Efsaneler

Son güncelleme: 06.07.2006 20:13
  • KARETENİN UNUTULMAZ KAHRAMANI

    Tarih 20 Temmuz 1973.Dünya gençliğinin kalplerinde taht kurmuş Kung-Fu kralı efsanevi kahraman Bruce Lee 33 yaşında henüz hayatının baharında yaşama gözlerini yumdu.

    Ölüm nedeni seneler geçmesine rağmen hiçbir zaman net bir açıklamaya kavuşamadı. Bir kısım hayranları zehirle öldüğüne inanırken diğerleri hastanenin otopsi raporlarına inanmak zorunda kaldılar.


    noimage

    noimage

    noimage

    noimage
#03.10.2005 11:24 0 0 0
  • EDson Arantes do Nascimento, tüm dünyada bilinen adıyla Pele, 23 Ekim 1940'da Brazilya'nın Minas Gerais eyaletine bağlı Três Corações köyünde doğdu. Aile tarafından Dico takma adıyla çağrılırken futbolcu arkadaşları tarafından da Pele takma adı verildi.

    11 yaşında keşfedilene kadar ayakkabı parlatıyordu. 4 yıl sonra onu keşfeden De Brito, Pele'yi Sao Paulo'ya getirdi ve Santos'un profesyonel ama inaçsız yöneticilerine "bu çocuk dünyanın en iyi futbolcusu olacak" dedi. Sonraki sezonda Pele, ligin yıldız oyuncusu olunca bu sözün doğruluğunu ispatlamış oldu.

    Oynadığı her uluslararası oyunda bir gol ortalaması tutturdu. 1956-1974 arasında toplam 1220 gol attı. 12 yılda Brezilya'ya 3 kere dünya kupası kazandırdı. Kariyerinde yaptığı maçlar arasında, oynadığı 6 maçta 90 dakikaya 5 gol sığdıran Pele; 30 maçta 4 golü, 90 maçta ise 3 golü rakip ağlara bıraktı.


    Pele'nin ünü o kadar yayılmıştı ki adının geçtiği her yerde saygıyla anılır hale gelmişti. Hatta bu ünü sayesinde savaşın durduğu bile bilinir. 1967'deki Niegara'daki sivil savaşta Pele'nin başkentte oynayacağı gösteri maçı için 48 saat ateşkes ilan edilmişti.

    Pele 18 yıl boyunca inanılmaz bir performans göstermiştir. Futbol kariyerinin 17. yılında 1973'te 52 gol atmıştır. Hiçbir futbol yıldızı bir sezonda 50 gol atamamıştır. Ama Pele'nin 1 yıl boyunca 100 den fazla gol atmış olması yıldızda emekli olma zamanı geldiğini hissini uyandırmış olsa gerek, bu olaydan sonra futbol kariyerini noktalamıştır.

    İŞTE ÖNEMLİ TARİHLER

    1.23 Ekim 1940'ta Brezilyanın Tres Coracoes kasabasında doğdu.

    2.Futbol kariyerine 1956 yılında Santos Futbol Klübünde başladı. 1958-1969 yılları arasında 9 şampiyonluk kazandırdı.

    3.1958 yılında katıldığı ilk dünya kupasında Brezilya'yı zafere götürdü.

    4.1970 Son Dünya Kupası Finali ve Zafer

    5.1975 yılında Finansal problemlerden dolayı emekliliğe ayrıldı ama sonra tekrar futbola dönerek Newyork Cosmos'da oynadı.

    6.1977 yılında faal futbol hayatına son verdi.

    7.1994'te Brezilya'nın Spor Bakanı oldu.

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage
#03.10.2005 11:26 0 0 0
  • noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    Doğum Tarihi: 5 Şubat 1965
    Boyu :1.74
    Kilosu:74
    Mevki:Orta sahada oynuyor.
    Futbol Kariyeri:FC Constanta'da başladığı futbol yaşamına, Sportul Studentesc, Steaua Bükreş, Real Madrid (1990), Brescia Calcio (1992), FC Barcelona (1994) ve Galatasaray'da devam etti.
    1990, 1994 ve 1998 Dünya Kupaları'nda, EURO 96'da ve 3 maçta 2 kırmızı kart gördüğü EURO 2000'de forma giydi. 1985-86 sezonunda Sportul'da 31 golle gol kralı oldu.


    İŞTE HAYAT HİKAYESİ
    İki kere göç etmek zorunda kalan bir Makedon ailesinin çocuğu olarak yoksul bir çocukluk geçirdi. Köyde doğmuş, çamurların içinde, yalınayak, at kılından bir topun peşinde koşarak futbola başlamıştı.

    Romanya'nın komünist lideri Çavuşesku döneminde yıldız oldu. Ancak o devrildikten sonra yurtdışına çıkabildi. İşte İspanya'da aradığını bulamayan, Galatasaray'la UEFA Kupası'na uzanan Hagi efsanesinin kısa özeti...

