Dedektif, suçları soruşturmak ve suçluları yakalamakla görevli polislere denir. Bazı ülkelerde devlet görevlisi olmayan özel dedektifler de vardır. Öykülerde ve romanlardaki dedektifler genellikle bu türden özel görevlilerdir.

Dedektif becerikli ve sabırlı olmalıdır, çünkü soruşturduğu konuda yalnızca bir ipucu bulmak için bile aylarca çalışmak zorunda kalabilir. Günümüzde kanıtlar bulmada bilimsel yöntemler büyük kolaylık sağlar, ama dedektif gene de büyük ölçüde soru sorma yöntemiyle çalışır.


Roman ve öykülerde dedektifler [değiştir]Batı ülkelerinde polis örgütünün güçlenmesi, 19. yüzyılda dedektif öyküleri biçiminde edebiyata da yansıdı. Bir edebiyat yapıtında yaratılan ilk dedektif, Edgar Allan Poe'nun Morg Sokağı Cinayeti (Murders in the Rue Morg; 1841) romanındaki Auguste Dupin'dir. İngiliz yazar Wilkie Collins'in Aytaşı'ndaki (Moonstone; 1868) dedektifi Çavuş Cuff, sessiz ama cana yakın biri olarak dikkati çeker. Aynı yüzyılın sonlarında Arthur Conan Doyle'un Sherlock Holmes’u, edebiyat tarihinde benzeri görülmeyen bir ilgi uyandırmıştır. Conan Doyle’un dedektifi, alışılmışın dışında alışkanlıkları olan, özel bir soruşturmacıdır. Cinayetleri çözümlemede kendine özgü yöntemler kullanır. Sherlock Holmes göre, olanaksız olanın dışındaki her şey gerçektir.

Çağdaş polisiye romanlarının ünlü dedektifleri arasında Agatha Christie'nin kel, yumurta kafalı, pos bıyıklı, ufak tefek Belçikalı Hercule Poirot’su ile bir İngiliz köyünde yaşayan evde kalmış Bayan Marple'ı, Dorothy L. Sayers'in Lord Peter Wimsey'i sayılabilir. İngiliz yazar G. K. Chesterton'un yarattığı ufak tefek Peder Brown’u, Sherlock Holmes ile kıyaslanabilecek kadar parlak düşünceleri olan bir dedektiftir.

ABD'de, Sherlock Holmes kadar başarılı dedektif, hemen her konuda uzmanlaşmış Philo Vance’dir. Belçikalı yazar Georges Simenon'un yarattığı Müfettiş Maigret da profesyonel dedektifler arasında sayılır.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 638
favori
like
share
bugulu-gözler Tarih: 17.09.2008 15:27
Televizyonun Türkiye'de ilk yayın yapmaya başladığı günlerden seksenli yılların ortalarına kadar geçen zaman içinde en çok seyredilen programlardan biri de muhtemelen özel dedektif dizileriydi. Koskoca bir jenerasyon, Charlie'nin Melekleri, Magnum ve Mavi Ay ile büyüdü.
Gelgelelim Türkiye'de kimse gerçek bir özel dedektif görmemişti hayatında.

Çünkü yakın geçmişe kadar böyle bir meslek bile yoktu. Bugün ise durum farklı. Henüz yasalar tarafından gerçek bir meslek olarak tanınmasa da özel dedektiflik bürolorının sayısı her geçen gün artıyor.

Kimi, kendini aldattığını düşünen kocasının izini sürmek isterken kimi ise alacaklısını yakalamak için özel dedektiflerden medet umuyor.

Mehmet Uzuner de İstanbul'un bu "yer altı dünyası"nda iz süren dedektiflerden en tanınmışı. Açıklamasına göre, Türkiye'nin vergi ödeyen ve ticaret sicil numarası olan tek özel dedektifi.

