > Genel Bölümler > Sağlık

SORU BANKASI (Sağlığınızla İlgili Soru ve Cavaplar)

Sağlık SORU BANKASI (Sağlığınızla İlgili Soru ve Cavaplar), Arkadaşlar sağlıkla ilgili sorunlarla ilgili elimden geldiğince bu konuya örnek sorular ve cevaplar ekleyerek sizlere yardımcı olmaya çalışacağım. (Şimdilik 127 soru cevap.) Her ihtimale karşın Branşında Uzmanlaşmış Doktorla birebir görüşmekte ...

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 15.06.2008, 14:08   #1 (Mesajin Linki)
Korgeneral
 
cihanasran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 13.07.2007
Ülkesi: İZMİR
Mesajlar: 5,134
Cinsiyet:: Bay Bay
Teşekkür Etmiş: 261
Teşekkür Almış: 1,695

cihanasran wird schon bald berühmt werden
SORU BANKASI (Sağlığınızla İlgili Soru ve Cavaplar)



Arkadaşlar sağlıkla ilgili sorunlarla ilgili elimden geldiğince bu konuya örnek sorular ve cevaplar ekleyerek sizlere yardımcı olmaya çalışacağım.

(Şimdilik 127 soru cevap.)







Her ihtimale karşın Branşında Uzmanlaşmış Doktorla birebir görüşmekte yarar vardır.



- GENEL -





SORU:Karın şişliği neden olur?


CEVAP: Henüz tam olarak bilmediğimiz bazı nedenlerle, karın şişliği kadınlarda daha sık olmakta ve yemeklerden sonra ortaya çıkmaktadır. Bu durum daha çok, mide ve ince bağırsakların üst kısımlarının yeterince çalışmaması ile meydana gelir. Karın kaslarının gevşek olması da negatif yönde katkıda bulunur. Bu durumda, mide ve bağırsak hareketlerini artırmak sureti ile içindeki gıdaların aşağıya doğru hareketlenmesi için, bazı ilaçlar kullanılır. Şişkinlik hissi, sıklıkla İrritabl Bağırsak Sendromu (Spastik Kolon Sendromu) adı ile bilinen ve bağırsakların düzensiz hareketi ve spazmı ile karakterize bir hastalığın parçası da olabilir. Stres ve endişe, bazı insanlarda şikayetlerin artmasına neden olmaktadır.

SORU:Gençlerin mi yoksa yaşlıların mı kilo vermesi daha zor oluyor?

CEVAP:Gençlerin kilo vermesi daha kolay çünkü gençlerin metabolizması daha hızlı çalışıyor. Gençler daha hareketli olduklarından, spor programlarını daha rahat uygularlar. Ayrıca, dış görünüşlerine yaşlılardan daha fazla dikkat ettikleri için diyet konusunda çok daha kolay motive olabiliyorlar.



SORU: Son bir kaç yıldır burnum ve her iki yanı yanaklarıma doğru kızarıyor ve yanıyor. Hiç doktora görünmedim. Bu hal aşırı kaygılandığım ve sıkıldığım zamanlarda daha da çoğalıyor. Allerji mi yoksa içten gelen bir hastalık belirtisi mi bilemiyorum, bu yüzden uzmanlık alanı cildiye mi yoksa dahiliye doktoruna mı görünmeliyim?

CEVAP: Bu durum allerjik bir zeminde gelişen bir olay olabilir.Size önerin bir kulak burun boğaz uzmanından yardım almanızdır.

SORU:

5 aydan itibaren göbeğimin içinde bir akıntı oluştu arada kabuklaşıp geriliyor ve tahriş olmuş bir yara gibi hafif kanama oluyor?

CEVAP:

Muhtemelen bir enfeksiyon. akıntı renkli(yeşil, koyu gri vb.) ise göbeğinizin akıntı gelen bölgesinde şişlik ağrı eşlik ediyorsa enfeksiyon nedeniyle akıntı olmuş olma ihtimali yüksektir. Muhtemelen de kıl kökünden kaynaklanmıştır. Bunun için size tavsiyem genel cerrahi branşında bir hekime başvurup kesin tanı konduktan sonra tedavi almanızdır. Tedaviye rağmen düzelmeyen akıntılarda altta fistül, yabancı cisim gibi başka nedenler aramak gerekir.

SORU: Sorunum haftada en az 2-3 kere beni yakalayan baş agrılarım.Artık ağrılarla yaşar oldum.1 yıl önce migren başlangıcı teşhisi konuldu bir devlet hastahanesinde fakat tedavi ilacım bir antidepresandı ve ben kullanmadım.Eskiden en ufak bir açlıkta kusturmaya giden başağrısına yakalanıyordum şimdi ise sanki değişti.Tok olduğum halde bile yakalıyor,üzüntülü,sevinçli,gergin farketmiyor her durumda ağrıya tutuluyorum.


CEVAP: tedavi eksikliği ve tekrar ayırıcı tanı açısından doktor tarafından tekrar değerlendirilmenizde yarar var.


SORU: Kalça eklemime protez ameliyatı gerektiği söylendi ama ameliyat olmak istemiyorum. Bu durumda eklem içi enjeksiyonu yapıldığını duydum. Böyle bir uygulama var mı ve benim gibi ameliyat gereken hastalar için uygun olabilir mi?

CEVAP: Kalça eklemi içerisine yapılacak ilaçların kortizon içermesi uygun değil, geçici süre rahatlama sağlayabilir. Eklem sıvısı miktarını arttıracak ilaçlar dizde daha sık uygulanıyor, kalça eklemi için bilgiler nisbeten daha az denenebilir. Bazı ağızdan kullanılan ilaçlar ve eklem içerisine radyofrekans uygulaması yapılabiliyor. Radyofrekans için özellikle floroskopi (röntgenle görüntüleme) eşliğinde işlemi yapabilecek yani ameliyathane ortamında uygulanabilecek bir merkez Algoloji (Ağrı Tedavisi)Merkezine başvuru gerekir.




- DAHİLİYE & İÇ HASTALIKLARI -


SORU:48 yasinda tansiyon hastasi annem. 2 gun once ictigi largopen 500 mglik antibiyotikten -penisilin zehirlenmesi-sebebi ile zehirlendi.butun vucudu ari sokmus gibi sisti asiri ishal durumu dilin peltelesmesi sikayetleriyle baygin halde hastaneye kaldirildI.Daha oncede bu ilaci iciyordu hafif grip hallerinde doktor kontrolunde almadi penisilin alerjisi oldugunuda bilmiyordu penislin alrjisi kan testi ile anlasilmazmi? Daha once ictigi halde nasil olduda birden vucudu boyle bir tepki verdi

CEVAP:penisilin türü ilaçlarda her kullanışta risk atar. kan testi yoktur. kendisi ile test yapılabilir


SORU: eşimin sol karın boşluğunda bir ağrı oluştu ve idrar tahlili istendi sonucundada proteğin değeri normalden fazla çıktı billirubinde fazla çıktı veketone sayısı ne yapmamız gerekli tedavisi nedir.

CEVAP: İki grub sorun söz konusu galiba. 1)Karın ağrısı 2)Diğeri İdrarda albuminüri.biluribinüri ve ketonüri. Karın ağrısı belki hakikaten böbreklerle ilgili olabilir. Onun Ultrason gibi bir tetkikle araştırılması gerekir. Proteinüri eşiniz de siz yaşlarda ise belki postural proteinüri gibi önemsiz bir durum ama 24 saatlik idrarda protein miktarı bakılmalı 1 gm üzerinde ise nefrit gibi ciddi bir durum demektir. Bilubin idarda görülmesi sarılık demektir. Keton görülmesi genellikle açlık, uzun süre yeyip içmemekle ilgilidir. Ama idrarda şeker de çıkyırsa diyabet koması demektir. Aklınız karıştı değil mi? Sadece bir kaç laboratuvar parametresini bana söylemeniz bir şey ifade etmez. Bu tetkikleri isteyen meslektaşımız hastanın yakınmalarını dinlemiş muayene etmiş ve bir ön tanıyla bu tetkikleri istemiş olduğu için doğru cevabı ancak o verebilir.

SORU: yaklaşık 4 aydan beri kaşıntı ve kaşınan bölgede ya kuçuk kabarcıklar oluşuyor yada uzun kabarıklıklar.. bu kabarcık veya izler 15-30 dk arasında kayboluyor.. cildiye doktoru cild kurulugundan dedi losyon ve krem verdi ancak geçmedi.. bunun yanında aerosol veya zyrtec kullanınca geçiyor yanlız kullanımı kestikten 24-48 saat sonra tekrar başlıyor.. bu kaşınma aralıklı oluyor gün içinde.

CEVAP: bir allerji uzmanı ile görüşmelisiniz

SORU: son zamanlarda karnım çok gurulduyo yanı yanımdakı ınsan duyabılcek sekılde bunun nedenı ne olabılir

CEVAP: Bu bir bakıma barsakların enzimatik faaliyetinde bir değişimle ilgili. Bu durum sürekli olabilir, o zaman pek önemli değil. Ama sizde yeni oldu deniyorsa safra kesesi, karaciğer pankreas hastalıkları gözden geçtikten sonra eğer bir şey bulunamazsa ne gibi yiyeceklerin sizde bu gaz yakınmasını yaptığğına bakmalı. Ama büyük olasılıkla önemli bir sorun değil.









- KALP (KARDOLOJİ) HASTALIKLARI -





RİTİM BOZUKLUĞU İLE İLGİLİ SORULAR

Soru:
Zaman zaman kalp atışlarımda anormal ritim bozuklukları oluyor,çarpıntı şeklinde ve o an ateş basıyor terliyorum,kendimi bu yüzden işime bile veremiyorum derin derin nefes olmak zorunda kalıyorum sizce bunun nedeni ne olabilir?

Cevap:
Kalpteki ritim probleminin sebepleri, kalp kökenli veya kalp dışı kökenli olabilir.Kalp kökenlilerde ileti problemleri ve kalp hastalıkları sebeptir.Kalp dışı problemlerde ise sorun hormaonal olabilir.

Bu durumda bir dahiliyeciden ayrdım alabilirsiniz.


DOĞUMSAL KALP HASTALIĞI İLE İLGİLİ SORU-CEVAPLAR

SORU: Doğumsal kalp hastalığı nasıl oluşur?

CEVAP: Doğumsal kalp hastalığının oluşumunda genetik eğilim ve çevresel faktörler sorumlu tutulmaktadır..Kalp gebeliğn ilk 10 haftasında oluşur.Kalp anomalileri bu dönemdeki etkilenmelerin sonucudur.Bazı doğumsal kalp hastalıklarıkromozom anomalileri ile birliktelik gösterir.Bunların en iyi bilineni down sendromudur.Annenin gebelikte alkol alım ve bazı ilaçların kullanımı doğumsal kalp hastalıgına yol açabilir.Diyabetik annelerin bebeklerinde de doğumsal kalp hastalığı sıklıgı artmıştır.

