bir profösörün ilk namazı..

Son güncelleme: 23.09.2008 01:30
  • Prof. Jeffrey Lang

    Amerika'nın muhtelif üniversitelerinde görev yapan matematik Prof. Jeffrey

    Lang İslam'a giriş hikâyesini yazmış olduğu 'Melekler soruncaya kadar' (Even

    Angels Ask: A Journey to Islam in America) isimli eserinde derin felsefi

    düşüncelerle,

    ruhani duygular arasında ilk namazını şöyle dile getiriyor:



    "Müslüman olduğum gün cami imamı, bana namazın kılınışını açıklayan bir

    kitap verdi. Ancak Müslüman talebelerin buna endişelerini gördüm,

    bana: "Acele etme, rahat ol, zamanla yavaş yavaş yaparsın" dediler. Ben de

    kendi kendime, namaz bu kadar zor mu? Dedim ve talebeleri duymazlıktan

    gelerek, hemen vaktinde beş vakit namaz kılmaya karar verdim. O gece, loş

    ve küçük odama çekilerek kitaptan abdest ve namaz hareketleri



    eksersizlerini yaptım, namazda okunacak bazı surelerin Arapça okunuşlarıyla

    İngilizce anlamlarını ezberlemeye çalıştım. Bu çalışmalar saatlerce devam etti.

    İlk namaz denemesi için kendime güven gelince yatsı namazını kılmaya karar

    verdim. Vakit gece yarısıydı, kitabı alıp banyoya girdim, kitabı açarak,


    mutfaktaki ilk yemek denemesi yapan aşçı gibi kitaptaki talimatları dikkat ve

    incelikle bir bir uyguladım.



    Abdest bitince odanın ortasında durup, kapı ve pencerelerin kilitli ve kapalı

    olmasından emin olduktan sonra kıble olarak bildiğim tarafa yöneldim, derin

    bir nefes aldım ve elimi kaldırarak alçak bir sesle Allahu Ekber dedim.

    Kimsenin

    beni işitmemesini ve görmemesini umuyordum, yavaş yavaş Fatiha suresi ile

    kısa bir sureyi Arapça olarak okudum. Öyle zan ediyorum ki herhangi bir


    Arap beni dinlemiş olsaydı benim okumamdan bir şey anlamayacaktı.

    İkinci bir tekbir alarak Rükua gittim, rükuda biraz tedirginlik hissettim, çünkü

    hayatımda hiç kimseye eğilmemiştim. Odada yalnız olduğumu hatırlayınca

    sevindim. Subhane Rabbiyel azim dediğimde kalbimin hızla çarptığını

    hissettim. Tekrar tekbir getirerek doğruldum ve artık secdeye varma zamanı

    gelmişti. Secdeye varmak üzere ellerimi ve dizlerimi yere koyunca dona

    kaldım, secdeye gidemiyordum, efendisinin önünde başını yere koyan köle

    gibi yüzümü, burnumu yere koyup kendimi zillet sandığım bir duruma

    düşüremiyordum, üstelik bacaklarım da katlanamıyordu, utandım gülünç

    duruma düştüm zannettim.

    Bu durumda beni gören, arkadaş ve tanıdıklarımın önünde acınacak ve alay

    edilecek halimi düşündüm, arkadaşlarımın kahkahalarını duyar gibi

    oluyordum. 'San Francisco'da Araplar çarptı bu hale düştü' gibi sözler sarf

    edeceklerini tahayyül ederek zavallı duruma düştüğümü hissettim. Bir

    müddet tereddüt ettikten sonra derin bir nefes aldım başımı seccadeye

    koydum, zihnimdeki bütün düşünceleri attım, dikkatimi dağıtacak

    düşüncelere yer vermeden ikinci secdeye de vardım. Bu esnada kendi

    kendime "Daha önümde üç tur daha var"


    diye düşündüm ve kararlıydım: Neye mal olursa olsun bu namazı

    tamamlayacağım. Kalan rekâtlarda işler gittikçe daha da kolaylaşıyordu.

