25 yıldan beri modern Türkiye konusunda çalışıyorum. Türkiye'ye ilk kez diplomat olarak 1977'de geldim. Atatürk ve Kemalizm konusunda çok çalıştım. Atatürk'ün çok popüler olduğunu gördüm. Ancak Kemalizm o kadar değildi. Gittiğim her yerde Atatürk vardı, ama Kemallizm sorunluydu. Dindar halk kendini Kemalizm ile tarif etmekte güçlük çekiyordu.. Kemalizm, 'laik fundamentalizmi' gibi bir şey oldu. 21. yüzyıla girerken Kemalizmin kendini güncellemesi gerekiyordu. Ben Erdoğan'ın kendini Kemalizmle tanımlayamayan halkı merkeze taşıdığını görüyorum. Bu Türk demokrasisi için olumlu bir gelişme.
-Erdoğan'ı, zaferinden önce çalışmaya başlamanız bir Yahudi öngörüsü mü?
Son beş yıl içinde kamuoyu araştırmalarında ön sırada yer alıyordu. 3 Kasım'dan zaferle çıkması sürpriz olmayacaktı. Bu iktidar değişiminin, eskilerinden çok farklı olacağını düşünüyordum. İktidarın, DYP'den ANAP'a geçmesi değildi. Bu, hemen hemen bir devrimdi, bir ideolojik değişimdi. AK Parti sadece yeni bir parti değil, yeni bir ideolojidir.
-Erdoğan'ı iktidara taşıyan süreçte Yahudi Lobisinin etkisinin olduğu iddia edilmişti. Sizin Erdoğan'la ilgilenmiş olma sebebiniz, bu süreci önceden biliyor olmanız m?
ABD'nin Erdoğan'a olumlu bir tavırla yaklaştığını da gördük. Türk halkı istediğini değiştirebiliyor, gelinen noktayı beğenmiyorsunuz ve bunun sonucu siyaseti yeniliyorsunuz. Bu nedenle New York Times, Washington Post, ona bir şans verdi. Demokrasiye inanan kişilerin Erdoğan'ın zaferi konusunda hararetli olacaklarını düşünmüyordum. Çünkü bu gerçek bir zaferdi. Ben bunun Yahudilerle ilgili veya başka bir mesele olduğunu düşünmüyorum. Türkiye'deki Yahudilerin yüzde 90'ı İstanbul'da yaşıyor. Erdoğan, İstanbul belediye başkanı idi. Yahudi Cemaati lideri Bensiyon Pinto'nun Erdoğan ile görüştüğünü biliyorum. Erdoğan ile Yahudi Cemaati arasında iyi bir temas vardı. Fakat 20 bin nüfuslu bir Yahudi cemaati, 70 milyonluk bir ülkede siyasi açıdan büyük rol oynayamaz. Bu karar, Türk halkının, sadece yeni bir siyasetçi değil, yeni bir ideoloji getirme eylemidir.
-Nedir Erdoğan'ın büyük değişimi?
Gül ve Erdoğan Fazilet'in ılımlı yarısını alarak yeni bir parti kurdular, oyların üçte birini aldılar. Türk halkı böyle bir çıkışı, ılımlı İslamı bekliyordu. Erdoğan ve Gül, ılımlı İslami görüşle çıkagelince halk bu projenin üzerine atladı.
-Erdoğan'ın iktidara yürüyeceğinden nasıl emin oldunuz? Bir çok kişi Başbakanlığın Erdoğan'a asla bırakılmayacağını savunuyordu.
Ordunun Erdoğan'ı durdurmayacağından emindim(!). Evet ordu, demokrasiyi ve laikliği koruma konusunda kararlıydı ve hala da öyle; ancak şundan da emindim k,i Türk ordusu Türkiye'nin Batı'nın bir parçası olma şansını heba etmek istemez. Erdoğan'a karşı şiddetli bir tavır sergilemeleri halinde, bunun Türkiye'nin AB'ye giriş şansını kaçırması anlamına geldiğini biliyorlardı..