    Gheorghe ve Sultana Hagi'nin oğlu Iancu, yine kendileri gibi göçmen olan Chirata'yla Köstence'de tanıştı ve çiftin dördüncü çocukları 5 Şubat 1965'da dünyaya geldi. Ailenin dördüncü çocuğuna büyükbabasının ve 9 aylıkken ölen ağabeyinin ismi verildi: Ama herkes ailenin yeni bireyine Gheorghe yerine, kısaca Gica diyordu.

    İLK TOPU DOMUZUN İDRAR TORBASI
    Gica'nın ilk topu, dedesinin kestiği domuzun idrar torbasını yıkayıp temizledikten sonra şişirip kuruttuğu ve torununa hediye ettiği yuvarlak biçimli oyuncaktı.

    Dört yaşında biraz daha ilerleme kaydetti ve büyükannesi Sultana'nın yaptığı kumaş topun peşinden koşmaya başladı. 6 yaşındayken ise Gica, annesinin kentten getirdiği ilk gerçek topuna sahip oldu.

    1975 yılında antrenör Bükössi'nin himayesine giren Gica, yaşı tutmadığı için ilk resmi turnuvası için 1976 yılındaki İzciler Kulüpleri arasında Köstence'de düzenlenen çocuk turnuvasına kadar bekledi.

    24 Mart 1978'de ise F.C. Köstence Kulübü'nün 97.515 No'lu kimliğine sahip oldu ve 13 yaşında resmi olarak da futbolcu olmuş oldu.

    Gica artık yükselişteydi. Hem kendi takımında, hem de çocuk millilerde mucizeler yaratıyordu. Lisenin yanı sıra futbola da devam eden Gica, lise son sınıfa geldiğinde 1. lig takımları peşine düşmüşlerdi bile.

    HAGİ İSMİNİN ANLAMI?
    Makedonya tarihinde Hagi ismini sadece Kutsal Dağı ziyaret edenler taşıyordu. Osmanlılar'dan alınan 'Hagi' veya 'Hagiu' sözcüğü, Makedonlar'da övülmesi gereken kişi anlamına gelirdi.

    Hagi'nin de atalarından biri Kutsal Dağı ziyaret ettiği için zamanla ailenin adı kaybolmuş, Hagi diye anılır olmuşlardı.

    ÇAVUŞESKU AİLESİ VE HAGİ
    Hagi, Romanya'da Çavuşesku ailesinin hüküm sürdüğü diktatörlük döneminde yetişti. Önce Üniversite takımı 'Universitatea Craiova' ile sözleşme imzaladı, Craiova Üniversitesi'nin İktisadi Bilimler Fakültesi'ne kaydını yaptırdı; Gençlik Bakanı ve Sportul Studentesc takımının fahri başkanı Çavuşesku'nun küçük oğlu Nicu tarafından istenince yatay geçişle Bükreş İktisadi Bilimler Akademisi'ne geçti.

    Sonra devreye Steaua Bükreş takımı girdi ve Hagi'yi almak için atağa geçti. Çavuşesku'nun kardeşi General İlie'nin araya girmesiyle Hagi, sivil personel olarak orduya, bir başka deyişle Steaua Bükreş'e transfer edildi ve efsane Steaua Bükreş'te şekillenmeye başladı.


    İLK MİLLİ MAÇ, LUCESCU VE İSTANBUL
    1983'ün başında Milli takım antrenörü Mircea Lucescu, Hagi'yi kampa çağırdı ve Romanya Milli takımıyla 29 Ocak'ta dostluk maçı için ilk kez İstanbul'a geldi. Yıllar sonra Lucescu'yla İstanbul'da buluşacağını bilmeden maçı yedek kulubesinden izledi.

    BARCELONA ONA YARAMADI
    Hagi'nin sivil personel olarak orduya yani Steaua Bükreş takımına geçmesinden sonra profesyonel anlamda ikinci durağı Real Madrid oldu. 1990'da demokrasinin de gelişiyle yurt dışından teklifler almaya başlayacağından emindi. Avrupa'nın pek çok dev takımını peşinden koşturan Hagi, sonuçta Real Madrid formasını giyme kararı aldı.

    94 sonrası Hagi'ye bu kez Johann Cruyff'un Barcelona'sı talip oldu. Anlaşma yapıldı ama Hagi'nin işi hiç de kolay değildi. Katalan takımında yabancı futbolcu konumunda Stoickov, Romario ve Ronald Koeman'la yarışması gerekecekti. Hagi'nin Barcelona günleri kariyeri açısından pek de iyi geçmedi ve 1996 yılının Mayıs ayında Hagi, Barcelona'daki son maçına çıktı.

    YA MEKSİKA, YA TÜRKİYE
    Barcelona macerasından sonra bir süre dinlenmek isteyen Hagi, 31 yaşına gelmiş olmasına karşın Avrupa'nın köklü kulüplerinden birinde forma giymekti.

    Menajeri Becali, Hagi'ye "Meksika'da oynamak ister misin?" diye sorduğunda önce büyük bir hayal kırıklığı yaşadı, daha sonra ise Türkiye'den bir takımın, Galatasaray'ın teklifini kabul etmeye karar verdi ve sarı-kırmızılı takımla 3 yıllık sözleşme imzaladı.

