Cumhuriyetin Kadın Şairleri

Son güncelleme: 08.08.2009 20:00
  • GÜLSELİ İNAL (1947-)

    İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji-Felsefe Bölümü'nü bitirdi.
    Şiir Kitapları: Sulara Gönüllü Çağrı (1985), Lale Sesiydiler ve Yoktular (1987), Letoon (1989), Dans Natura (1991), Sif ve Gula (1992).
    ``Bir yanıyla doğayla, mitolojiye uzanan, varoluş sorunlarını araştıran, bir yanıyla ise doğal insani^ tutkuların peşinde mistisizmde uç veren bağımsız bir şiir yazıyor.'' (Mehmet H. Doğan, 1993)
    Ahmet Necdet, Modern Türk Şiiri Yönelimler, Tanıklıklar, Örnekler Broy Yayınevi, Ekim 1993.


    Bir Şey Var Benden Öte

    Bir şey var benden öte
    incimsi düzlüğünde denizin
    biri dans ediyor
    tutkun ve savruk
    başını arkaya atışındaki soyluluk
    tanrı bakışı bu
    soysuz köhne
    kör lalelerle, gecenin diplerine yapışan
    bitiren
    yeni bulunmuş maden
    tıkanıyor kıyılar köpüklü dalgalarla
    ona uçmak istediğimi söyleyin
    kutsal varlıklara karşı
    ayaklanacağımı da
    sonsuz yüz değiştirimi ben
    bir öncesinde tarihin
    yeniden doğmak istediğimi
    ne kılıklara geleceğimi
    gündüz pencerelerine
    ne otlar dikeceğimi bu ölümcül bahçelere
    ne zehirli otlarla sevişeceğimi yeniden.





    Sennur Sezer ( 1943)
    ________________________________________
    1943 yılnda Eskişehir'de doğdu. İstanbul Kız Lisesi'nden mezun oldu. Taşkızak Tersanesi'nde çalıştı. Varlık Yayınevi'nde redaktörlük yaptı. Gazetecilik yaptı. Çocuk kitapları yazdı.

    ESERLERİ
    Siir Kitaplari:
    Gecekondu (1964), Yasak (1966), Direnc (1977), Sesimi Ariyorum (1982),
    Kimlik Karti (Secme Siirler, 1983), Bu Resimde Kimler Var (1986), Afis
    (1991).

    ``Calisan bir genc kizin cevre ve kosullarla hesaplasmasi amacini guden
    siirleri, zamanla bir iscinin dunyayi yargilayisi ve bir kadinin
    dunyasini yansitan siirlere donustu.'' (Sennur Sezer, 1991)


    Ahmet Necdet,
    Modern Turk Siiri
    Yonelimler, Tanikliklar, Ornekler
    Broy Yayinevi, Ekim 1993.

    Afiş, Uçuk Seçik Şiirler...

    BAŞKALARININ ESKİSİNİ GİYENİN ŞARKI

    Satın alınmış düşleri, bıkıp fırlattığınızda
    Ardınıza bakmayın
    Oradayım.
    Ayışığında bir öpüşme düşü,
    Eskitilmiş bir kadife bluz, sim işlemeli
    Ve yenilenen balayı, dantel askılı
    Yaramaz işime... ben üşüyorum.
    Sıcacık bir şey gereken
    Düşlerime.

    Yarım bırakılmış çorba,
    Geri çevrilmiş biftek ve "ihanet" yabancı bana
    İnce topukları yaz takunyalarınızın.
    Bana kalın, yıkanmayan dayanıklı
    Akrabalar kadar tanıdık bir şey gerek
    Rengi de, rengi de olmalı elbet
    Yıpranmışlığımı örten.

    Dokunduğumda çocukluğumu düşündüren
    Gençliğim gibi sırrı açıklanmaz
    Kumaşlar satılmaz çarşılarınızda.
    Ağrılarıma göre tasarlanmadı giysilerinizin boyu.
    Bir korkuyu tanırsınız yalnız.
    yaşlanmak ve bırakılmak.
    ben de çeşidi var,
    Ama bitişmiyor sizinkilerle,
    Sevgiden doğuyor çoğu.

    Paramın yettiği bu tezgâhta
    Satılan eksileriniz
    Ellerim değdikçe soluk alıyor
    Eskiyen siz misiniz?

