Pablo Neruda

Son güncelleme: 16.06.2009 01:23
  • noimage


    Bir makinistin oğlu olarak 1904 yılında Şili nin Parral kentinde doğmuştur. Esas ismi Neftali Ricardo Reyes Basalto dur. Daha sonraları Çek şair Jan Neruda'ya olan büyük sempatisinden dolayı Pablo Neruda ismini seçmiştir.Lise den sonra pedagoji okumuş, sonra çeşitli gazete ve konsolosluk görevlerinden sonra 1934-1936 yılları arasında Şili'nin Madrid konsolu olmuştur. İspanyada cumhuriyet için çabalarından dolayı o zamanın General Franco yönetimi tarafından yurtdışı edilmiş ve oradan 1943 yılına kadar Meksika konsolluğuna atanmıştır. 1945 yılında Şili Komunist partisi üyesi olmuş ve daha sonraları 1949.1952 yılları arasında Sovyetler Birliği ve Çin'de yaşamıştır. Aynı partiden senatör seçilen Neruda o yıllardaki baskı rejimi tarafından tutuklanacağı için belli bir süre avrupada sürgün hayatı yaşamış 1952 de tekrar Şili'ye dönmüştür. 1957 yılında Şili yazarlar birliği başkanlığına seçilmiş 1969 yılında Şili Başkanlığı için Komunist partisince aday gösterilmiştir.Fransa başkonsolosluğuda yapan Neruda 21. 10. 1971 tarihinde Nobel Edebiyat Ödülünün sahibi olmuştur.1972 yılında tekrar Şili'ye dönüşünde coşkulu bir şekilde karşılanmış ama 11. 9. 1973 tarihinde Salvador Allendes in öldürülüp faşist Pinochet cuntasının hükümeti devirmesiyle Santiago daki evi yağmalanmış ve bu arada kansere yakalanmış olan Neruda 24. 9. 1973 tarihinde Santiago hastanesinde hayata veda etmiştir. Onun cenaze töreni Baskıcı cunta rejimine rağmen faşist teröre karşı büyük bir protesto yürüyüşüne dönüşmüştür.





    ****
    Açlık Ve Öfke

    Elveda, elveda çiftliğine, fethettiğin
    gölgeye, o berrak dala,
    kutsanmış toprağa,
    öküze, elveda esirgenen suya,
    elveda bayırlara, yağmurla gelmeyen
    müziğe, o kupkuru
    ve taşlı sabah kızıllığının solgun kemerine.

    Juan Ovalle, sana elimi verdim, susuz eli,
    taştan eli, duvardan ve kuraklıktan bir eli.
    Ve dedim ki sana: beddua et o koyu kahverengi kuzuya,
    o en merhametsiz yıldızlara, kurşun renkli bir diken gibi aya,
    gelinsi dudakların kırılmış dallarına,
    fakat dokunma insana, dökme henüz kanını insanın
    dokunarak damarlarına, boyama henüz kumu kanla,
    vadiyi yangınlar içinde bırakma düşmüş
    atardamar dallarının ağaçlarıyla.

    Juan Ovalle, öldürme. Fakat elin
    yanıtladı beni: "Bu toprak
    öldürecek, intikam almak
    isteyecek geceleri, acılığında zehirden
    bir rüzgârdır o yaşlı kehribar hava,
    ve gitar benziyor bir suçlunun
    sopasına, ve bir bıçaktır rüzgâr".
    Pablo Neruda

    *****
    Sadece Ölüm

    Issız mezarlıklar var,
    sessiz kemiklerle dolu mezarlar,
    yürek bir tünelden geçmek zorunda,
    karanlık, karanlık, karanlık,
    bir geminin batışı gibi ölüyoruz içimizden,
    boğuluyoruz sanki yüreğimizde,
    sanki sıyrılarak derimizden düşüyoruz ruhumuza.

    Ceset var,
    yağdan ayaklar, soğuk mezar taşı,
    ölüm var kemiklerde,
    saf bir ses gibi,
    köpeksiz bir havlama gibi,
    duyuluyor bazı çanlardan, bazı mezarlardan,
    şişerek gözyaşı ya da yağmur gibi ıslaklıkta.
    Yalnızken, görüyorum ara sıra
    yelkenli tabutları
    solgun ölülerle hafif çapaları,
    ölü zülüflü kadınları,
    melekler gibi beyaz somuncuları,
    noterlerle evli düşünceli kızları,
    ölülerin dikey ırmaklarına gidiyor tabutlar,
    o mor ırmağa,
    akıntıya karşı, ölümün sesiyle dolu yelkenlerle,
    ölümün sessiz sesiyle dolu.

    Yankıyla geliyor ölüm
    ayaksız bir ayakkabı gibi, elbisesiz bir adam gibi,
    geliyor ve vuruyor yersiz ve parmaksız bir yüzükle,
    geliyor ve bağırıyor ağızsız, dilsiz, gırtlaksız.
    Gene de işitiliyor adımları,
    ve giysisi ses veriyor, bir ağaç gibi suskunca.

    Bilmiyorum, biraz anlıyorum sadece, nerdeyse görmüyorum,
    fakat sanıyorum ki şarkısı ıslak menekşe renginde,
    toprağa alışkın menekşelerden,
    çünkü yeşildir ölümün yüzü,
    ve yeşildir ölümün bakışı,
    içe işleyen rutubetiyle ve öfkeli kıştan
    karanlık renkleriyle bir menekşe yaprağının.

    Fakat ölüm bir süpürge biçiminde yürüyor dünyada da,
    yalıyor yeryüzünü bulmak için ölüleri,
    süpürgededir ölüm,
    ölüleri arayan ölümün dilidir o,
    ipi arayan ölümün iğnesidir o.
    Ölüm yatıyor kışla yataklarında:
    o yavaş döşeklerde, o siyah battaniyelerde
    yaşıyor aylakça uzanarak, ve birden uluyor:
    uluyor çarşafları dolduran kasvetli bir ses gibi,
    ve yataklar yelken açıyor amiral kılığına girmiş
    ölümün durup beklediği limana doğru.
    Pablo Neruda


#02.10.2008 19:29 0 0 0
  • noimage



    noimage
#16.06.2009 01:23 0 0 0