İslam > Sarı Öküzün Öyküsü

    Eski zamanların birinde bir otlakta öküz sürüsü yaşarmış. Yaşarmış

    yaşamalarına ama civardaki aslanlar bir türlü rahat bırakmazmış

    onları. Hemen her gün saldırırlarmış bu sürüye.

    Öküz dediğin öyle yabana atılır bir hayvan değil ki, bir araya

    toplandılar mu kolayca defetmesini

    bilirlermiş o koca aslanları. Gerçi bir iki sıyrık alırlarmış

    ama... Yine de boyun eğmezlermiş aslanların zorbalığına.

    Gün geçtikçe aslanları almış bir kaygı. Ancak tavşan, fare gibi

    küçük hayvancıklarla beslenir olmuşlar. Gitgide güçten düşmüşler.

    Eee, aslan bu,hiç fareyle doyar mı?

    - 'Herhalde bize bu otlağı terk etmek düşüyor' demiş aslanlardan

    birisi.

    - 'Evet' diye tasdik etmiş diğerleri.

    Nereye gideriz diye düşünürlerken 'bir dakika' diye bir ses

    duymuşlar gerilerden. Herkes dönüp bakmış sesin geldiği tarafa.

    Sürünün en çelimsiz, ama kurnaz mı kurnaz bir ferdi olan Topal

    Aslan'mış söze atılan.

    - 'Hayır' demiş, 'hiç bir yere gitmiyoruz. Siz bana bırakın, ben

    hallederim bu işi.'

    İnanmamış kimse ona ama haydi bir şans verelim ne çıkar diye

    düşünmüşler. O da almış yanına bir iki aslan gitmiş öküzlerin

    yanına. Beyaz bayrak çekmeyi de unutmamış. Öküzlerin lideri olan

    Boz Öküz başta olmak üzere beş irikıyım öküz yaklaşmış onlara.

    Sormuşlar ne istediklerini.

    Topal aslan başlamış konuşmaya. Bir yandan da Boz Öküz'ün sivri ve

    kocaman boynuzlarına bakıp ürperiyormuş.


    'Saygıdeğer öküz efendiler' diye başlamış lafa. 'Bugün buraya

    sizden özür dilemek için geldik. Biliyorum sizleri çok defa

    incittik, kim bilir kaçınızda şu pençemin izi vardır. Ama inanınız

    bunların hiç birini isteyerek yapmadık. Biliniz ki biz aslanlar

    barrışçı bir milletiz. Hele öküzlerle hiç bir alıp vermediğimiz

    olamaz. Ancak evet size defaatla saldırdık, ama niye biliyor

    musunuz? Hep o sizin aranızdaki Sarı Öküz yüzünden. Onun rengi öyle

    sizinkiler gibi değil ki. Gözümüzü

    kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Onu gördük mü ne kadar

    barışsever olduğumuzu unutup size saldırıyoruz ve sürünüze zarar

    veriyoruz. Yoksa bizim sizinle hiç bir alıp veremediğimiz yok. Onun

    yüzünden hepiniz zarar görüyorsunuz. Bir türlü hayatınızdan emin

    rahat rahat otlayamıyorsunuz, belki geceleri bile bizim kükrememiz

    sizin uykunuzu kaçırıyor. Bunların hepsi Sarı Öküz'ün suçu. Verin

    onu bize,siz kurtulun, biz de barış içinde yaşayalım' demiş.

    Boz Öküz, diğer önde gelenlerle görüşmek üzere geri çekilmiş. Hepsi

    de sıcak bakmışlar bu teklife. Bir tek yaşlı Benekli Öküz olmaz

    demiş ama kimseye dinletememiş sesini. Zavallı Sarı Öküz kurban

    edilmiş aslanlara.

    Hepsi birden saldırmışlar zavallı öküzün üzerine. Bir ikisini

    fırlatmış üstünden ama bitkin düşmüş az sonra. Çırpınmış,

    haykırmış, yardım istemiş, yalvarmış, ama yokmuş onu işiten.

    Diğerleri üzülmüşler üzülmesine ama elden ne gelir ki. Bütün

    sürünün selameti için bir öküz.... Gerekliymiş bu.

    Gerçekten de günlerce sürüye hiç bir saldıran olmamış. Huzur içinde

    geçer olmuş günleri. Ama aslan milleti bu, ne kadar sabreder ki.

    Hele öküz etinin tadını aldıktan sonra. Acıktık demişler Topal

    Aslan'a daha bir kaç hafta bile geçmemişken. O da yine almış yanına

    bir kaçını, bir defa daha gitmiş Boz Öküz'ün yanına.

    - 'Selam' diye girmiş söze. ' Gördünüz ya biz aslanlar ne denli

    uysal milletiz. Doğru kararınız için sizi bir daha kutlamak

    isterim. Siz de huzur içindesiniz, biz de. Ne mutlu. Yalnız buraya

    bunları söylemek için gelmedim. Büyük bir problemimiz var.'

    - 'Nedir?' demiş Boz Öküz merakla..

    - 'Şu sizin Uzun Kuyruk' demiş Topal Aslan. 'Öyle uzun bir kuyruğu

    var ki nereden baksak görünüyor. O kuyruğunu salladıkça bizim de

    aklımız başımızdan gidiyor. Gözümüz dönüyor, sürüye saldırmamak

    için kendimizi zor tutuyoruz. Halbuki siz öyle mi ya, hepiniz

    normal kuyruklusunuz. Bir onun suçu yüzünden korkarım hepiniz zarar

    göreceksiniz. Gelin verin onu bize bu mevzuu burada kapatalım.

    Eskisi gibi barış ve sevgi içinde iki taraf da hayatını sürdürsün.'

    Boz Öküz yine istişare yapmış sürünün ulularıyla. Yine sadece

    Benekli Öküz olmuş karşı çıkan. Hepsi de verelim gitsin demişler.

    İstişare daha da kısa sürmüş bu defa. Dışlamışlar Uzun Kuyruk'u

    sürüden. Saatler sürmüş zavallının çırpınışları ama sonunda o da

    yenik düşmüş aslanlara.

    Tekrar tekrar yinelenmiş bu olanlar. Her geçen gün daha da semirmiş

    aslanlar. Alabildiğince güçlenmişler. Öküzlerse her geçen gün daha

    da zayıflamışlar, seyreldikçe seyrelmişler. Aslanlar küstahlaştıkça

    küstahlaşıyorlarmış. Artık bir sebep bile söyleme gereği

    duymuyorlarmış.

    'Verin bize şu öküzü yoksa karışmayız' derlermiş sadece. Zavallı

    öküzlerin hayır diyebilecek güçleri kalmamış. Hepsi birer birer can

    veriyorlarmış aslanların pençesinde. Boz Öküz de aralarında olmak

    üzere bir kaçı kalmış en sona. Ne oldu bize, ne zaman kaybettik bu

    harbi

    aslanlara karşı, oysa ne kadar da güçlüydük? diye sormus biri Boz

    Öküz'e.

    'Biz' demiş Boz Öküz gözleri nemli ve sesi pişmanlıkla titreyerek

    'Sarı Öküzü verdiğimiz gün kaybettik bu harbi...'
    Paylasim icin tskler
    ellerine sağlık arkadaşım, teşekkürler...
    Ellerine SaGLıK Te$eKKüRLeR...
    Valla öyle dersler cikarilacak bir hikayeki,bir de gözü doymayan insanlara uyarlarsak bunu,nasil tatli dille gelip sonradan azgin bi canavara dönüstügünü falan varsayarsak cok hosuma gitti...