Yetişkin olmak, karar almak ve bu kararların sonuçlarına katlanmak hatta bedelini ödemektir; yetişkinleri çocuklardan ayıran en önemli şey. Kararsızlık, sizi etkileyen ve çoğunlukla karşıt duygu, düşünce, durum, kişiler ya da istekler arasında seçim yapabilme güçlüğünüzdür.
Kararsızlık, hem doğuştan kazandığınız bir eğilim hem de bir öğrenmedir. Hayatınızı ve geleceğinizi etkileyecek çok ciddi bir konuda, dönem dönem kararsız kalmanız normaldir. Bu durumun sürekli olması zamanla bir alışkanlığınıza da dönüşür. Kararsızlık, beraberinde bir konformizmi de getirir ve sizin bedel ödemenize sebep olur. Psikolog Reyhan Algül: "Eğer sık sık kararsız kalıyorsanız, yaşamınızda yolunda gitmeyen bir şeyler var demektedir." diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: "Kararsızlığın, artık kronik bir rahatsızlık halini almasına "Abulia" denir. Bu noktada artık kararsızlığınız gündelik yaşamınızı aşarak, bir yaşam tarzı haline gelir ve en basit şeylerin kararını bile veremezsiniz."
Kararsız kalmanız, korkularınızla yüzleşememenize sebep olur. Psikolojinin sağlıklı insan modeline göre, insan sürekli kararsız değildir. Her türlü sorumluluğu üstlenmeye hazırdır. Vereceğiniz karar hatalı da olsa sonuçlarını yaşar, görür ve en önemlisi de bunlardan ders alırsınız. Sürekli kararsız olan kişilerin, beyin şemaları yanlış bilgi üretir. Bu şemalar yaşamınızı biçimlendiren, bakış açınızdaki her şeyin tayin edicisidir. Sürekli kararsız olan kişilerin beyin şemaları "hatalı olanı seçme","hatalıyı seçersen kendini affetme", "hatalıyı seçersen yalnız kalırsın" gibi bir sürü yanlış mesajla doludur.
Çocuklarınız, en çok sizi model alır. Kararsızlığınızın, çocuğunuzun ileriki yaşantısını olumsuz etkilediğini unutmamalısınız. Kararsız olduğunuzda obsesyonlarınız da fazlalaşır. Çoğunlukla obsesif kompülsif bozukluğuna sahip olmanız da kararsızlığınızı artırır. Depresyon girdiğiniz dönemde daha fazla kararsız olursunuz. Bazen de tam tersi kararsızlığınız sizi depresyona sürükleyebilir.
Kararsızlığınızın görüldüğü durumlar
• Geçirdiğiniz bazı ameliyatlar sonrasında.
• Felç ya da beyin kanamalarınız olduğu durumlarda.
• Bunama rahatsızlığı geçirdiğinizde.
• Çeşitli beyin hasarlarında kararsızlık haliniz görülebilir.
Bazı ailelerde anneler önce döverler sonra da çocuğa sarılıp ağlarlar. Sergilediğiniz bu davranış yanlıştır. Bu tutum sonucunda çocuğunuz, sizin duygularınızdaki kararsızlığınızı görür ve öğrenir. Bazen çocuğunuzun yaptığı hiçbir şeye önem vermemeniz, onun öz güveninin kırılmasına sebep olur. Bir kere bile sizden olumlu geri dönüşüm duymayan çocuğunuz, hep nerede yanlış, nerede doğru yaptığını düşünür ve karar veremez duruma gelir.
Bazen çocuğunuzun üzerinde çok baskın olmanız, onun katı bir süper ego yani üst benlik (Kuralcılık, millet ne der diye yaşamak vs.) gelişmesine yol açar. Buda sizi hata yapmamanız adına zorlar.
Kararsızlığınızın sebebi
• Öz güven eksikliği
• Gelecekten korkma
• Bedel ödemekten korkma
• Sorumluk taşımak istememe
• Hayır diyememe
• Başkaları ne der korkusu
• Böyle yetişmiş olmak
• Öğrenmiş olmak
Kararsızlığınız, iş ve okul yaşamınızda da kötü sonuçlar doğurur ve yeniliklerden korkmanıza sebep olur. Örneğin; işinizi bir türlü değiştiremiyor ya da daha iyi bir iş bulsanız bile kararsız kalıyorsanız bu durum yaşamınızı olumsuz etkilemeye devam edecek demektir.