    Sennur Sezer



    Melisa Gürpınar (d. 1941, İstanbul)
    Türk şair, yazar.
    Çamlıca Kız Lisesi ve Beyoğlu Ticaret Liselerini bitirdikten sonra bir süre İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde öğrenim gördü. Öğrenimini İstanbul Belediyesi Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nde sürdürdü. 1964 yılında konservatuardan mezun olduktan sonra tiyatro öğrenimine 1965-1967 yılları arasında Londra'da devam etti. Aynı dönemde, BBC Türkçe Servisi'nde kültür programları yaptı. İstanbul'da matbaa yöneticiliği, dergi yönetmenliği yaptı. Amatör ve profesyonel birçok tiyatronun kurucu üyesi oldu. Sonraları ise tiyatroyla ilişkisini eleştirmen olarak sürdürdü.
    İlk yazısı 1959 yılında Vatan Gazetesi'nde yayınlanan şairin ilk şiir kitabı "Umut Pembeleri", 1962 yılında yayımlandı. 1975 yılında "Yeni Bir Gün Şarkısı" adı altında üç şiir kitabını bir arada yayımladı. 1981'de "Geceyarısı Notları", 1983'te "Ara Beni Sevgilim Sözcüklerin" İçinde ve "Yalnızlık Mevsimi", 1985'te "Yaz Mektupları" adlı şiir kitapları yayımlandı.
    1990'da yayımlanan "İstanbul'un Gözleri Mahmur" adlı şiirsel öyküleri, Halil Kocagöz Şiir Ödülü'nü aldı. "Bir İstanbul Üçlemesi" olan bu çalışmanın ikinci parçası, "Yeni Zaman Eski Hayat" adlı bir oyun olarak 1993'te basıldı ve o yıl sahneye konulup oyun yazarlığı dalında Avni Dilligil Ödülü'nü aldı.
    1992'de "Çocukluğum ve Ölümüm" adlı şiir kitabıyla, "Uçup Giden Kent" adlı çocuk romanı yayımlandı. 1997'de "Okul Arkadaşım" adlı gençlik romanı ve 1998'de "Salkımsöğütlerin Gölgesinde" adlı düzyazı şiir kitabıyla, "Kitap Benim Kanadım" adlı çocuklar için yazılmış şiirsel bir anlatı kitabı da yayımlandı.
    1999'da, "Her Harf Bir Melek" adlı şiir kitabı yayımlanan şair, 2003 yılında "Ada Şiirleri" adlı kitabıyla Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü'nü kazandı. Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN üyesi olan şair, halen İstanbul'da yaşamakta

    Gözyaşıyla Söner mi Yangın

    gözyaşıyla söner mi yangın
    ey ölüm
    ben ne aptalım
    okunur mu yolladığım mektup
    tutuşmuş bir kalemle yazdığım

    dağıldı oyuncak atımın boncukları
    bütün çeşmeleri kurudu sokağımın
    kapladı göğün yüzünü
    kara bir örümceğin ağı

    halden anlar mı acaba güneş
    ama o hiç sokak çocuğu olmadı
    uyumadı kaldırımda
    farelerle yanyana
    şair de olmadı hiç
    beyaz ince bir dizeyle
    bağlanmadı ay ışığına

    bütün sayfaları uçtu hayatımın
    sonunda mürekkebimle sulandı
    ortanca saksıları
    bir de sözlüğü olacaktı aşkın
    sanırım eskiciye satıldı
    ya kentim
    daha yeni doğmuştu
    acaba çingeneler mi çaldı ey ölüm
    ben çok aptalım
    arıyorum boş yere
    kendi küllerime gömdüğüm ışığı





    DİDEM MADAK
    Şair.

    1970 doğumlu. Lise eğitimini İzmir'de tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Ruhunu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi sevdiğinden hiçbir zaman yeterince "düzgün insan" olamadı.

