4 Ağustos 1947 tarihinde İzmir'de doğdu. Hürriyet Gazetesi'nin genel yayın yönetmeni ve Doğan Yayın Holding Başkan Yardımcısı.
İzmir Namık Kemal Lisesi ve Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın ve Yayın Yüksekokulu'nda okuyan Özkök, bir yıl TRT'de muhabir olarak çalıştı ardından Fransa'da İletişim Bilimleri'nde doktora yaptı.
Hacettepe Üniversitesi'nde 1986 yılına kadar öğretim üyesi görevini üstlendikten sonra, Hürriyet Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Halen, Hürriyet Gazetesi genel yayın yönetmeni olarak görev yapmaktadır.
Eserleri
Sanat, İletişim ve İktidar (1982)
İletişim Kuramları Açısından, Kitlelerin Çözülüşü (1985)
Elveda Başkaldırı (1987)
Stalin Baroku (1989)
Artakalan Zamanda (1997)
Dün yazısını okuduğumda Ertuğrul Özkök'ün muhakkak günleri şaşırmış olması gerektiğine karar verdim.
O pazar günleri absürd/fantastik olarak kategorize edilebilecek türde yazılar yazar ya kişilik bölünmelerinden diğer kişiliklerinin bunalımlarından, hayallerinden, hayali aşklarından filan bahseder ya dün günü olmadığı halde bu tür bir yazı yazdı. Birçok insanın aslında ona verilmiş bir rumuz olduğuna inandığı Veli Dural diye bir insanın var olmadığını ispata girişti. Hemen her insanın rumuzla anılmakta olduğunu bildiği bir insanın, o anılan isimde aslında var olmadıklarını ispatlamaya kalkışmak onun bu yazısını Jorges Luis Borges'in büyük ustalıkla işlediği 'büyülü gerçekçilik' türü bir yazının şaheserleri arasında rahatlıkla sayabiliriz. Bir insanın kendisini tanımlamak için uydurulmuş bir rumuzun tanımladığı insanın aslında var olmadığı gibi abuk bir işe kalkışması için ya gerçekten vahim bir kişilik bölünmesine uğraması gerekir ya da literatüre ciddi bir katkı yapmayı gerçekten kafaya koymuş olması.
Herkes kayıtlardaki V.D.'yi E.Ö. diye okumakta olduğu bir gün girişilen bu girişim, gerçekten yazın tarihine geçecek kadar müthiş bir fantastik eylem.
Mesele burada kalsa iyi de Türkiye tarihinin en büyük ayıplarından bir tanesini Pamukbank'a el konulması işlemini, sorumlu oyuncuların tam göbeğinde bulunan bir kişinin rumuzlar gerçek insanları ifade etmiyor diyerek boşlamaya kalkışması ayıp değil mi? Bu okuyucunun zekâsını küçümsemek değil mi, saygısızlık değil mi?
Zaten kimse rumuzların gerçek isimler olduğunu düşünmüyordu. Rumuz işte bu ne ifade ediyorsa odur. Siz V.D.'yi E.Ö. olarak, A.V.'yi ise T.K. (Teoman Kerman) olarak okuyun bence her şey çok daha ilginç olacak, gerçeğe çok daha yaklaşılacak. Belki Hürriyet Yayın Yönetmeni'nin hafızası da daha iyi çalışmaya başlar bu ipucundan sonra.
Sonra isterse o günleri çok daha derinden tartışabiliriz ama uyarıyorum fazla 'yalan' filan demeye kalkışırsa bizzat benim şahit olduğum olayları da anlatmaya başlarım. Son günlerde anlatılanları Hürriyet içinde herkes zaten biliyordu, onlara hiçbir şey sürpriz olarak gelmedi. Onlara güzel gelen Pamukbank'a el konulması haberini Aydın Doğan'a haber vermek için 'Ben yalakalığımı yapayım da' diye ifade edebilecek tek insanın, o üslubun kime ait olduğunu da herkes biliyor zaten tamam mı E.Ö.?
BİR bu eksikti... Başbakan Erdoğan'a elinde kadahle poz vermesini öneren Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, ramazanda umre yolcusu. 10 gündür sakal uzatan Özkök, izlenimler yazmak için Hürriyet yazarı Ahmet Hakan'la birlikte ay sonu kutsal topraklara uçacak. Özkök, hac turu için önce ünlü Zemzem Otel'e rezervasyon yaptırdı. Sonra Ahmet Hakan, "Orası görgüsüz Araplar'ın kaldığı bir yer" deyince, ikili umre turu boyunca Mekke Hilton'da konaklamaya karar verdi...