bana göre stresi yenmenin en güzel yolu Allah a iman gerçek mana da iman her şeyin en güzel ilacı. çünkü inanan insan her şeyde Allah ın haberdar olduğunu bilir, aynı zamanda Allah ın çekemeyeceğimiz yükü yüklemeyeceğini bilir.
herkesin elbette bir siyasi tercihi var ... olacaktırda .ama ben şunu belirtmekte yarar görüyorum; her kes her partiye oy verebilir, ama ne olursa olsun aman körü körüne fanatik olmayın. yoksa bazı şeyleri gözünüz göremez olur.
tercihim A K P
Temel, televizyonda Türk filmi izlerken telefon acı acı çalar.
-Telefonu açan Fadime, Temel'e seslenmiş.
-"Cemal'in karısı ölmüş. Seni cenazeye çağırıyor."
-Temel üzgün bir ifadeyle "Bu sefer gitmem" demiş.
-Olur mu Temel? O senin en iyi arkadaşın.
-Adam beni üçüncü kez karısının cenazesine çağırıyor Fadime.
-Ben onu bir kez bile davet edemedim. Ne yüzle gideceğim?
Temelin karısı Fadime, grip olur. Teşhis domuz gribi!.. Uzun uğraşlardan sonra zor da olsa iyileşir ..
İdris çarşıda görüp sorar temel'e:
— Nasildur yence?
...Temel yorgun, bitkin ve bezgin bir halde:
...— Giripi geçtu geçmesuna da domizliği devam edii!!
alevileri birbirinden kopuk, parçalara ayrılmış 15 -20 grup aralarında islamı inkar edenler de fazla biz onlara müslüman desek bile onlar ''müslüman'' üst kimliğini kabul etmiyor. ibadethane ler ayrı.inanç esasları ayrı.nasıl müslümanlık bu.
temel ile dursun futbolcuymuş. bir gün sohbet ederken temel sormuş; la dursun öbür dünya da futbol varmıdır.
dursun; la bende bilmeyrum. kim önce ölürse ötekine mektup yazsın. ve dursun ölmüş. temele mektup gelmiş; la temel saa bir eyi bide kötü haberim var, eyisi burda futbol vardır. kötüsü bu haftaki maçın kadrosunda sende varsın
Bir gün ormanlar kralı aslan bütün hayvanları toplamış bi konuşma yapıyomuş konuşmanın en önemli yerinde hayvanlardan biri gülmüs.Aslan kükreyerek kim güldü lan demiş.Tabi hiç birinde ses yok.Meğerse tavşan gülmüs.Hiç kimseye çaktırmadan aradan sıvışmış.Koca dağları aşmış ovaları geçmiş büyük bi gölden geçmiş ve evine varmış.Kapının arkasına dolabı sandalyeyi ne bulduysa dayamış ve masanın başına gelmiş.Elini masaya vurarak söyle demis:
-"Ben güldüm lann !"
Uzmanlara göre, vitaminin yalnızca azı değil fazlası da zarar. Fazla alınan B3 vitamini karaciğer hasarına, C vitamini böbrek taşı oluşumuna, A vitamini de akciğer kanserine yol açabiliyor.
Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Gül Öz, kontrolsüz vitamin kullanımının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.
Günümüzde yetişkinlerin çoğunun, gıdalardaki vitamin ve minerallerin vücut tarafından yeterli emilemediği veya kullanılamadığı düşüncesiyle hap ve şurup şeklinde vitamin desteği aldığını anlatan Öz, ancak bu destek ürünlerinin yüksek dozlarda alınmasının faydasız ve tehlikeli olabildiğini bildirdi. Öz, "Bir hastalık veya eksiklik söz konusu değilse mega dozlarda vitamin alımına gerek yoktur ve mutlaka hekim kontrolünde olmalıdır" dedi.
Yaşlanmayla birlikte kemik kırılganlığı, kas kitlesinde azalma, hastalık ve yaralanmaya karşı direnç bozukluğu gibi değişikliklerin A, C, D ve E vitamini gibi beslenme desteklerinin uygun kullanımıyla kontrol edilebileceğini dile getiren Öz, antioksidan nitelikli A, C ve E vitaminlerinin, strese karşı savunmanın parçası olduğunu hatırlattı.
