Mason Şeyhulislamın Abdülhamid’e kini

14 Şubat 1909 Pazar günü Osmanlı’nın Şeyhulislamlık görevinde Mehmet Ziyaüddin Efendi bulunuyordu. O’nun ilk görev süresi 1 ay 27 gün sürdü. Padişah II. Abdülhamit onu 13 Nisan 1909 tarihinde görevden aldığında İstanbul’da devletin güvenliğini sarsacak olaylar yaşanıyordu. Tarihlerde “31 Mart 1909 irtica vakası” olarak tanımlanan ve miladi 13 Nisan 1909 denk düşen olalar sonrası İstanbul’da görünüşte “ Şeriat isteriz” diyen Medrese öğrencileri gösteri yapıyor, gazeteciler öldürülüyor,askere kurşun sıkılıyordu. Ve aynı gün olayları bastırmak üzere Selanik’ten Hareket Ordusu trenle İstanbul’a hareket ediyordu. Hareket ordusu İttihat ve Terakki’nin kontrolünde idi. Selanik’te ordunun İstanbul’a gitmesi emrini veren de ünlü mason veYahudi asıllı avukat ve de milletvekili Emanuel Karasu idi. Abdülhamit, kendisini de aşan isyan olayları esnasında ani bir kararla Şeyhulislam Mehmet Ziyaüddin Efendi’yi görevinden aldı. Sanki olaylar yıldırım hızıyla seyir değiştiriyordu. İttihat Ve Terakki’nin planlaması ile II. Abdülhamit yaşanan 11 günlük iç savaş ve sonrasında 27 Nisan 1909 günü öğle üzeri görevinden alındı. Ziyaüddin Efendi, 14 Nisan günü yeniden Şeyhulislamlık görevine iade edilmişti. 27 Nisan 1909 günü Şeyhulislam veya Müftülük görevinde bulunan Ziyaüddin Efendi’nin imzası ile yazılı metin haline getirilen II. Abdülhamit’i görevden alma (Hal etme) kararında “ Kütüb-i şeriyenin men-ü ihrakı, Tebeanın katli, Beytülmalin israfı” görüşleri dile getiriliyordu. Bu sözler ile II. Aldülhamit, Kuranı Kerim ve din kitaplarına aykırı hareket etmiş, Halkın öldürülmesine yol açmış, devlet hazinesini de israf etmişti! Fetva metninde imzası bulunan Şeyhulislam’nın adı Mehmet yani İslam peygamberi Hz. Muhammed’in isminin kısaltılmışı idi ama isminin hemen arkasında bir ünvanı daha vardı “Ziyaüddin”. Yani “dinin yansıyan ışığı” anlamına geliyordu. Burada hangi din sorusunu sormak gerekiyor. Çünkü FM’nin gizli dosyaları arasındaki şifreli belgelerde onun ünlü bir mason olduğu açıklaması vardı. “Ziyaüddin” tanımlaması Allah ile çatışan “Lucifer” veya şeytanın bir enerji- ışık şeklinde yeryüzüne gelmesi akıl ve bilimi mutlak hakim kılacak kendi düzenini kurması düşüncesinin bir yansıması idi. Müslümanların inandığı “Allah” kavramı ile masonluk piramidinde ana unsun olan “G” şifresi ile gösterilen “Evrenin Ulu mimarı” birbirine zıt kavramlar idi. Aynı gün Padişahın hal kararını yüzüne karşı okumak ve görevden alınmasını sağlamak üzere kurulan Meclisi Mebusan heyeti içinde Emanuel Karasu (Yahudi asıllı ve Selanik Mebusu), Esad Toptani, Arif Hikmet, Aram (Ermeni), Arif Hikmet efendi vardı. Padişahın yüzüne karşı “hal kararını” okuma töreni uzun sürmedi. Bir yanda padişahın karşısında Emanuel Karasu adındaki bir koro şefinin işareti ile hareket eden Mebuslar heyeti, diğer yanda ise padişahın hüzünlü telaşlı görüntüsü. Bu sahnede açıklanması gereken bir “şifre” vardı. Padişahın karşısındaki zevatın hepsi masondu. Padişah II. Abdülhamit ve ailesi arabalar ile önce Sirkeci’ye sonra trenle Selanik’e sürgün ve gözetim yeri Selanik’e gönderildiler. Padişahın sürgün hayatını yaşadığı yer ise Alatini köşkü idi. Mülkiyeti Emanuel Karasu’ya aitti. Padişah bu haliyle “kafesteki kuş” gibiydi. Hikayenin sonrası burada bitecek gibi değildi. 12 Temmuz 1910 tarihinde Osmanlı’nın Şeyhulislamlık makamına Musa Kazım Efendi getirildi. O’nun birinci şeyulislamlık görevi 1 sene 2 ay 18 gün sürdü. Sonra aralıklarla yine Şeyhulislamlık görevini sürdürdü. Osmanlı ordularının Arabistan diyarında (Suriye, Filistin, Hicaz, Basra-Bağdat) ağır yenilgiler aldığı sırada Osmanlı’nın en büyük dini makamı FM örgütünün adamının elinde idi. Padişah V. Mehmet Reşat bile Musa Kazım Efendi’nin “Farmason” olduğunu biliyordu. Ama yapabileceği bir şey yoktu. Çünkü emir komuta zinciri İttihat veTerakki’nin emrinde gibi görülmesine rağmen perde arkasında “FM”nin şifresi ile işler yürüyordu.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 267
favori
like
share