Genel Ekonomi Ders Notları 2

Son güncelleme: 21.03.2011 19:27
  • Ekonomi ders notları - ekonomi ders özetleri - ekonomi ders konuları
    BÖLÜM 1
    EKONOMİNİN SINIFLANDIRILMASI


    Ekonomi iki temel başlık altında sınıflandırılabilir. Bunlar; Kayıt Dışı Ekonomi ve Kayıt İçi Ekonomi'dir.
    Kayıt Dışı Ekonomi: Ekonomik faaliyetlerin fiilen gerçekleşmiş olmasına rağmen, bu faaliyetlerle ilgili kaynakların tutulmaması olarak tanımlanan kayıt dışı ekonomi, kamu idarelerinin denetimi dışında kalan her türlü ekonomik işlem ve faaliyetlerdir.
    Kayıt İçi Ekonomi: Kayıt İçi Ekonomi; resmi kayıtlara giren, kanuni belgelerle belgelendirilen, kamu organlarınca normal kurallar çerçevesinde kontrol edilen ve milli gelir hesaplamalarında dikkate alınan ekonomik işlem ve faaliyetlerin tamamıdır.
    KAMU EKONOMİSİ
    Devletin bir iktisadi birim olarak ekonomik faaliyetlerde bulunması veya özel iktisadi birimlerin faaliyetleri üzerinde düzenleyici karalar alması, "kamu ekonomisi" olarak adlandırılan, ayrı bir iktisadi yapı ve kurumu ortaya çıkarır.
    Bu iktisadi yapıyı oluşturan en önemli etkenlerden biri 'Kamusal Mallar'dır.
    Kamusal Mallar
    Kamusal Mallar ya da diğer bir adıyla sosyal mallar, piyasada önemli etkilere yol açan en önemli kavramlardan biridir. Bireylerin sosyal mallardan (kamu hizmetleri) elde ettikleri faydanın ölçülememesi ve fiyat yoluyla tanımlamaması, bu malların serbest piyasa ekonomisi içerisindeki özel sektör tarafından üretilmelerini imkânsız kılar. Bu durumda etkinsizliğe yol açar. Bir malın, kamu malı olarak sayılabilmesi için, öncelikle devletin, daha sonra mahalli idarelerin mülkiyetinde olması gerekir. Özel kişilerin mülkiyetinde bulunan bir malın, kamunun ortak kullanımına sunulması, o malı kamu malı haline getirmez. Bir malın kamu malı olabilmesi için, kamu yararına tahsis edilmiş olması gereklidir. Kamu hizmetine tahsis edilen mallara örnek olarak; askeri üstler, okul binaları ve havaalanları gösterilebilir.
    Kamusal Mallar ile Özel Mallar arasındaki ilişki "bölünebilirlik" ilkesi ile açıklanmıştır. Bu ilkeye göre; özel mal ve bu malların sağladığı faydalar, bireyler arasında bölünebilir. Kamusal Mallar ise, bireyler arasında bölünemez ve bireyler bu mallardan ortak olarak yararlanırlar.
    Kamusal Malların Ortak Özellikleri
    1.Kamusal malların arzını siyasal talep düzenlemektedir. Demokratik bir rejimde vatandaşlar, kamusal mallara olan taleplerini bazı araçlar vasıtasıyla açıklayabilirler. Örneğin; referandum ile vatandaşların kamusal tercihleri belirlenerek, buna göre kamusal arz gerçekleştirilebilir.
    2.Kamusal malların bazıları bölünebilir, bazıları kısmen bölünebilir, bazıları ise bölünemez. Bölünemez özellikteki kamusal malların örnekleri ise; savunma, adalet ve diplomasi malları'dır.
    3.Kamusal malların bir kısmı bireylerin tüketiminden mahrum bırakılamaz. Örneğin; savunma ve diplomasi gibi malların tüketiminden bireylerin mahrum bırakılması düşünülemez.
    4.Kamusal malların bir kısmı, önemli ölçüde "dışsallık" yaratırlar. "Dışsallık" bir ekonomik birimin, üretim ve ya tüketim faaliyeti sonucunda başka birimlerin, bu faaliyetlerden olumlu veya olumsuz yönde etkilenmesidir. Dışsal ekonomilerin kamu ekonomisi yönünden taşıdığı önem ise; herhangi bir kamusal malın, kamu kesimine mi yoksa özel kesime mi sunulması gerektiğinin belirlenebilmesini sağlamasıdır.
    5.Kamusal malların bir kısmı için bedel söz konusu değildir. Vatandaşlar bedel ödemeksizin bazı kamusal mal ve hizmetlerden yararlanırlar.
    6.Kamu ekonomisinde vatandaşların bazı kamusal hizmetlere (örneğin; askerlik hizmeti, nüfus cüzdanı alınması vb.) talepte bulunmaları zorunlu kılınmıştır.
    Kamu Ekonomisinin Genel Hatları
    1.Kamu ekonomisinde devletin en önemli ekonomik fonksiyonlarından biri; kaynak kullanımında etkinliğin sağlanmasıdır. Devlet, bu etkinliği sağlayacak, çeşitli ekonomi politikası araçlarına ve politikasına sahip olmalıdır.
    2.Kamu ekonomisinin temel görev ve fonksiyonlarından birisi de ekonomik dengenin sağlanmasıdır. Ekonomi de denge, genel olarak, toplam talep eşitliği veya yatırım tasarruf eşitliği olarak ifade edilir. Bu büyüklüklerin birbirine eşit olamaması halinde ekonomide istikrarsızlık olduğu görülmektedir.