SORU: Çocuklarda görülen kalp hastalıkları nasıl teşhis edilir? Teşhis için gerekli olan tetkikler nelerdir?

CEVAP: Doğumsal kalp hastalıklarının tanısı için EKG telekardiyografi ve ekokardiyografi gibi tetkikler gereklidir.Bazen kalp kateterizasyonu ve anjiyografi yapılması da söz konusudur.

SORU: Doğumsal kalp hastalıklarının çocuk ve bebeklerde kalp hastalığının belirtileri nelerdir?

CEVAP: Doğumsal kalp hastalığının klinik belirtileri genellikle şöyledir:Morarma kilo alamama dolayısıyla büyüme geriliği sık alt solunum yolu enfeksiyonları ve yorgunluktur.

SORU: Doğumsal kalp hastalıklarını anne baba fark edebilir mi ?

CEVAP: Doğumsal kalp hastalıgı olan bebekler sık nefes alır.Beslenirken çabuk yorulur .Sık sık alt solunum yolu enfeksiyonu geçirirler.Bazı doğıumsal kalp hastalıgı olan bebeklerin agız etrafında ve parmak uçlarında morarma görülür.

SORU: Doğumsal kalp hastalıkları önlenebilir mi?

CEVAP: Doğumsal kalp hastalıgı multifaktöriyel kalıtım gösteren hastalıklardan olup tamamen önlenmesi mümkün değildir.Olumsuz etkisi bilinen ilaçların kullanımından ve çevresel zararlı etkenlere maruz kalmaktan korunma kısmen yararlı olabilir.Çocugunda doğumsal kalp hastalığı olan aileler ise 4.aydan sonra bebegin kalbini ekokardiyoğrafi kontrol ettirebilir.

SORU: Doğumsal kalp hastalıkları anne karnında teşhis edilebilir mi ?

CEVAP: Doğumsal kalp hastalıklarının gebelik sırasında tanısı mümkündür.16-18 gebelik haftasında bebeğin kalbi ultrason cihazı ile görüntülenebilir.

SORU: Doğumsal kalp hastalıklarının görülme oranı nedir?

CEVAP: Ülkemizde nufus ve kaba doğum hızı göz önüne alındıgında her yıl 10.000-12.000 tane dogumsal kalp hastalıklı bebek dünyaya gelmektedir.Ayrıca bir bebekelerinde kalp anomalisi olan aielerde tekrarlama riski%3 tür.Ancak bu oran iki hasta çocuk varsa %10 üç hasta çocuk varsa %25 çıkar.Kendisinde doğumsal klap hastalıgı olan annelerin de böyle bebeklere sahip olma riski %66 ile %10 civarındadır.

SORU: Yeni doğan bebeklere kalp ameliyatı yapılabilir mi?

CEVAP: Kalp hastalıklarının cerrahi tedavisi günümüzde yenidoğan döneminde de yapılabilmektedir.Operasyon gereksinimi çocugun hastalıgının ciddiyetine bağlı olarak belirlenir.Günümüzde artık bebegin belirli bir kiloya ulaşması gereksinimini yoktur.

SORU: Doğumsal kalp hastalıkları büyüme ve gelişmeyi nasıl etkiler?

CEVAP: Doğumsal kalp hastalığı olan bebeklerde gelişme geriliği olur.
Bu ilk yaşta ön planda kilo alımı güçlüğü ile karşımıza gelir.Erken tedavisi zamanında yapılan bebeklerin büyümeleri hız kazanarak normale döner ve yaşıtlarını yakalarlar.






- ÇOCUK -



SORU:

12 yaşındaki oğlum okulda yapılan bir aşıdan sonra ,gece uykudan uyandı huzursuzdu. ertesi sabah okula gıttı ve okuldan 39,5ateşle döndü, ateş düşürücüden bir saat sonra tekrar yükselince endişelendım ve acile , muaynede hıc bir bulgu görülemeyince kan tahlili yapıldı. CRT .48,3 WBC : 15,2 MCV:77,8 PLT: 109,0 Dr bi enfeksiyonun var oldugunu soyledı ve antıbıyotık verdı. Enfeksiyonun nerde olduğunu araştırılması gerekmiyormu.

CEVAP: enfeksiyon olduğu görülüyor, idrar tahlili de yapılabilirdi. Antibiyotiğe devam edin, iki gün içinde ateşi düşmezse ateş odağının mutlaka araştırılması gerekir


SORU: 25 günlük bir yeğenim var gecen ateşi yükselmiş burnu akmış sonra acile götürmüşler doktor bey dolven 100 mg ve kongest 100mg pediatrik şurub vermiş dozu da az ama bebek normalden fazla uyumaya başladı sizce normal mi?

CEVAP: dolven şurup kilosunun 10 katı kadar (yani kilosu 3 kg ise 30 mg) verilmeli. 1/3 ölçek kadar vermelisiniz. kongest şurup yenidoğan bebeler için önermiyoruz. sürekli uyku hali varsa çocuk doktorunuz tarafından görülmesinde fayda var.

SORU: Cocugumda atesle birlikte kulagının hemen yanında bir şişlik belirdi nedeni nedir?

CEVAP: Muayene gerekli.

SORU: 14 aylık kızımın ayakları içeri basık yürüyor herhangi bir doktora baş vurmadık . ortopedik ayakkabı giydiriyoruz fakat yinede aynı ne yapmamız gekiyor .(ayaklarına baktığında düz tabanmış gibi görünüyor).

CEVAP: Bir ortopedi uzmanına başvurmanızı öneririz. Çünkü erken yaşta basit bir tedavi ile düzelebilen bu tür ortopedik sorunlar zamanında uygun tedavi görmezse ilerleyen yaşla beraber diz ve kalça gibi yük taşıyan eklemlerde sorunlara yol açmaktadır.






SORU: oğlum 5 yaşında 12 gün önce sino bronşit teşhisyle klacid antibiyotiğe başladık bugün akşam antibotiğe devam etmemize rağmen ateşi 38,5 derece oldu.Bu normalmidir

CEVAP: Antibiotiğin etkisi üç gün civarında başlar.O zaman içinde ateşi olabilir.

SORU: 5,5 aylık kızımın ateşi çıktı ateş dısında görülen bır şıkayetı yok pedıfen verdım acaba paranox ftılın bır sakıncası varmı.5,5 aylık bebek dış çıkarıyo olabilirmi?

CEVAP: paranox fitl verebilirsiniz, eğer 24 saatte düşmezse muayene gerkli, diş ateş, demek için başka sağlık sorunu olmamalı

SORU: 4 yaşında bir oğlumuz var. 1 yaşından sonra çok sık hastalanmaya başladı.ve kilo alımı yavaşaldı.2 yaşında sünnet oldu.5 ay öncede bademcik ve geniz eti alındı.ama hiç bir değişim olmadı.yine çok sık hastalanıyor. 3 haftada bir deposilin oluyor.hastalıklarında da ateş 39 civarı.ancak 4 saat ara ile çaprazlama yaparak kontrol edebiliyoruz. neredeyse ayda iki defa.geçen hafta ateşlenince doktor muayenede bulguya rastamadı kan ve idrar aso crp de normal çıktı.

CEVAP: Muhtemelen savunma sisteminde bir sorun olabilir. İmkanınız müsaitse bir tıp fakültesinde tetkiki faydalı olabilir.

Çocuklarda Göz Hastalıkları ilgili Soru&Cevaplar

SORU: Çocuklarda en sık görülen göz hastalıkları nelerdir?

CEVAP: Görme kusurları (miyop, hipermetrop, astigmat), şaşılık, göz tembelliği, doğuştan katarakt, doğuştan göz tansiyonu (glokom), doğuştan gözyaşı kanalı tıkanıklığı, doğuştan anomaliler, bazı göz tümörleri olarak sıralanabilir.

SORU: Bebek ne zaman göz doktoruna götürülmelidir?

CEVAP: Anne-baba, bebekte veya çocukta herhangi bir göz rahatsızlığından şüpheleniyorsa hemen bir göz doktoruna başvurmalıdır. Göz muayenesi için bebeğin belirli bir aya veya yaşa gelmesi beklenmemelidir. Bebeklerde ve küçük çocuklarda göz muayenesi genellikle çok güç olmaktadır, fakat imkansız değildir. Eğer bebek çok ağlar ve muayene olmaya kesinlikle karşı koyarsa narkozla muayene edilmelidir. Böylece herhangi bir rahatsızlık varsa erkenden teşhis edilip tedaviye başlanır.

SORU: Bebeklerde ve çocuklarda görme bozukluğu belirtileri nelerdir?

CEVAP: Bebekte içe kayma varsa çoğunlukla, hipermetropi ve görme tembelliği ile birliktedir. Bu durumda tedavi için bebeğin büyümesinin beklenmesi yapılabilecek büyük bir hatadır. Çünkü şaşılıklarda, hiç beklenilmeden bir an önce gözdeki bozukluğun ve derecesinin, varsa görme tembelliğinin tespit edilip hemen uygun gözlüğün verilerek uygun tedaviye başlanılması son derece önemlidir. Ayrıca, bebeklerde ve çocuklarda şaşılık olmaksızın görmelerinde bir zayıflık hissedilirse, örneğin çocuk televizyonu çok yakından izliyorsa, kitaba-deftere çok yaklaşarak okuyup-yazıyorsa, gözlerini sürekli kırpıştırıyorsa, başına belirli bir pozisyon vererek görmeye çalışıyorsa, gözlerini kısarak bakıyorsa, bir gözünü kapatarak veya kısarak diğer gözüyle görmeye çalışıyorsa hemen muayene edilmeli ve bir görme bozukluğu teşhis edilirse gözlük takılmalı veya gerekli tedaviye geçilmelidir.

SORU: Bebeklerde gözyaşı tıkanıklığı

CEVAP: Yeni doğan bebeğin bir veya her iki gözünde sürekli sulanma ve çapaklanma görülürse, göz yaşı kanallarının doğuştan tıkalı olabileceği düşünülerek bir göz doktoruna başvurulmalıdır. Teşhis doğrulanırsa doktor önce göz yaşı kesesine masaj yapılmasını ve bazı göz damlalarının kullanılmasını tavsiye edecek, sulanma ve çapaklanma düzelmediğinde ise narkoz altında göz yaşı kanalının açılmasını önerecektir. Doğuştan göz yaşı kanalı tıkanıklığı, bebek 18 aylık olmadan önce tedavi edilmelidir. Çünkü 18 aylıktan önce basit bir girişimle düzeltilebilen bu problem için ileri yaşlarda ameliyat gerekli olmaktadır.

