Çıkış tarihi: 7 Ekim 2008
Tür: FPS, Aksiyon
Platform: PC, PlayStation 3, XBOX 360
Yapımcı: Ubisoft
Türkiye distribütörü: Aral

Oyun piyasasında İkinci Dünya Savaşı’nı konu edinen bir çok oyun mevcut. Ancak akılda kalanların sayısı bir elin parmakları kadar bile değil. Şimdi hemen aklıma gelenler; Call Of Duty, Medal Of Honor ve Brothers In Arms. Hatta bunlara muhteşem üçlü bile diyebiliriz çünkü neredeyse bütün versiyonları en çok beklenenler ve oynananlar arasına girmiştir. Bu yazıda bu üç oyun içinde taktiğe en çok dayalı olan Brothers In Arms‘ı inceleyeceğiz. Efsane serinin yeni versiyonu Hell’s Highway beklentileri karşılayacak mı göreceğiz.

Oyunun ilginç hikayesi içinde yine Çavuş Matt Baker karakterini oynayacaksınız. 101. Paraşüt Birliği ile beraber ünlü Market Garden operasyonuna katılıyorsunuz. Bu görev Hollanda’da gerçekleşiyor. Hedefiniz Hell’s Highway yolunu açarak savaşı bir an önce bitirebilmek. Pek tabii tarihten de bildiğimiz gibi bu pek kolay olmayacak. Oyun, size olan biteni biraz anlattıktan sonra, kendinizi 1944 yılında savaşın içindeyken bulacaksınız. Başlangıçta anlatılanlarla pek bir şey anlamadan oyuna geçtiğiniz için bazı bilgilerin eksikliğini hissedebilirsiniz. Ama merak etmeyin, bir „flashback“ ile üç gün öncesinin hikayesi gözlerinizin önüne geldiğinde gerekli bilgileri öğreneceksiniz. Bu hikaye biçimi insanı çoğu zaman heyecanlandıran bir unsur.

Savaş oyunlarının çoğu birbirine benzeyen hikayelerle doludur. Fakat BIA sanki bir film hikayesi gibi. Askerlerin aralarındaki ilişkiler, duygular ve mutsuz hayat hikayeleri sanki gerçek gibi. Yapımcıların daha önce de bir çok kez konuşulduğu gibi gerçek hayat hikayelerinden ilham aldıkları belli. Ancak bir kaç tane Silent Hill’deki gibi hayaletlerle ilgili anı var. Bunlar biraz havayı bozuyor ama bazı kişilerin hoşuna da gidebilir.

Temel savaş taktiği önceki versiyon ile aynı. Hala düşmanlarınızın etrafından gezerek stratejinizi belirliyorsunuz. Abartılı „Rambo“ aksiyonlarından bıkanlar için böylesinin daha çekici ve heyecanlı olduğu kesin. Taktik içeriğinde yenilikler yok değil ama çok uğraşarak sıkılabilecekler olabilir. Yenilikler demişken bir örnek verecek olursak korunma önleminizi daha iyi alabiliyorsunuz. Kamerayı üçüncü kişi olarak izlediğinizde kendinizi saklayabilecek korunaklı yerleri tespit etmeniz daha kolay. Kendinizi koruma altına aldıktan sonra saldırıya geçmek veya ateş açmak başarının sırrı çünkü en kolay derecede oynadığınızda bile bir kaç isabet aldıktan sonra ölüyorsunuz.

BIA’nın en çekici yanlarından biri de takım olarak hareket etmeniz. Yalnız savaşmamak, silah arkadaşlarınızla birlik olmak gerçekten heyecanı artıran bir unsur. Çoğu zaman iki ayrı takım var. Bu takımlar askerlerin görevlerine göre değişiklik gösterebiliyor. Bazen nişancı bazen de tankçılar gerekebiliyor. Vereceğiniz emirler çok basit. Takımları bir yerlere gönderebilir, saldırma emri verebilir ve sizi takip etmelerini emredebilirsiniz. Ancak her şeyi doğru zamanda uygulamanız gerekiyor. Takımların doğru olarak kullanılması çok önemli. Her şeye rağmen bütün iş sizde bitiyor. Silah arkadaşlarınıza çok fazla güvenmemeniz gerekiyor.

Askerlerin yapay zekası bazen komik gelebiliyor. Oyunlar çıkmadan önce yapılan ön incelemelere pek güvenmemek gerekiyor. Aynı zamanda tabii ki yapımcıların söylediklerine de dikkatli yaklaşmak gerekiyor. Çünkü bir kısım oyun için söylenenler, beklentileri karşılayamayabiliyor. Örneğin BIA öncesinde yapımcıların yapay zeka hakkında övgü dolu sözler etmesi ve sonra kör atışı yapan askerlerle karşılaşmak hayal kırıklığı yaratabiliyor. Askerler çok kötü savaşıyor da dememek lazım, bazen olumlu tepkileri oluyor. Örneğin gerektiğinde siz emir vermeden siperlere girebiliyorlar. Yakındaki düşman tehlikesine karşı da iyi hareket edebiliyorlar. Fakat sizi takip etmekte zorlanıyorlar. Bir adım gidip arkanıza baktığınızda hiç bir şeyin farkında olmadıklarını görebiliyorsunuz. Bu arada Jasper adındaki askere dikkat etmekte yarar var çünkü bazukayla hedefi şaşırıp sizi vurabiliyor. Kısacası genel olarak kesinlikle bir gelişme var ama oyun öncesi tanıtımlarda her şeyin çok büyütüldüğünü de farkedeceksiniz.

