[FONT="Microsoft Sans Serif"]Kadın Hakları


Es selamu aleykum sayın Mustafa hocam,

Ben Almanya’da doğma büyüme bir üniversite öğrencisiyim. Psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümünü okuyorum. Uluslararası İnsan hakları adlı bir seminerde işlediğimiz konulardan biri İslamda insan haklarıydı. Tabi hemen müslüman kadınlar ve hakları konuşuldu. Müslüman kadınlar hakkında yanlış düşünüldüğü bir dönemde elimden geldiğince savundum dinimizi ve bildiklerimi profesörüme ve diger ögrencilere izah etmeye calıştım. Ben ve diğer din kardeşlerim sürekli gayri müslim bir ortamda bulunduğumuz için böyle sorularla sıkcaa karşılaşıyoruz. Özellikle seçtigim meslek, yani ilerde çoğu müslüman kesim olan insanlarla çalisacağım için (insallah!), beni böyle durumlarla karşılastırıyor. Ben böyle konulara girilmesinden veya bana soru sormalarından asla rahatsızlık duymuyorum. Ama kadın haklarını ne kadar savunsam da avrupa’daki kadının yeri yine başka onların zihninde. Yani savunurken sanki zorla onları ikna etmeye calışıyorum ve bunun doğru olmadığını da biliyorum aslında. Onlara dogru bir şekilde anlatmak benim görevim ama kabullenmeleri Allaha kalmış birşey. Bunun farkındayım ama o tartışma anında kendimi bazıları kaybediyorum ve anlayış göstermediklerini hissettiğim anda bu sefer başlıyorum karşımdaki insana „ya senin anlayip anlamaman beni zerre kadar ilgilendirmiyor, bana ne „ gibi şeyler demeye. Sinirleniyorum açıkcası. Sonradan da çok pişman oluyorum ve kızıyorum kendime. Onların kendilerini bizden üstün görmeleri beni inanılmaz derecede rahatsız ediyor ve bunu müslüman çocuklara bile hissettiriyorlar taki çocuklar bunu kabullenene kadar. Benim size yönelteceğim belirli bir sorum yok sayın hocam, ama küçücükte olsa bir tavsiye de bulunursanız ben cok mutlu olurum.
Dua ve selam ile kardeşiniz

[FONT="Microsoft Sans Serif"]Aziz ilim talibesi,

Avrupalılarla kadın meselesini konuşan herkesin gözetmesi gereken asgari ilkeler ve hususlar şunlardır:

1. Batı kültürü, insanlık tarihinin tanıdığı en bencil, en kibirli ve müstekbir kültürdür. Egosantriktir. kendisinden başkasını küçümser ve horlar. Hatta yok etmeyi görev sayar. Onların kibrine hiçbir halükarda prim verilmemelidir.

2. Müslümanlarla Batılılar arasında tartışmanın temel kavramlarının içeriği açısından derin uçurumlar vardır. "Hak", "özgürlük", "kadın-erkek" gibi ana kavramlara yüklediğimiz anlamlar farklıdır. Batının "hak" mefhumunda "Allah hakkı" diye bir kategori yer almaz. Batının hak mefhumunda "hesap günü" yer almaz. Batının "hak" mefhumu seküler/laiktir. Şimdi ve buradayı ilgilendirir. Bu hakkın sorumluluk boyutu yoktur. Adalet kavramıyla birlikte düşünülmeyen bir hak kavramı, hak değil batıldır.

Özgürlük bizde içgüdülerin, nefsin ve bilinçaltının esaretinden kurtuluştur, onlarda ise içgüdülerin ve bilinçaltının her isteğinin sere serpe yapılmasıdır. Onların özgürlük dediğine biz nefse kölelik deriz.

Kadın deyince bizde akla ilk gelen "anne" kavramıdır, onlarda ise "cinsel obje".

sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: İSLAM KADINI AŞAĞILAMADI, BATI ANNELİĞİ AŞAĞILADI. Batılılarla bu konuyu konuşurken önce bunun hesabını vermeleri istenmeli.

Anneliği aşağılamayı kadını savunma olarak yutturma hurafesini nasıl becerdikleri sorulmalı.

Bunun sonucunda nüfusun eksilere düşmesi... Kadını anneliğe razı edememeleri... Ailenin yok olması... Bunların faturasının orta vadede varoluş sorununa dönüşeceği hatırlatılmalı...

Kadına özgürlük adı altında nasıl metalaştırdıkları sorulmalı...

Kadını "doğal bir canlı" olmaktan nasıl çıkarıp "sentetik bir ürün" haline nasıl dönüştürdükleri sorulmalı...