SORU: doğuştan glokom (GÖZ TANSİYONU):

CEVAP: Yeni doğanlarda görülen önemli bir hastalık da, doğuştan glokomdur (göz tansiyonu yüksekliği). Bu hastalık başlangıçta bir belirti vermediği halde ilerledikçe bebeğin gözünün irileştiği, büyüdüğü dikkat çeker, ayrıca ışığa bakamama sulanma gibi belirtiler de tabloya eklenir. Tedavi edilmediği takdirde hastalığın ilerleyen dönemlerinde, gözün saydam tabakasının zamanla bulanıklaştığı ve giderek beyazlaştığı görülür. Bu durumda bebek, giderek görmesini kaybedecektir. Hastalık başlangıç döneminde teşhis edildiğinde, yapılacak ameliyatla göz tansiyonu düşecek ve görme kaybı önlenecektir. Fakat doğuştan glokomlu bebeklerde, ameliyattan bir süre sonra göz tansiyonu tekrar yükselebilir ve tekrar ameliyat gerekebilir. Bebeklerde görülen glokom, erişkinlerde görülen glokoma göre daha inatçı bir glokom türü olup bazen birkaç ameliyat bile gerekebilir.

SORU: Doğuştan katarakt

CEVAP: Yeni doğan bebeğin gözbebeğinde beyazlık görüldüğünde, hemen doktora başvurulmalıdır. Bu durum, çoğunlukla doğuştan kataraktın belirtisidir; tek gözde veya her iki gözde olabilir ve ameliyatı gerektiren bir durumdur. Yine gözbebeğinde beyazlık veya parlama ile ortaya çıkan ve bebeklerde görülen bir göziçi tümörü de mevcuttur. Bu durum da acil olarak doktora başvurmayı gerektiren önemli bir hastalıktır.

Soru: Yeni doğan bir bebeğin göz muayenesi, en erken ne zaman yapılmalıdır?

Cevap: Eğer, bir göz rahatsızlığından şüpheleniliyorsa muayene için beklemenin hiçbir anlamı ve yararı yoktur. Bebek 1 günlük de olsa, gerekiyorsa hemen göz muayenesi yapılabilir.

Soru: Bir günlük bebeğin göz muayenesi olmasını gerektiren ne gibi göz rahatsızlıkları olabilir ?

Cevap: Bebeğin gözlerinde hemen tedaviye başlanmasını gerektiren iltihaplı hastalıklar veya özellikle erken doğan (premature) bebeklerde görülen ve görme kaybına yol açabilen bazı rahatsızlıklarda, bebeğin hemen göz muayenesinin yapılması gereklidir.

Soru: Yeni doğan bebeğin muayenesi zor değil midir?

Cevap: Yeni doğan bebeğin muayenesi erişkin muayenesine göre bazı zorluklar taşır. Ancak, bebeğin mutlaka muayenesi gerekiyorsa bu, narkozla da yapılabilir.

Soru: Bebeğin narkoz alması riskli değil midir ?

Cevap: Yapılan her işlemde bir risk payı vardır ve yeni doğan bebeğin uyutulmasında, erişkin bir hastaya narkoz verilmesine göre pratik bazı güçlükler vardır. Fakat narkoz için birinci koşul, bebeğin narkoz almasına engel bir sağlık probleminin mevcut olmamasıdır. Bu nedenle önce çocuk hastalıkları uzmanı ile konsültasyon yapılarak, narkoza engel bir durumun olup olmadığı öğrenilir. Deneyimli bir anestezi uzmanının varlığında bebeklerin uyutulmasının korkulacak hiçbir yanı yoktur.

Soru: 1 yaşındaki bir bebeğin gözleri kayıyorsa tedavi için kaç yaşına kadar beklenmelidir ?

Cevap: Gözü kayan bir bebek veya çocukta, bu durumun zamanla kendiliğinden düzeleceği düşüncesiyle beklemek ve doktora başvurmamak büyük hatadır. Gözde herhangi bir kayma olduğunda, hiç beklemeden, hemen bir göz doktoruna başvurularak muayene ettirilmelidir ve doktorun önerisine göre hareket edilmelidir.

Soru: 3 aylık bir bebeğim var, doğduğundan beri her iki gözü sürekli olarak sulanıyor ve çapaklanıyor, ne yapmalıyım ?

Cevap: Bebeğinizde büyük olasılıkla doğuştan gözyaşı kanalı tıkanıklığı var. Hemen bir göz doktoruna başvurmanız doğru olacaktır. Bu durumun tedavisi için önce bazı damlalar kullanmanız ve gözyaşı kesesinin bulunduğu yere (göz ile burun kökü arasındaki bölgeye) masaj yapmanız tavsiye edilecektir. Düzelme olmazsa narkozla, tıkalı olan gözyaşı kanalının açılması gerekecektir.

Soru: Bebeklerde narkozla, tıkalı gözyaşı kanalının açılması zor bir ameliyat mıdır ?

Cevap: Bu işlem bir ameliyat değildir. Sonda adı verilen tel gibi bir aletle gözyaşı kanalının açılması söz konusudur. Ortalama 5 dakikalık bir işlemdir. Fakat bebek 18 aylık olana kadar kanal açılmazsa, daha sonra kanala tüp takılması ve ameliyat yapılması gerekecektir.

Soru: 5 yaşındaki çocuğum televizyonu çok yakından izliyor ve gözlerini kırpıştırıyor, ne olabilir?

Cevap: Çocuğun, gözlük takmasını gerektirecek bir görme problemi olabilir. Göz muayenesi olup, durumun ortaya çıkarılması gerekir.

Soru: Bir bebekte veya çocukta gözbebeklerinde beyazlık görülmesi neye işarettir ?

Cevap: Bir bebek veya çocukta her iki gözbebeğinde beyazlık görülürse bu, büyük ihtimalle doğuştan kataraktın belirtisidir. Bu durumda, hemen doktora başvurulmalı ve önce beyazlığın gerçekten katarakt olup olmadığı anlaşılmalı, sonra tedaviye geçilmelidir.

Soru: Doğuştan katarakt nedir ?

Cevap: Normal olarak saydam olması gereken göz merceğinin saydamlığını kaybedip beyazlaşmasına katarakt denir. Katarakt çoğunlukla yaşlılarda olduğu halde yeni doğan bebeklerde veya çocuklarda da görülebilir. Bu tür katarakt, doğuştan katarakt olarak isimlendirilir. Akraba evliliklerinde, ailesinde doğuştan katarakt olanlarda görülebilir. Ayrıca hamilelikte...






- GÖZ -



SORU: Gözlerimde zaman zaman çapaklanma ve kızarıklık oluşuyor nedeni ne olabilir?

CEVAP: Bir göz hekimi ile bağlantı kurmanız çok daha sağlıklı olacaktır. Şikayetleriniz konjuktivit yada keratit dediğimiz durum ile uyumlu olabilir. Allerjik nedenler, lens kullanımı, mikrobik nedenler, göz kuruluğu, bilgisayar başında fazla kalma ile ilişkilendirilebilir.

SORU: babam 74 yaşında ve beyaz rengi, elektrik ışığını göremiyor.ayrıca etrafındaki herşeyin sağa sola titreştiğini söylüyor.

CEVAP: babanızın şikayetleri retinadaki görme merkezinin veya görme sinirinin yaşa bağlı olarak bozukluğuna işaret ediyor olabilir.Yaşa bağlı görme merkezi bozulmasının bir göz uzmanınca değerlendirilmesi gereklidir.

SORU: Yasim 20 daha önce ßir göz problemim olmadi. Renkli Lens kullanmayi düşünüyorum. LenS alirken nelere dikkat etmeliyim. Renkli lenslerin herhangi ßir zarari varmidir? zarari yoksa Pratik Sekilde Optik cilerden alip kullanimina baslayabilirmiyim.? Son olarak Göz rengim kahverengi hanqi renkle eşleşmesi vardir bu rengin?

CEVAP: Herhangibir lensi kullanmaya başlamadan önce gözde allerji belirtisi, kuruluk vb sorunlar olup olmadığı mutlaka değerlendiilmelidir. Renkli lensler diğerlerine göre daha allerjik etki yapar. Rengine ise deneyerek karar vemekte fayda var.


KATARAKT AMELİYAT SONRASI GÖRME VE GÖZLÜK İHTİYACI :

SORU: Katarakt ameliyatı olduktan sonra eski görmeme kavuşur muyum ?

CEVAP: Eğer gözde katarakt dışında görmeyi azaltan bir neden yoksa, yani saydam tabaka (Kornea) normal yapıda ise (herhangi bir leke, şekil bozukluğu yoksa) ve sinir tabaka (retina) sağlıklı ise (diabet, hipertansiyon ve göz tansiyonuna veya yaşlılığa bağlı bir zayıflama yoksa) Katarakt ameliyatı yapılan bir göz, eski görmesine kavuşur.

SORU: Katarakt ameliyatı olduktan sonra gözlük kullanacak mıyım ?

CEVAP: Katarakt ameliyatı sırasında göziçine yerleştirilen merceğin numarası, uzağı veya yakını net görecek şekilde ayarlanabilir. Böylece, ameliyat olan kişinin gözü uzak için sıfırlanmış ise uzağı gözlüksüz net görür, ancak yakın için gözlük kullanması gerekir. Eğer ameliyatta takılan mercekle göz miyop yapılırsa, o kişi yakını gözlüksüz görebilecek, fakat uzak için gözlük ihtiyacı ortaya çıkacaktır.

SORU: Çevremde Katarakt ameliyatı olup da hiç gözlük kullanmayan kişilerle karşılaşmam mümkün mü?

CEVAP: Tabii, eğer ameliyat ile göz hafif miyop hale gelmiş ise kişi, çok küçük punto olmamak üzere kitap, gazete okuyabilir; uzak mesafeyi de normalden biraz zayıf da olsa gözlüksüz görebilir.

SORU: Katarakt ameliyatı olduktan sonra her mesafeyi net görmeyi sağlayan (gözlüklerde olduğu gibi) göziçi mercekleri mevcut değil mi?

CEVAP: Evet, multifokal adı verilen bu tip göz içi mercekleri mevcut, ancak bu mercekler sonuçları mükemmel olmadığından henüz rutin kullanıma girmemişlerdir.

KATARAKT AMELİYAT ZAMANI :

SORU: Katarakt ameliyatı olmam için görmemin iyice azalması mı gerekir ?

