/ öyle güzel kıl beni. / Allah'ım, / O güzeller güzeli / hangi iyilik diledi senden
/ dilerim ben de öylelerini. / Allah'ım, / Peygamber Efendimiz (s.a.v.)
hangi şerlerden sığındıysa sana / upuzak tut benden de onları. / Allah'ım,
yol boyunca / tarih boyunca / başıboş bırakma bizi."
EĞER bu ince mânâları ve besmelenin esrarını Bediüzzaman'ın eserinden ve özellikle
'Birinci Söz'den öğrenmese, okumasa ve görmese idik, gerçekten de işte o zaman cahil kalacaktık; gerinin de gerisinde işte o zaman olacaktık. Şükür ki, Rabbimizi bildik,
tanıdık ve sevdik. Böyle bir Allah'ın adını anmayı şeref bildik, nimet bildik. Sonsuza kadar Rabbimin her nimeti için elhamdülillah
Hz. Peygamberin (s.a.v.) her daim, "Hayretimi artır, Yârabbi!" duasına bütün
hücre ve zerrelerimle "âmin" diyorum.
Allah'ım, hayretimizle beraber imanımızı da artır. Âmin.
İMANIN önemine işaret eden tarihî bir öykü ile yazımıza devam edelim:
Fatih Sultan Mehmet, bir gün Kur'an okurken şu âyetin mânâsına takılmış:
"Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitaba ve daha
önce indirdiği kitaplara iman(da sebat) edin!" (Nisa,136)
Fatih:
"Âyet, zaten iman edenlere sesleniyor. Ardından tekrar imanı emretmesi
acaba neden?"diye düşünmüş.
Alimlerle sohbeti esnasında konuyu kendileriyle paylaşmış.
"Ne düşünüyorsunuz?" diye sırmuş.
Âlimlerin arasından Akşemseddin, "Sultanım," demiş. "
Dışardan gelen seslere kulak verin, cevabınızı alın."
Dışarıdan o sırada mehteranın kös sesleri geliyormuş. Fatih, "Efendim,
biraz açar mısınız?" demiş. Bunun üzerine Akşemseddin şöyle izah etmiş: