Geçtiğimiz günlerde ülkemizde tüm haber ajanslarında şu haber geçiyordu: “TÜBİTAK’ın desteğiyle ilk kez geniş çaplı bir çalışma yapıldı. Türkiye çapında kadınlarla yüz yüze görüşmelere dayanan araştırma sonucuna göre, her üç kadından biri kocasından dayak yiyor, her iki kadından biri bu dayağı gizliyor.” (8 Kasım 2007, Milliyet)

Ülkemizde aile içi şiddet konusu gündeme geldiğinde, her zaman olduğu gibi, söz dönüp dolaşıp İslâmın kadına değer vermediği konusuna geliyor.

Oysaki medya sayesinde her ülkede, her düzeyde, her kesimde dayak olayının var olduğunu biliyoruz. Dayak sınır tanımıyor.

Üstelik eşini döven erkekler arasında doktorluk, avukatlık gibi toplum içinde saygın noktalara gelmiş meslek sahipleri bile bulunuyor.



Kur’ân’dan öfkeye kırmızı çizgi

İnsanın duygularını kontrol edebilmesi, hele yaratılışında sınır konmamış öfke duygusunu yönetmesi tam bir kimlik problemi ve nefis muhasebesi. Hele de eşine karşı…

İşte Kur’ân var olan sınırsız öfke duygusuna kırmızı çizgiler çiziyor sadece, yoksa erkeklere “Kadınları dövün!” diye bir emir söz konusu değil.



Peygamberimizden (asm) ailede mutluluk formülleri

Kur’ân’ın tabiriyle erkek “kavvam”dır, yani güçlüdür. Kendisine verilen bu nimeti, zayıf yaratılan kadını himaye için kullanmalı, onu hırpalamakta kullanmamalıdır.

Peygamberimiz (asm) bizzat bu konuda örnektir. Hiçbir hanımına kötü söz sarf etmemiş, onları dövmemiştir. Bununla birlikte bütün mü’minlere de aynı davranış modelini tavsiye etmiş, hanımlarını döven erkeklerin hayırlı erkekler olmadığına işaret etmiştir. Peygamberimizin (asm) eşleriyle olan iletişiminde temel bakış açısı aile bütünlüğünü korumaya yöneliktir. Zira dinimizde evlilik kısacık dünya hayatında geçerli bir sözleşme olarak değil, “sonsuz beraberlik” esasına dayalı bir beraberliktir. Kadının eşine karşı birinci vazifesi olan sadakat ve emniyeti sağlamak, meydana gelmiş bir gerilimi yumuşatıp tamir etmeye çalışmak, iletişim kopukluğunu önlemek… İşte Peygamberimizin (asm) aile saadeti formülleri.

Peygamberimizin (asm) kadınlara şefkat ve merhametle bakışını şu hadisten de anlamak mümkündür: “Bir kimse eşine buğz edip darılmasın. Zira hoşlanmadığı huyları varsa, ona karşılık memnun olacağı huyları da vardır.”



“Kadınlar” Suresi

Kadınlarla ve aile hukukuyla ilgili pek çok hükmün yer aldığı Nisa Suresinde dayakla ilgili hükmün yer aldığı ayetin iniş sebebi olan olay ilginçtir.

Medine’de Ensar’dan Sa’d ibni Rabia, isyankâr davranan hanımına bir tokat atar. Olaydan kayınpeder haberdar olunca kızını alarak Peygamberimizin (asm) huzuruna gelir ve damadını şikâyet eder. Peygamberimiz (asm) kısasla hükmeder. Yani hanımı da kocasına bir tokat atacaktır. Bu olay üzerine ayet iner. Peygamberimiz (asm), “Biz bir emir irade ettik. Allah da diğer bir emir irade etti. Şüphe yok ki hayır Allah’ın irade ettiğidir” diyerek ayeti okur:

“Erkekler kadınlar üzerinde idareci ve gözeticidirler. Çünkü Allah insanların bir kısmını diğerlerinden üstün kılmıştır ve erkekler, mallarından kadınları ve çocukları için harcarlar. Salih kadınlara gelince, onlar Allah’ın emirlerine itaat edip, kocalarının hakkına riayet ederler ve Allah onların hukukunu nasıl koruduysa onlar da kocalarının malını, namusunu ve sırlarını kocalarının gıyabında korurlar. İsyankârlıklarından korktuğunuz kadınlara ise güzelce öğüt verin. Eğer bu fayda vermezse onları hafifçe dövün. Eğer itaat edecek olurlarsa, siz de artık onları incitmek için bahane aramayın. Muhakkak ki Allah çok yüce ve çok büyüktür.” (Nisa Suresi: 34.)

Tefsirlerde kadının “isyankârlık” hali, eşine karşı süslenmemesi, kocasının cinsel taleplerini reddetmesi, eşinden hoşlanmaması, eşinin istediği evde yaşamayı reddedip başka bir evde yaşaması, kocasının izni olmadan gezip dolaşması, onun malını israf derecesinde harcaması olarak sıralanıyor.

İslâm hukukuna göre isyankâr karısını cezalandıran erkek, kadın hatasını düzelttiği halde dayağa devam ederse veya aslında onu yıldırıp boşanmak niyetiyle dayak atıyorsa hâkim tarafından cezalandırılır. Allah’a karşı da sorumlu olur.


Kadınların mizacı

Ayette isyankâr kadınları cezalandırmanın aşamalı olması da ilginçtir. Burada akla ilk gelen kadınların mizaç farklılığıdır. Bazı kadınlar sert bir cümle veya ters bir bakıştan hemen etkilenip ağlamaya başlarken, bazıları “Erkek bu, döver de sever de” diyebilmektedir. Hatta dayağı “sevgi gösterisi” olarak anlayan ilginç mizaçlar bile kadınlar âleminde mevcuttur.


Son söz

Dayak hükmü ile ilgili İslâmî kaynaklarda yer alan detaylı bilgiler pek fazla. Ama “Kur’ân dayağı emrediyor!” neticesini çıkarmayacak kadar da net bilgiler bunlar… Dayak emrediliyor diyenlerin amaçları hakikati bulmaksa bu kaynakları okumalılar!

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 554
favori
like
share
SU-PERISI Tarih: 29.12.2007 22:09
İrfan sahibi olan, olgun bir erkek, hanımına asla şiddet uygulayamaz. İslamda kesinlikle dayak yoktur.