Öz, antioksidanların, hastalıktan korunmada önemli yer tuttuğunu ve bunların diyet desteklerinin çoğunun bileşiminde bulunduğunu belirterek, vitaminlerle ilgili şu bilgileri verdi:
B3 VİTAMİNİ Vücudun sinir sistemi ve hormonal düzeni gibi önemli fonksiyonlarını yerine getirmesinde önemli işlev yüklenen bu vitamin bira mayası, kuru fasulye, bezelye, tahıl kepeği, avokado, hurma, incir, yer fıstığında bolca bulunur. Isı ile ışığa dayanıklı olup karaciğerde az miktarda depolanabilir. B3 eksikliğinde, unutma ve bunama gibi tehlikeli sonuçları olan Pellegra hastalığı oluşur. Ancak fazla alımı da deride yanma, kızarma, kaşıntı, karaciğer hasarına yol açar. Bu vitaminin fazlası, gut, diyabetes mellitus, mide ülseri, karaciğer hastalığı gibi mevcut sorunları ağırlaştırabilir.
B5 VİTAMİNİ Yumurta sarısı, karaciğer, böbrek, maya ve bazı sebzelerle tahılların içinde bulunur. Öğütülme sırasında yarı yarıya kayba uğrar. Eksikliğinde 'yanan ayak sendromu' gelişebilir. Fazlalığında da bulantı ve ishal görülebilir.
B6 VİTAMİNİ Avokado, soya fasulyesi, patates, sebzeler, kuruyemiş, et, yumurta, karaciğerde doğal olarak bulunur. Dayanıksız, alkali ortamda, güneş ışığı etkisiyle, işlenme esnasında, uygun olmayan saklama koşullarında ve pişirme sırasında kolaylıkla yok olur. Eksikliğinde mikrositik hipokromik anemi; fazlalığında ise kalıcı sinir hasarı görülür.
FOLİK ASİD(Folacin) Yeşil sebzeler, havuç, avokado, yumurta ve portakal doğal kaynaklarıdır. Işık, ısı, bekleme ve pişirilme esnasında tahrip olur. Eksikliğinde megaloblastik anemi, gebelikte nöral tüp defektleri görülür. Fazlalığı vitamin B12 eksikliğini maskeleyebilir.
C VİTAMİNİ Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Eksikliğinde Skorbüt Hastalığı oluşur. Fazla alınmasında ishal, karın ağrısı, idrarda yanma, böbrek taşı oluşumu görülebilir.
A VİTAMİNİ Balık yağı, tereyağı, yumurta, süt, peynir, kırmızı et ve karaciğer ile karoten olarak havuç, yapraklı sebze, domates, taze kayısı, muz ve sarı patateste bulunur. Görme, hücre gelişimi ve sağlığı, immun sistemin sağlıklı işlemesi, kemiklerin güçlenmesinde rol oynar. Eksikliğinde, enfeksiyon riskinde artış, gece körlüğü, xeroftalmi, keratinizasyon oluşur. Fazlalığında ise, bulanık görme, karaciğer bozuklukları, kemik gücünde azalma, doğum defektleri, akciğer kanseri riskinde artma, hiperkarotenemi görülebilir.
D2-D3 VİTAMİNLERİ Yumurta sarısı, süt, tereyağı, hayvan karaciğeri tüketimiyle edinilebilir. Hücre farklılaşmasında rol oynar. Yeterli güneş ışığı alınıyor ve başka bir hastalık yoksa D vitamini eksikliği oluşmaz. Çocuklarda raşitizm, erişkinlerde ise osteomalazi ve osteoporoza neden olur. Fazlalığı hiperkalsemi, yumuşak doku kalsifikasyonu, böbrek taşına yol açar, damar sertliği yapar.
E VİTAMİNİ Tereyağı, margarin, sıvı yağlar, tavuk, yumurta, kırmızı et, fasulye, tahıl ve sebze-meyvede bulunur.Antioksidan olup, hücre içeriğini sağlar ve kalp hastalığı riskini azaltır. E vitamininin eksikliği ve fazlalığı nadir görülür.