CEVAP: Hayır, Katarakt başlayıp görme derecesinde azalma başladığından itibaren, kataraktın herhangi bir döneminde ameliyat yapılabilir. Ameliyat kararı, doktorun muayene bulguları ve hastanın şikayetleri biraraya getirilerek doktor ve hastanın birlikte verecekleri bir karardır.
Burada hastanın yaşı, mesleği, günlük yaşamındaki aktifliği, sosyal yaşamı gibi bir çok faktör göz önünde tutulmalıdır.

İLERLEMİŞ KATARAKT :

Soru: Çok geç (ilerlemiş katarakt) dönemde katarakt ameliyatı olmak ameliyat başarısını etkiler mi ?

Cevap: Evet, çok ilerlemiş kataraktların ameliyatında, problem çıkma olasılığı daha fazladır. Ayrıca, ileri kataraktlarda ameliyat süresi de daha uzun olmaktadır. Uzayan ameliyat süresi de ameliyat esnasında ortaya çıkabilecek problem yüzdesini arttırdığı gibi ameliyat sonrasında da gözün iyileşme süresini uzatmakta, hatta bazen de kalıcı problemlere yol açabilmektedir. Bu nedenlerle katarakt çok ilerlemeden, yani görme tümüyle kaybolmadan ameliyat olunması daha doğru olacaktır.

GÖZİÇİ MERCEKLERİ :

Soru: Göziçine takılan merceklerin iyi ve kötü olanları varmış, doğru mu ?

Cevap: Hayır, kötü lens yoktur. Ancak, değişik maddelerden yapılan, değişik fiziksel özellikleri olan göziçi mercekleri mevcuttur. Örneğin, eskiden beri kullanılan ve sert bir maddeden imal edilen katlanamayan (sert) göziçi mercekleri olduğu gibi son yıllarda kullanılan ve yumuşak bir maddeden yapılan katlanabilir göziçi mercekleri de vardır.

Soru: Katlanabilen ve katlanamayan göziçi mercekleri arasında, yapılan ameliyat yönünden nasıl bir fark vardır ?

Cevap: Katlanabilen göziçi mercekleri göze daha küçük bir kesi yerinden (3 mm gibi), katlanamayan mercekler ise 5-6 mm gibi daha geniş bir kesiden göze sokulurlar; dolayısıyla katlanabilen lenslerde iyileşme süresi daha kısa ve ameliyat sonrası oluşan astigmatizma daha küçüktür.

KATARAKT AMELİYATI :

SORU: Katarakt ameliyatı için narkoz almam gerekiyor mu ?

CEVAP: Katarakt ameliyatı için narkoz (genel anestezi), çocuk ve bebek hastalar dışında kesinlikle gereksizdir. Katarakt ameliyatında, erişkin hastalar için lokal anestezinin değişik türleri kullanılır; ya gözün çevresine enjeksiyon yapılarak hem göz uyuşturulur, hissiz hale getirilir ve aynı zamanda göz hareketleri ortadan kaldırılmış olur, ya da topikal anestezi adı verilen bir aneztezi türü kullanılır. Burada, göz çevresine herhangi bir enjeksiyon (iğne) yapılmaz, göze damlatılan damlalarla göz, hissiz hale getirilerek ameliyat yapılır. Ancak, damla anestezisinde göz hareketleri devam ettiğinden hastanın uyumlu olması ve söylenilenleri tam olarak yapması koşulu gereklidir. Bu yüzden, örneğin işitme problemi olan hastalarda damla anestezisini uygulamak riskli olabilir. Ayrıca, uzun süreceği tahmin edilen ameliyatta da damla anestezisini kullanmak doğru değildir.

SORU: Katarakt ameliyatının süresi ne kadardır?

CEVAP: Fakoemülsifikasyon veya kısaca fako tekniğiyle yapılan bir katarakt ameliyatı, ortalama olarak 15-20 dakika kadar sürmektedir. Ameliyat süresi 10 dakika kadar olabileceği gibi 30 dakika ve daha uzun da olabilmektedir. Bu süre, gözle ilgili birtakım özelliklerle ilgilidir.

SORU: Katarakt ameliyatının süresinin uzamasına neden olan göze ait özellikler nelerdir ?

CEVAP: Kataraktın çok sert (eski) olması, gözbebeğinin küçük olması, gözmerceğinin asıcı bağlarının olmaması gibi durumlarda ameliyat süresi uzamakta ve bazen de bu özelliklerin yolaçtığı bazı problemler de çıkabilmektedir.

SORU: Katarakt ameliyatında göze dikiş atılıyor mu ?

CEVAP: Halen uygulanmakta olan katarakt ameliyatı tekniğinde göze dikiş atmaya gerek kalmamaktadır. Ancak, daha önceki ameliyat tekniğinde ameliyat yeri dikişle kapatılmakta idi. Bu yüzden yeni tekniğe, halk arasında ''dikişsiz katarakt ameliyatı'' adı verilmektedir.

SORU: Katarakt ameliyatı laserle mi yapılmaktadır ?

CEVAP: Halen uygulanmakta olan katarakt ameliyatı tekniğinde laser kullanılmamaktadır. Ameliyatın bilimsel adı ''Fakoemülsifikasyon'' veya kısaca ''Fako'' dur. Kataraktın küçük parçalara ayrılıp emilmesi anlamına gelmektedir. Burada kullanılan enerji, laser enerjisi olmayıp ultrason (ses titreşimi) enerjisidir. Ancak bu, halk arasında yanlış olarak laserle katarakt ameliyatı olarak bilinmektedir.

SORU: Günümüzde laserin kullanıldığı katarakt ameliyatı tekniği mevcut mudur ?

CEVAP: Evet, lazer enerjisinin kullanıldığı yeni jenerasyon aletler de mevcuttur. Ancak bunlar gündelik kullanıma henüz girmemiştir. Çünkü, halen fakoemülsifikasyon aletleri kadar fayda sağlayamamaktadır.

SORU: Katarakt ameliyatı olduktan sonra yatmak gerekli midir ?

CEVAP: Hayır, ameliyattan sonra hastanede veya evde yatak istirahati gerekli değildir.

KATARAKT AMELİYATINDAN SONRA :

SORU: Ameliyattan sonra gözün kapalı kalması gerekli midir ?

CEVAP: Katarakt ameliyatından sonra gözün açık kalıp kalmayacağı, ameliyatı yapan doktor tarafından belirlenir. Ameliyattan sonra göz açık bırakılacağı gibi, 24 saat kapalı tutulabilir veya gerekirse 2-3 gün de kapatılabilir.

SORU: Ameliyattan sonra, tekrar ne zaman göz muayenesi gereklidir ?

CEVAP: Genel olarak, hastanın ameliyattan 24 saat sonra ameliyat yapan doktor tarafından muayene edilmesi doğru olacaktır. Sonraki kontroller ameliyattan 2-3 gün sonra, 1 hafta ve 1 ay sonra yapılabildiği gibi gözün durumuna göre daha sık veya daha seyrek de yapılabilir.

SORU: Katarakt ameliyatından sonra ilaç kullanmak gerekli midir ?

CEVAP: Katarakt ameliyatından sonra, ameliyatın gözde yaptığı reaksiyonu azaltmak, gözün iyileşmesini kolaylaştırmak, enfeksiyon riskini azaltmak amacıyla birtakım göz damlalarının kullanılması doğru olacaktır. İlaçların kullanım süresi,ameliyat sonrası kontrollerdeki gözün durumu ile ilgili olarak ameliyatı yapan doktor tarafından belirlenecektir.

SORU: Katarakt ameliyatından sonra gözde bazı şikayetler olur mu?

CEVAP: Tabii, katarakt ameliyatından sonra hastanın hiçbir şikayeti olmayabileceği gibi bazen de batma hissi, sulanma, kanlanma gibi bir süre devam edebilen bazı şikayetleri olabilir.

SORU: Katarakt ameliyatından sonra yapılmaması veya dikkat edilmesi gereken hareketler veya dikkat edilmesi gereken durumlar nelerdir ?

CEVAP: Ameliyattan sonra özellikle birinci hafta içinde enfeksiyon (mikrop kapma) riski fazla olduğundan bu dönemde hastanın elini gözüne sürmemesi, gözüne herhangi bir yabancı cisim kaçmasını engellemesi, su kaçırmaması doğru olacaktır. Ayrıca verilen damlaları düzenli olarak kullanmalı ve ağrı, kızarıklık, görmenin bozulması gibi şikayetlerde hemen doktoruna başvurulmalıdır.

SORU: 15 yıl önce katarakt ameliyatı oldum, fakat mercek takılmadı, o yüzden kalın camlı gözlük kullanıyorum ve rahat değilim, tekrar ameliyat olup göziçi merceği takılabilir mi ?

CEVAP: Bunun için öncelikle bir göz doktoruna gidip muayene olmanız ve ikinci bir ameliyat için gözünüzün uygun olup olmadığını öğrenmeniz gerekir. Eğer böyle bir ameliyat için gözünüz uygun ise yapılacak ameliyatla göziçi merceği takılır ve siz de kalın gözlüklerden kurtulmuş olursunuz.

SORU: 2 yıl önce katarakt ameliyatı oldum ve göziçi merceği takıldı, fakat son sıralarda görmem çok azaldı, bulanık görmeye başladım; tekrar katarakt gelmiş olabilir mi ?

CEVAP: Katarakt ameliyatı olan bir kişide tekrar katarakt olması sözkonusu değildir. Eğer katarakt ameliyatı olan bir hastada görme tekrar azaldı ise bu değişik nedenlerle olabilir. Retina veya Kornea tabakasında görmeyi azaltan bir neden yoksa, katarakt ameliyatı olan hastalarda genellikle görme azalmasından sorumlu olan neden ameliyat sırasında gözde bırakılan (ve içine göziçi merceği yerleştirilen) kataraktın arka kapsülünün kalınlaşması veya beyazlaşmasıdır. Bu durum halk arasında 'gözüme tekrar katarakt geldi' şeklinde ifade edilmektedir. Bu durumun düzeltilmesi kolay olup tekrar ameliyat gerektirmez. YAG laser isimli bir laser ile bu sorun 1-2 dakika içinde ameliyatsız halledilir ve görme yine netleşir, eski düzeyine gelir.

KERATOKONUS HAKINDA (göz hastalığı)



SORU: KERATOKONUS nedir?

CEVAP: Gözün en önünde yer alan ve bir kubbe bombeliğinde olması gereken saydam tabakanın bombeliğinin bozulması ve konik şekil almasıdır. Yani keratokonus, "konik şekilli kornea" anlamındadır. Normalde yuvarlak şekilli olan korneanın konikleşmesiyle görme azalır.