    3.Kamu ekonomisinin diğer bir fonksiyonu da, ödemeler bilânçosun da eşitlik sağlamasıdır. Ödemeler bilânçosu (dış ticaret dengesi), uluslar arası ekonomik ilişkilerin parasal yönünü açılar. Dış ticaret dengesi ise; bir ülkenin bir yıl içerisindeki toplam mal ihracatı sonucunda elde ettiği dövizleri ve ithalat sonucu, dış ülkelere ödediği döviz miktarını gösterir.
    Ödemeler bilânçosunda dengesizliklerin olması halinde, devletin çeşitli kamu araçları ile ekonomiye müdahale etmesi, iktisatçılar tarafından kabul gören bir yöntemdir. Yani; ödemeler bilânçosundaki dengenin sağlanması, kamu ekonomisinin temel fonksiyonlarından biridir.
    MALİYE POLİTİKASI
    Devletin vergi almak, harcama yapmak ve borçlanma gibi hak ve yetkilerinden yaralanarak kamu ekonomisinin amaçlarını gerçekleştirmeyi sağlayan bir politikadır.
    Maliye politikasının başlıca araçları ise şunlardır;
    Kamu Gelirleri (Vergi) Politikası: Ülke ekonomisinde ortaya çıkan ani eğilimlere karşı, vergiler etkin olarak kullanılabilmektedir. Ayrıca gelir dağılımının adil bir hale getirilmesi içinde vergiler büyük önem taşımaktır.
    Kamu Harcamaları Politikası: Yatırım ve transfer harcamaları, ekonomik birimlerin karar ve davranışları üzerinde farklı ve önemli etkiler göstermektedirler.
    Borçlanma ve Borç İdaresi Politikası: Borçlanma Politikası, özellikle azgelişmiş ülkelerin ekonomik büyüme ve kalkınmalarının sağlanmasında etkin olan bir politikadır.
    Bütçe Politikası: Devlet, bütçe politikası ile de kamu ekonomisinin amaçları gerçekleştirilmeye çalışılır. Denk Bütçe Politikası, kamu gelir ve giderlerinin eşit olması anlamını taşımaktadır.

    BÖLÜM 2
    TÜRK EKONOMİSİNE YÖN VEREN KURULUŞLAR
    DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI (DPT)


    Bir ülkede ekonomik kalkınmaya ilişkin en önemli etmen sektörel, toplumsal ve bölgesel arası dengedir. DPT bu dengeyi sağlamakla görevlidir.
    Görevi
    Ülkenin ekonomik yatırıma dönüşebilecek her türlü kaynağını tespit edip, bunlara ilişkin politika ve hedef belirtmektir.
    Hazırladığı raporlar sonucunda hükümete ve bakanlara rehberlik etmiş olur.
    Yıllık kalkınma planları hazırlar.
    Ülke içinde bölgesel anlamda yatırım yapılacak yerleri tespit eder.
    Milletlerarası ekonomik kuruluşlarla temas halinde bulunur.
    Tarihçe
    Türkiye, I. Dünya Savaşı ve 1929 Dünya Ekonomik Krizinden büyük zararlar görmüştür. Bu dönemde Türkiye çok düşük kişi başına gelir düzeyi, yetersiz sermaye birikimi ve altyapı imkanlarına sahip az gelişmiş ülke konumundaydı. Ekonomi daha çok tarımsal üretime dayanmaktaydı.
    Cumhuriyetin ilk yıllarında izlenen politikaların eksiklikleri anlaşılarak, 1932-1960 döneminde, ülke sanayiinin temelini oluşturacak yatırımların gerçekleştirilmesi için karma ekonomi sistemi benimsenmiş ve o dönem için dünyada kabul edilen sanayi planları yaklaşımına geçilmiştir. 1933 yılında devletçilik yoluyla sanayileşme politikasına geçmiştir. Hükümetlerin yatırım harcamalarının düzene sokulmasına yönelik planlar yapılmıştır. Şakir Kesebir Planı, İsmet İnönü Programı, 1933-1937 ve 1938-1942 Sanayi Planlarına paralel Meslek Eğitimi Planları, Şevket Süreyya Planı gibi planlar bu dönemin ürünleridir.
    1950'den sonraki dönemde yeni bir ekonomi politikası uygulamaya konmuştur. Bu politikaya "Liberal Ekonomi" adı verilmesine ve başlangıçta devletin rolünün daratılması hedef alınmasına rağmen belirtmek gerekir ki kamu harcamalarının GSMH içindeki payında önemli bir azalma olmamış, ancak kamu harcamaları içinde altyapı yatırımlarının payı büyük ölçüde artmıştır. Bu dönem, Türkiye'nin dağınık bir şantiye görünümü kazandığı, bir "dinamik dengesizlikler çağı" olarak yaşanmıştır. Ulaştırma ve sulama yatırımlarının ve tarımsal destekleme politikalarının katkısı, kısmen de olumlu dış ticaret konjonktürünün etkisiyle tarım kesimi güçlenmiş, iç pazarın entegrasyonu artmış, bu durum da, sonuçta piyasa ekonomisinin gelişmesine ve güçlenmesine imkan vermiştir. Uygulanan liberal politikalar sonucu oluşan dış ödeme dar boğazını aşabilmek ve kamu açıklarını kapatabilmek için 4 Ağustos 1958'de hükümet bir istikrar programı uygulamaya koymuştur.