K VİTAMİNİ Karaciğer, peynir, tereyağı, marul, lahana, yeşil çay doğal kaynaklarıdır. Kanın pıhtılaşması ve kemik formasyonunda rol oynar. Fazla E vitamini alınması K'nın emilimini bozar. Yoğurt ve kefir bağırsaktaki bakterilerin K vitamini üretimini arttırır. Barsak florasını bozan antibiyotikler ise üretimini engeller. Eksikliği nadir görülür, kanamaya eğilim artar.
B1 VİTAMİNİ Kuru bira mayası, hububat, kuruyemiş ve baklagillerde bulunur. Alkol, kafein, yiyecek katkıları, antibiyotik kullanımında etkisiz hale gelir. Eksikliğinde 'Beriberi Hastalığı' görülür.
B2 VİTAMİNİ Karaciğer, dil, bira mayası, süt, yumurta, peynir, ıspanak, brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler, balık, mantar ve avokadoda bulunur. 'Choline' maddesinin eksikliğinin ise genelde protein azlığına eşlik eder.
B12 VİTAMİNİ Sadece hayvansal besinlerden alınabilir. Folat fonksiyonları (DNA ve kırmızı kan hücre sentezi) için önemlidir. Karaciğerde depolanır. Kalp, böbrek, pankreas, beyin, testis ve kemik iliğinde de bulunur. Eksikliğinde pernisiyöz anemi (megaloblastik anemi ve beraberinde sinir hasarı) oluşur. Diğer vitaminlere nazaran fazla alımının zararlı etkisi yoktur.
AA
Ergenlik çağındaki çocuğunuz ayna karşısından ayrılmıyor ya da herhangi bir yerinden şikayet ediyorsa bunu ciddiye alın çünkü bu durum giderek yaygınlaşıyor.
Özellikle ergenlik çağındaki çocuğunuz ayna karşısından ayrılmıyor ya da tam tersi aynalardan kaçıyor, vücudunun herhangi bir yerinden şikayet ediyor, bunu takıntı haline getiriyorsa durumu ciddiye alın...
Kişinin vücudunun herhangi bir yerinden şikayet etmesi ve bunu sürekli düşünerek huzursuz olması olarak tanımlanabilecek Beden Dismorfik Bozukluk - BDB (bedeninden memnun olmama sendromu) giderek yaygınlaşıyor.
15-20 yaş arasında ortaya çıkan ve 30'lu yaşlarda şiddetlenen BDB sendromu ağırlıklı olarak kişinin burun, cilt, göğüs ve cinsel organından memnuniyetsizlik olarak kendini gösteriyor. Kişilerin huzursuz olduğu bu durum onları sosyal yaşamdan giderek uzaklaştırdığı gibi başarısızlık, özgüvensizlik, kaygı hisleriyle perçinlenen psikolojik ve zihinsel hastalıklara kadar sürükleyebiliyor.
Aileler pek fark etmiyor
Ailelerin çok da fark etmediği yahut üzerinde durmadığı bu ciddi hastalık kızlarda daha çok görülmesine rağmen son yıllarda erkekler arasında da artış göstermiş durumda. Takıntılar daha çok genç kızlarda göğüs, cilt, burun kusurları ve kilo takıntısı olarak kendini gösterirken erkeklerde saç ve burun takıntısı olarak belirebiliyor. Bu kişiler kendi bedenini sürekli olarak inceler ve hassas oldukları kusurlarını kapatmaya çalışır. Mevcut kusur çarpıtılıp, abartılarak algılanır hale geliyor.
Ya da durumu değiştirebilmek için büyük çaba harcanıyor. Öyle ki aileden gizli estetik operasyon yaptıran genç vakalarla karşılaşmak mümkün. Kısaca, kişilik gelişiminin tam olarak tamamlanmadığı ve özgüven eksikliğinin yaşandığı ergenlik dönemi ayrı bir önem taşıyor. Çünkü çocukluktan gençliğe geçiş evresi olan bu hassas dönemde oluşacak bu sorunların kontrol altına alınması onların beden ve zihin sağlığında, sosyal ilişkilerinde, iş ve aile haytalarında belirleyici olacaktır.
