Açılım Küresel kriz Deniz feneri Ergenekon Terör Dolar Petrol iş Aş Derken yeni gündemimiz "açılım" krizine dönüştü
Seçim geçim derken hep krizlerle uğraşan ama sonuç alamayan bir toplum olduk!..
Krizleri hep konuşuyoruz, ama tecrübeleri de hep unutuyoruz
1999 depremini unutmadık mı?
Unuttuk!
Krize hamdolsun demekten başka rutin dışı bir önlem alabildik mi?
Almadık
Şimdi "demokratik çözüm" paketi deniyor, bu tartışmalardan sonuç çıkar mı?
Aslında bir sorunun olduğu ve çözüm beklediği muhakkak, ama teşhisinde ve yönteminde bir yanlışlık olmalı
sonuçta istenen çözüm çıkabilir mi?
Zannetmiyorum
Belki kafalar karışık, belki de bu karışıklıkta yaşamak hoşumuza gidiyor!
Bu kavramlar o kadar güncel hale geldi ki, herkes konuşuyor, Ama henüz ortaya çıkan bir çözüm perspektifi gözükmüyor
Sayın Cumhurbaşkanı iyi niyetli olduğuna inandığımız bir çıkış yapıyor ama içeriğinin gizli kalması tepki ve endişeye sebep olmaktadır.
Hükümet sözcüleri "spot" başlıklar ile açılımı sürdürürken alt başlıkların ne olacağı sır gibi saklanmaktadır. Böyle bir durum da muhalefeti haklı olarak farklı duruş sergilemeye yöneltmektedir
CHP ""nötür" tutumunu sürdürürken, Tavrını Baştan koyan MHP "oyuna gelmeyiz" demektedir
MHP ülkenin bütünlüğünün bozulmasından endişe duyduğunu açıkça ifade etmektedir
AKP'nin Uzlaşma anlayışı ilginç "güç bende" izlenimi veriyor
Bu tavır zaten gerilimin ana sebebini oluşturuyor
Hal böyle olunca CHP ve MHP görüşme çağrılarına olumlu tavır koyamıyorlar belki de!..
Belki de olmayacak dua gibi gözüken çözüme kimse "amin" demek istemiyor zannediyorum
Bu gizli açılım da diğerleri gibi unutulacağa benzemektedir..
Sayın Cumhurbaşkanı en önemli sorunumuz bu mesele diyor..
Gerçekten çok haklı, terör en büyük sorun ama diğer sorunları görmemekte ihmal değil mi?.
Hükümetin sorunların altında bunaldığı halde "istişare etmem" tavrı belki de sorunları çözümsüzlüğe itiyor kimse farkında değil
Oysa millet gerilim değil güler yüzlü siyasetçilere özlem duyuyor
Ekonomistler ve İş dünyası önlem alalım diye inlerken takındığımız umursamaz tavır şirket iflasları ile cari açığı olumsuz etkilemeye devam ederken yaşanan gerilim umutsuzluk yaratmaktadır.
Ekonomi ne durumda bakalım;
Krizin ilk dönemlerinde Sorumlu bakan, "Yangın mı var ki su sıkalım" demişti.
Şimdi ne oldu? Yangın genişledi iflaslar arttı
Yani yangın kapıya dayandı bir damla su bile sıkanı görmedik!
Kriz bizi etkilemez "hamdolsun" denmişti.
Ne oldu?..
Hamdolsun ki evimize ekmeği şimdilik götürebiliyoruz...
Krizin yaptığı domino etkisi tüm parametreleri allak-bullak etti.
Bütçe açığı arttıkça ardı ardına gelen zamlar perişan etmektedir.
Milletimiz çaresiz ve sessiz beklerken halimiz eski bir hikâyeyi hatırlatmaktadır.
Elbette hiçbir kastımız yok ama hikâyemiz şu;
O halde paylaşalım;
Hükümdar işler kötü gittikçe her şeye inanılmaz zamlar yapmaya başlamış
Birinci zamdan sonra vezirine sormuş; "bak bakalım vezirim, halk ne düşünüyor" demiş
Vezir; "sorun yok efendim normal" diye rapor vermiş
Ardından padişah bir ağır zam daha yapıvermiş
Vezir tekrar tepki var mı? Diye halkı kontrole çıkmış
Saraya dönene Vezir; "Hükümdara sorun yok, sadece konuşuyorlar efendim" demiş
Hükümdar bir zam daha bindirivermiş ki akıllara zarar
Hükümdar; "Şimdi bak vezir! Halkın hali nedir?" diye emir buyurmuş
Sokak, sokak gezen vezir gördüğü kahkahalara mana veremeyerek saraya dönmüş
Bir gün sonra huzura çıkmış ve
Vezirin "Efendim halkınız kahkaha atıyor" sorun yok galiba diye raporu karşısında
Hükümdar; "derhal zamları kesin bu kahkaha değil, delirme alametleri" demiş
Peki, Bizdeki sessizlik neyin alameti?
Bence halkın gerçeklerini kavramakta fayda var