Karar vermeniz ne kadar güçleşirse, anksiyet ve geriliminizde o kadar artar. Sonunda bu gerilim ve anksiyetiniz sağlıklı görüş açınızı bulandırıp yanlış kararlar almanıza sebep olabilir. Yanlışı seçmemek uğruna kararsız kalmanıza rağmen, kararsızlığınız sizi öyle bir boyuta getirir ki doğru değerlendirme yeteneğinizi kaybeder ve yanlışı seçersiniz.
Karasızlığa en fazla neden olan bazı durumlar
Yaklaşma-Yaklaşma çatışması (+, +): Aynı anda, aynı şiddette istenen iki güdüden bir tanesini seçememe halinizidr. Hem elbise hem etek almak isteyip de sadece birine paranız yetiyorsa ve bu yüzden elbise ya da etekten birini bırakmak zorunda kararsız kalmanız yaklaşma-yaklaşma çatışmasına örnek olarak verilebilir.
Yaklaşma-Kaçınma çatışması (+, -): Bu çatışmada, hem hoşa giden hem de gitmeyen olayları bir arada yaşarsınız. Örneğin; evlenmek isteyen bir erkeğin, evliliğin getireceği sorumluluklardan korkması; abur cubur yemek isteyen kişinin şişmanlıktan korkması, yaklaşma-kaçınma çatışmasına örnek olarak verilebilir.
Kaçınma-Kaçınma çatışması (-, -): Aynı anda iki istemediğiniz durumdan bir tanesini seçmek zorunda kalmanız durumudur. Kısacası iki kötüden birini seçmenizdir. Ne okumak ne da çalışmak isteyen kişini durumu örnek verilebilir.
Dönem dönem kararsızlıklar yaşayabilirsiniz bu çok normaldir. Önemli olan dozajıdır. Bazı durumlarda beklemeniz ve sakinleşmeniz daha doğrudur. Hayatınız adına önemli bir kararı çok kolay veremeyebilirsiniz ama bir meyve için bile kararsız kalıyorsanız, saatlerce düşünüyorsanız, bu durum sizin için sorun oluşturuyor demektir.
Zaman, gözlerimizin önündeki cam sileceğidir. Fazla yağmur ıslatsa da o gide gele camlarımızı temizler. Acele karar vermeyin ama kararsız da kalmayın. Yaptığınız şeyler için duyduğunuz pişmanlık zamanla geçebilir ama yapmadığınız şeyler için duyduğunuz pişmanlık hiç geçmez. Bol kararlı günler diliyoruz.
Güneşi sağ elime, ay'ı sol elime verseniz dahi, davamdan vazgeçmem. HZ. MUHAMMED (S.A.V.)
Kararsızlık ve belirsizlik, aynı bağlam içinde düşünülebilecek yakın anlamlı iki sözcüktür. Benzer durumları ifade ederler. Ancak ortak manâ, asla karamsarlık değildir.
Yani, herhangi bir işte başarı kazanamamanın getirdiği hava değil.
Kararsızlık, bir eylemi, düşünceye gelen bir aksiyonu ortaya koyma esnasında ister bir anlık, isterse uzun süreli olsun, insanı bloke edip adeta bitkisel hayata sokar. Bu duruma girildiğinde konunun basit ya da zor olması fark etmeyecek, hiçbir bir kıpırdama olmayacak ve bir çeşit şok yaşanacaktır.
Kararsızlığın getirdiği bir sürü "acaba", kişiyi başka bir boyuta sürükleyecek, kuşkulu, evhamlı bir insan hüviyetine sokacaktır. İşin ilginç tarafı , o ana dek doğru yaptığı bir işi dahi berbat gibi göstermeye yetecektir.
Düşünce dünyasındaki belirsizliğin / kararsızlığın, sonraki aşamalarda vahim bir hal almamasıdır.
Dün methiyesi yapılan, anlatıla anlatıla bitirilemeyen bir birey veya serüvene bugün farklı açılardan bakılıyorsa, sonuçta toplum karamsarlığa itilecektir.
