Ramazan - Oruç - Oruç mu Sizi Tutuyor
Malumunuz, 'on iki ayın sultanı' olarak taltif edilen Ramazan ayındayız
Ramazanla/oruçla ilgili düşünce ve kanaatimi sizler paylaşmadan edemeyeceğim.
Hatta bu hususta 'bir yazı yazmazsam' kendimi suçlu ve de eksik hissedeceğim
Oruçla ilgili yazı dedim de
Konuyla ilgili bilindik ilmihal bilgiler vereceğimi beklemeyesiniz benden.
Kaldı ki bu konuda uzman da değilim.
Ben sizinle bu hususta sırf hissettiklerimi paylaşacağım.
Evet, bu gün oruçluydum ve şu an oruçluyum
İftara takriben 40 dakikalık bir zaman var.
İftardan önce bu yazıyı bitirmeyi düşünüyorum.
Hatta çok çok; on-on beş dakikalık zamanımı alır.
Laf aramızda rahat yazan bir yazarım.
Rahat yazan ve inşallah rahat da okunan
Her ne ise
Tekrar konuya dönecek olursak
Bu gün en mutlu günlerimden birini yaşadım zira oruçluydum
Şöyle oldu
Bilinmedik bir iç dingilliğiyle sahura kalktım.
Çocuklarımla cıvıl cıvıl bir sahur yemeğini yedim.
(Yemeğin menüsünü söylemeyeceğim lakin soframızın lüks olmadığını da bilmenizi isterim.)
Öyle oburca tıka basa doldurmadım mideyi.
Ve bir kelebek hafifliğiyle güne başladım.
En az susayacağımı bekliyordum orucun ilk gün olması hesabıyla
Susamadım da.
Bu gün (21 Ağustos 2009) Cuma
Ramazan ve Cuma
İki günün bereketi olmuş olacak ki
Borçlarımı, harçlarımı, maddi ve manevi sıkıntılarımı unutmuş/inan ki unutmuştum
Bana gaipten bir müjde gelmiş gibi
Bir şeylere seviniyorum ama ne?
İçimi kıpır kıpır bir sevinç kaplamış
Ve sabır
Ve camiye herkesten önce gidiyorum.
Dışarıdaki sıcağa inat içerde klima çalışıyor. Camide bir dağ havası serinliği var.
Kimseler olmadığı için midir nedir bilinmez bu gün ayak ve çorap kokusu da yok. Bilakis camii şerif mis gibi
Dünyevi tüm düşünceleri dışarıdan bırakmış bir haleti ruhiye ile bu güzel ve ferah camiinin bir köşesine çekiliyorum.
Tespih çekmeye alışkın olmadığım halde elime doksan dokuzluk bir tespih alıyorum.
Tasavvufçuların rutin yaptıkları o hareketleri garipseyen biri olmama rağmen ben de -muhtemelen- tasavvufçular gibi bir taraftan teşbih çekiyor. Diğer taraftan dalmış ve de kendimi, kendimdeki iç coşkusuna bırakıveriyorum
Daha açık ifadeyle; camide fren kullanmıyorum iç dünyamın
Olduğu gibi ve de içimden geldiği gibi
Yani münacatta bulunuyorum
Derken hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünde akıp gidiyor
Sevaplarıma sevinirken günahlarıma ifrit oluyorum.
Bilinmedik bir sebeple gözyaşlarına boğuluyorum.
Adeta gözyaşlarımla geçmiş cümle günahlarımı yıkamak istiyorum/tüm günahlarımdan arınmak istiyorum
Ve günahlardan dolayı önce tövbe-i istiğfar ediyorum.
Ama Nasuh bir tövbe ile
Sonra da ellerimi bir uçağın kanatları gibi gererek ruhumun yükselişine bırakıyorum ben beni
Uçuyorum gönül dünyamın bulutları arazından.
Uçuyor ve kayıyorum orucun beraberinde getirdiği iç dinginliğin yıldızları arasından
Tutamıyorum ben beni, tamamen oruca bırakıveriyorum kendimi
"Acaba", diyorum kendi kendime
"Ben mi orucu tutuyorum, oruç mu beni"
Haydi, aynı soruyu siz de sormuş olayım.
Siz mi orucu, oruç mu sizi tutuyor?