
Anadolu'nun Altı Oyuk mu?
"Kapadokya, çeşitli kısımları olan bir ülkedir ve birçok değişiklikler geçirmiştir. Eskiler Kapadokyalılar'ı ayrı bir kabile olarak kabul ettiklerinden Katonialılar'ı (Bügünkü Malatya bölgesi) bunlardan ayırmışlardır. Herhalde vaktiyle ayrı bir kabileydiler, Kapadokyalılar'ın ilk kralının Ariarathes olarak kabul edilir. Galatia'da ise, kristal ve onix madenlerinin bulunduğu söylenir, ayrıca belli bir yerde de renk olarak fildişine benzeyen beyaz bir taş yapılır ve bundan küçük hançerler için sap yapılır. Başka bir yerde de saydam taş parçaları vardır ve bunlar ihraç edilir." (Strabo-Coğrafya/Anadolu MÖ 64-21)
"Kapadokya'nın asıl heyecan uyandıran yanı yerin altında saklıdır. Toprağın altında kurulmuş çok büyük kentler vardır, binlerce ve binlerce insanın barındırmış dev boyutlu kentlerdir bunlar. En ünlüsü de bugün Derinkuyu kentinde olanıdır... burada 52 havalandırma bacası, ayrıca 15.000 kadar da daha küçük çapta kuyu vardır, en büyüğü 85 m. derinliğe inmektedir... bu arazide keşfedilen yeraltı kentlerinin sayısı 36 kadar... Kaymaklı ile Derinkuyu yeraltı kentleri arasındaki bağlantıı sağlayan galeri on km. uzunluğundadır... Peki ama kim kurmuş bu kentleri? Ne zaman kazmış yerin altını?... Burası 2. ve 3. Yüzyıllar'da ilk Hıristiyanların saklandıkları yerdir... Ne var ki, buranın asıl yapımcıları Hıristiyanlar değildi, onlar burayı hazır buldular... Kimi yerde kentler 13 kattır, alta katlarda Hitit çağından kalma öteberi bulunmuştur... Bir düşman ordusunun geldiğini varsayalım ama bu ordu eğer yerde olsaydı yani karadan gelseydi, yeraltı kentlerinde yaşayanların izlerini, bacalardan gelen yemek kokularını farkedebilirlerdi.... Bu nedenle diyorum ki, yeraltına gizlenen bu insanlar yalnızca dünyalı düşmanlardan değil, uçan düşmanlardan korkuyorlardı... Bu bir teori ama savunabilirim... Habeşlerin kutsal kitabı Kebra Negest'de, Tevrat ve Kuran'daki Hz. Süleyman bölümlerinde ve Hint Destanları'nda sayısız örnek vardır..." (Erich von Daniken/Yüce Tanrı'nın İzinde-Cep Kitapları 1995)
"Kapadokya Bölgesi geçmişte sık sık saldırılara uğradığından yeraltı kentlerinin yapılış amacı daha çok tehlike anında halkın geçici olarak sığınmasıdır. Yeraltı kentleri aynı zamanda yörede bulunan hemen her eve gizli geçitlerle bağlıdır. Burada yaşayanlar kendilerini güvenceye almak için kayadan evlerin içlerine girilmesi zor odalar açmışlar ve ihtiyaç arttıkça da odaları kayaları oyarak odaları çoğaltmışlardır ve böylece yeraltı kentleri meydana gelmiştir... Bölgede tarih öncesi döneme ait izler bulunmasına karşın, yeraltı kentleriyle bağlantısı olup olmadığı bilinmemektedir. En eski yazılı kaynak Xenephon'un 'Anabasis' adlı kitabıdır, bu kitapta Hellenler'in Derinkuyu ve Kaymaklı'daki yeraltı kentlerinde konakladıklarından söz edilir. Bu şekilde de, yeraltı kentlerinin MÖ 4. Yüzyıl'da varoldukları kesin olarak tarıhlenmektedir... Hitit kentlerindeki savunma sistemlerinde 'Potern' denen yeraltı geçitlerine raslanması ve ustaca yapılması nedeniyle buraların yapımında ve genişletilmesinde Hititler'in rolü olduğu düşünülebilir... Bulgular MS 5.-10. Yüzyıllar arasına yani Bizans dönemine aittir, önceki izler yok edilmiş olabilirler..." (Arkeolog Ertuğrul Gülyaz/Kapadokya-Nevşehir)
Kaymaklı yeraltı kenti; 1964 yılında açıldı, henüz dört katı ziyaret edilebiliyor, oturma mekanları havalandırma bacalarının çevresindedir. İçerde bakır cevherinin ergitilmesi için kullanılan delikli baharat taşları vardır. Derinkuyu yeraltı kenti; Derinliği 85 km.'dir, olağanüstü bir yapı olarak dikkat çeker; içinde ahır, kiler, yemekhane, kilise, depolar ve şaraphane gibi bölümler vardır. Hava bacası 55 m. derinliğindedir ve aynı zamanda da su kuyusudur, özellikle de suların düşmanlar tarafından zehirlenmemesi için bazı kuyuların ağızları yeryüzüne kapatılmıştır. 1965'de ziyarete açılan Derinkuyu'nun ancak % 15-20'si gezilebilmektedir." Özkonak yeraltı kenti; Avanos'dadır, katlararası iletişim amacıyla ötekilerden farklı olarak, 5-8 cm. çapında, uzun bacalar veya delikler yapılmıştır. Derinkuyu ve Kaymaklı'da kapılar sürgü taşı denen dev yuvarlak taşlarla kapatılıyordu. Özkonak'da ise farklı olarak bir de düşmana taş, ok, mızrak atmak veya kızgın yağ dökebilmek amacıyla özel delikler de açılmıştır.