SORU: Keratokonusta görme neden azalır?

CEVAP: Keratokonus hastalığında korneanın şeklinin bozulması, deforme olması, gözde oluşan görüntünün de deforme olmasına, görme netliğinin ve kalitesinin bozulmasına ve görme derecesinin azalmasına neden olur.

SORU: Keratokonus hastalığında ilk belirti nedir?

CEVAP: Keratokonuslu gözlerde, başlangıçta astigmat denilen görme bozukluğu ortaya çıkar. Bu, genellikle miyop-astigmat türündedir. Hastalığın ilerlemesi ile birlikte göz gittikçe daha fazla miyop ve astigmat olmaya başlar, özellikle astigmatizma çok ilerler, kornea (saydam tabaka) giderek öne doğru konikleşir ve incelir, düzensiz bir şekil alır. Bu şekil bozukluğuna paralel olarak da gözlükle düzeltilemeyen bir astigmatizma oluşur.

SORU: Keratokonus hastalığının nedeni biliniyormu?

CEVAP: Keratokonusun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte genetik bir yönü mevcuttur. Keratokonus bir anlamda, korneanın dejeneratif bir hastalığıdır.

SORU: Keratokonusun sık görülen hastalıkmıdır?Kaç yaşında görülür?

CEVAP: Keratokonus, toplumda ortalama her 2000 kişide bir (1/2000) görülen bir hastalıktır. Ortaya çıkışı genellikle 15-20 yaşlarındadır. Her hastada değişik seyredebilir. Bazen 4-10 yıl ilerler, sonra durabilir. Bazen de hızla ilerler, görme kısa zamanda bozulabilir.

SORU: Keratokonus tedavi edilebilirmi?

CEVAP: Keratokonusda rahatsızlığın dönemine göre değişik tedavi uygulamaları yapılır. Hafif miyopi ve astigmatizmanın bulunduğu erken dönemde gözlükle hasta net görebilir. Hastalık ilerlediğinde artık gözlükle net görüş sağlanamaz duruma gelir. Bu dönemde özel keratokonus lenslerinden (gaz geçirgen kontakt lensler) faydalanır. Hastalar kontakt lens takabildikleri ve görme dereceleri yeterli seviyede kaldığı sürece ameliyata gerek yoktur. Hastalığın ileri dönemlerinde görme derecesi düşer ve kontakt lens takılamaz hale gelir. Bu dönemde ameliyat gerekli hale gelir. İstatistikler, keratokonuslu gözlerin sadece %20'sinde ameliyat gerektiğini göstermektedir. Söz konusu ameliyat, deforme olan merkezi korneanın yerine sağlam bir korneanın nakledilmesidir. Tıbbı adı keratoplasti veya kornea transplantasyonu olan bu ameliyat halk arasında yanlış olarak "göz nakli" ismiyle bilinmektedir. Bu ameliyat bir organ nakli olamayıp doku naklidir. Kornea tabakası (gözün saydam tabakası) damarsız bir doku olduğundan, doku reddi organ nakillerine göre çok azdır.







- PSİKOLOJİ -





SORU:Arkadaşlık konusunda zorlanıyorum

CEVAP:Arkadaşlık konusunda zorlanmak çok geniş çerçeveli bir konudur. Yaşadığınız deneyimlere, kişilik yapınıza, yetiştirildiğiniz sosyal çevreye bağlı olarak bu problemin nedenleri değişebilir. Bunlardan hangisinin arkadaş edinmenize engel olduğunun bulunması gerekli. Bununla birlikte bu problem ne kadar büyük? Her insanın gerçek dostunun sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Sizin de birkaç dostunuz veya arkadaşınız varsa bu normal bile sayılabilir.

SORU: 3 gündür x kullanıyorum. Obsesif kompulsif hastasıyım. Faverinin yan etkileri beni korkutuyor. Bir yıl kullanacağım. Acaba bir yıl sonunda kalıcı bir rahatsızlığım olur mu?

CEVAP:Tüm ilaçlarda olabileceği gibi antidepresan ilaçların da yan etkileri bulunmaktadır. Bu yan etkilerin bazıları sizde de görülebilir veya hiçbir yan etki görülmeyebilir de. Bu konuda bir psikiyatr arkadaş daha iyi yardımcı olabilir fakat bu yan etkilerin kalıcı bir sorun yaratacağını düşünmüyorum

SORU:Çok mutsuzum. Geceleri uyuyamıyorum ve aşırı kilo kaybına uğruyorum. Midem ve başım ağrıyor. Nedenleri nelerdir?

CEVAP:Bunlar depresyon dediğimiz duygu-durum bozukluğunun belirtileri olabilir. Bunun pek çok nedeni olabilir. Yaşadığınız travmatik bir olay, iş veya aile ile ilgili sorunlar, yaşadığınız yoğun stres dönemi buna neden olmuş olabilir. Yapacağınız en doğru şey bir an önce bir tedaviye başlamak olacaktır.

SORU:Günün herhangi bir saatinde aniden sanki bulunduğum ortamdan uzaklaşıyorum. Sanki o an bulunduğum mekanda yokum. Hafızam kayboluyormuş gibi oluyor. Rüyada gibi oluyorum. Antidepresan hapı yuttum, birinci günden bıraktım. Çok ağır geldi. İş yaşamımı, sosyal yaşantımı bu olay çok etkiliyor. Ne yapmam gerekiyor? Sanki ruhum ve bedenim ayrılıyor. Yardımcı olursanız çok sevinirim.

CEVAP: Bu bahsettiğiniz durumu depersenalizasyon ve derealizasyon diye adlandırıyoruz. Daha çok panik bozuklukta görülebilen bu durum zaman zaman faklı şekillerde de görülebilir. Ne olursa olsun antidepresan ilaçlara doktor tavsiyesi olmadan başlamayın ve bu durum sizi bu kadar çok etkilediği içinde bir uzmana başvurun.


SORU: Öfkemizi boşaltmak iyi midir?

CEVAP: Psikologlar artık bunun çok yanlış ve tehlikeli bir inanç olduğunu göstermişlerdir. Araştırmalar, kızgınlık duygusunun “boşaltılması”nın kızgınlık, öfke ve saldırganlığı daha çok arttırdığını ve sorunu çözmek için hiç bir yararı olmadığını göstermektedir. Onun için en iyisi, öfkenizi neyin başlattığını bulmak ve kendinizi öfkeyle kaybetmeden, bu nedenlerle başa çıkabilme yollarını öğrenmektir.

SORU: Bir yıldır hayattan zevk almaz oldum sürekli bir hüzün yaşıyorum.yüz ifadem hep ağlamaklı ve kesin bir nedeni yok bunun.ne oluyor bana anlamıyorum.ne yapmalıyım.

CEVAP: Yaşadığınız tablo bir depresyon tablosu olabilir. Depresyonda iken insanlar kederli, üzgün ve mutsuzdurlar. Sosyal ilişkilerinde ve iş performansında bozulmalar yaşayabilirler. Konsantrasyon kaybı, güçsüzlük ve çok sayıda diğer belirtiler de klinikte egemen olan belirtilerdir. Bir hastayı klinik şartlarında değerlendirmeden depresyon tanısı koymak doğru olmayacaktır. Bir psikiyatri uzmanından yardım almanız uygun olacaktır.

SORU: Rahat uyuyamıyorum. gündüz hiçbirşeyım yok gece yatarken sanki hertarafım ağırıyor. bi otarafa dönüyorum bi butarafa hiç bir pozisyomda rahat edemiyorum. gecede 10-15 kez uyanıyorum.

CEVAP: Şikayetleriniz bir aydan daha uzun zamandır devam ediyorsa daha detaylı değerlendirme için bir uzmandan yardım almalısınız.









- İLAÇ & VİTAMİN -


SORU: Vitamin hapları günün hangi saatinde alınır? Belli saatlerde almanın önemi var mıdır?

CEVAP: Vitamin hapları günün herhangi bir saatinde alınabilir. Ancak, diş fırçalamak gibi her gün düzenli olarak aynı saatte yapılan bir iş olarak görülmesinin, hapları almayı hatırlama açısından yararı vardır.

SORU: Güneş altında yeterli süre kalındığında vücudun D vitamini gereksinimi karşılanmış olur mu?

CEVAP: Normal bir yetişkinin D vitamini gereksinimi, yeterli süre güneş ışığı alınmasıyla karşılanabilir. D vitamini, iskelet yapısının oluşumu ve gelişiminde çok önemli role sahip olduğundan, bebeklerin, çoçukların, hamile ve emzikli kadınların D vitaminine ihtiyaçları daha fazladır. Son zamanda yapılan araştırmalar, derinin zamanla D vitamini sentezleme yetisini kaybettiğini gösterdiğinden yaşlıların da D vitamini takviyesine gereksinimi olduğu anlaşılmıştır.

SORU: Demirin insan vücudu için önemi nedir?

CEVAP: Kanda eritrositler denen kırmızı kan hücreleri dokulara oksijen taşınmasından sorumludur. Eritrositlerin içinde yer alan hemoglobin adı verilen madde bu işlevi yerine getirir. Bu maddenin içinde yer alan demir, dokuya oksijen taşınması ve böylece dokudaki oksidasyon olaylarının sürdürülmesi için gereklidir. Demir eksikliğine bağlı olarak kansızlık, bunun sonucunda da yorgunluk ve çalışma kapasitesinde azalma görülür.

SORU: Kadınların erkeklerden daha fazla demire ihtiyacı var mıdır?

CEVAP: Erkeklerin demir ihtiyacı günde 10 mg, kadınların 15 mg''dır. Kadınlarda her ay adet (menstruasyon) dönemlerinde kan kaybı olduğundan, ayrıca gebelik ve emzirme dönemlerinde bebeğin demir ihtiyacını da anne karşıladığından demir gereksinimi artar. Buna karşın kadınların demir depolama kapasitesi düşük olduğundan demir takviyesine özellikle ihtiyaç duyarlar.
Kadın Erkek
Vücudun Günlük Demir İhtiyacı 15 mg 10 mg
Vücuttaki Demir Deposu 4 mg/kg 14 mg/kg


SORU: Vitamin eksikliğine yaşlılarda neden sık rastlanır?

CEVAP: Yaşlılar genelikle pek iştahlı değildirler ve az yerler. Bunun dışında, dişlerle ilgili sorunlar, parasızlık ve yanlızlık nedeniyle beslenmeye yeterince özen göstermeme gibi nedenler de yaşlıların yeterince vitamin alamayışında etkendir. İleri yaşlarda, barsaklardan vitamin emilimi de bozulduğundan, vitamin içeriği artırılmış besinler ya da vitamin preparatları kullanılmalıdır

SORU: Bir B vitamini kompleksi ya da multivitamin kullanırken niçin insanın idrarı parlak sarı bir renk alır?

