Uykumun düşüşünde arala beni
Sırılsıklam biriktiğim kapı arasında
Yüzüme örtülen gece boşluğunda
Kaldır ellerimi serin ateşlere.
Can gönlüne hatır say
Görmediğin kadar doğuluyum
Bilmediğin kadar kavruk
Dilim yanık türküler mayalarken
Gece gece on yerinden bıçaklanır söz
Kan kalır, gün dolanır, sayfa karalanır.
ıı.
Aç kalmış kuşlar didikler gözlerimi
Pencere önünde kırılan rüzgâra
Serin bakışlar serperken güneş
Saksılarda yürek, kanserli sözler
Savurur etrafa ağzındaki tek dişle
Dilenen dilenci, oturur başköşeye.
Can diline söz say
Söylemediğin kadar sessizim
Bilmediğin kadar suskun
Gözüm güneşte serin dururken
Sabah sabah son yerinden çekilir rüya
Uyku kalır, göz dolanır, yorgan kaldırılır.
ııı.
Üç kalmış sözünde çevrele ruhu
Sitem kalmış aynada tasvirken renk
Sözlenmiş bir yüreğim şimdi
En çok da denizi özleyen
Can ruhuna can say
Saramadığın ateş kadar sıcağım.
Bilemediğin kadar yangın
Usumun çatlağından kayarken düş
Asır asır göndere çekilir rüya
Söz kalır, cümle bozulur, şiir yakılır.
Bilal Can