İçimden dualar ederek müdürün odasına doğru yürüdüm. Haftalardır süren geç kalmalarımın bedelini işten kovularak ödeyecektim. Kapıyı tıklattım, içeri girdim. Konuşurken mangalda kül bırakmayan ben, Erdem Bey’in karşısında donup kalıyorum.

- Feraye, bu sabah neden işe geç kaldığını sormayacağım. Hayal gücünü etkin kullanıyorsun. Kedim doğum yaptı, annemin şekeri yükseldi, işe gelirken yolda kayıp düştüm gibi bahanelerle çığır açıyorsun. Senden tek ricam, geç kalma konusunda kullandığın hayal gücünü yaptığın işe yansıtman.

- Özür dilerim Erdem Bey, bundan sonra dikkat edeceğim.

Odadan çıktığımda hem işten kovulmadığım için mutluluk hem de afyonum laf geçirmelerle patladığı için utanç duyuyordum. Aslına bakarsanız Erdem Bey’in söylediklerine hak veriyorum. Kim işe sürekli geç kalan birini yanında çalıştırmak ister ki? Kredimi tamamen tüketmeden gidiş geliş saatlerime çeki düzen vermeliyim. Eve gidince saatimi düzelteyim. Sabahları erken uyanmak için 10 dakika ileriye almıştım. Alarm çaldığında aman nasıl olsa daha 10 var diyerek uyumaya devam ediyor ve yine işe geç kalıyordum.

Odama geçtim. İlk kahvemi kimse engelleyemez diye düşünürken cep telefonum çalmaya başladı. Ekranda, bir zamanlar sevgilim olan ama şimdi nefret bile etmediğim yontulmamış adamın numarası vardı. Ayrıldıktan kısa bir süre numarasını telefonumdan silmiştim ama hafızamdan silememişim.

Sabahın köründe benimle ne işi olabilir, pişman ve af dilemek istiyor olabilir mi diye düşündüm. Ne güzel olurdu aslında. Benden ayrıldığı için acı çekse, her gece içse, bilinmeyen numaradan arayıp sesimi dinleyip kapatsa, ortak arkadaşlarımızdan kötü haberlerini duysam, sürünse! Issız Adam filmiyle günümüze taşınan “Anlamazdın” şarkısını biliyorsunuz değil mi? “Dilerim ki mutlu ol sevgilim, ben olmasam bile hayat gülsün sana” Benim yanımda olmayan adam neden mutlu olsun ki? Tekrar söylüyorum, sürünsün! Aklımdan ışık hızıyla geçen ego süslü düşüncelerden sonra tok bir sesle telefonu açtım.

- Merhaba Feraye, nasılsın?

- İyiyim.

- Seni neden aradığımı merak ediyorsundur.

- Hayır

- Olsun ben yine de söyleyeceğim. Pazar günü evleniyorum. Hem de Burçak’la. Hani bir zamanlar en yakın arkadaşın olan Burçak. Sen, ortak arkadaşımız olduğun için düğünümüze gelmek isteyebilirsin diye düşündüm. Çırağan Sarayı’nda saat 9’da başlıyor.

- Nazik davetin için teşekkür ederim Ömer. Pazar günü için önceden belirlenmiş bir planım var. Size mutluluklar dilerim.

Telefonu kapatıp burnumdan solumaya başladım. Gözümün önünde ne varsa hepsini yere fırlatmak istiyordum. Odamdaki her objenin üzerinde Ömer ve Burçak’ın lanet olası suratlarını görüyordum. Adi herif! Aklınca benim canımı yakmaya çalışıyor. Allah kahretsin, istediğini yapıyor!

Alıntı

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 268
favori
like
share