tüm araştırma otoritelerini. Ciğerimiz yansa da delikanlılığımıza gram leke sürdürmeyiz demektedir. Ve taparcasına sevmektedir
ölürcesine itaat etmektedir. Cadde cadde dolaşın
sokak sokak gezin
arşınlayın bütün vapurları o zaman anlayacaksınız; bu adam neler söylemektedir.. Tüm paltoları sayın
bütün montlara bakın
boyun kısmında siyah-beyaz bir kaşkol göreceksiniz. O kaşkol
her ilkbahar geldiğinde özenle tertemiz yıkanır. Ya anaya
ya da yare teslim edilir. Boynundan çıkarasın gelmez
biraz duygulanırsın ama öteki kışı bir başka beklersin. O kaşkolun boynunda oluşu
göğsünü ya da boynunu ısıttığından değildir o gencin. Ruhunu sarmalamıştır adeta
sıcacık etmiştir benliğini. Ve kuvvet vermiştir yüreğine. İşte onun için.. Ne zülumler çektik
ne zalimler gördük stat kapılarında. Yağmurlar düştü üstümüze. Kar yağdı lapa lapa. Şampiyonluk dahi görmemiştik oysa. 40 binlere rakam bile demiyorduk. Bir Rize maçı hatırlarım 2-1 yenildiğimiz.. Rahmetli Bora'nın kemikleri hala sızlamaktadır. Bora gol attıkça
hakem saymamaktadır. İnönü'de fırtınalar kopmaktadır ve gökyüzü haset içindedir. Çünkü 40 bini aşkın taraftar üstüne düşen kar parçacıklarını hissetmemektedir bile. Ve zaman.. İşte o zaman
hatta zaman zaman yenik mi düşüyoruz zamana? Yıllar eskidikçe
yollar uzadıkça
haller mi değişmekte yoksa? Bırakın maç anındaki kar yağışını
yağmuru
doluyu.. Ya saatler evvel bilet almak için beklediğimiz kuyrukta yediğimiz soğuk.. O yürekler dağlayan cefa
o bitmek bilmeyen kuyruk ıstırapları. Ve şimdinin 18.30'una ayarlanmış meyhane çıkışları
maça 10 dakika kala turnike senaryoları. Takım 18.20 sahada
batılaşacağız diye batıyoruz
futbolcuyu tribüne çağıracak taraftar yok statta. Futbolcu öksüz ısınıyor
yetim vuruyor topa. Ama neymiş efendim! Avrupa'da diye başlayan onlarca hikaye.. Ve ruhumu sıcacık yapan o siyah-beyaz kaşkolum. Boynumda.. Ve ben maça gitmekteyim.. Kar da yağsa
yağmur da düşse üstüme.. Kutuplardan buzullar kopup da gelse.. Pazar günü maça gitmekteyim.. Onbinler kesmez beni.. Dışarıda kalmalı insanlar
Ancak öyle gözlerim yaşarır
Tüylerim diken diken olur.. Ve boynumdan çıkar.. İki elimin arasına gerilir kaşkolum.. Ve ben söylemeye başlarım.. "Bir şarkısın sen!.."