    1960 Sonrası Dönemde Planlama Ve Devlet Planlama Teşkilatı
    Birinci beş yıllık kalkınma planı(1938) dokuma selüloz,seramik.kimya gibi alanlara ağırlık verir.Bu planla Türkiye ekonomisi adına büyük verim elde edilmiştir.Bu planla ithatta % 50 düşüş yaşanmıştır.Bunun ardından ikinci dünya savaşı ile uygulanamamış ikinci beş yıllık kalkınma planı ve 1947 de Türkiye İktisadi kalkınma planı yapılmıştır bunları takriben de 1960 yılında DPT kurulmuştur.
    Türkiye'de 1960'dan itibaren ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmanın hızlandırılması, uygulanan politikalar arasında uyum sağlanması, toplumsal ve kültürel dönüşümün uyumlu yönlendirilmesi ve ekonomiye rasyonel kamu müdahalesinin temini amacıyla Kalkınma Planlarının hazırlanması ve uygulanması fikri benimsenmiştir. 1961 Anayasası ile iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı demokratik yollarla gerçekleştirmek için Kalkınma Planlarının hazırlanması hükme bağlanmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda 30 Eylül 1960 tarihinde Başbakanlığa bağlı Devlet Planlama Teşkilatı kurulmuştur. Devlet Planlama Teşkilatının görevi ekonomik, sosyal ve kültürel politikaların ve hedeflerin tayininde ve ekonomik politikayı ilgilendiren faaliyetlerin kooordinasyonunda Hükümete yardımcı olmak ve danışmanlık yapmaktır. 1982 Anayasası da planlı kalkınmayı ve planların devlet tarafından hazırlanmasını hükme bağlamıştır.
    Planların Niteliği Ve Dpt'nin İşlevleri
    Ekonomide politikaların koordinasyon içinde uygulanması beklenen sonuçların alınması açısından önemlidir. Devletin ekonomik ve sosyal hayattaki fonksiyonları değişik uygulama birimleri tarafından gerçekleştirilmektedir. Planlar bütüncül yaklaşımları nedeniyle değişik ekonomik ve sosyal politikaların birbirleriyle tutarlılığını sağlayan ve bu kararların nihai etkilerini test eden önemli araçlardır. Hükümetlerin nihai karar alıcısı olarak kamu yatırımlarını bir bütün içinde görmesi ve bunun büyüme, istikrar ve adil gelir dağılımı gibi amaçlarla ilişkisini kurması karar alma bakımından gereklidir. Planlar bu zemini sağlarken aynı zamanda yatırım programlarında bir disiplin sağlayarak gereksiz müdahaleyi ve israfı önlemekle yardımcı olabilmektedir.
    Planlar ve planlara dayalı yıllık programlara dayalı bütçeler Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşüldükten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda yasalaştırılır. Devlet Planlama Teşkilatı bu konularla ilgili teknik çalışmaları yapmakla görevlidir.
    Beşer yıllık dönemler itibariyle hazırlanan kalkınma planları, yıllık programlarla uygulamaya geçirilmektedir. Yıllık programlar, kalkınma planlarında benimsenen hedef ve politikalarla tutarlı olarak, Devlet Planlama Teşkilatı tarafından ilgili kuruluşların da görüşleri alınarak hazırlanır, Yüksek Planlama Kurulu ve Bakanlar Kurulu tarafından onaylanır. Plan sistematiğine göre hazırlanan yıllık programlar, o yıl için ulaşılacak hedefleri ve izlenecek politikaları belirler, kamu yatırımlarının sektörler ve kuruluşlar itibariyle tahsisini gösterir. Bütçe ve kamu kuruluşlarının iş programlarının, yıllık programın hedef ve politikaları ile tutarlı olması gerekmektedir.
    TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU (TÜİK)

    İstatistik başlangıçta teknik bir disiplin olarak ele alınırken günümüzde bir bilim dalı olarak kendini kabul ettirmiş, ulusal ve uluslararası boyutta gelişmelerin temelini oluşturmuştur. Bilgi çağı olarak adlandırılan gelişmeler istatistiği evrensel bir konuşma dili konumuna getirmiştir.
    Günümüzde ulusal ve uluslararası sosyal ve ekonomik gelişme hedeflerinin belirlenmesi ve bu hedeflerin başarısı güncel, güvenilir istatistiklerle sağlanmaktadır. Doğru bilgi, doğru yorum ve doğru karar sürecinde araştırmacılar, politikacılar, karar alıcılar ve tüm bireyler çalışmalarında istatistiki bilgileri etkin olarak kullanmaktadırlar.
    Görev Ve Yetkileri
    TÜİK;
    • Resmi İstatistik Programını hazırlamak ve işleyişini izlemek, programda belirlenen istatistiki faaliyetlerin yürütülmesini ve uygulanmasını sağlamakla birlikte, görev verilen diğer kurum ve kuruluşlar tarafından üretilen istatistiklerin de uluslararası standartlara uygunluğunu incelemek,
    • İstatistik alanında veri ihtiyacı duyulan alanları ve veri derleme yöntemlerini, istatistiki tanım ve sınıflandırmalarını ilgili ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde belirlemek, ulusal kayıt sistemini oluşturmak, gerektiğinde araştırma ve teknik yardım projeleri geliştirmek,
    • İstatistik alanındaki bilimsel yöntem ve bilgi teknolojilerine ilişkin gelişmeleri ve uluslararası göstergeleri takip etmek, diğer ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla işbirliğini sağlamak, ulusal ve uluslararası bilgi ağı ve bilgi akış sisteminin oluşturulmasını koordine etmek,
    • Ülkenin ekonomi, sosyal, demografi, kültür, çevre, bilim ve teknoloji alanları ile gerekli görülen diğer alanlardaki istatistikleri derlemek, değerlendirmek, analiz etmek, yayımlamak, resmi istatistik sonuçlarının bilimsel ve teknik açıklamalarını yapmak,
    • Kalkınma planları, programlar, ilgili mevzuat ve benimsenen temel ilkeler çerçevesinde, Kurumun orta ve uzun vadeli strateji ve politikalarını belirlemek ile görevli bilimsel ve teknik bir kurumdur.
    TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ (TOBB)
    Amacı
    Odalar ve borsalar arasında birlik ve dayanışmayı sağlamak, ticaret ve sanayinin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, üyelerinin mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, üyelerin birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakı korumaktır.
    Görevleri
    Türk girişimcisinin çalışmalarına öncülük ve liderlik eder,
    Özel sektörün ihtiyaçları doğrultusunda siyasi güce görüş ve çözümlerini iletir,
    Kanunlar ve düzenlemeler ile ilgili görüşlerini ilgili bakanlıklara, meclis komisyonlarına sunar,
    Tabanını oluşturan KOBİ'lerin ekonomiden hak ettiği payı alması için oda ve borsalarımız kanalıyla bilgi ve danışmanlık hizmeti sunar,
    Ticari, ekonomik ve uluslararası işbirliği alanlarında yararlı olabilecek her türlü bilgiyi üyelerine sunar; ülke, il ve sektör bazında ekonomik raporlar hazırlar,
    Yabancı muadil kuruluşlarla kurumsal bağlar kurar, işbirliği anlaşmaları imzalar, Türk ve yabancı firmaların ihtilaflarının dostane yollarla çözümü amacıyla aracılık eder,
    Menşe Şehadetnamesi ile Dolaşım Belgesini basar ve Odalara gönderir, Kapasite Raporu inceler ve onaylar. Oluşturulan Sanayi Veri Tabanı ile imalatçı firma listelerini ilgililere sağlar, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'ni yayınlar,
    Odalar ve Borsalar arasında çıkabilecek mesleki anlaşmazlıkları çözer, Oda ve borsaları geliştirecek tedbirleri alır, elektronik alt yapısını kurar, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Tahkimi çalışmalarını yürütür,
    Yerel fuar organizasyon firmalarına yetki verir, organize sanayi bölgeleri ve teknoloji geliştirme merkezleri kurar ,
    Eğitim kurumları kurar veya katılır, bu kurumlarla işbirliğine girer,
    Uluslararası ilişkiler ile ilgili görevleri kapsamında çok taraflı oda ve uluslararası kuruluşlarda Türk özel sektörünü temsil eder.
    TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU (TİSK)
    Gönüllü teşkilatlanma esasına göre kurulmuş olan ve Türk işverenlerini endüstriyel ilişkiler alanında temsil eden tek üst kuruluş olma özelliğini taşıyan Konfederasyon,aşağıdaki temel ilkeleri benimsemiştir:
    • Teknolojik gelişmeleri yakından izleyen sanayileşmeyi temel hedef almak; hizmetler ve tarım sektörlerinin de gelişmesini ve çağdaş düzeye ulaşmasını desteklemek;
    • Üretimin ve verimliliğin artmasına, fiyat istikrarına, ihracatın geliştirilmesine, ek istihdam imkanları yaratılmasına ve refahın yaygınlaştırılmasına katkıda bulunmak;
    • Ulusal çıkarlar, ekonomide verimlilik ve etkinlik artışı doğrultusunda özelleştirmeyi desteklemek;
    • İşverenler ve işçiler arasında olumlu ilişkiler kurma ve devam ettirme yönünde çaba sarf eder.
    • Çalışma şartlarının, işletmelerin ve ekonominin rekabet gücü artışı ve ülke yararına düzenlenmesi için gerekli tedbirleri alır.
    • Üye işveren sendikalarının ve bağlı işyerlerinin uyacakları genel ilkeleri belirler ve ilan eder.
    • İşveren-işçi ilişkilerinde ihtiyacı duyulan her türlü bilgi ve hizmetleri üyelerine sunar.
    • Çalışma mevzuatı ile sosyal ve ekonomik konularda araştırmalar yapar ya da yaptırır, eğitim kursları veya seminerler düzenler.
    TÜRKİYE EKONOMİ KURUMU (TEK)
    Türkiye Ekonomi Kurumunun kuruluşu 1920'li yıllara gitmektedir. Atatürk'ün önerisi ve telkiniyle 12 Aralık 1929'da Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kurulmuştur.
    Cemiyetin kuruluş amacı,1929 Buhranı'nın yıkıcı etkilerini asgariye indirmek için, bir yandan israfla mücadele ederek tasarrufu teşvik etmek, diğer yandan yerli malların tanıtımını ve kullanımını özendirmek idi. Cemiyetin adı 12 Haziran 1939'da Ulusal Ekonomi ve Artırma Kurumu olarak değiştirildi.
    İstanbul'da 1931'de kurulan ve 1939'da faaliyet merkezini Ankara'ya taşıyan Türk İktisat Cemiyeti ile Kurum 18 Ocak 1955 tarihinde Türkiye Ekonomi Kurumu adı altında birleştirildi.
