Eski İstanbulun Yangın Mafyası: Tulumbacıların İnanılmaz Raconları

Son güncelleme:
  • Selam arkadaşlar, geçen gece uykum kaçınca eski İstanbul yaşamı üzerine yazılmış bir anı kitabına daldım. Okurken öyle detaylara denk geldim ki resmen küçük dilimi yuttum, sabahı zor ettim buraya yazmak için.

    Hepimiz Osmanlı döneminde İstanbul yangınlarının ne kadar meşhur olduğunu, ahşap evler yüzünden koca koca mahallelerin bir gecede kül olduğunu az çok duymuşuzdur. Ama işin perde arkasındaki tulumbacılar mevzusu bambaşka bir dünyaymış meğer. Biz onları dizilerde falan hep mahallenin fedakar, babacan itfaiyecileri gibi görürüz ya, kazın ayağı hiç de öyle değilmiş.

    Ev Yanarken Kapıda Başlayan Pazarlık



    Olay tam olarak şöyle işliyor: Yangın çıktığında bu tulumbacı takımı sandığı omuzlayıp koşmaya başlıyor. Amaç sadece yangını söndürmek değil; ilk kim varacak ve en önemlisi yangın sahibiyle nasıl bir anlaşma yapılacak derdi var. Adamın evi cayır cayır yanıyor, çatılar çökmek üzere, bizim tulumbacı reisi kapıya dikilip "Kaç para verirsin usta?" diye pazarlığa oturuyor.

    Eğer ev sahibi zenginse ve teklif edilen parayı az bulurlarsa, "Hadi bize eyvallah" deyip hortumu toplamış gibi yapıp köşede bekliyorlarmış. Adam çaresizlikten kesenin ağzını açınca birden kahraman kesilip suya sarılıyorlar. Resmen o dönemin yasal görünümlü yangın mafyası gibi bir şey!

    Sokak Ortasında Sandık Kapma Savaşları



    İşin daha da garip tarafı, farklı mahallelerin tulumbacıları arasındaki amansız rekabet. Yangın yerine ilk ulaşan tulumba büyük sükse yapıyor ve parayı kapıyor ya, daracık sokaklarda iki farklı tulumba takımı karşılaştığında yangını falan unutup birbirlerine giriyorlarmış. Bayağı sokak ortasında tekme tokat, sandıklarla birbirlerini ezenler, yangın yerine varmasın diye rakip takımın hortumunu kesenler oluyormuş. Yangın arkada kendi kendine mahalleyi yutarken bu adamların sokakta mahalle kavgası etmesi bana inanılmaz absürt geldi.

    Tabii aralarında canını hiçe sayıp alevlerin içine dalan, çoluk çocuğu sırtında çıkaran delikanlılar da yok değil. Zaten halk da bir yandan bunlardan çekinir, bir yandan da yangın anında tek çare oldukları için el üstünde tutarmış.

    Aranızda eski İstanbul kültürünü veya aile büyüklerinden bu tulumbacı muhabbetlerini dinleyen var mı? Sizce bu adamlar dönemin şartlarında birer mahalle kahramanı mıydı, yoksa organize bir yangın çetesi mi? Yorumlarda buluşalım, merak ediyorum ne düşündüğünüzü.
0 0 0