    VE GALATASARAY YILLARI
    Galatasaray takımının Hagi'nin futbol kariyerinde yadsınamayacak bir katkısı var.Hagi de Galatasaray'ın kariyerinin ilerlemesi konusunda önemli adımlar atılmasını sağladı. Galatasaray'da 4 Lig şampiyonluğu, pek çok kupa ve UEFA Kupası şampiyonluğu yaşayan Hagi Türk futboluna çok şey kazandırmıştır.Teşekurler Hagi......
#03.10.2005 11:35 0 0 0
  • DÜNYA FUTBOLUNUN EFSANEVİ YILDIZI MARADONA
    Maradona, Lanus'ta 30 ekim 1960' ta dünyaya geldi. Daha sonraları Fiorita'da yaşamını sürdürdü. Dona Tota Don Diego büyük bir fedakarlıkla mükemmel 3 erkek ve 5 kız yani 8 çocuk yetiştirdi.

    Maradona'ya, 3. yaşgününde kuzeni Beto Zarate bir football topu hediye eder. (Görenler onun uykuda iken topu sıkıca kucakladığını söyler.) Diego 9 yaşlarında iken mahalle takımında oynamaya başlar. Çocukluk arkadaşlarından biride Cebollitas of Argentina'da oynayan Goyo Carrizo ...

    Goyo Carrizo bir gün antrenörüne , futbol ahlakında çok iyi bilinen birşeyi doğal yeteneği olan insanları keşfetmek olduğunu , ve çocukluğundan beri Diego'yu tanıgını nasıl oynadığını gördüğünü söyler... Bunun üzerine Franncis Cornejo ondan Maradona'yı yanına getirmesini rica eder.
    Yıllar sonra şu yorumu yapan ise Cornejo olacaktır " İki veya üç kez topa dokunuşu olağanüstü birisinin önümde olduğunu anlamama yeterli oldu."
    Antrenör şoke olmuştu, derhal Diego'nun evine ailesiyle konuşmaya gider ve kimlik bilgilerine kadar tanır. İçinden o an şu geçer " Anlamıştım ...O bir cüceydi!"
    Aynı gün Ailesini ikna eder ve takibi günlerde Diego Cebollitas'a girmiştir...Ve böyle bir takımdan gelip dünya futboluna damgasını vurmuştur.

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage
#03.10.2005 11:41 0 0 0
  • "O BİR DİKKAFALI"

    "Bir daha futbol oynamamam gerekirdi. O zaman bende olmadığını düşündüğüm birçok özelliğimi farkettim: Güçlü karakter, azim, kendine sonsuz güven, dikkafalılılık ve başka bir çok şey."

    1994 Dünya Kupası finalinde İtalya, Brezilya ile final oynarken şampiyonluğu, kaçırdığı bir penaltı ile rakibine kaptırmıştı. O şanssız vuruşu yapan ise yenik olan takımını attığı golle penaltılara taşıyan Roberto Baggio'ydu. Bu olay sonrası çok eleştirilen Baggio, daha sonra formdan düşünce uzun süre milli takımdan ayrı kaldı ve futbol hayatı bitti söylentileri ortalıkta dolaşır oldu ama o kendisinin söylediği gibi dikkafalılığı ve azmi ile dünyanın en sert ve zorlu liginde, İtalya'da 16 yıldır top koşturuyor.

    34 yaşında olmasına karşın Gullit, Van Basten, Ronaldo gibi efsaneleri erken emekliye ayıran dünyanın bu zor liginde halen top koşturan Baggio renkli siması ve güzel futbolu ile herkesin beğenisini kazanmaya devam ediyor.Şu an Brescia'da iyi futbolu ile göz dolduran Baggio'nun ilerlemiş yaşına rağmen futbolu ne zaman bırakacağı halen merak konusu. İşte Fiorentina taraftarının "Küçük Prens" dediği Roberto Baggio hakkında merak ettiğiniz herşey..

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage
#03.10.2005 11:50 0 0 0
  • ellerine saglik gs usta muhtesem olmus..........



#03.10.2005 11:53 0 0 0
  • noimage
#03.10.2005 11:53 0 0 0
#04.10.2005 10:07 0 0 0
  • Ellerine sağlık üstat
#04.10.2005 13:12 0 0 0
  • Elleirne sağlık
#08.10.2005 21:53 0 0 0
  • ELLERİNE SAĞLIK
#15.10.2005 18:34 0 0 0
  • efsanelere karşı saygılıyız
#12.11.2005 16:07 0 0 0
  • GS2004 Abim , iyi bir adam hicbir zaman ölemez sen kendi resmini unutmussun.
#21.03.2006 20:38 0 0 0
  • emeğine sağlık arkadaşım
#22.03.2006 03:30 0 0 0
  • Bir sey degil arkadaslar memnun oldun hosunuza gitmis
#06.07.2006 20:13 0 0 0