Ağır depresyon geçiriyorlar
Ergenlik çağında başlayan beden dismorfik bozukluk çocuğu arkadaş ortamından uzaklaştırır, içine kapanık, güvensiz hale getirir. Vakaların yüzde 90'ı hayatı boyunca ağır depresif ataklar yaşarken yüzde 70'i anksiyete bozukluğu yaşıyor. Ayrıca alay konusu olduğunu düşünerek hayattan soyutlanan ve intihar teşebbüsünde bulunanların oranı da hayli fazla.
Bedeninden memnun olmama durumu erken dönemde başlayıp 30'lu yaşlarda şiddetlenebildiği gibi bu yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir. Genellikle çalışmayan evlenmemiş, yalnız kişilerde daha fazla görülüyor. Bu kişilerin sosyal yaşantısı bozuktur, sosyal ortamlarda sürekli kaygılı ve endişelidir, giderek yalnızlaşma eğilimi içindedirler. Durum sosyal fobi haline dönüşebilmektedir. Sıklıkla depresyon ve anksiyete bozukluğu eşlik eder.
Beden Dismorfik Bozukluk neler yaratır?
Sosyal fobi
Yeme bozuklukları
Psikolojik bozukluklar
Zihinsel bozukluklar
Cinsel kimlik bunalımı
Hangi davranışlar BDB sinyali veriyor
Vücudunda şikayetçi olduğu bölgeyi kapatmak için büyük uğraş vermek
Kusuru sürekli kontrol etmek
Düzenli olarak ayna karşısında kusuru incelemek yahut elle kontrol etmek
Sosyal ortamlardan kaçmak
İnsanlar içinde kaygılı olmak, sık sık tuvalete giderek kusuru kontrol etme çabası
Sendromun nedenleri
Cinsel sorunlar
Duygusal çatışmalar
Kültür düzeyi
Sosyal ilişkiler
Nasıl tedavi edilir?
Tedavi yaklaşımı psikoterapi ve ilaç tedavisidir. Bu nedenle BDB sendromundan şüphe edilen durumlarda hemen bir hekime başvurulması en doğru yoldur.
Uzmanlar özellikle ne diyordu? "Günde en az 2 litre su için!". Vücut sağlığımız için su içmeliyiz ancak amacımız kilo vermek ise sadece su yeterli değil buzlu su içmelisiniz!
Kilo vermek isteyenler gün boyunca mutlaka buzlu su, buzlu çay veya buzlu meyve suları tüketmeli. Bunun sebebi vücudunuz buzlu içeceği ısıtıp vücut derecesine çıkarabilmek için ekstradan kilo kalori yakıp enerji sağlamak zorunda kalacaktır. "Kilo vermek için neden buzlu su içmeliyim?" diye merak edenler için cevap hemen geliyor. Buzlu su içmek vücut sisteminizi, vücut ısınızın düşmesini engellemek için metabolizmanızı hızlandırmaya zorlar. Örneğin, 340 ml'lik bir bardakla günde 8 bardak buzlu su içiyorsanız fazladan 200 kalori yakıyorsunuz demektir. Bu da kilo vermenizi hızlandırır.
Ekstra kalori yakıyor
Eğer su içmeyi sevmiyorsanız, buzlu suyu limonla tatlandırmayı deneyin. Bu arada, fazla su içmek vücudu şişirir, daha kilolu gösterir gibi yanlış bilgileri aklınızdan silip atın. Su içmek karaciğer ve böbreklerin temizlenmesine, toksinlerin atılmasına yardımcı olan en önemli içecektir.
Takvim'de yer alan habere göre, vücut şişkinliği az su içmekten kaynaklanır. Sadece buzlu su ile kalmıyor tabii, sıcak yaz günlerinde mutlaka bir iki bardak buzlu yeşil çay tüketmek isteyebilirsiniz. Bağışıklık sistemimizi koruyabilecek en etkili destek antioksidanlardır. Bu nedenle güneş yükseldikçe antioksidanların sağlığımız için önemi artar. Yeşil çay içindeki flavonoidler (antioksidan) sayesinde yaşlanmanın etkilerini yavaşlatırken, buzlu tükettiğiniz için ekstra kalori de yakma fırsatı bulursunuz.