    Son secdede tam bir sükûnet hissettim. Nihayet teşehhütten sonra selam verdim.

    Selamdan sonra bulunduğum yerde olduğum gibi kaldım, geriye dönüp

    nefsimle giriştiğim savaşı aklımdan geçirdim, bir savaştan çıktığımı hissettim

    sonra başımı önüme eğerek mahcup bir şekilde "Allah'ım geri zekâlılığımdan

    ve tekebbürümden dolayı beni bağışla, uzak bir yerden geldim ve daha

    önümde kat edilecek uzun bir yol var" diye dua ettim.

    Bu esnada daha önce hiç yaşamadığım bir şeyi hissettim. Bunu kelimelerle

    ifade etmek mümkün değil. Vücudumu, kalbimin bir noktasından çıktığını

    hissettiğim ve anlatmaktan aciz kaldığım bir dalga kapladı, soğuk gibiydi, ilk

    etapta irkildim, vücuduma olan etkisinden ziyade garip bir şekilde

    duygularımı etkiledi ve görünür bir rahmetin varlığını hissettim. Bu rahmet

    sonra içime nüfuz ederek içimde kaynamaya başladı.

    Sonra sebebini bilmeden ağlamaya başladım, ağlamam artıp gözyaşlarım

    aktıkça, rahmet ve lütuftan harika bir gücün beni kucakladığını hissettim.

    Günahkâr olmama rağmen, günahlarımdan veya utanç ve sevinçten dolayı

    ağlamıyordum. Sanki büyük bir set açılmış ve içimdeki korku ve keder sel

    olup gidiyor. Bu satırları yazarken kendi kendime diyordum: "Allah'ın rahmet

    ve mağfireti, sadece günahları affetmiyor, o aynı zamanda bir şifa ve bir

    sekinedir". Uzun bir süre başım eğik bir şekilde öylece diz üstü kaldım.


    Ağlamam durunca, yaşadığım deneyin akıl ile izah etmenin mümkün

    olmadığını anladım, Bu esnada idrak ettiğim en önemli husus ise, benim

    Allah'a ve namaza şiddetle muhtaç olduğum gerçeği oldu. Yerimden

    kalkmadan önce de şu duayı yaptım: "Allah'ım bir daha küfre girmeye cüret

    edersem beni, o küfre girmeden önce öldür ve bu hayattan kurtar, hata ve

    eksiksiz yaşamanın çok zor olduğunu biliyorum, ancak şunu yakinen biliyorum

    ki, bir tek gün dahi olsa sensiz yaşamak senin varlığını inkar etmem mümkün
    değildir".

    Prof. Dr. Jeffery Lang İslam'a girişini anlatıyor
    ...verirler "ben acizim", "kudret Sen'in" dedikçe..verenin şanı büyük, sen iste istedikçe....

#10.09.2008 15:09 0 0 0
  • Allah razı olsun
#11.09.2008 08:02 0 0 0
  • allah razı olsun, çok güzel ya...Vesselam!..
#11.09.2008 12:59 0 0 0
NaZ NaZ foto
  • ALLAH razi olsun
#11.09.2008 13:18 0 0 0
  • merhaba alfeas.

    öncelikle sana çok teşekkür ederim.
    inanki başından sonuna okuyana kadar tüylerim hep havadaydı.
    bunların hepsini bildiğimiz halde bizler yapmıyoruz.
    ama bu noktadan sonra inşallah allah ım nasip ederse namaz kılmak istiyorum.
    sana çok teşekkür ederim tekrar.
    çok etkileyiciydi.
#16.09.2008 21:28 0 0 0
  • vasile olmak çok güzel umarım bu kararınız sürekli olur..bilmek isterim ..
#23.09.2008 01:30 0 0 0