Kadının kozmetik bir vitrin haline dönüştüren mantığın arkasında yatan vahşi amaçlar sorulmalı...

Kışkırtılan ve sınır tanımayan çinselliğin Batıda neden bitmek üzere olduğu sorulmalı...

Açıldıkça açılan kadının artık açılacak yeri kalmayınca ne yapmayı düşündükleri sorulmalı...

İnsanlığın tanımadığı cinsel suçları ve hastalıkları insanlığa hediye eden tek uygarlığın neden batı olduğu sorulmalı?

İslam'ın kadına 1400 yıl önce verdiği sçme hakkının mesela İsviçrede daha 1971 yılında verildiğini hatırlatmalı?

Batının neden hep dengesiz olduğu sorulmalı. Bu günkü dengesizliğinin dün yeşil gözlü diye kadın yakan mantıkğın bir devamı olduğunu hatırlatarak bugünün dünle sosyo-psişik bir bağının olup olmadığı sorulmalı?

İffet, fıtrat, sadakat, saadet, teslimiyet, hamiyyet, adalet, hikmet diye bir şey duyup duymadıkları, bunu nasıl sağlayacakları sorulmalı.



Ve daha çok şey sorulmalı.

Şu fıkra bizimle onlar arasındaki kadın meselesini güzel ele verir: Kendini beğenmiş, çok bilmiş ve malumatfuruş bir profesörle gariban balıkçılar tekne gezisine çıkmışlar. Kendini beğenmiş sormuş: Çocuklar siz jeoloji bilir misiniz? hayır demişler. Eyvah, hayatınız yarısı boşa gitmiş demiş. Peki, biyoloji bilir misin? Sosyoloji bilir misiniz? Oşinoloji bilir misiniz? vs vs.. Hepsinde aynı karşılıklar..

Biraz sonra fırtına kopmuş. Tekne batmaya başlamış. Bay bilgiç demişler, siz yüzme bilir misiniz? Hayır demiş. Cevapları: Eyvah, sizin hyatınızın tümü boşa gitti demişler.

Bizim kadınımızın yarısı boşa gitti. Evet. Ama onların kadınlarının da erkeklerinin de tümü boşa gitti. Herşeyi aşsalar da demografik, etik ve aile sorununu aşamayacaklar eğer bu akılla giderlerse.

Bizim kadınımızın yarısını boşa götüren İSLAM DEĞİLDİR, GELENEKTİR.



3. Apolojetik bir üslup hoş değil. Savunmacı değil, tanıtıcı ve bilgilendirici olmalıyız. Niye apolojetik bir üslubu takınalım ki? KESİNLİKLE DEĞERLERİMİZDEN EMİN OLMALIYIZ. onların insanlığın değişmez değerleri olduğunu unutmamalıyız. Biz insanlıkla yaşıtız, üç yüz yıllık yalana teslim olacak halimiz yok. Alemleri yaradana teslim olmuşuz.



4. İslam'ın kaynaklarından değil ama erkekmerkezli gelenekten gelen ve kadını aşağılayan kötü uygulamaları da hiç savunmamalıyız. Kadını aşağılayan uygulama ve anlayışlar DİNİMİZİN BİR PARÇASI DEĞİL KÜLTÜRÜMÜZÜN BİR PARÇASIDIR. Onları dinimizin parçası gibi görenler bu dine en büyük kötülüğü yapmışlar. Biz bu ikisin ayırdetmeyi bilelim.



5. Bunun için de iyi bir okuma yapalım. Kamil bir kütüphane dizelim .Bu konuda kafa patlatmış mütefekkirlerimizin yazdıklarını didik didik edelim ve konuya hakim olalım. Yoksa adamı ezerler.



6. Herşeyden önce biz inanalım islam'ın insana şerefini bahşeden mütekamil bir nizam olduğuna. Biz İslam'dan razı olalım ve tam teslim olalım. ondan sonra savunalım tezlerimizi. Ama tezimizi ve karşıt tezleri de ciğerine kadar bilelim.



7. Size kendinizi bu alana hasretmenizi, İslami kaynaklara ulaşabilecek bir donanımla donanmanızı, bunun için gerekirse bir kaç yılınızı bir islam-Arap toprağında geçirme pahasına arapça ve İslami ilimler tahsil etmenizi, işi kaynağından öğrendikten sonra bu konuda konuşmaya ehil biri olup yüz ağartmanızı teklif ediyorum.

Mustafa İSLAMOĞLU

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1342
favori
like
share