500 ml. buzlu su, kaç kalori yaktırır?
Diyelim ki buzlu suyun sıcaklığı 0 dereceye yakın, vücut sıcaklığınız 37 dereceye yakın, 1 gram suyu 1 derece ısıtmak için harcanan enerji miktarı 1 kaloridir (kilo kalori değildir, 1 kilokalori 1000 kaloridir),
500 ml. suyun 473,18 gram olduğunu biliyoruz...
500 ml buzlu suyu 37 derece sıcaklığa çıkarabilmek için vücudunuz 17,5 kilo kalori yakmak zorunda kalacaktır. Günlük ihtiyacınız olan 2000 kilo kalorilik bir diyetiniz olduğunu düşünürseniz, 17,5 kilo kalori pek fazla görünmüyor.
Türkiye'de şehirlerin en önemli sorunlarından biri olan ve insanlarla iç içe yaşayan sokak köpekleri ölümcül hastalık taşıyor.
Uzmanlar, sadece kuduz değil, iç ve dış parazitlere karşı aşılanmayan sokak köpeklerinin dışkısında bulunan ve halk arasında 'köpek kisti' olarak bilinen hastalığın insanı ölüme götürebileceğine dikkat çekiyor.
Veteriner hekim Mustafa Yıldız, sokak köpeklerindeki kist hastalığının bulaşıcı olduğunu, bu büyük tehlikenin yeterince önemsenmediğini vurguladı.
Mustafa Yıldız, bulaşıcı bir hastalık olan kist hidatiğinin köpeklerin bağırsaklarında bulunan 'echinococcus' parazitinin sebep olduğunu söyledi.
Bu kist hidatiğinin hayvan dışkısıyla etrafa yayılan yumurta, doğrudan köpekle temas ve köpeğin dışkısının bulaştığı çiğ yenen meyve ve sebzelerle insana geçtiği bilgisini veren Yıldız, "Kist hidatiği insanda başta karaciğer olmak üzere, akciğer ve beyinde kist oluşturarak organları tahrip eder." dedi.
Yıldız, bu sebeple iç ve dış parazitlere karşı sokak köpeklerinin mutlaka aşılanması gerektiğini belirterek, "Ne yazık ki belediyeler aşılama konusunu pek de ciddiye almıyorlar. Sokak köpekleri şehirlerde insanlarla iç içe yaşıyor. Bu köpeklere belki dokunmasak bile etrafa dışkılıyor. Bu dışkılarda bulunan hastalık toza karışarak solunum yoluyla toplunu sağlığını tehdit ediyor." ifadelerini kullandı.
KİST AMİLİYATI YAPARKEN ASTRONOT GİBİ GİYİNİYORUZ
Genel cerrahi uzmanı Opr. Dr. Dursun Bostancı ise köpeklerden insana buluşan kist hastalığının erken fark edilmediği takdirde yerleştiği organı tahrip ederek ölüme sebep olabileceğinin altını çizdi.
Hastalığın sinsi ilerlediğini ve pek belirti vermediğini dile getiren Bostancı, "Bu kist hidatiği başta karaciğer olmak üzere akciğer ve beyine yerleşiyor ve kistler oluşturuyor. Organı tahrip etmeden önce fark edilirse ameliyatla alınabiliyor. Biz bu ameliyatı yaparken bir astronot gibi sıkı bir şekilde giyiniyoruz. Hastadan sıçrayan bir kan ağzımıza, gözümüze, burnumuza geldiği takdirde hastalık hekimlere de bulaşıyor. Bu sebeple normal ameliyatların kat kat üstünde tedbir alıyoruz. Bu ameliyata girerken bir astronot titizliği gösteriyoruz. Ayrıca ameliyat sırasında hasta da büyük bir risk altında. Alınan kist çıkartılırken başka bir organa değse bile hastalık diğer organlara da bulaşabiliyor." uyarısında bulundu.
