Siz Hiç Ölümle Tanıştınız mı

Son güncelleme: 18.04.2009 00:26

  • Mezarlık tecrübesi olanlar bilir.
    Burada hayat hem vardır hem de yok.
    Mezar taşları bile farklı farklıdır.
    Bazı mezar taşları önce dikildiği için eskimiş, ihtiyarlamış,
    Ama bazı taşlar da var ki; şaşa ve ihtişam nişanıdır sanki.
    Ama önemli olan taş mı ki?
    Yoksa dünyada edindiği mevkinin simgesi mi?
    "Senden önce de hiçbir insanı ölümsüz kılmadık. Sen ölüp de onlar ebedi mi kalacaklar?" (21/34)

    Göze çarpan, ölümlerin farklı tarihleri
    Kimi çok önce ölmüş, kimi çok daha sonra
    Kimilerinin mezar taşı bile yok!
    Onlar çok önce ölenlerden.
    Kimilerinin mezarı çok küçük
    Belki bebekken
    Belki de mahallenin dar sokağında top oynayıp, bisiklet sürerken
    Ya da ani bir trafik kazasında hayata elveda derken.
    "Ağzınızın tadını kaçıran ölümü çokça hatırlayınız." (Hadis-i Şerif)

    Mezar taşlarını okurken, isimler farklı farklı.
    Kiminin adı Fâtıma,
    Kimininse Ali,
    Furkanlar, Haticeler, İbrahimler, Zeynepler ve Yaşarlar
    Hem erkekler hem kadınlar,
    Hem genç delikanlılar hem de kızlar
    Hem bebekler hem de yaşlılar
    Hiçbiri için yapılmayan ayrımlar.
    "Tam vakti geldi mi Allah hiç kimseye mühlet tanımaz." (63/11)

    Burada ne dünya gailesi, ne ticaret, ne geçim derdi, ne borç, ne çek, ne de senet.
    ne giyim-kuşam, ne de yeme-içme derdi.
    Yaşadığımız hayata dair hiçbir iz yok burada,
    Her şey sakin ve durgun
    Olabildiğince masum
    Hiç kimse ses çıkarmadan yatıyor
    Birbirlerine bakıp, seyrediyorlar,
    Ne telaş
    Ne kargaşa.
    Başuçlarına dikilen güllerden, ekilen çiçeklerden, yeşilliklerden bile haberleri yok!
    'Asr'ın içini doldurmuş kimileri, ömrü heyula ile geçmiş nice insan var burada
    "Her nefis ölümü tadacaktır." (21/35)

    Ağaçların arasından süzülen güneşin huzmeleri
    Kimi mezarları aydınlatırken;
    Kiminin mezarını yalar geçer bir köşesinden.
    Kiminin mezar taşı ise yosunla kaplıdır.

    Kabirlerin içleri de öyle değil mi?
    İmanın ışığı kimi makberi aydınlatırken, kimine biraz dokunur geçer.
    Ya aydınlanmayan makberden nasıl bir feryat yükselir?
    Duyan var mı?
    "Biz, Allah'a aidiz ve elbette O'na döndürüleceğiz." (2/156)

    Mezar kapısında zavallı bir meczup,
    "Allah rızası için bir ekmek parası"
    Mevtalar adına istenen ise bir FATİHA!

    Hayret!

    Nihayet farkına varmış birisi, hak olan gerçeğin,

    HÜVE-L BÂKİ!

    Belki de görmeliydik hayatın baharında bu gerçeği,
    Allah'ın bâki ve insanın fani olduğunu.
    Bilmez ki, bir nefhanın ayakta tuttuğunu bedeni,
    Ruhun Allah'a, cesedin toprağa kavuştuğunu.
    "Her şeyin yaratılışını güzel yapan, insanı yaratışına çamurdan başlayan, sonra neslini hakîr bir sudan, bir meniden meydana getiren; sonra (organlarına) şekil veren, ruhundan üfleyen, öylece size kulaklar veren işte O'dur. Buna rağmen ne kadar az şükrediyorsunuz." (32/7-9)

    İşte bahsedilmeye çalışılanın adı;

    ÖLÜM!

    Bilmem tanış olabildiniz mi?
#18.04.2009 00:26 0 0 0