    Kurum 12 Aralık 1973 tarihli Vakıf Senedi ile mal varlığını Türkiye Ekonomi Kurumu Vakfı'na devretmiştir. Vakıf, Kurumun faaliyetlerine mali destek sağlamaktadır.
    Görevleri
    Türkiye Ekonomi Kurumu ülkemizde ekonomi bilincinin yerleşmesine katkıda bulunmak amacıyla yayınlar yapmakta; seminer, sempozyum ve konferanslar düzenlemekte; iktisat öğrenimi gören başarılı öğrencilere karşılıksız burs vermekte ve Türkiye Ekonomisi üzerine tez çalışması yapan genç iktisatçılar arasında ödüllü yarışma düzenlemektedir.
    Türkiye Ekonomi Kurumu Ankara'da faaliyet göstermektedir ve şubesi yoktur. "Atatürk İlkeleri " ne bağlı olan Kurum, Uluslararası Ekonomi Birliği'nin üyesidir.
    BAŞBAKANLIK HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI
    Osmanlı Devletinde Hazine, çeşitli aşamalardan geçtikten sonra, 1863 yılında Maliye Nezareti bünyesinde Hazine-i Vezne'nin kurulmasıyla son şeklini almıştır. Vilayete bağlı birimlerin nakit açık veya fazlası olan idari birimlerden nakit açığı olan birimlere nakit aktarılırdı. Böylece çıkan sonuç vilayetin kendi hasaplarıyla birleştirilerek vilayetin nakit durumu tesbit edilirdi. Vilayetin nakit fazlası varsa, bu fazlalık merkezdeki kasaya gönderilir, şayet nakit açığı varsa merkezden nakit istenirdi.
    29 Mayıs 1936 tarih ve 2996 sayılı Kanun ile de 'Nakdiye Müdürlüğü'ne dönüştürülen Hazine, 29 Mayıs 1936 tarih ve 2996 sayılı Kanun ile de 'Nakit İşleri Genel Müdürlüğü' adını almış ve 10 Ağustos 1942 tarih ve 4286 sayılı Kanun ile de 'Hazine Genel Müdürlüğü'ne dönüştürülmüştür. 13 Aralık 1983 tarih ve 188 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Başbakanlığa bağlı Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı oluşturulmuştur. Müsteşarlık Bünyesindeki Kamu Finansmanı, Dış Ekonomik İlişkiler ve Banka ve Kambiyo Başkanlıkları Hazine fonksiyonlarını üstlenmiştir.
    Son defa,16 Eylül 1993 tarih ve 508, sayılı KHK ile yeniden düzenlenen HDTM bir kez daha yapısal değişikliğe uğrayarak 9 Aralık 1994 tarih ve 4059 sayılı Kanun ile Dış Ticaret'ten ayrılarak "Hazine Müsteşarlığı" adı ile bugünkü adı ve yapısına kavuşmuştur.
    Ülke ekonomisinin kasası ve merkezi durumundaki merciidir.Merkez bankası ,dpt, die ve maliye bakanlığı ile birlikte çalışır.Ülkenin hazine,para kredi iç ve dış borç işlemlerini uygular.Kamu ve özel yatırımlara teşvik eder.Kamu ihalelerinin yabancı kuruluşlara verilmesi halinde anlaşmaları inceler,serbest bölgeleri kurar ve işletir.
    TARIMSAL EKONOMİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜ (TEAE)
    Enstitünün Görevleri
    Türk tarımının ekonomiye katkısını artırmak amacıyla, tarım politikalarının belirlenmesine yönelik olarak tarım ekonomisi konusunda araştırma projelerini hazırlamak, bunları modern analiz teknikleri ve metotları kullanarak uluslararası standartlarda yürütmek, araştırma sonuçlarını ve bunlara ait raporları öncelikle listeler halinde, istendiğinde ayrıntılı olarak Bakanlık ana hizmet birimlerine, Teftiş Kurulu Başkanlığına, Bakanlık dışı ilgili kuruluşlara ve kullanacak olanlara bildirmek, yurt içi ve yurt dışındaki kamu ve özel sektör araştırma kuruluşları ve üniversiteler ile işbirliği yapmak, yerli ve yabancı kaynaklı projeler yapmak veya yaptırmak, kamu ve özel sektör kuruluşlarından gelecek araştırma taleplerini incelemek, değerlendirmek ve gerekli kararları almak, araştırma sonuçlarını Türkçe ve/veya yabancı dilde yayınlamak ve uzun dönemde Enstitünün bilimsel yönden güçlenmesini sağlayacak çalışmaları yapmaktır.
    TÜRKİYE EKONOMİK VE SOSYAL ETÜDLER VAKFI (TESEV)
    TESEV bilimsel araştırmalara dayalı bulgular ile politika kararları arasında bağ kurulması için araştırmalar yürütmek, özgür düşünce ve bilgi birikiminin en geniş anlamda yayılmasına yönelik konferans, açık oturum, yuvarlak masa toplantıları düzenlemek amacıyla kurulmuş bir düşünce üretim merkezidir.
    Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV), toplumun karşı karşıya bulunduğu sorunlara çözüm seçenekleri oluşturmak hedefiyle araştırmalar yürüten bir düşünce üretim merkezidir Bilimsel yaklaşım ve yöntembilime dayanan bu araştırmalarla TESEV, akademik araştırmalar ile politik kararlar arasında bağlantı kurmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda vakıf, bilimsel araştırmanın gereği olan en yüksek standart ve ilkelere bağlı kalır.