-Neden Türkiye, neden Erdoğan?
1981-1984 arası Ankara'daydım. Türkiye'yi iyi biliyorum. İsrail, etrafı Arap ve Müslüman ülkelerle çevrili. İsrail gibi demokratik, kapitalist, laik batı yanlısı bir ülkenin bu çevrede yaşaması zor. Bunun için her anlamda büyük bedel ödüyoruz. Aniden Türkiye'de İslam ile demokrasinin bir arada olabileceği şansını görünce, neden bu Mısır, Ürdün, Suriye ve Irak'ta da olmasın dedik. Bu ülkelerin de, Türkiye gibi olması halinde karşımızda çok farklı bir Ortadoğu olurdu. İsrail'de insanlar çocukluklarından itibaren İslam ile demokrasinin asla birlikte olamayacağını öğrenerek büyürler. İslam ve Arap dünyasında demokrasinin şansının olmadığı öğretilir onlara. Ancak şimdi karşımızda böyle bir şans duruyor. Türk demokrasisi Ortadoğu için bir zenginlik. İsrail, kendisini bir demokrasi olarak görüyor ve Türkiye'nin de güçlü bir demokrasisi olmasını istiyor. Bizde de fundamentalist yahudiler var, onları demokratik hayatın içine katmaya çalışıyoruz.
-Hem 'büyük değişim', hem de 'kurulu düzen etkisi' altında kalmak çelişki değil mi?
Erdoğan'ın söylemini değiştirdiği başka konular da var. Türkiye'deki Batı yanlısı, İsrail yanlısı ve serbest piyasa yanlısı öğelerin Erdoğan'ı etkilemelerinden memnunum. Erdoğan'ın orijinal ideolojisi, Kemalizm ile karışım halinde. İsrail'de 'Erdoğan nedir' diye sorduklarında, 'İslam light' diyorum. Bu İslam'ın yeni bir versiyonu. Fundamentalizmin terörizmle karıştığı bir Ortadoğu'da yeni bir soluğa ihtiyaç vardı. Bu modern, ılımlı İslamdır. Erdoğan, İslam'ın özel hayattaki yeriyle kamudaki yeri arasına bir duvar çekti. Bu ihtiyacımız olan şeydi. İsrail'de de bazı kişiler ülkenin Tevrat ile yönetilmesini istiyor. Erdoğan, İslam'ın ülke yönetimine etki etmesine müsaade etmedi.
-Demo-İslam ile İslami Demokrasi arasında ne gibi bir fark görüyorsunuz?
Bu konuda Cüneyt Ülsever'in görüşüne yer veriyorum. İran örneğinde İslam demokrasiyi idare ediyor. Demokratik İslam'da ise demokrasi İslamı kamu yaşamında idare ediyor. Demo-İslam kavramını Avrupa'daki Hıristiyan Demokratlar ile mukayese edebiliriz. Demo-İslam'da ülke Müslüman bir ülke; ancak kamu alanında demokrasi birincil durumda. 'Erdoğanizm'min, Kemalizm'i İslam'la barıştıran, hatta onu daha da demokratikleştiren bir revizyon olduğunu söylüyorsunuz. Bu fikrinizi Kemalistlerle tartıştınız mı? Bir çoklarıyla konuştum; ancak çoğu Erdoğan konusunda benimle aynı fikirde değildi. Çoğu onun gerçek niyetini yansıtmadığını söyledi. Bazıları ise benimle aynı fikirleri paylaştılar.
-Sizinle aynı fikirleri paylaşanlar gerçekten Kemalist mi?