Çatışmaların ve savaşın yanı sıra bazen fazladan görevler yaparak puan da toplayabilirsiniz. Fazladan görevlerin ve işlerin oyun süresini uzatmak için yapıldığı çok belli ve bunlar birazda oyunun havasını bozuyor.

Oyunun grafik motorunda Unreal Engine 3.0 kullanıldı. Tabi bunun hem avantajları hem de dezavantajları var. Grafikler çok güzel ama bir yenilik yok. Alıştığınız görsellerle yine karşılaşacaksınız. Bu motorun en güçlü yanı su efektleri. Kameradan, çatıdan akan damlaları ve askerlerin ıslanmış üniformalarını gördüğünüzde kaliteyi anlıyorsunuz. Askerlerin yüzleri yakından bile çok iyi. Alınlarından akan ter bile düşünülmüş.

Ama maalesef arka planda kalan nesnelerin grafikleri o kadar kötü ki ayrıntılara önem veriyorsanız hiç hoşunuza gitmeyecek. Örneğin ağaçlar sanki eski versiyonlardan aktarılmış gibi. Genel grafiğe kesinlikle uyum sağlamıyor.

Animasyonlardan düşmanınızı vurduğunuzda izleyebileceğiniz yavaşlatılmış gösterim, BIA’nın havasını şiddetlendiriyor. Bu iyi düşünülümüş bir özellik çünkü oyunu aynı zamanda monotonluktan kurtarıyor.

Oyunun fiziksel özellikleri içinde heralde en çok beklenen şey çevrenin daha etkileşimli olmasıydı. Fakat maalesef bu pek öyle değil. Örneğin yıkılan duvarları pek göremeyeceksiniz. Etkiler sadece bir kaç tahtanın ve camın kırılmasından ibaret. Siperleri de yok etmek mümkün ve böyle bir özellik taktik açısından oldukça iyi sonuçlar doğurabiliyor. Ancak yine de genel olarak fiziksel etkileşimde eksiklikler olduğu kesin.

Oyun ilerledikçe daha önce yapımcıların verdikleri sözleri tutmadıklarını farkediyorsunuz. Örneğin haritaya baktığınızda kocaman ve dışardan bakıldığında çok güzel görünen bir alanı görebiliyorsunuz. Fakat bu alan içinde sadece bir kaç tünel içinde dolaşabiliyorsunuz. Harita bir kaç bölüme ayrılmış durumda ve her bölümü geçtiğinizde bir video izliyorsunuz. Yeni bölüme geçtiğinizde sadece bir girişi kullanabiliyorsunuz ve o giriş siz geçtikten sonra kapanıyor.

Diğer taraftan oyunun müzikleri ve ses efekleri mükemmel. Hatta bazen koroları bile dinleyebiliyorsunuz ve heyecanı artırdığını hissediyorsunuz. Alman karakterlerin Almanca konuşmaları çok güzel. Bu yeni bir özellik sayılır çünkü bir çok oyunda Alman karakterler bile İngilizce konuşuyor.

Oyunun iyi hazırlanmış bir multiplayer modu var. Platformlarınızda "Deathmatch, Team Deathmatch, Capture The Flag" ve benzer klasik seçenekleri oynayabiliyorsunuz. Her tarafta 10 kişiye kadar bir sınırlama var. Taktik ağırlıklı online bir "Deathmatch"ın keyfi bambaşka.

Brothers In Arms’ın ilk versiyonu savaş oyunlarına yeni bir soluk getirdi. Fakat oyunun daha sonraki versiyonlarıyla beraber genel olarak sanki bir şeyler eksik kaldı. Yani BIA getirdiği o yeniliğin içinde sanki biraz tıkandı. Hell’s Highway kesinlikle kötü bir oyun değil. Tam tersine çok eğlenceli saatler yaşayabilirsiniz. Ancak beklentileri tam anlamıyla karşılayamadığı da ortada. Montonluk bir yerden sonra kaçınılmaz olabiliyor. Böyle durumlarda oyuna ara vermeniz daha iyi sonuçlar veriyor. Ön incelemeleri okumayanlar oyunu çok daha fazla beğenebilirler. Çünkü söylenenlerin bir çoğunun eksik olduğunu farketmeyeceklerdir. Serinin hayranıysanız çok daha fazla zevk alacağınız kesin. Bu anlamda BIA sizi kesinlikle hayal kırıklığına uğratmayacaktır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 409
favori
like
share