    Hedefler
    • Türkiye'de değişim sürecinin teşviki ve hızlandırılması
    • Türkiye'de özellikle devlet sektörü dışında ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda yaşadığımız değişimin siyasi hayata yansıması ve bu değişimin toplumsal hayatımız üzerindeki etkilerinin incelenmesi; bununla ilgili engellerin araştırılması
    • Küreselleşmenin etkilerinin incelenmesi
    • Bağımsız düşünce ve alternatif formların teşvik edilmesi
    • Türkiye'de toplumun, demokratik sürecin ayrılmaz bir parçasına dönüşmesine yardımcı olmak ve bu değişim sürecinde sivil toplumun daha aktif bir rol oynamasını sağlamak
    • Türkiye'de açıklık ve saydamlığın geliştirilmesini teşvik etmek
    • Bu konularda kamuoyunun bilinç kazanmasına yardımcı olmak
    •Türkiye'nin AB üyeliğini göz önünde bulundurarak, Kopenhag kriterleri doğrultusunda değişimin gerçekleşmesine yardımcı olmak.
    SERMAYE PİYASASI KURUMU (SPK)
    Kurulun Oluşumu
    Sermaye Piyasası Kurulu, 1981 yılında 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile kurulmuştur. Yetkilerini kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak kullanan, idari ve mali özerkliğe sahip düzenleyici bir kamu kurumudur. İlgili olduğu bakanlık, Başbakan tarafından görevlendirilen Devlet Bakanlığı'dır. Merkezi Ankara'da olan kurulun İstanbul'da bir temsilciliği bulunmaktadır.Kurul'un temel görevi;
    • Sermaye piyasasının güven açıklık ve kararlılık içinde çalışmasını,
    • Tasarruf sahiplerinin yani yatırımcıların hak ve yararlarının korunmasını sağlamaktır.
    Kurulun Teşkilat Yapısı
    Kurul Karar Organı
    Kurul, Bakanlar Kurulu kararı ile atanan yedi üyeden oluşur.Kurul Üyeleri'nin,Bakanlar Kurulu, adaylardan birini başkan olarak atar. Kurul, Başkanın teklifi ile üyelerden birini ikinci başkan olarak seçer.Kurul başkan ve üyeleri resmi ve özel başka hiç bir görev alamazlar.Kurul başkanı ve üyelerinin görev süreleri altı yıldır. Süresi bitenlerin tekrar atanmaları mümkündür. Başkan dışındaki üyelerin üçte biri iki yılda bir yenilenir.
    Hizmet Birimleri
    Sermaye Piyasası Kurulu, Kurul başkanı ve üyeleri ile başkana bağlı olarak Kurul faaliyetlerini yürüten teşkilattan oluşur. Kurul çalışmaları Kurul başkanına bağlı başkan yardımcılıkları altında çalışan hizmet birimleri tarafından hazırlanmaktadır.Hizmet birimleri;
    • Denetleme Dairesi
    • Ortaklıklar Finansmanı Dairesi
    • Aracılık Faaliyetleri Dairesi
    • Kurumsal Yatırımcılar Dairesi
    • Araştırma Dairesi
    • Muhasebe Standartları Dairesi
    • Piyasa Gözetim ve Düzenleme Dairesi
    • Hukuk İşleri Dairesi
    • Bilgi İşlem İstatistik ve Enformasyon Dairesi
    • İdari ve Mali İşler Dairesi'nden oluşmaktadır.
    Hizmet birimleri daire başkanlıkları ile bunlara bağlı olarak çalışan daire başkan yardımcıları, uzmanlar ile müdürlükler bünyesindeki servisler ve memurlardan oluşmaktadır.Kurul'un mali özerkliği vardır. Kurul'un bütün giderleri özel bir fondan karşılanır. Menkul kıymet ihraçcıları (şirketler, yatırım fonları, yatırım ortaklıkları) bu fona ihraç ettikleri menkul kıymetlerin binde ikisi tutarında ücret öderler. Fon gelirleri Kurul giderlerini karşılayamayacak durumda ise açık, Bütçeden alınan yardımla kapatılır.
    Kurulun Temel Amaçları
    • Sermaye piyasalarının işleyiş kurallarını belirlemek,
    • Piyasadan fon kullanan şirketlerin belli kurallara uygun olarak en iyi şekilde yararlanmalarını sağlamak,
    • Sermaye piyasasına yatırım yapan tasarruf sahiplerinin hak ve yararlarını korumak,
    • Piyasaların adil ve etkin çalışmasını sağlamaktır.
    Kurul bu hedeflere Kanun, yönetmelik ve tebliğlerle düzenlemeler yaparak, piyasaların gözetim ve denetimini sağlayarak ulaşmaya çalışmaktadır.
    Kurulun Düzenlemeleri
    Kurul'un sermaye piyasası ile ilgili yaptığı düzenlemeler Tebliğ olarak Resmi Gazetede yayınlanır.
    Kurul: Kendi gözetimi altındaki piyasalardaki işlemlerle ilgili, görev alanındaki işlerin kurallarının tanımlanması ile ilgili düzenlemeler yapmakla yetkilendirilmiştir.
    Bu amaçla;
    • Menkul kıymetlerle ilgili düzenlemeler,
    • Menkul kıymetler borsalarının, kıymetli madenler borsalarının, vadeli işlem ve opsiyon borsalarının kuruluş ve işleyişine ilişkin düzenlemeler,
    • Sermaye piyasasından menkul kıymet ihracı yoluyla fon sağlayan şirketlere ilişkin düzenlemeler,
    • Sermaye piyasası kurumları ile ilgili düzenlemeler yapar.