CEVAP: B vitaminleri suda eriyen vitaminlerdir ve yağda eriyen vitaminler gibi depoları söz konusu değildir. Günlük olarak aldığınız miktar vücudunuzun kullanabileceğinden daha fazla ise artan miktar direkt olarak idrara çıkacaktır. Bu renkle, özellikle yüksek miktarda B2 vitamini (riboflavin) alındığında karşılaşılır. Endişelenecek bir şey yoktur

SORU: İlaç kullanımı vitamin gereksinimini etkiler mi?

CEVAP: Evet. Bazı ilaçların düzenli olarak kullanımı, vitaminlerin emilimi, kullanım, depolanım ve atılımını etkileyebileceğinden, vücudun vitamin dengesini bozabilir. Bu ilaçlar arasında antibiyotikler (B2 ve C vitamini gereksinimini etkiler), oral kontraseptifler (B6 ve folik asit), trankilizanlar (B2 ), ağrı kesiciler (folik asit, C vitamini) ve diüretikler (folik asit, tiamin) sayılabilir



- KADIN SAĞLIĞI -




SORU: hamilelikte idrar yolu enfeksiyonunun bebeğe zararı varmıdır

CEVAP: Kesinlikle evet

SORU: 55 yasindayim gece idararimi tuatmiyorum sebebi ne olabirlir

CEVAP: Bir ürolog ve bir kadın doğumcuya muayene olmalısınız.

SORU: idrar yollarımı üşüttüğüm için son 1 haftadır azosilin nevotek içiyorum hala bitmedi ama adetimin ilk günü 1 mayıs daha adet olmadım ilaca devam edip etmemekte şüphem var birde eğer hamile isem ilacın ne zararları olabilir

CEVAP: azosilinin zararı olmaz ama isterseniz gebelik testi yapın.

SORU: Adet öncesi gerginlik (Premenstrüel sendrom) belirtileri nedir?

CEVAP: Adet öncesi gerginlik olarak da bilinen premenstrüel sendrom (PMS) kadınlarda adetten 5 ile 11.gün önce başlayan belirtiler topluluğudur. Halsizlik, uyku bozuklukları, huzursuzluk, ağrı gibi birçok belirtisi bulunur. Kadınların çoğunu çeşitli derecelerde etkilediğini belirten yayınlar vardır.

SORU:Adet öncesi gerginlik (Premenstrüel sendrom) nasıl önlenir?

CEVAP: Bu tip şikayetleri önlemek için egzersiz yapmalı, özellikle bu dönemlerde beslenmeye özen gösterilmelidir. Çay, kahve, sigarayı kesip sebze, meyve yenmeli ve bol su içilmelidir. Ayrıca B6, E, C ve D vitamini, kalsiyum ve magnezyum alımının bu şikayetleri azalttığı görülmüştür.



- ÜROLOJİ -


SORU: İdrarimda putur putur beyaz tanecikler, hava kabarciklari ve de kahverengi tanecikler gordum. birkac gundur de kasiklarimdan iceri dogru agri ve sancim var. zaman zaman da mide bulantim oluyor. idrar yaparken yanma olmuyor ama hafif sizlama var. sizce bu nedir, ne yapmam gerekir.

CEVAP: İdrar tahlilinden başlanarak bazı tetkikler gerekebilir ama tabiki bir üroloğa başvurmanız uygun olur.

SORU:İdrarımı yaparken yanma oluyor.ama taklillerimde enfeksiyon yok. ayrıca kültürdede üreme yok. bu olay bazen şiddetlenip azalıyor.antibiyotikte fayda etmiyor.

CEVAP: İntertisyel sisti olabilir. ürolojik muayene ve tetstler gerekli.

SORU: babam uzun zamandır tuvaletini yaparken çok zorlanıyor yapamıyor küçük tuveletini prostat başlangıcımı olabilirmi?

CEVAP: başlangıcı değil de hat safhada prostat problemi bile söz konusu olabilir. Bazen idrar yolu darlıkları, idrar torbası taşları da benzer yakınmalara yol açabilir. Ürolojik muayene mutlaka gereklidir.




- NÜKLEER TIP -



SORU: guatr- nodül ameliyatı oldu. Patoloji sonucunda sağ tiroid kapsülüne bitişik 1 cm çapında bir tümor tesbit edildi.Tümörün ameliyatta alındığı tedavi görmesi gerektiği söylenildi.Cerrahpaşa Üniv. Radyoaktifiyot tedavisi gördü.(100 mc) Geçen hafta çekilen sintigrafide;Sağ lobunda radyoaktifiyot birikimi mevcuttur yazmaktadır.Tekrar iyot tedavisimi görecek?Nasıl bir tedavi uygulanacak?


CEVAP:6 ay sonra yapılacak incelemelerden sonra tekrar gerekip gerekmediğine karar verilecek. Radyoiyot birikimi görülmesi tedaviden tarar göreceğinin işaretidir.


SORU: diyet ve spor yapmama rağmen 8 kilo aldım. Adet düzensizliği, bacaklarımda kramp ve sızlama, halsizlik, sürekli uyuma (günde 15 saata varan), saç dökülmesi, kuru cilt, kansızlık ve demir eksikliği, terlememe, üşüme,sürekli baş ağrısı şikayetlerim var. yaptırdığım testte fT4:0,8;fT3:3,56;STH:2,53, kolestrolüm 217 (27 yaşındayım),Glukoz:110 çıktı. (babaannem diyabetli idi) Doktor herhangi bir sorun olmadığını söyledi. Sizce de bu tablo normal mi? Hipotiroidi olabilir miyim?

CEVAP: Hipotiroidiniz şu an yok ancak antikorlarınızın incelenmesi gerekir. Altta iltahabi tiroid hastalığı yatabilir. Anti Tg, antiTPO yaptırınız ve bir tiroid US çektiriniz.

SORU: oğlum 15 yaşında tsh 6 çıkmıştı yarım levotiron kullanıyor tsh 2 ye düştü anti tpo 177 çıktı hastalığının adı, nrdir tuzu iyotlu mu iyotsuzmu olmalı lahana ve benzeri gıdalar yararlı mı zararlı mı

CEVAP: Hastalığının adı kronik tiroidit. Bence korkulacak bir durumu yok. Doktorunuzla iyi iletişim halinde olmanız yeterli. Tabiki iyotlu tuz kullanınız. Gelişme çağındaki çocukların iyotlu tuz kullanmaları gereklidir. Lahana ve benzeri gıdalar ile tiroid hastalığı arasında bir ilişki bulunmamaktadır.

SORU: 40 gündür hipotiroid tedavisi için levotiron kullanıyorum ve saçlarımda aşırı dökülme var bu dökülme normalmi tahminen daha ne kadar sürer.

CEVAP: Hipotiroidiniz düzeldiğinde saç dökülmenizde azalacaktır. Günde belli bir miktar( yaklaşık olarak 80 tel) saç dökülmesi normaldir. Ayrıca saç dökülmesinin tek nedeni hipotiroidi değildir. Diğer nedenler için Dermatoloji uzmanına gitmenizi öneririm.

SORU: troit ca nedeniyle iyot tedavisi gördüm.tedaviden 5ay sonra lenflerimin alındığı bölgede bazı şişlikler oluştu beze gibi. bunun iyot tevavisiyle ilgisi var mıdır?

CEVAP: Bahsettiğiniz şişliklerin iyot tedavisinin kendisiyle birinci dereceden ilgili olduğunu düşünmüyorum. Ancak kanserinizin davranış şekline bakıldığında lenf düğümlerine sıçrama yapan bir türü var ve bu şişliklerin öncelikle bu açıdan tekrar değerlendirilmesi doğru olacaktır.



- DERİ & ZÜHREVİ HASTALIKLAR -




SORU: Ertema mulutforme majordan dolayı hastanede yatmışıtım ulturalan 20mg verildi ama hiç bır faydası olamdı azımın içide yaralar var dudaklarım ve yüzümde şişik vücudumda çıkan yaralar tekrar iltahap toplamaya başladı ve yenı yaralar cıktı hataneye yatmam gerek bilirmi?

CEVAP: Hastalığınızın ağır geçtiğini düşünüyorum.Bundan dolayı hastaneye yatmanızda fayda var.

SORU: Yaşlanma ile deride hangi kanserler görülür?

CEVAP: Bazal hücreli karsinoma
Skuamöz hücreli karsinom
Melanom

SORU: Fotoyaşlanmanın şiddeti kişiden kişiye değişebilir mi?

CEVAP: Evet değişebilir. Genellikle güneşe bağlı yaşlanm 4 evrede sınıflandırılmıştır:

Hafif (yaş 28-35): Çok hafif kırışıklılar vardır, keratoz yoktur. Hafif makyaja ihtiyaç duyar ya da duymaz.
Orta (35-50): Hafif kırışıklıklar, yüzeyel keratozlar vardır. Hafif makyaja ihtiyaç duyar.
İleri (50-60): Kalıcı kırışıklıklar, deri renginde değişikliklerle birlikte telenjiektaziler ve aktinik keratozlar vardır. Genellikle makyaja ihtiyaç vardır.
Şiddetli (65-70): Şiddetli kırışıklıklar, fotoyaşlanma vardır, yerçekimi ve dinamik kuvvetler deriyi etkiler, deri kanseri ile birlikte veya birlikte olmadan aktinik keratozlar vardır. Çok yoğun makyaja ihtiyaç vardır.







- KULAK,BURUN,BOĞAZ (KBB) -


HORLAMA



SORU: HORLAMANIN NEDENİ NEDİR?

CEVAP: Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan gürültü biçiminde ki sese horlama denir. Dilen arkası ve yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri üstüne geldiğinde solunumla birlikte titreşmekte ve horlama ortaya çıkmaktadır. Horlayan biri aşağıdaki problemlerden en az birine sahiptir.

1. Dil ve boğaz kasları gerginliği azalmıştır. Gevşek kaslar sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz. Bu olaş alkol ya da ilaç alarak gevşemiş birinin uykusunda kas kontrolünün kaybolması ile ortaya çıkar. Bazı insanlarda uykunun derin fazında gevşemeye bağlı olarak yine horlama görülebilmektedir.

2. Boğazdaki dokuların aşın büyük olması. Büyük bademcik ve geniz eti çocuklarda en sık rastlanan horlama sebebidir. Şişman insanlarda kalın boyun dokusu sebep olarak gösterilir. Kist ve tümörlerde nadir olarak bu yolla horlama yapabilmektedir.