Talep var ama yasa hala beklemede

Aslında özel dedektifliğin Türkiye'de gelişmeye başlaması doksanlı yılların ortalarına dayanıyor. Ülkedeki adli bürokrasinin ağırlığını özel dedektfilik bürolarının kuruluşunda en önemli neden olarak gören Mehmet Uzuner, bu alanda gelişmiş ülkelerle aramızda ciddi farklar olduğu düşüncesinde.

Batıda özel araştırma kuruluşlarının gerek savcılık makamına gerekse avukatlara delil toplama görevi gördüklerini söyleyen Uzuner, "Amerika'da da sandığınıuz gibi öyle camlardan atlayıp, ellerinde silahla suçlu kovalayan özel dedektifler yoktur" diyor.

Asıl mesleği avukatlık olan Uzuner'in anlattığına göre, 1980'li yılların sonlarına doğru Turgut Özal hükümeti tarafından bir yasa tasarısı hazırlanmış. Tasarı sonucu Özel Dedektiflik Kanunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden geçtikten sonra 1994'te dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e gönderilmiş. Ancak Demirel'in TBMM'ye iade ettiği yasa bir daha ele alınmamış.

Kocaeli Üniversitesi'nin fahri "Hocası"

Öte yandan, dedektiflik Türkiye'de böyle bir özel araştırma yasasının olmayışı, kanunların çiğnenebileceği anlamına gelmiyor tabii. Müşterilerine hizmet verirken mevcut yasalara dikkat etmek zorunda olduğunu söyleyen Mehmet Uzuner'e göre, bu konu dedektifliğin en hassas noktalarından biri.

Bugün herhangi bir davada geçerli olabilecek delilleri toplamak için belirli bazı yöntemlere baş vurmak şart. Bunların başında da telefon dinlemek ve özel mülkiyete girmek var. Bunlar ise, gerekli izin alınmadan yapılırsa yasa nezninde suç teşkil ediyor. Özel dedektiflere bu tip izinler ise verilmiyor. Silah taşımaları da yasak.

Özel dedektiflik yapan birinin en çok dikkat etmesi gereken, işte bu gibi tehlikeli mahremiyet alanlarına girmemek. Bu yasal sıkıntıyı aşmak için hükümetin ilgili kademeleriyle görüştüklerini açıklayan Uzuner, bu konuda fazla yol katedememiş ne yazık ki.

Ancak bu çerçevede, iki yıl önce Kocaeli Üniversitesi'nde ilginç bir gelişme meydana gelmiş. Özellikle iş dünyasındaki taleplerden yola çıkılarak, okulda bir Özel Güvenlik bölümü kurulmasına karar verilmiş.

Mehmet Uzuner de bu aşamada devreye girmiş ve böylece okulun ilk öğretim yılından beri staj uygulaması için kendi firması kullanılmaya başlanmış.

Yani bugün özel güvenlik uzmanı olarak yetişecek profesyoneller, deyim yerindeyse Mehmet Uzuner'den "feyz alarak" mezun oluyorlar. Uzuner, yasanın çıkarılması için üniversite vasıtasıyla da girişimde bulunulduğunu ancak bir sonuç alınamadığını söylüyor bu aşamada. Demirel'in 1994'te geri gönderdiği tasarı, hala Adalet Bakanlığı ve İçişleriş Bakanlığı komisyonlarında beklemede.

Bürokrasi adli takibi felç ediyor

Peki, bugün Türkiye'nin ticari sicilli tek özel dedektifi olduğunu söyleyen olarak Mehmet Uzuner'in faaliyet alanı ne? Kimler ne gibi isteklerle kapısını çalıyorlar? Müşterilerinin arasında bireyler dışında kurumlar da var mı?

Polis vazife ve selahiyet kanunu tarafından saptanan sınırlar içinde çalıştığını söyleyen Mehmet Uzuner, herşeyden önce işinin suçlu yakalamak olmadığını vurguluyor.