    Şiirleri Ludingirra, Öküz ve Sombahar'da yayımlandı.
    Asuman Kafaoğlu-Büke (1959, İstanbul), Eleştirmen
    Türkiye'deki ilköğreniminin ardından, babasının diplomatik görevle gittiği Cenevre-İsviçre'de, College Calvin lisesinde orta öğretimini tamamladı. 1980-84 yılları arasında Amerika'da California State University, Long Beach üniversitesinin Felsefe bölümünden mezun oldu. Türkiye'ye döndükten sonra, ODTÜ'de yüksek lisansa başladı ve önce ODTÜ'de, sonra da Boğaziçi Üniversitesi Felsefe bölümünde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
    İngilizce ve Fransızca'dan çeviriler yaptı. John Updike'ın "S." adlı romanının çevirisi 1992 yılında Yapı Kredi Yayınları tarafından basıldı. Vikram Seth'in "An Equal Music" ("Maggiore Dörtlüsü", 2000) adlı romanını Türkçeye çevirdi.
    1996-2004 yıllarında düzenli olarak TRT İstanbul Radyosu - Radyo III için klasik müzik ve edebiyat programları hazırladı. Ayrıca 1996 yılında bir yıl boyunca "Mitoloji ve Müzik" adlı bir programı Açık Radyo için hazırlayıp sunmuştur.
    2002-2003 yıllarında dört sömestr boyunca İstanbul Üniversitesi Dramaturji bölümünde "Platon'dan Günümüze Estetik Kuram" dersleri vermiştir. 2003-2004 ders yılında, Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümünde, yüksek lisans öğrencilerine "Sanat Felsefesi" dersleri vermiştir.
    2001 yılı Ocak ayından beri, Cumhuriyet Gazetesi Kitap Eki'nde "Yazın Sanatı" başlığı altında her hafta edebiyat eleştirileri yazmaktadır

    Siz Aşktan N'anlarsınız Bayım?

    Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
    Alt katında uyumayı bir ranzanın
    Üst katında çocukluğum...
    Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden
    Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
    Aşk diyorsunuz,
    Limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!

    Allah'la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
    Havı dökülmüş yerlerine yüzümün
    Büyük bir aşk yamadımhayır
    Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
    Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
    Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım...
    Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
    Aşk diyorsunuz ya
    Ben istemenin allahını bilirim bayım!

    Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
    Balkona yorgun çamaşırlar asmayı
    Ki uçlarından çile damlardı.
    Güneşte nane kurutmayı
    Ben acılarımın başınıevcimen telaşlarla okşadım bayım.
    Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
    İnsan kaybolmayı ister mi?
    Ben işte istedim bayım.uzaklara gittim
    Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
    Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!

    Süt içtim acım hafiflesin diye
    Çikolata yedim bir köşeye çekilip
    Zehrimi alsın diye
    Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz
    İlahiler öğrendim.
    Siz zehir nedir bilmezsiniz
    Zehir aşkı bilir oysa bayım!

    Ben işte miraç gecelerinde
    Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım,
    Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım,
    Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin
    Bir şiir aradım.
    Geçen üç yıl boyunca
    Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım.
    Ülkem olmayan ülkemi
    Kayboluşumu aradım.
    Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
    Bir ters bir yüz kazaklar ördüm
    Haroşa bir hayat bırakmak için.
    Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.

    Kimi gün öylesine yalnızdım
    Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
    Annem
    Ki beyaz bir kadındır.
    Ölüsünü şiirle yıkadım.
    Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
    Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
    Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
    Acının ortasında acısız olmayı,
    Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
    Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
    Aşk diyorsunuz ya,
    İşte orda durun bayım
    Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
    Kendimin ucundaöyle ıslak,
    Öyle kötü kokan,
    Yırtık ve perişan.

    Siz aşkı ne bilirsiniz bayım
    Aşkı aşk bilir yalnız!






    İnci Okumuş ( 1971)
    ________________________________________
    1971 yılnda Kahramanmaraş'ta doğdu.Lisansına devam etmedi (ziraat fak.1991). Kalite Yönetim Sistemleri ve Proje Yönetim Mentorlüğü üzerine eğitim aldı.

    T.R.T GAP Radyosu'nda edebiyat proğramına makale ve şiirleriyle katkıda bulundu . (1991-1992) Türkiye geneli düzenlenen şiir şölenlerinde tertip heyetinde görev aldı.

    Çeşitli yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptı.Şiirlerini; çeşitli kültür , sanat ve edebiyat dergilerinde neşretti.Yazım hayatına devam etmektedir.

    Özel bir şirkette Genel Müdür olarak görev yapmakta olan Okumuş evli ve iki çocuk annesidir.
    Türkiye Yazarlar Birliği üyesi.
    Pek çok sosyal dernekte faaliyetlere katılmaktadır.