3. yumuşak damak ve küçük dilin aşın sank ve uzun olması boğaza doğru hava yolunu daraltır. Hava yoluna sarktığı için bir valv gibi horlamaya neden olur.

4. burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşın vakum yaratır. Bu vakum boğazda kollabe olabilen dokuları hava yoluna doğru çeker. Böylelikle burun açık iken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar. Bu durum neden bazı kişilerin sadece alerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda horladığını izah etmektedir. Burun deformasyonları bu tip burun tıkanıklığı nedenleri olarak bilinir. Deviasyon burun orta bölmesinin yan taraflara taşması olarak tanımlanır. Burun içi deformasyonları içinde en sık rastlanılandır.

SORU: HORLAMA CİDDİ BİR SORUN MUDUR?

CEVAP: Sosyal olarak evet! Bu aile yaşamında ciddi bir şekilde tehdit eder. Horlayan kişi alay konusu olur. Ailenin diğer bireyleri için uykusuz gecelerin sorumlusu tutulur. Horlayan kişi tatil ve iş gezilerinde istenilmeyen oda arkadaşı olur. Tıbbi olarak evet! Kişinin kendine verdiği zarar daha büyüktür. Dinlenilmeden geçirilen geceler vardır. Aşın horlayan kişilerde yüksek tansiyon horlamayan kişilere göre daha sık görülür. Horlamanın en ağır formu "tıkayıcı tipte horlama hastalığıdır." "uyku apnesi" olarak bilinen bu hastalıkta şiddetli horlama nefessiz kalınan bir dönemle kesilmektedir. Bu sırada solunum tam durmuştur. 10 saniyenin üzerindeki nefessiz kalma nöbetlerinin bir saat içinde 7'den fazla görülmesi yaşamı ciddi şekilde tehdit eder. Bu duruda doktorunuzun size bir uyku merkezinde inceleme yapılmasını önerecektir. Apneli (nefesin kesilmesi) hastalarda saatte 30-300 defa tıkanmalara rastlanılmaktadır. Böylelikle uykuda kan oksijen düzeyi aşın oranda düşer. Oksijenin düştüğü bu dönemde kalp kanı daha çok pompalamak zorundadır.

Bir süre sonra kalp ritmi bozulurken, yıllar içinde yüksek tansiyon ve kalp büyümesi yerleşir. Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan kişiler uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçebilmektedirler. Derin faz gerçek dinlenme için tek yoldur. Dinlenmeden geçirilen gecenin gündüzü uykulu, yorgun ve verimsiz geçecektir. Araba kullanırken ya da iş başında uyuklamalar görülecektir.

SORU: HORLAMA TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

CEVAP:Horlamanın bir çok tipi tedavi edilebilir. Erişkin horlayan kişiler için aşağıda sıralana önerilere uyulmalıdır.
1. İyi bir adale tonu su kazanmak için sportif bir yaşam biçimi seçilmeli.
2. Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen alerji ilaçlarını uykudan önce almamalı.
3. Uykudan 4 saat önce alkol almaktan sakınmalı. 4. Uykudan 3 saat önce ağır yemekten sakınmalı. 5. Aşın yorgunluktan sakınmalı
6. Uykuda yana yatmak tercih edilmeli
7. Yatağınızın başı daha yukarıda olmalı (10 cm.)
8. Evde horlamayan kişilerin sizden önce uykuya geçmeleri için onlara süre tanıyın. Horlama kişi ve ailesi için zararlı hale geldiğinde uzman doktorunuz ile görüşmeniz uygun olacaktır. Bu özellikle uyku sırasında nefes alamama problemi olduğunda (yüksek sesli horlama nefessiz kalma dönemi ile kesilmektedir.) doktorunuza baş vurmanız daha da önem kazanmaktadır. Horama hastasının burun, ağız, boğaz ve boynunun detaylı muayenesi yapılmalıdır. Horlamanın boyutu ve horlayan kişinin sağlığını belirlemek açısından uyku laboratuarı çalışmaları değerlidir.

Tedavi şüphesiz tanıya dayanır. Bu alerji veya enfeksiyon tedavisi gibi basit ya da bademcik, geniz eti veya burun bozukluklarının cerrahi gerektirir biçimdedir. Horlama- nefessiz kalma hareketli dokuların sabitleştirilmesi ve hava yolunun daha genişletilmesini sağlayan horlama ameliyatlarından uvulopalatofarengoplasti ameliyatı (UPPP) adı verilmektedir. Lazer'in kullanıldığı laser-assisted uvulopalatoplasti (LAUP) lokal anestezi ile yapılabilen bir başka ameliyattır. Yine son zamanlarda geliştirilen Radyo frekans cihazıyla da horlamaya neden olan hava yolu daralmalarını bu bölgelere uygulanan radyo dalgaları sayesinde küçültülmesi lokal anestezi altında yapılabilen bir müdahaledir. Uygun vakalarda ayaktan uygulanabilecek bir yöntemdir. Cerrahinin çok boğaza riskli veya hasta tarafından istenilmediği durumlarında boğaza basınçlı hava veren maske takarak (CPAP) uyuyabilir. Kronik olarak horlayan her çocuk KBB uzmanı tarafından detaylı olarak muayene edilmelidir. Bademcik ve geniz eti ameliyatının gerekli olduğu durumlarda cerrahi müdahale çocuk sağlığına ve gelişimine çok önemli yararlar ağlayacaktır.





- ORTAPEDİ -



SORU: Hangi yiyecekler kırığın kaynamasını hızlandırır?

CEVAP: Kırığın kaynamasını doğrudan anlamlı derecede etkileyen bir yiyecek yoktur. Fakat kalsiyum içeren gıdalar (süt ve süt ürünleri) artan kırık kaynama ****bolizması sebebiyle tavsiye edilir. Burada özellikle paça çorbası olarak bilinen yemekten bahsetmek yerinde olacaktır. Bu gıdanın yaygın inanışın aksine kırık kaynaması ile hiç bir etkisi olmadığı gibi bu besinin vücutta parçalanmasını sağlayan bazı enzimler insan vücudunda yoktur. Damak zevki olanlar yiyebilir.

SORU: Yakınımda kemik erimesi tespit edildi. Ben nasıl korunabilirim?

CEVAP: Kemik erimesi her insanın yaşlanmayla başına gelecek tabii bir süreçtir. Ancak zaman zaman bazı hastalıklar kemik erimesinin vaktinden önce va daha şiddetli çıkmasına sebep olurlar. Bu durumların tespit edilip tedavi edilmesi önemlidir. Kemik erimesinin kadınlarda en sık sebebi erken menapoz ve hormon dengesizlikleridir. Bu türlü rahatsızlıklar kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının alanına girer. Yaşlılığa bağlı kemik erimesinden korunmanın en etkili yolu düzenli egzersiz yapmaktır.Bunun dışında bazı kemik ****bolizma hastalıklarında da kemik erimesi ile karşılaşılabilir. Bu durumlarda ortopedi ve travmatoloji, fizik tedavi ve rehabilitasyon yada iç hastalıkları uzmanlarına baş vurmak gerekir. Günümüzde kemik erimesini önleyen yada azaltan bazı ilaçlar mevcuttur ancak ilgili branş hekiminin kontrolünde uygulanması gerekir.

SORU: Çocuğum yeni yürümeye başladı. Ayakları içe basıyor. Bu normal midir?

CEVAP: Çocukluğun ilk yıllarında ayak kavsi değişik fizyolojik sebeplerden dolayı tam oluşmayabilir. Bu durumda dikkatli ebeveynler tarafından düz tabanlık olarak yorumlanabilir. Bazı çok nadir anadan doğma anomalilerin dışında bu normal olabilir. Şüpheli durumlarda yine de bir uzmanın görüşünün alınması uygundur.

Soru: bebegim 51 gunlukken kalca ultrasonu cektirdik ve sag alfa acısının 55 sol alfa acısının 57 oldugunu tedavi gerektigini ogrendik.doktorumuz palvik bandajı verdi 24 saat 1 ay boyunca takmamız gerekiyormus.biz bu tedaviyi ne kadar surede tamamlarız.kesin basarı saglarmıyız.birde bandaj takıldıktan sonra bebegimin filmi cekildi.bunun bir zararı olurmu.aile olarak cok kaygılandık lutfen bizi bilgilendirin tesekkurler

Cevap: 51 günlük bebekte kalça problemi varsa Pavlik Bandajı en iyi tedavi seçeneğidir. Tedavinin süresi kestirilemez, izleme sırasında yapılacak ölçümler normal bir bebeğin gelişimini yakalayıncaya kadar tedavi sürdürülmelidir. verdiğiniz açı değerleri doğru ise başarı şansınız öok yüksek. İlk üç ayda rutin olarak röntgen çektirilmez, altı-sekiz haftada bir US ile takip uygundur. Ancak 1 kez röntgen çektirmekten bir şey olmaz.

Soru: Çocukken sağ alt polymelit( )geçirdim.Ve Kas nakli denen ameliyatı oldum.İlk bir kaç sene her hangi bir problem yoktu ancak sonra zamanla kısalma oldu ve şu 25 yaşındayım yaklaşık 9 milim kısalma var dokturumun söylediğine göre ama dışardan bakılınca sanki daha fazlaymış gibi gözüküyor.Ayrıca diğer bacağıma göre biraz zayıflık buda normalmiş.Askerliğimi henüz yapmadım öğrenci olduğum için Askeri doktorsa iyileşmiş dosyama iyileşmiş polymelit hastası komando olamaz askerliğe elverişlidir.Diyor kısaca lafı fazla uzatmayacam ama öğrenmek istediğim benim gibi ameliyat olupda kısalma olanlar bu yaştan sonra kemik uzatma(illizarov) yöntemi ile bacağını uzatma operasayonu yapılabilirmi benim için en önemli sebeb ise bel ağrıları olması ve belimin şekildeğiştirmeye başlaması.

Cevap: İki cm.in altındaki kısalıklar istisnai durumlar dışında uzatma gerektirmez. Ancak gerçek uzunluk farkınızı tespit etmek için ortoröntgenogram dediğimiz boy grafisinin çekilmesi lazım. Ilizarov veya benzeri yöntemlerle istediğiniz miktarlarda uzatma yapabiliyoruz. Operasyon kararı vermeden önce çok iyi değerlendirmek gerekir. Belin, kalçanın, diz ve ayak bileğinin araştırılması şarttır.




