dilberlerin raksına şahit oldum rüyamda
biri uzun biri kısa iki yayvan cevizin altında
yemyeşil çimenlerin üzerinde
bembeyaz bulutlar
uzaklarda oynaşan deli dolu kısraklar..
çocukluklarımız geçti ellerinde uçurtma
saçında hala o çok güldüğüm kurdela
çağırdım: “ GEL ! ”
yarınları boyadık kahkahalarla
nasıl dokunmazdık öleceğimizi bile bilsek
şaşkındık önceleri
öğrendikçe hayalin sihirini
gökyüzü bir mavi bir pembe bir ak
ağaçlar bir sarı bir kırmızı bir mor
çiçekler gibiydik baharın en yüce gününde
içimizde bin heyecan bin neşe
ellerimizde birer elma şekeri
kökledik usumuzdan tek tek gölgeleri
kaybettiklerimizi bulduk
öldüğüne inandıklarımızı
sevmiyor sandıklarımızı
hep beraber
bitmeyen bir rüyaya büyüdük.