Karadeniz Düğünleri

Son güncelleme: 12.11.2009 12:38
  • Karadeniz Düğünleri nasil olur - Karadeniz Düğünleri hakkinda bilgiler


    Türk dünyasının pek çok yöresinde görüldüğü gibi, Doğu Karadeniz Bölgesi
    düğünlerinde de, damat ve gelinin, düğünden bir müddet sonra kız evini ziyaret etmeleri çok
    yaygın bir gelenektir. Gelin, bu ziyareti yapıncaya kadar kendisini baba evinin bir kızı gibi
    görmektedir. Kız, enişte ile birlikte baba evinde bir misafir gibi ağırlanıp yolcu edildikten
    sonra, artık bir anlamda evinin baba evi değil kocasının evi olduğunu da öğrenmiş olacaktır.
    Bölgede "yedi", "yedileme", "el öpme" ve "ayak dönmesi" gibi isimler verilen bu
    gelenek içerisinde, eniştenin temsili olarak ayağından tavana asılması hadisesi de oldukça ilgi
    çekicidir. Yörede sadece bu gelenek ile ilgili söylenen türküler mevcuttur.
    Bildiride; Doğu Karadeniz Bölgesinde halen yaşamaya devam eden bu gelenek ve
    gelenek dairesinde söylenen türküler sırasıyla değerlendirilecek; daha sonra da söz konusu
    gelenek, Türkiye ve Türk dünyasındaki benzerleriyle karşılaştırılarak bir sonuca ulaşılmaya
    gayret edilecektir.
    II. Karadeniz Bölgesindeki Uygulamalar
    Ahmet Caferoğlu Caferoğlu, Trabzon'un Sürmene ilçesinden yaptığı derlemelerde
    "Enişdeyi Asma Manisi"ni kaydetmiş, fakat gelenek hakkında bilgi vermemiştir:
    "Enişdeyi asdiler
    Kuru gülgen dalinden
    Kaynanasi pilmiyor
    Enişdenin halinden
    Bu pizim enişdenin
    Kaynanasi yok midur
    Kaynanasi yoğusa
    Kaynatasi yok midur
    Kaynatasi yoğusa

    "Rit"ler, insanların bazı simgesel anlamlar yüklemek hususunda anlaştıkları
    geleneksel uygulamalardır. Düğünler, "kategorik olarak geçiş ritleri içinde"
    değerlendirilmektedir (Emiroğlu 2003: 244). Nermin Erdentuğ, "Türkiye'nin Karadeniz
    Bölgesi Evlenme Görenekleri ve Törenlerinin Etnolojik İncelenmesi" adlı makalesinde, Hint-
    Avrupa ve Sami kültürlerinde olduğu gibi Türkiye köylerindeki düğün törenlerinin de çok
    zengin olduğunu ifade etmiştir. Karadeniz'deki düğün öncesindeki törenler ve düğünlerde
    verilen ziyafetlerin çiftlerin birleşmelerinin ilânı amaçlı olduğunu belirtmiştir. Dünyadaki
    diğer kültürlerde yemek verilme geleneği sadece düğün esnasında olmaktadır. Erdentuğ aynı
    makalede düğünlerde uygulana gelen birçok âdetin "eşlere refah, bolluk, saadet sağlamak"
    amaçlı olduğunu da belirtmektedir (Erdentuğ 1974: 377). Yine aynı makalede sadece damada,
    sadece geline veya eşlerin her ikisine birden uygulanan dövme, asma, yumruklama, ağlatama
    gibi eylemlerin çifti "kötü ruhlardan korumak" yani zürriyetine engel olmamak için olduğu
    ifade edilmiştir (Erdentuğ 1974: 380). Erdentuğ bu gibi uygulamaların yanı sıra düğünlerde
    bağırma, silâh atma ritüellerinin de bu kapsamda olduğunu söylemiş ve bu uygulamaların
    "sembolik savaş unsurları" taşıdığını belirtmiştir (Erdentuğ 1974: 382).
    Abdülkadir İnan, "bütün Türk düğünlerinde kız ve güvey tarafları arasında,
    symbolique olarak 'savaş' ve sonra da 'barış' yapıldığını[n] müşahede ve tespit edil[diğini]"
    kaydetmektedir (İnan 1974: 346). Savaş ve barış sembollerinin "kaos"tan "kozmos"a geçişi
    temsil ettiği de söylenebilir: Her iki eş de evlenmeden önceki hayatlarını geride bırakıp yeni
    bir hayata başlamanın telâşı ve karmaşası içerisindedir. Burada karmaşa "kaos"u, yeni hayat
    yani evlilik ise "kozmos"u işaret etmektedir. Savaşlardan sonra barışın yani huzurun olması,
    düğün öncesinde uygulanan "sembolik savaş unsurları"ndan sonra iyi, mutlu ve bereketli
    hayatın başlaması isteğiyle benzetilerek düğünlerde uygulana gelen bir âdete dönüşmüştür.
    Türk dünyasında kız ve güvey tarafları arasında 'düğün'lerin önce 'savaş'la başlaması
    ve daha sonra ise 'barış'la sonuçlanması dikkat çekicidir. Kazaklara ait "kiyev örlükten
    ötmes" [=Güvey, tavandaki kiriş hizasından öteye geçemez] atalar sözünde geçen "örlük"
    (kiriş) ifadesi dikkat çekicidir. Çünkü kız evinde damatlar genellikle tavandaki 'kiriş'e
    asılmaktadır. Türkiye'nin Doğu Karadeniz Bölgesinde, eniştenin tavana 'sembolik' bir tarzda
    asılması geleneğinin, türkü/manileri de söylenerek 'şaka' maksatlı olarak olsa da devam
    ettirilmesinin oldukça önemli olduğu söylenebilir. Çünkü, bu âdet Kazak ve Başkurtlar gibi
    "ata yurt"ta yaşamaya devam eden Türkler arasında yaşamaya devam ettiği gibi, yer yer "ana
    yurt"ta yaşayan Türkler arasında da yaşatılmaya devam etmektedir. Bu durum da Türk
    kültürünün "bütüncül"lüğünü ifade bakımından önemli olsa gerektir.
#11.11.2009 13:24 0 0 0
  • paylaşim için tesekkürler
#12.11.2009 12:38 0 0 0