anne
okşadığın saç tellerini
keşke saklamış olsaydım
hasretin alev alev içime
an an düştü
değişti saçlarım
aklaştı
o teller gitmenle üşüdü
ve gitmeler
sonsuzluğu gülüşünle kanattı
yağmalanmış ruhum yeni bir devran açtı...
evler annesiz kalır
ağaçlar yapraksız
yeryüzü avaredir artık
üstelik yapayalnızdır
üstelik kurak
ve zaman tükensin gözyaşlarımla
damla damla
kabuslar örsün bir bir rüyalarımı
keşke rüyalarıma giren sen olsaydın
anne
rüyalarıma sensiz kabuslar düştü
kötülükler içimde kaldı
iyilikler dışımda yaban düştü
savaşlar ilmik ilmik yazıldı tarihe
her mezera binlerce çocuk düştü
bir ulaşılmaz mektupsun
cennetler ötesinden gelecek
bir çocuğun belki doğmayacak sabahına
yayılsın artık
senden gelecek o büyük muştu
anneliğin dokunsun gecelerimin ürpertisine
ninnisizlikten kulakları paslayan çocukların
istediği sen
sevinçleri okyanuslar kadar derin...
gidişinle kavruldu
yere düşmeyen kar
içimde sevgin gökyüzünde güneş gibidir
özlemin ve bereketin doldurur soframı
ve sensiz hayat
sırtımda bir kanbur gibidir
sen bulutlarda gezinirsin
izlersin
kar yağdığını güvendiğimiz dağlara
anne
duysan içimin göklerinden sesimi
gelirsin
tanrı bile karışmaz gelmene
değil mi