    ESERLERİ: Şiir/Düğün gönüle kurulur/Dolunay yayınları 1999

    Gözyaşındır gülüşüme düşen

    A- Adın Âişe'dir
    Tebessümün, huma

    Yokluğunda ıslanmış çocuk gözlerinden
    Haşre dek sana yazılan bir zeyl düştü anne
    Öksüzlerin üşüyen gecelerinde adın
    Sensizliğe sarılmış
    Sıcacık bir düştü anne

    Ey adı bahta yoldaş olan
    Gönül dağlarımda bu ses kimin?
    Ne zaman toprağa ana diye değse ellerim
    Çiçek çiçek kokunla bezeklenirim
    Sesin candır yorgun yüreğime,
    sesin kemâl Cümlesine mühürlenirim

    N- Adın muhabbet, gülerken
    Ağlarken, şefkat

    Öksüzlük göç etsin bir yana
    Adın görünsün
    Açılsın ; kilitli defterler
    Sensiz şiirler sürülsün
    Mecnun bırakıp Leyla'sını adınla yürüsün anne
    Derun zahir olsun
    Küssün ateşler, su boğulsun
    Damladıkça gözlerin cehennemler söner anne

    Uykularım sıla kokar yanımda yoksan
    Düşmesin diye yıldızlar, yine göğü tutsan
    Bin bir ırmak olurum damarlarımda aksan
    Seni görürürüm hangi coğrafyaya baksam
    Pusulama senli bir yön düştü anne
    Vahye giren hatırın uğruna
    Sana cennetten yer düştü anne

    N- Güzelliğin Fâtıma'dır
    Gözlerin, ilkbahar

    Haşre dek sürecek sevdadan saçlarına
    Kafiyesiz aklar düştü anne
    Güzelliğin değdi dudak kırlangıçlarıma
    Gözlerin, şebnemine değdiğim
    Serin bir düştü anne

    Okuduğun Yasîn edasına
    Hıçkırır gibidir melekler
    Göğü tutarken sen, kabul olur dilekler
    Gönül atlasında bugün
    Şehrayin oldun anne
    Irmaklar yurt tutmuş havzasında gözlerinin
    Gözlerini Nil'den mi doldurdun anne?
    Sana köşkler düşlerken ebedî
    Cennete sokuldun anne

    Sevgin süresiz bir yangın
    Ateşi vazgeçilmez kılan
    Üflüyor, yakıyor ey
    Nerde bu ateşi yakan?
    Vakit hasret vaktidir sana
    Senli düşlerim serkeş çiçek yağmuru
    Düşsem; derin uçurumlara
    Bilirim uçurumlar yüreğinle dolu
    Gözlerin bir çift güvercin,gülünce anne
    Gökler titrer
    Ellerin arşa değince anne

    E- Yüzün miraç, varana
    Adın hüzün, anlayana

    Vaktidir acılarla kavileşmenin
    Dağlar sesinin güftesi olmakta
    Bitimsiz yağmurlar düştü gözlerine
    Canım katre katre senden dolmakta
    Hiç bitmemiş şiirlerde sana
    Yaşamaktan öte bir yer düştü anne
    Bembeyaz örtünle mütevekkil
    Miracına melekler koştu anne

    Gözyaşındır gülüşüme düşen
    Sütün gibi, hakkını helal etsen
    Yakıp kavuruyor zaman
    Doruklarından kar gönder anne
    Kolların cennet selvisinden bir dal
    Beni gölgene al
    Beni gölgene al anne





    Bejan Matur ( 14.09.1968)
    ________________________________________
    14 Eylül 1968 tarihinde Maraş'ın Pazarcık ilçesi Maksutuşağı köyünde doğdu. Ortaokul ve liseyi Antep'te okudu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi.