Belirsizlik, kişisel hayatımızın her karesinde kendini gösteren bu durum, bazen kısa bir, bazen de çok daha uzun süreler devam etmektedir. Tam bir işkence olan belirsizlik, alternatifi sayabileceğimiz özgüven duygusunu yok ettiği gibi, insanın toplum içinde de pasif ve istikrarsız kalmasına,
" bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın " mantığı ile hareket etmesine de sebep olur. Açıkça görülür ki, kararsız insan toplum için azap kaynağıdır. Bunca evrenselliğin yanında, maalesef yanlı olan ve ancak arkadan itmeyle yapılabilen her iş, kararsızlığın eseri olarak ortaya çıkar.
Bu bakımdan birey, konu ne olursa olsun, ne istediğini çok iyi bilmelidir. Söylediği şey, düşündüğü ve istediği ile aynı olmalıdır. Onun doğru olduğuna kendini inandırmalıdır. Her şeyden önce, olanı ciddiye almalı, olması gerektiğini de kesin olarak bilmelidir. Bir yönde " sonuna kadar gidebilmek için" kendine gereken referansı vermekte tereddüt etmemelidir. Şayet bu mümkün değilse, eğilim ve gerçek içerikler sahteleşir, en azından talîleşir.
Belirsiz olanın, istikrarı yakalayamayanın bir problemi çözmesi beklenemez. Zira, donuklaşan beyin hücrelerinin karar verme yetisini kendi kendine önlemiştir. Bu nitelikteki insanların olayları okuyabilmesi, geniş plânda düşünebilmesi, basiretlerinin de kapalı oluşu nedeniyle mümkün görülmemektedir.
Atak olmanın yolu, beyinde hasıl olan ve kaos yaratan bu durumu gidererek, karar verme aşamasında şuurlu, seviyeli tercihleri yakalayabilmektir.
Bugün toplumumuz her yönü ile tam bir kararsızlık / belirsizlik içinde yaşamaktadır. Bunun belirtileri , ekonomik koşullardan, etik anlayışa ve mistik alana kadar değişik konulardaki yaklaşımlarda görülmektedir.
Hayatın çok kısa olduğunu göz önüne getirdiğinizde, insanı kilitleyen bu faktörün yaşamımızda ne kadar uzun bir süreyi kapladığını acaba hiç düşündünüz mü?
Ölüm ile kalım sarmaş dolaş; bilinmeyenlerden oluşan ve benliğimizi kuşatan belirsizlik, bir işkence aleti gibi bilincimizi kıskaca alıyor.
Bu nedenle, iyi ya da kötü, belirsizlik döneminden bir an önce sıyrılmalıyız.
Kendimize vesvese üretmemeliyiz.Olan vesveseyide iç dünyamızda öldürmeliyiz.Yoksa o bizi bir kurt gibi kemire kemire yer,bitirir.
Karar vermek kadar bu kararlara sadık kalmak da önemlidir. Her dakika fikir değiştirirsek bilinçaltı ne yapacağını bilmez.
Bilinçaltınıza "Şimdi bir karar veriyorum" deyin bu karar,kararvermeyi ertelemek de olabilir,en azından bu duruma karar vermiş olursunuz. Yaya geçitindesiniz.Kırmızı beklemek zorundasınız. Yeşil ışık yandığında gitmeye hazır olmalıyız.
Unutmayalımki; Kararlılık da bir duygudur. Kendinizi huzursuz ve güvensiz hissetmekten vazgeçin. Her problemin bir cözümü olduğunu ve bu çözümleri, yanıtları bulabileceğinizi bilin. Hayat sabah uyandığımız zamandan akşam uyuyana kadar yaptığımız seçimlerden ibarettir. Hayata nasıl yaklaşacağımız bize bağlıdır. Sadece kendini yönetme yöntemiyle hayatımıza hakim olabiliriz.
Kararsızlık Üzerine Sözler
-Felaket içinde karar verebilmek yarı kurtuluştur.
-Akıllı kişiler kararlarını aceleyle değil, düşünüp taşınarak verirler.
-Bilgi insanı kuşkudan, iyilik acı çekmekten, kararlı olmak da korkudan kurtarır.