- GENEL CERAHİ -



Barsak Problemleri :

SORU: genel cerrah hemoroid teşhisi koydu.2.ve 3.derece arası olduğunu belirtti.ancak bende ağrı ya da kanama yok.makat çevresinde bir şişlik var ama rahatsız etmiyor....problemmim şu:makatta kaşıntı oluyor.aynı zamanda külotumada dışkı lekesi oluyor. bu durum hemoroittenmi kaynaklanmaktadır.kesin tedavisini sağlayacak ilaçlar varmıdır.

CEVAP: Hemoroidal hastalıktan kaynaklanma ihtimali yüksek. Posalı diet ve sıcak su banyolarından yararlanın. Tercihen benimle irtibat kurmanızı, bana ulaşma şansınız yoksa bu konuda uzman ve deneyimli bir kolorektal cerraha ulaşmanızı öneririm.

SORU: 27 yaşındayım 4 aylık evliyim benim sorunum barsaklarımdan devam ses gelmesi ve migdemde gaz hismin olması idi doktora gitti düz karın filmim çekildi idrar tahlilim yapıldı ve barsak ilhabı ve idrar yolu enfeksiyonu çıktı ilaçlarım purınol,tribudat,osmolak ve cipro 500 kullannıyorum fakat şikayetlerim geçmedi halen barsaklarımdan ses geliyor artı migdemde agırı başladı gerçi 1 hafta oldu başlayalı bu ilaçlar vajinal kanama yaparmı hafif pembe renkte kanamam oldu

CEVAP: endoskopi yapılması lazım

SORU: 3-4 günde bir büyük abdeste çıkıyorum.ama bu hep böyleydi.düzenim hep buşekilde oldu.beni rahatsız eden herhangi bir şey yok.yanlız henüz aceba olabilirmi diye düşündüğüm bir sorunum var.çok açıkıyorum ama yemeğe başlayınca çabuk doyuyorum.çok zayıfım ve gitdikce zayıflıyorum.bunun tuvalete cıkma düzenimle bir alakası varmıdır.

CEVAP: 3-4 günde bir tuvalete çıkmanız müzmin kabızlık olarak yorumlanabilir. Bir gastroenteroloji uzmanına veya genel cerrahi uzmanına görünmenizi öneririm.

SORU: 17 yasindayim skrotum un sag tarafinda bir beze farkettim yumurtaLikLar izasinda agri yok fakat kasiLmada yata tuvaLetteyken sisiyo . beze sert deiL torba gibi. sizce bu bir hastaLİkmi teshisiniz nedir?

CEVAP: Ancak uzman bir hekimin muayenesi ile kesin tanı sağlanabilir. İlk aşamada bir üroloji uzmanına ulaşmanızı öneririm.

SORU: annemde kolon kanseri var.bize kolonoskopi yapmak lazım dediler ama biz tedirginiz. acaba kolonoskopi tedavisi hakkında bilgi verebilirmisiniz.

CEVAP:Kolonoskopi kalın barsakların bir hazırlık sonrası özel ışıklı bir cihazla makaddan girilerek tüm kalın barsakların görülerek inceleme yapılma işlemidir. ailesel bu hastalık durumlarında sizinde incelem yaptırmanızda fayda var. Korkulacak bir inceleme yötemi değildir. Hassas kişilerde uyutularak yapılır.









- DİŞ HASTALIKLARI -





SORU:18 yasımdayım ve 20 lik diş çıkartıyorum doktorum ağrısının dinmesi için antibiyotik yazdı ve 1 hafta içinde geçmezse gel çekelim dedi ama bende çürük filan yok çekilmesinde bir mahsur var mı o diş çekilince diğer dişlerimde kayma olur mu acaba bunu öğrenmek istiyorum bir de bu 20lik dişin ağrısı sabah kalkınca neden daha fazla oluyor neden daha fazla sis oluyor bunları öğrenmek istiyorum şimdiden tsk ederim.

CEVAP:Süremeyen ve bu nedenle ağrıya,enfeksiyona neden olan 20 yaş dişlerinin alınması gerekir.Dişiniz çekilince diğer dişlerde bir kayma olmaz.Endişelenmenize gerek yok,en kısa zamanda aldırabilirisiniz.

SORU:ön dişimde dolgu var.doktoruma gittim ve kökünün iltihaplandığını kanal tedavisi yapılması gerektiğini söyledi.bende kırılmasından korkuyorum.ayrıca kanal tedavisinden sonra renginde değişme olurmuş.birazda çürüme var galiba sizce ne yapmalıyım.başka yerlerde gitmeli miyim?

CEVAP:Diş kökünde iltihap varsa kesinlikle kanal tedavisi yaptırtmalısınız.Aksi halde dişiniz iyileşmez.Dişinizin renginde değişiklik olursa da beyazlatma yapılarak rengi açılabilir.En kısa zamanda tedaviye başlamalısınız.

SORU:üst sol taraftaki yirmilik dişimi aldırdım ama yüzüm şişti bu şişlik geçecek mi ne zamana kadar sürer

CEVAP:20 Yaş çekimleri sonrasında şişlik olabiliyor. Özellikle çok sıcak havalar bu durumu rahatça tetikleyebiliyor. O bölgeye olabildiğince çok buz uygulayın.Bir ağrı kesici ve antienflamatuar kullanmanız da faydalı olacaktır.Kafanıza takılan başka şeyler varsa hekiminize danışmanız gerekir.

SORU:Diş 36 saat oldu daha hala yerinden kan geliyor ne yapmalıyım

CEVAP:Ağzınıza ciddi bir miktarda kan dolmuyorsa bu durum normal. O bölgede pıhtı oluşumunu bozmamak için çok fazla tükürmemeli,o bölgeyle oynamamalı ve çok sıcak yiyecekler yememelisiniz.Aspirin gibi kan sulandırıcı özelliği olan ilaçlardan da kaçınmanız gerekiyor.Birkaç gün daha ekleyebilirsiniz, eğer sorun sizi endişelendirirse hekiminize danışmanızı tavsiye ederim

SORU:25 yasındayım dişlerimin sıralamasında düzensizlik bozukluk var bu yasta tel taktırsam % kaç oranında düzelme olur. Günümüzde başka uygulanan yöntemlerde var mı?

CEVAP:Yetişkinlerde yapılan ortodontik tedaviler gayet olumlu sonuçlar veriyor.Günümüzde artık estetik braketler ve şeffaf teller de mevcut.Ortodontik tedavi süresi ve neler yapılabileceği vakaya göre değişiklik gösterir.Bunu öğrenmek için bir ortodontiste danışmanız gerekiyor.


SORU:Damağımda şişlik oluyor, parmağımla bastırdığım zaman içinden iltihap gibi sıvı çıkıyor.nedenini öğrenmek istiyorum.

CEVAP:Diş kökündeki iltihaptan kaynaklanan bir şişlik olabilir. En kısa surede diş hekiminize başvurmanızı öneririm.

SORU:Diş temizliğime dikkat etmeme rağmen dişlerim sarı bunun için nasıl bir tedavi önerirsiniz?

CEVAP:Diş hekiminize danışarak profesyonel beyazlatma yöntemlerini denemenizi öneririm.

SORU:Tel taktırmak için çürük dişlerin çektirmesi gerekiliyor mu?

CEVAP:Çekmek değil ama dişlerin dolgu ve a başka tedavi yöntemi ile tedavi edilmesi gerekiyor

SORU:Dişlerimi beyazlatacak bir ürün var mı?

CEVAP:Profesyonel beyazlatmaya ancak diş hekiminize giderek kavuşabilirisiniz. Bazı büyük eczanelerde satılan süper smile gibi diş macunları ille de 1-2 ton dişinizin rengini açabilirsiniz

SORU:12 yaşındayım. ön dişlerimde yataylıma boydan boya çatlak var ne yapmalıyım?

CEVAP:Bu çatlak için çok fazla yapabileceğin bir şey yok. Sadece bunun daha fazla büyümemesi ve başka büyük çatlaklar oluşmaması için, on dişlerinle çok sert şeyler koparmamanı ve çok kısa aralıklarla çok sıcak, çok soğuk gıdaları almamanı öneririm







[/color]
[/b]

Konu cihanasran tarafından (04.08.2008 Saat 23:41 ) değiştirilmiştir..
cihanasran isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 15.06.2008, 14:42   #2 (Mesajin Linki)
Korgeneral
 
cihanasran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 13.07.2007
Ülkesi: İZMİR
Mesajlar: 5,134
Cinsiyet:: Bay Bay
Teşekkür Etmiş: 261
Teşekkür Almış: 1,695

cihanasran wird schon bald berühmt werden
Standart

umarım yararlı bir konu olur konu ilerliyen günlerde bütün branjlarda örnek soru ve cevaplarla içeriği dahada geniş olacaktır.

Konu cihanasran tarafından (16.06.2008 Saat 15:24 ) değiştirilmiştir..
cihanasran isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 16.06.2008, 00:31   #3 (Mesajin Linki)
Süper Moderatör
 
SU-PERISI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 08.10.2005
Ülkesi: Türkiye
Mesajlar: 37,870
Cinsiyet:: Bayan Bayan
Blog Başlıkları: 5
Teşekkür Etmiş: 5,798
Teşekkür Almış: 7,348

SU-PERISI wird schon bald berühmt werden
Standart

paylaşımın için teşekkürler.
SU-PERISI isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 16.06.2008, 15:08   #4 (Mesajin Linki)
Moderatör
 
eskitoprak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 13.06.2006
Ülkesi: Romanya
Mesajlar: 27,145
Cinsiyet:: Bay Bay
Teşekkür Etmiş: 4,889
Teşekkür Almış: 3,087

eskitoprak befindet sich auf einem aufstrebenden Ast
Standart

kesin yararli olacagina inaniyorum arkadasim yuregine saglik
eskitoprak isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 16.06.2008, 15:23   #5 (Mesajin Linki)
Moderatör
 
-NaZ- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 04.12.2004
Ülkesi: ~ NL ~
Mesajlar: 9,619
Cinsiyet:: Bayan Bayan
Teşekkür Etmiş: 684
Teşekkür Almış: 2,364

-NaZ- befindet sich auf einem aufstrebenden Ast
Standart

Faydali bilgiler için tesekkürler
Resimleri Gifleri dersleri videolari ve download linkleri görebilmeniz icin
forumda 1 adet mesajınız olmalı, sizin sadece 0 mesajiniz var!
Saniyeler içinde ücretsiz üye olup herseyden faydalanmak için TIKLA

-NaZ- isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 16.06.2008, 16:43   #6 (Mesajin Linki)
Moderatör
 
Pedaliza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 07.01.2006
Ülkesi: Türkiye
Mesajlar: 6,386
Blog Başlıkları: 9
Teşekkür Etmiş: 3,494
Teşekkür Almış: 2,453