Evet. Bunlar, Atatürk'ün bugün yaşaması halinde Kemalizmi farklı şekilde inşa edeceğini söylüyor. Atatürk dahi bir kişiydi; ancak o günden bugüne çok şeyler değişti. Atatürk'ün bugün geçmişten daha az hayranlık uyandırdığını düşünmüyorum. Atatürk bugün yaşasaydı, Kemalizmi günceller ve bunu bilhassa demokrasi alanında yapardı. Tezinize göre, Erdoğanizm Kemalizm'in yaşamaya devam etmesini sağladı. AB kapısında Kemalizm ölmeye yüz tutmuştu ve Erdoğanizm bir tür can simidi oldu. Erdoğanizmi, demokratikleştirilmiş Kemalizm olarak görüyorum. Erdoğanizm, kemalizmin güncellenmiş bir versiyonu. Erdoğan iktidara geldikten sonra, Atatürk'ün halk arasındaki popülaritesi arttı. Bana göre, Türk halkının belli bir bölümü, ki bunlar eskiden Refah, son olarak da Fazilet'e oy verdiler, Erdoğan iktidar olduktan sonra kendilerini Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk ve Kemalizm ile birlikte tanımlama fikrine daha yaklaştılar.
- İsrail'in Türkiye'de demokrasinin gelişmesinden yana olduğunu söylediniz. 28 Şubatı yapan kadroların İsrail-Türkiye ilişkilerini en çok geliştiren kişiler olması konusunda ne düşünüyorsunuz?
Bu insanlar darbeyi İsrail ile olan ilişkilerden dolayı yapmadı ki. Son 10 yılda Türkiye İsrail için, ABD'den sonra ikinci büyük öneme sahip ülke. Dolayısıyla Türkiye'de ne olup bittiği bizim için çok önemli.
-Erdoğan'ın İslam'ını 'reformistten çok deformist' gördüğünüzü belirterek, Erdoğanizm'in İslam ülkeleri için bir model olabileceğini savunuyorsunuz. Deformist İslam, İslam ülkelerinde kabul görür mü?
Şu an biz Irak'ta Amerikanın elde ettiği zaferden dolayı Ortadoğu'da çok dramatik bir durumla karşı karşıyayız. Amerikalılar Irak'ta 3-5 hatta 10 sene kalabilir. Ben, Irak'ın Amerika olacağını söylemiyorum; ancak inanılmaz bir şans. Türkiye'nin ılımlı, modern İslam modeli sadece Irak'ta işe yarasa ve 10-20 yıl içinde Irak Türkiye'ye benzese bile muazzam bir iş başarılmış olur. İslam dünyasının genel olarak kemalizmi laikliğinden dolayı reddettiğini biliyorum. Türkiye'nin Arap ülkeleri için bir model olmadığını da biliyorum. Ancak Ortadoğu'da bazı şeyler değişiyor. Amerika, Doğu Avrupa'yı değiştirdiği gibi Ortadoğu'yu da değiştirmekte kararlı görünüyor. Veda yemeğinde Robert Robertson, "20 yıl önce size Doğu Avrupa'yı değiştireceğimizi söylediğimizde bize inanmıyor, onlar Komünist diyordunuz. Bakın değiştirdik. Ortadoğu'da da bize bir şans verin. Burayı da değiştirelim." dedi. Bana göre, Türkiye, İslam dünyası için demokrasi ve modernizm modelidir.
-ABD, bir yandan Irak'da demokrasi götürmeye çalışırken bir yandan da Türkiye'yi tezkere konusundaki demokratik kararından dolayı yerden yere vurmadı mı? Kim kime nasıl model olacak?
Bu geçici bir durum. Hislerle hikmeti birbirinden ayırmak gerekir. Bush'un, Powell'ın ve hatta Wolfowitz'in hayallerine baktığımızda, Türkiye gibi bir Irak, bir Suriye, bir İran, bir Suudi Arabistan'ı, görüyoruz. Hayal edilen şey budur. Hissiyatları yatıştığında Türkiye'yi reddetemeyecekler.