Genellikle avukatlara davalarında haklı olduklarını ispat edebilmeleri için delil topladığını vurgulayan Uzuner şöyle anlatıyor faaliyet konularını:

"En çok ticari alacak takipleri ile ilgileniyoruz. Bunun da nedeni şu: Bir icra davanız vardır, alacaklısınızdır. Ortada da bir kambiyo senedi vardır. Ancak borçlunun adresi yoktur. Adresin tespitini istersiniz yasal olarak ama başvurunuz emniyet müdürlüğü, karakollar ve muhtarlıklar arasında dolanır. Adli sistemdeki dava yoğunluğu zaten malum. Adres bulunduktan sonra da mahkeme aracılığyla tebligat yapılır ve sonunda bakarsınız ki sadece alacaklıya 'borcunu öde' demek için bir sene geçmiş. İşte ben bu işi en fazla bir haftada yapıyorum."

Peki normal şartlar altında bir yılı bulan bu takip nasıl oluyor da bir haftada sonuçlanıyor? Buradaki en önemli noktanın devlet gibi çalışmamak olduğunu söyleyen Uzuner'e göre, işin sırrı sadece aldığı işe odaklanıp fazla sayıda dava ile ilgilenmemekte. Devletin bu yüzden iş göremez hale geldiğini anlatan Uzuner, kendisini "özel sektör" kategorisinde değerlendiriyor.

"Vergi numarası olan tek dedektifim"

Bunların dışında kurumsal müşterilerinin de olduğunu söyleyen Uzuner'in müşterilerinden biri Aygaz diğeri ise İpragaz. LPG istasyonlarında ev tipi mutfak tüplerine kaçak dolum ihbarı üzerine bu kurumların kendine başvurduğunu anlatan Uzuner, işi aldığında ilk aşamada fabrikalara gidip dolum işlemlerini incelemiş. Sonra ise bu istasyonların yerini tespit ederek ve polisten izin alınarak gece düzenlenen baskınlara katılmış.

İşin maliyetine gelince... Fiyatlar, istenen işin türüne göre değişiyor. Ancak Mehmet Uzuner'in firmasından hizmet almak isteyen bir müşteri 5 bin YTL'yi gözden çıkarmak zorunda.

Bu aşamada 2002'den beri vergi ödediğini söyleyen Uzuner, bazen çalıntı veya trafikten men edilmiş bir aracın bulunması isteğiyle kendine gelindiğini, ancak bir otomobili İstanbul'da aramakla Sivas'ta aramak arasında maliyet farkı olduğunun da altını çiziyor.

Ancak kendine bambaşka isteklerle gelenler de olduğunu anlatan Mehmet Uzuner'in bu konuda ilginç anıları da var: "Bana ciddi başvuruların dışında da istek geliyor. Ben bunlara 'magazinsel başvuru' diyorum. Mesela en çok eşinin cep telefonu kayıtlarını isteyenler gelir bana. Bunların arasında biri çok ilginçti. Tatile gidecek biri geldi. Evine kamera yerleştirmek istiyormuş. Böylece kendi yazlığa gidince eşini internetten izleyebilmeyi amaçlıyormuş. Ben tabii böyle bir hizmet vermiyorum, hemen reddetim. Zaten mevcut yasalara da aykırıdır bu."

Bilgisayarından araçları izleyebiliyor

Özel dedektiflik tabii ki her isteyenin yapabileceği bir meslek değil. Bu mesleği icra etmek için insanlarla iletişim kurabilme yeteneği, belirli çevrelerde süreklilik taşıyan kontakların bulunması ve biraz da yaratıcılık gerekli.

Ancak Mehmet Uzuner'e göre, bunlardan önce sahip olunması gereken başka bir nitelik daha var ki, o da hukuk eğitimi. Elde büyüteçle yapılan dedektiflik devrinin çoktan bittiğini söyleyen Mehmet Uzuner, bugün bir özel dedektifin herşeyden önce yasaları çok iyi bilmesi gerektiği inancında.

Bunun yanında da dedektif olmak isteyen birinin teknolojiye karşı bir yeteneğinin de olması şart. Çünkü artık insan ve araç takibi, yakası kalkık pardüsüler ile gazete okurmuş gibi yaparak gerçekleşmiyor.