Bostancı, sokak köpeklerine kesinlikle dokunulmamasını tavsiye ederken, köpeklerin mutlaka parazitlere karşı aşılanması gerektiğinin altını çizdi.
Tıp, insanoğlunun sağlıklı yaşaması için her geçen gün yeni formüller geliştiriyor. Her hastalığın çaresini arıyor; insan ömrünü uzatmaya çalışıyor.
Vasfiye ÖZCANBAZ'ın haberi
Howstuffworks.com isimli sitede yer alan habere göre, tıbbın ilerlemesi uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmeye olan ilgiyi de artırdı. 2005 yılında Amerika'da yaş ortalamasının 70,9 yıldan 77,9 yıla çıktığı kaydediliyor. Şirketler de buna bağlı olarak piyasaya yaşlanmayı önleyen ya da geciktiren ürünler sürüyor. Yaşlanmanın belirtilerini ve yaşlanma görüntüsünü engelleyen bazı denenmiş gerçek tekniklerin olduğunu belirten uzmanlar, genç ve daha sağlıklı kalmak için deneyebileceğiniz 5 kolay yöntem sunuyorlar.
Tıp alanında her geçen gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Gün geçmiyorku yeni bitedavi yöntemi bulunma sın. Tıp bir yandan hastalıklara çareler ararken bir yandan da insan ömrünü uzatmaya çalışıyor. Howstuffworks.com isimli sitede yer alan habere göre, tıbbın ilerlemesi uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek isteyenlerin bu alana ilgisini artırdı. 2005 yılında Amerika'da ortalama yaşam süresinin 70,9 yıldan 77,9 yıla çıktığı kaydediliyor.
Şirketler de buna bağlı olarak piyasaya yaşlanmayı önleyen ya da geciktiren ürünler sürüyor. Bu ürünlerin bazısı işe yararken birçoğu sonuçsuz kalıyor. Yaşlanmanın belirtilerini ve yaşlanma görüntüsünü engelleyen bazı denenmiş gerçek tekniklerin olduğunu belirten uzmanlar, genç ve daha sağlıklı kalmak için deneyebileceğiniz 5 kolay yöntem sunuyorlar.
1. Stresinizi azaltın
2004 yılında araştırmacılar, zihin ve vücut arasında kesin bir ilişki ortaya çıkarmayı başardı. Genetik bilimciler, kronik stresin telomerleri etkileyerek vücuttaki hücrelerin ömrünü kısalttığını buldu. Bu telomerler yıprandığı zaman hücre çekirdeğindeki DNA daha fazla bölünmüyor. Sonuç olarak, önce hücreler, sonra dokular ve daha sonra organlar ölmeye başlıyor. Stres ise bu telomerlerin daha erken kısalmasına neden oluyor. Uzmanlar, yaşamınızdaki stresi azaltmanın yaşlanmayı önlemenin bir tekniği olduğunu açıklıyor. Stresi azaltırsanız daha iyi uyursunuz, gözlerinizin altındaki torbalar ve kırışıklıklar azalır. Stresi azaltmak için egzersiz yapmanız önemlidir. Egzersiz kendinize olan güveninizi artırıyor, kendinizi iyi hissetmenizi sağlıyor.
2. Egzersiz yapın
Yaşlanma belirtilerinden en belirgin olanı ise kambur duruş ile el ve ayaklardaki titremedir. Kas kütlesi kaybı sonucunda oluşan bu yaşlılık belirtileri sarcopenia (yaşlılığa bağlı kas kaybı) olarak isimlendiriliyor. Kas kaybı, kas liflerini kontrol eden motor nöronların ölümü sonucunda gerçekleşiyor. Yüzümüzdeki derinin altındaki kas liflerini kaybedince de dokular sarkıyor.
Kas kaybını önlemek için uzmanlar haftada en az 2 ya da 3 kez direnç bantlarıyla egzersiz yapmanızı öneriyor.
