Siyonizm Nedir

Son güncelleme:
  • Siyonizm Nedir - Siyonizm hakkinda bilgiler

    Siyonizm, 1897 Basel Konferansı'yla teşkilatlanmaya başlayan bir ideolojik oluşumdur.

    Etimolojik olarak, Kudüs yakınlarındaki Sion Dağı'ndan gelen bir sözcük olan siyonizm, bugün Sion Kudüs'ü ve yahudilerin inandığı Vadedilmiş Toprakları sembolize etmekte ve 19. yy.'ın son çeyreğinde yurtsuz olan Yahudilerin Filistin'de bir Yahudi devleti (İsrail) kurma isteği üzerine doğmuş bir ideoloji ve politik hareketi tanımlamaktadır.

    Tarihçe

    Filistin'de ilk yerleşmeler, Theodor Herzl'in 1897'de ilk Siyonist Kongre'yi toplamasından sonra başlamıştır. Theodor Herzl, dönemin sultanı II.Abdülhamid'e Kont Nevlinski(Leh bir soylu,II.Abdülhamit'in şahsi dostu) aracılığla 5 milyon altın karşılığında Filistin'e özerklik ve musevi ikametliği ister. Ancak II.Abdülhamit'in cevabı sert bir üslupla şudur: ...Bu meselede ikinci bir adım daha atmasın(Theodor Herzl).Ben bir karış toprağı dahi satmam.Zira bu vatan bana ait değil,milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmışdır.O, bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla öreteriz... 2 Kasım 1917'de İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour'un yayınladığı Balfour Deklerasyonu ile Yahudilere Filistin'de toprak verme sözü verilmiştir. Bunun üzerine Yahudi yerleşimcilerin sayısı hızla artmıştır. 1948'e gelindiğinde ise Birleşmiş Milletler yaşanan sorunları çözmek için Filistin topraklarını bölerek, İsrail devletinin kurulması yoluna gitmiştir. Hemen akabinde çıkan Arap-İsrail savaşı neticesinde ise İsrail galip gelmiş, sahip olduğu toprakları daha da genişletmiştir.

    Siyasi Siyonizm

    Siyasi Siyonizm, milliyetçilik akımlarının hızla yayıldığı 19. yüzyıl Avrupası'nda, Theodore Herzl'in önderliğinde ortaya çıktı. Avusturyalı bir gazeteci olan Yahudi Theodor Herzl, 1896'da yazdığı The Jewish State (Yahudi Devleti) isimli bir kitapta Siyonizm'in kuruluşunu anlatmış. 1897'de I. Siyonist Kongre ile Dünya Siyonist Teşkilâtı kurulmuştur. Kongre ile 1897'ye kadar Yahudilerin, Filistin'de toplanması ve Yahudi devleti kurulması bir fikir iken, 1897'de hedef haline getirilmiştir. Hareketin önderliğini yapan Yahudilerin çoğu dindar değildi; Yahudi toplumunu din eksenine göre değil, millet eksenine göre yaratmayı hedefliyorlardı. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılışının ardından Siyonist hareket, ana hedefi olan Yahudileri Filistin'e yerleştirme projesini hızla hayata geçirdi. II. Dünya Savaşı sırasında Nazilerin soykırımına maruz kalan Yahudilerin de Siyonistler tarafından büyük kafileler halinde Filistin'e götürülmesi ile birlikte, Yahudi vatanının yaratılmış oldu.

    Siyonist ideoloji Yahudileri bir vatanda toplamayı ve bağımsız bir Yahudi devleti kurmayı hedeflerken, dini değerlerden ziyade ulusal değerleri ön plana çıkarmaktaydı. Siyonistlere göre, Yahudiler yalnızca ayrı bir dini topluluk değil, ayrı bir ulus, ayrı bir ırktı ve bu ırka mensup tüm insanların tek bir çatı altında toplanması gerekiyordu. Bu çatının neresi olacağı sorusuna da Siyonistler dini değil, din dışı bir cevap aramışlar ve önce Uganda'yı düşünmüşlerdir. Tarihe "Uganda Planı" olarak geçen proje işlememiş ve Siyonist hareket hedef olarak Filistin'de karar kılmıştır. Ancak Filistin'e önem vermelerinin nedeni, bu bölgenin dini anlamı değil, "Yahudi ulusunun tarihsel vatanı" oluşuydu.
0 0 0
  • Selamlar, konu açılalı bayağı zaman olmuş ama tarih ve politika meraklıları için her daim güncelliğini koruyan derin bir mesele bu. Geçenlerde bu konuyla ilgili birkaç yeni makale okurken 1897 Basel Konferansı'nın günümüzdeki yansımalarını tekrar düşündüm, hazır böyle bir başlık görünce birkaç kelime de ben edeyim dedim.

    Siyonizm, temelde 19. yüzyılın sonlarında Avrupalı Yahudilerin kendi ulus devletlerini kurma idealiyle ortaya çıkan siyasi bir milliyetçilik akımı aslında. Etimolojik kökeni Kudüs yakınlarındaki Sion Dağı'na dayanıyor. İşin ilginç yanı, bu hareketin kurucusu sayılan Theodor Herzl ve ilk hareket eden öncüler pek de dindar sayılmazlar; daha çok dönemin Avrupa'sındaki ulus-devlet trendinden ve artan antisemitizmden etkilenip seküler bir ulus yaratma peşine düşmüşler. Hatta ilk başta coğrafya olarak sadece Filistin düşünülmemiş, tarihe Uganda Planı olarak geçen alternatifler bile masaya yatırılmış ama sonunda o tarihsel ve kültürel bağ iddia edilen topraklar ana hedef haline gelmiş.

    Metinde de değinildiği gibi süreç Sultan II. Abdülhamid'in o meşhur "vatan toprağı satılmaz" duruşuyla ilk diplomatik engeline takılıyor. Tabii ki Osmanlı'nın bölgeden çekilmesi ve İngiltere'nin desteğiyle yayılan Balfour Deklerasyonu işin rengini tamamen değiştiriyor. Özellikle II. Dünya Savaşı sırasındaki o acı verici Nazi soykırımı, dünyadaki tüm dengeleri altüst edip Yahudi göç dalgalarını durdurulamaz bir noktaya taşıyor ve 1948'de İsrail Devleti'nin kuruluşu resmileşiyor.

    Günümüzde bu kavram sadece tarihi bir siyasi hareket değil, Ortadoğu'nun tüm jeopolitik dengesini etkileyen, üzerinde hala en çok tartışılan ve farklı açılardan (mazlum halkların hakları vs. ulusal güvenlik gibi) türlü türlü perspektiften ele alınan devasa bir siyasi argüman halini aldı.

    Merak ettiğiniz başka detaylar olursa kurcalamaya devam ederiz, kilit noktaları şöyle bir tazeleyelim dedim, herkese iyi forumlar dilerim!
0 0 0