Mehmet Uzuner'in hemen yanı başındaki bilgisayarlardan biri bunun en büyük kanıtı. Plazma ekranlı bu bilgisayarda İstanbul'un bir haritası var. Haritanın üzerinde ise iki, kırmızı nokta...Bunların anlamlarını sorduğumuzda, filmlerde sık görülen otomobil izleme teknolojisinin gerçekleştiğine tanık oluyoruz.

Mehmet Uzuner, sürekli izlenmesi gereken iki araca iki ayrı verici yerleştirmiş. Bu vericiler, sürekli ofisindeki bilgisayara sinyal gönderiyor. Bu sinyaller de ekran üzerinde koordinat verilerine dönüştürülerek aracın bulunduğu cadde ve sokağı gözler önüne seriyor.

Sahtekarlığın nedeni yedi trilyonluk pasta

Meslek böylesine geniş teknolojik ve yasal açılımlara sahip olunca da, özel dedektifliğin "yasası" çıkmadan "sahtesi" çıkmış tabii. Ticari sicil gazetesine göre 2002'de mesleğine resmen başladığını kanıtlayabileceğini söyleyen Mehmet Uzuner, kendisi dışında özel dedektif olduğunu iddia edenlerin hiçbirinin gerçeği söylemediğini iddia ediyor.

Uzuner'e göre, özellikle internette özel dedektiflik hizmeti verdiklerini ilan eden pek çok dolandırıcı var. Bu kişilerin açıkça insanların umutlarını sömürdüğünü söyleyen Uzuner, pazarın özellikle İstanbul'da çok büyük olduğu için özel dedektifler arasında rekabetin de büyük olduğunu belirtiyor. Eldeki bilgilere göre, sadece İstanbul'da özel dedektiflik sektöründe bir yıl içinde dönen para yedi trilyon lira. Pasta büyük olunca, meslek doğal olarak her türlü istismara da açık oluyor.

Mehmet Uzuner'in bu aşamada en büyük şikayeti, kurumsal kimliği olmasına rağmen yasal kimliği olmayışı. Kendini basın yoluyla duyurmaya başladıktan bir sene sonra, özel dedektif olduğunu iddia edenlerin sayısında patlama görüldüğünü açıklıyor Uzuner. Görünen o ki, şimdilik onun umudu tasarının yasalaşmasında, müşterilerininki ise Uzuner'in yeteneğinde.

Kendime müşteri olup, rakibimi izledim

Rekabet, normal şartlar altında çalışan bir piyasada müşteriye yarar sağlarken, özel dedektiflik alanında bugün için geçerli olan şartlar altında ise ne yazık ki çoğu kez hayal kırıklığı veriyor. Sahtecilikten yakınan Mehmet Uzuner sonunda, kendi kendinin müşterisi olarak bir rakip dedektif hakkında araştırma yapmaktan da geri kalmamış.

Kendisinden ismini yazmamak kaydıyla bu rakibin adını, adresini ve firma ismini de öğreniyoruz. Mehmet Uzuner, bu kişinin açıklamalarının ardından, mezun olduğunu iddia ettiği bir üniversiteyi araştırmak için sözkonusu okulun olduğu ortadoğu ülkesine gitmiş.

Ancak Uzuner'in iddiasına göre, okulda hiçbir zaman bir Türk öğrenci okumamış. Dahası, üniversitede, bu şahısın mezun olduğunu iddia ettiği bir lisans bölümü bile yok.

Mehmet Uzuner, okuldan araştırmasının sonucuna dair üniversiteden bir resmi yazı alarak okula bugün kadar hiçbir Türk öğrencinin kayıt yaptırmadığını ispatlamış. Ancak macerası burada da bitmemiş. Bu bilgileri sonra da bir televizyon kanalına vererek dedektiflik savaşlarının iyice su yüzüne çıkmasına neden olmuş.