    MERKEZ BANKASI
    Bankanın merkezi Ankara'dadır.
    Banka, Banka Meclisinin kararıyla banknot matbaası kurabilir ve memleketin gerekli görülen şehirlerinde şubeler açabilir. Aynı suretle, içerde ve dışarda muhabirler temin edebilir.
    Bankanın bu husustaki kararları Başbakanlığa bildirilir.
    Banka, keza Banka Meclisinin kararı ve Başbakanlığın muvafakatiyle yabancı memleketlerde temsilcilikler kurabilir.
    Temel Görev Ve Yetkileri
    (25.4.2001 tarih, 4651 sayılı Kanun ile değiştirilen şekli) Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler.
    Banka, fiyat istikrarını sağlama amacı ile çelişmemek kaydıyla Hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını destekler.
    Bankanın Temel Görevleri
    a) Açık piyasa işlemleri yapmak,
    b) Hükümetle birlikte Türk Lirasının iç ve dış değerini korumak için gerekli tedbirleri almak ve yabancı paralar ile altın karşısındaki muadeletini tespit etmeye yönelik kur rejimini belirlemek, Türk Lirasının yabancı paralar karşısındaki değerinin belirlenmesi için döviz ve efektiflerin vadesiz ve vadeli alım ve satımı ile dövizlerin Türk Lirası ile değişimi ve diğer türev işlemlerini yapmak,
    c) Bankaların ve Bankaca uygun görülecek diğer mali kurumların yükümlülüklerini esas alarak zorunlu karşılıklar ve umumi disponibilite ile ilgili usul ve esasları belirlemek,
    d) Reeskont ve avans işlemleri yapmak,
    e) Ülke altın ve döviz rezervlerini yönetmek,
    f) Türk Lirasının hacim ve tedavülünü düzenlemek, ödeme ve menkul kıymet transferi ve mutabakat sistemleri kurmak, kurulmuş ve kurulacak sistemlerin kesintisiz işlemesini ve denetimini sağlayacak düzenlemeleri yapmak, ödemeler için elektronik ortam da dahil olmak üzere kullanılacak yöntemleri ve araçları belirlemek,
    g) Finansal sistemde istikrarı sağlayıcı ve para ve döviz piyasaları ile ilgili düzenleyici tedbirleri almak,
    h) Mali piyasaları izlemektir.
    Bankanın Temel Yetkileri;
    a) Türkiyede banknot ihracı imtiyazı tek elden Bankaya aittir.
    b) Banka, Hükümetle birlikte enflasyon hedefini tespit eder, buna uyumlu olarak para politikasını belirler. Banka, para politikasının uygulanmasında tek yetkili ve sorumludur.
    c) Banka, fiyat istikrarını sağlamak amacıyla bu Kanunda belirtilen para politikası araçlarını kullanmaya, uygun bulacağı diğer para politikası araçlarını da doğrudan belirlemeye ve uygulamaya yetkilidir.
    d) Banka, bankaların ödünç para verme işlemlerinde ve mevduat kabulünde uygulayacakları faiz oranlarını, belirleyeceği usul ve esaslara göre bankalardan istemeye yetkilidir.
    e) Banka, mali piyasaları izlemek amacıyla bankalar ve diğer mali kurumlardan ve bunları düzenlemek ve denetlemekle görevli kurum ve kuruluşlardan gerekli bilgileri istemeye ve istatistiki bilgi toplamaya yetkilidir.
    Bankanın Başlıca Müşavirlik Görevleri;
    a) Banka, Hükümetin mali ve ekonomik müşaviri, mali ajanı ve haznedarıdır. Bankanın Hükümetle ilişkisi, Başbakan aracılığı ile sağlanır.
    b) Banka, finansal sistemle ilgili olarak istenilecek hususlarda Hükümete görüş verir.
    c) Banka, bankalar ve uygun göreceği diğer mali kurumlar hakkındaki görüşlerini ve tespitlerini Başbakanlık ile bu kurum ve kuruluşları düzenleme ve denetleme yetkisine sahip kuruluşlara bildirebilir.
    Banka, bu Kanunla ve mevzuatla kendisine verilen yetki ve görevlerle ilgili olarak düzenlemeler yapmaya ve bunları uygulamaya, bu düzenlemelere tabi kurum ve kuruluşlar nezdinde bunlara uygun hareket edilip edilmediğini ve kendisine gönderilen bilgilerin doğru olup olmadığını denetlemeye görevli ve yetkilidir.
    Banka, bu Kanun ile kendisine verilen görev ve yetkileri, kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak yerine getirir ve kullanır.
    Banka Meclisi üyelerinin görev süresi üç yıldır.
    Her yıl Meclis üyelerinin üçte biri yenilenir. Birinci ve ikinci yıl sonunda Banka Meclisinden ayrılacak üyeler ad çekme ile tespit edilir.

    BÖLÜM 3
    İZMİR İKTİSAT KONGRELERİ


    Cumhuriyetin kuruluşundan önceki on iki yıl (1911-1923) savaşlarla geçmiştir. Üstelik bu savaşların sonuncusu bir ölüm kalım savaşıdır. Anadolu insanı maddi manevi bütün gücünü ortaya koyarak bağımsızlık savaşını kazanmış ve 23 ekim 109323te cumhuriyeti ilan ederek yepyeni bir devlet kurmuştur. Daha sonra ise bir yandan bu savaşların t-yaraları sarılmaya çalışılırken diğer yandan da yeni düzenlemelere gidilerek ülkenin hızla kalkınmasına çalışılmıştır.