    Şiirleri Adam Sanat, Defter, Ekin Belleten ve Yazıt dergilerinde yayımlandı.
    Bir konuşmanda; literatürde Orta İç- Toroslar olarak nitelendirilen Maraş bölgesinde yaşayan farklı etnik toplulukların gerçekte hiç bir zaman tam olarak kaynaşamadıklarını, dahası adeta bir yama gibi durduklarını ve birbirlerini birer "yabancı" gibi gördüklerini söylüyorsun. İlginç bir gözlem bu. Buna ilişkin düşüncelerini biraz daha temellendirebilir misin?
    Maraş Türkiyedeki çoğu yer gibi çeşitli farklı gurupların yan yana karışmadan yaşadığı bir şehir. Tarihsel birkimi etnik köken anlamında Türk,Alevi-Kürt ve Ermenilerden oluşuyordu. Ermenilerin tehçir edilmesiyle bölgeye yerleştirilen en önemli iki gurubu kafkasya kökenli Çerkes ve Çeçenler,Balkan kökenli adına "muhacir" dediğimiz topluluklar oluşturuyor. Birbirlerine karışmadıkları doğru, fakat bu sadece Maraş'a özgü bir durum mu emin değilim. Türkiyenin pek çok yerinde bu böyle. Diğer yandan Maraş'taki Alevi-Sünni karşıtlığını bugün dahi belirleyen tarihsel neden şöyle yorumlanabilir: Şah İsmail-Yavuz Selim karşılaşması. Yani Dulkadir oğulları beyliğinin yönetiminde Türk yoğunluklu Maraş'a Şah İsmail'in ordusuyla yürümesi o bölgede yarı göçebe halde yaşayan (yasak kelime kullandınız)alevi aşiretlerine bir bilinç kazandırıyor. Bugün hala o bölgede benimde aralarında büyüdüğüm aşiretlerde bir İran şii etkisi görülüyor. Alevi deyişlerinin çoğunda şiir teolojisinin izleri sürülebilir. Bu keskin ayrımın etkileri bugün de alevilerin sünniler karşısındaki konumunu belirliyor.

    HER KADIN KENDİ AĞACINI TANIR

    Sana geldiğimde
    Kanatlarını,
    Siyah taşlarla örülmüş
    O ıssız şehrin üzerinde açacak,
    Bulduğum bir ağacın dallarına tüneyecek
    Ve acıyla bağıracaktım.

    Her kadın kendi ağacını tanır.

    Uçtum o gece.
    Karanlığın girmeye korktuğu şehri geçtim.
    Gölge olmayınca ruh yalnızdı. Uludum.





    Lale Müldür
    ________________________________________
    Lale Müldür 1956'da Aydın'da doğdu. Liseyi Robert Kolej'de bitirdi. Şiir bursu alarak Floransa'ya gitti. Türkiye'ye geri dönerek birer yıl ODTÜ Elektronik ve Ekonomi bölümlerine devam etti. 1977'de İngiltere'ye giderek Manchester Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nden lisansını; Essex Üniversitesi Edebiyat Sosyolojisi Bölümü'nden master derecesini aldı. 1983-1987 yılları arasında Brüksel'de yaşadı.

    İlk şiirleri 1980'de Yazı ve Yeni İnsan dergilerinde çıktı. Gösteri, Defter, Şiir Atı, Oluşum, Mor Köpük, Yönelişler, Sombahar dergilerinde birçok şiir ve yazısı yayımlandı; şiirlerinden bazıları bestelendi ve filmlerde kullanıldı.

    ESERLERİ

    Voyıcır II (Ahmet Güntan'la birlikte, 1990), Kuzey Defterleri (1992), Buhurumeryem (1993), Uzak Fırtına (1988), Seriler Kitabı (1991) ile Divanü lügat-it-Türk (1998) adlı kitapları bulunuyor.

    Şiirlerinden bir seçki 'Water Music' adıyla Dublin'de yayımlandı (Poetry Ireland, 1998). Fransız ressam Colette Deblé'nin resimleri üzerine yazdığı şiirlerse Fransız Enstitüsü'nden 'Yağmur Kızı Böyle Diyor' adıyla Fransızca olarak yayımlandı. Bir dönem Radikal gazetesinde yazdı; yurt dışındaki birçok toplantıya Türkiye'yi temsilen katıldı.

    Destina / Lale Müldür

    Dün gece sen uyurken
    İsmini fısıldadım
    Ve hayvanların korkunç
    Öykülerini anlattım

    Dün gece sen uyurken
    Çiçeklere su verdim
    Ve insanların korkunç
    Öykülerini anlattım onlara

    Dün gece sen uyurken
    Yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana
    İşte bu yüzden, sırf bu yüzden
    Yeni bir isim verdim sana
    Destina

    Sen öyle umarsız uyusan da bir köşede
    İşte bu yüzden, sırf bu yüzden işte
    Yaşamdan çok ölüme yakın olduğun için
    Seni bu denli yıktıkları için
    Yaşamımın gizini vereceğim sana.
#08.08.2009 20:00 0 0 0