Havuzda bir süre dinlenmek istediler
Kenara oturdular Yanlarında getirdikleri azıktan biraz yediler Havuzun suyu oldukça serindi Ellerini yüzlerini yıkadılar
Çevreyi seyrederken gözlerine bir şey ilişti Gidip baktılar Mermer bir levha Üzerine ilginç bir yazı
Okudular Çok şaşırdılar
Şöyle diyordu yazıda:
"Ey yolcu! Bir yolculuğa çıkmak ister misin? Sonuçta seni sonsuz bir mutluluk bekliyor Atılmak istersen eğer bu maceraya, önce havuzu, yüzerek karşıya geç Orada taştan bir arslan heykeli göreceksin
Şayet onu omuzlayıp bir çırpıda şu dağa çıkarabilirsen, sınırsız bir mutluluğa erişeceksin
Fakat çıkacağın yol çok sıkıntılıdır, yorucudur Yokuş diktir Yolda ayağına dikenler batacak, çalılar takılacak Yırtıcı hayvanlarla karşılaşacaksın Onlardan kurtulmak güçtür Bütün bunları yenersen, sonuçta mutlu olacaksın"
İki arkadaş donup kaldılar
Bir süre sessizce durdular Sessizliği önce Salim bozdu:
- Ben , dedi, böyle sonu belirsiz bir maceraya atılmam
Ganim itiraz etti:
- Zahmetsiz bir şeye ulaşılmaz Sıkıntı çekmeden insan mutlu olamaz
Salim, düşüncesinde kararlıydı:
- Hayır, dedi, ben onca tehlikeyi göze alamam
Ganim:
- Sen kabul etmezsen etme, dedi, ben şansımı deneyeceğim
Ganim, korkusuzdu Fakat, yine de bir ürperti duymuyor değildi yüreğinde
Bildiği bütün duaları birer birer okuyarak atladı havuza
Yüzmeye başladı Gittikçe güçten düşüyordu Güç bela karşıya ulaşabildi
Havuzun diğer ucuna varınca derin bir nefes aldı Rahatlamıştı Bir süre dinlendi, soluklandı Çevreyi seyretmeye başladı
Taştan yapılmış arslan heykeli karşısındaydı Kuşkulu kuşkulu yaklaştı Gücünü toplayıp heykeli sırtladı
Yine, okuyarak bildiği bütün duaları, dağa yükselen dik yokuşa doğru yürümeye başladı Yokuş soluğunu kesiyordu Oldukça dikti
Omzundaki heykelse sanki gittikçe ağırlaşıyordu Nefes nefese kalmıştı Durup dinlenmek istedi Yokuşta durmanın tehlikeli olacağını düşünüp vazgeçti Anasından emdiği süt burnundan gelmişti
Sonunda dağın doruğuna varmıştı
Oflaya puflaya heykeli taşıdı doruğa
Yere koyar koymaz arslan dile gelip kükredi
Öyle bir kükreyişti ki bu, dört bir yana korkunç bir gürültü halinde yayıldı
Dağın arkasında büyük şehirler vardı
Arslanın kükreyişi kantlere kadar ulaştı
Sesi duyan bir gurup insan Ganim 'in bulunduğu yere doğru geliyordu
Ganim şaşkınlık içindeydi Bir arslana; bir de üzerine doğru gelen kalabalığa bakıyordu Hiç bir şey anlamadı
Kalabalıktan çok korkmuştu
"Aman Allahım, nedir bu başıma gelenler?" diye söylenmeye başladı
Kalabalık gittikçe yaklaşıyordu Ganim 'deki gerilim son sınıra ulaşmıştı
Fakat korkusu boşunaydı Topluluktan birkaç kişi öne çıktı