3. Güneşten kaçının
Güneşten gelen ultraviyole radyasyona ihtiyacımız var. Çünkü UV ışınları, melatonin üretiminde kullanılan A vitamini üretimini harekete geçiriyor. Melatonin seviyesinin düzensiz olması durumunda insanlar depresyona giriyor. Çok fazla UV ışığı, kolajen ve elastin tarafından oluşan diğer yaşlanma belirtilerini ve buruşuklukları hızlandırabilir. Güneşin cilt üzerindeki zarar verici etkisine photoaging (güneşe bağlı yaşlanma) deniyor. Güneşin zararlı etkisinden korunmanın mantıklı yolları var. Dermatologlar, güneşe çıkacağınız zaman güneş koruma faktörü 15 ve üzerinde olan güneş kremlerinin düzenli olarak kullanılmasını öneriyor.
4. Dengeli ve iyi beslenin
Bazı yiyecekler içeriğindeki maddelerden dolayı yaşlanma süreciyle mücadele ediyor. Serbest radikaller tarafından hücre azalması sonucu vücudumuzun direnci kırılıyor. Antioksidan içeren gıdalar, bu radikalleri dengeleyerek etkisiz hale getiriyor. C ve E vitamini, beta karoten içeren yiyecekler yiyerek daha fazla antioksidan tüketirseniz serbest radikallerin hücresel yapıya zarar verme ihtimali azalır. Uzmanlar, renkli sebzeler, alabalık, somon gibi yiyeceklerin yer aldığı antioksidan bakımından zengin bir beslenme programı tavsiye ediyor.
5. Sigarayı bırakın
Cildiniz için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri sigarayı bırakmak olmalı. Eğer günde yarım paket sigara içerseniz, bir an önce cilt bakımınıza özen göstermelisiniz. Sigara, cildin görünümü üzerinde ciddî etkilere sahip. Cildinize değen sigara dumanı cilt hücrelerinde biokimyasal değişikliklere yol açıyor. Bu da cilt dokularına esneklik sağlayan tabakada bulunan kolajen ve elastine zarar veriyor. Bu ise cildin sarkmasını ve buruşmasını hızlandırıyor. Ayrıca sigara içmek, cilt hücrelerine oksijen ve besin taşıyan kan damarlarını daraltıyor.
Obezite, kalp hastası bebek riskini arttırıyor Amerika'da yapılan araştırmaya göre gebe kaldıklarında şişman veya obez olan kadınların, doğuştan kalp kusuru olan çocuk doğurma riskinin daha yüksek olduğu ortaya çıktı.
ABD Hastalıkların Kontrolü ve Önlenmesi Merkezi'nce yapılan araştırmada, gebe kaldıklarında aşırı şişman veya obez olan kadınların kalp kusuru olan çocuk doğurma ihtimallerinin normal kilodaki kadınlara oranla yüzde 18, had safhada obez kadınlarınsa yüzde 30 daha fazla olduğu belirlendi.
American Journal of Obstetrics and Gynecology dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, bu bebeklerin kalplerinin sağ tarafında obstrüktif (tıkanmaya yol açan) kusurlar veya kalbin iki üst bölmesi arasındaki dokuda bozukluklar olabiliyor.
Doğuştan kalp kusuru bulunan 6440 çocukla hiçbir rahatsızlığı bulunmayan 5673 çocukların sağlığını inceleyen araştırmalar, bu çocukların anneleriyle de mülakat yaptı.
Araştırmada, obeziteyle 25 tür kalp rahatsızlığının 10'u arasında ilişki bulunduğu, bu 10 hastalıktan 5'i ile de gebelikten önce kadının obez olması arasında ilişki saptandığı belirtildi.
Araştırmacılar, aşırı şişmanlıkta vücut kütle endeksini (VKE) 25 ila 29,9, orta derecede obezitede VKE'yi 30 ila 34,9, had safhadaki obezitede ise 35 ve üstü olarak değerlendirdi.
karakız,
aslında hayatımızın tamamı bizim için uyarılarla doludur. bunu farketmek bile önemli sen bunu farketmişsin.ne mutlu.inşallah bundan sonra namazını falanda kılarsın. ama şunu unutmaki tüm ibadetlerin hedefi insanı Allah a yaklaştırmaktır. esas hedefin bu olması lazımdır.