    1. İZMİR İKTİSAT KONGRESİ
    Kurtuluş Savaşının başında, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde, ekonomik bağımsızlık özlemi dile getirilmiş, Mustafa Kemal yaptığı konuşmalarda aynı konuyu işlemiştir. Kurtuluş Savaşından sonra ekonominin alacağı yön ve biçim Lozan Barış Görüşmelerinin kesintiye uğradığı bir dönemde, 17 Şubat 1923 te, İzmir'de toplanan Türkiye iktisat kongresinde temel nitelikleriyle belirlendi.Toplanan bu kongrede misak-ı iktisadı esaslar kabul edildi ve tartışıldı. Bu kongreye ticaret, sanayi, tarım ve işçi temsilcileri katılmıştır.
    Amaç
    İktisat kongresinin başlıca 2 amaçla toplandığı söylenebilir.
    1.Tüccar, çiftçi, sanayici ve işçi kesimlerinin kendilerine özgü sorun ve isteklerinin belirlenmek, bu kesimlerin siyasal kadro ile bütünleşmesini sağlamak .
    2.Yabancı sermaye çevrelerine ekonominin gelecekte alacağı biçimi açıklamak.Bir başka açıdan bakıldığında kongre ile yönetici kadronun iç ve dış sermaye kesimlerine güvence vermek istediği sonucuna varılabilir.
    1135 kişinin katıldığı bu kongre Atatürk'ün açılış konuşmasıyla başlamıştır. Bu konuşmadan kısa bir alıntı şöyledir:
    "Tam bağımsızlık için şu genel kural var.Milli egemenlik ekonomik egemenlikle pekiştirilmelidir.Bu kadar büyük gayeler, kutsal ve ulu hedefler yalnız kağıtta yazılı genel kurallarla, kanun maddeleriyle ve sadece hırs ve isteklerle kazanılamaz. Bunların tamamının gerçekleşmesini sağlayabilmek için tek kuvvet ekonomidir. Siyasi zaferler ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa, kazanılacak başarılar yaşayamaz, az zamanda söner."
    Görüldüğü gibi büyük önder bu konuşmasında ticaret ve sanayide pek rağbet etmeyen ve bu tür faaliyetleri yabancılara bırakmış olan Türk insanına en önemli faaliyetin ticari ve iktisadi faaliyet olduğunu söylemekte ve ne kadar büyük olursa olsun iktisadi zaferle tamamlanmadıkça siyasi ve askeri zaferlerin kalıcı olmayacağını belirtmektedir.Diğer taraftan "istiklal harbi yalnız istilacı Yunan kuvvetlerine karşı değil birinci dünya harbinin galipleri ve Yunanistan'ın destekleyicisi olan batılı sanayici ülkelerine karşıda yürütülmüş ve zaferle sonuçlandırılmıştır. Bu ülkeler aynı zamanda Türkiye'deki iktisadi imtiyazların, yabancı sermayelerin yatırımlarının da sahipleridir. Lozan'da müzakerelerin en çetin safhası bu imtiyazlar üzerinde cereyan etmiş ve görüşmelerin kesilmesini de bunlar teşkil etmiştir. Buna rağmen Atatürk, gerçekçi ve pragmatik devlet adamı yaklaşımının en mükemmel örneklerinden birini yabancı sermaye konusunda bu nutukta ileri sürdüğü fikirlerde göstermiştir.
    Kongrede Ticaret Kesimine Dönük Olarak
    1. Hükümetinde ortak olacağı bir ticaret bankasının kurulması,
    2. Kambiyo ve borsa işlerinin düzene sokulması,
    3. Gümrük işlemlerinin yeniden düzenlenmesi,
    4. Tekellerin kaldırılması,
    5. Madenler ve ormanlarla ilgili yasaların çıkarılması,
    6. Haberleşme ve ulaştırmada ticari işlemler kolaylık sağlanması,
    7. Yabancı sermayeye ait koşulların belirlenmesi,
    8. Ticaret odalarının yeniden düzenlenmesi,
    9. Cuma günlerinin herkes için resmi tatil olması,
    10. İktisat eğitimine önem verilmesi,
    11. Yabancı sermayeye kayıtsız kalınmamalı,
    12. Yabacı sermayeye ayrıcalık tanınmamalı.
    Sanayi Kesimine Dönük Olarak
    1. Gümrükler yardımıyla sanayinin dış rekabetten korunması,
    2. Makine ve araç ithalatında vergi bağışıklığının sağlanması,
    3. Sanayi teşvik yasasının yeniden düzenlenmesi,
    4. Bir sanayi bankasının kurulması,
    5. Sanayi odalarının düzenlenmesi,
    6. Sanayi eğitimine önem verilmesi.
    Tarım Kesimine Dönük Olarak
    1. Aşarın ve tütün tekellerinin kaldırılması,
    2. Tarım kredilerinin arttırılması,
    3. Ulaşım sorunlarının giderilmesi,
    4. Tarım alet alet ve makinelerinin temini,
    5. Eğitime önem verilmesi.
    İşçi Kesimine Dönük Olarak
    1. Günlük çalışma süresinin 8 saat ile sınırlandırılması,
    2. Yeni açılacak tüm işlerin Türklere verilmesi,
    3. 1 Mayıs gününün işçi bayramı olarak kabul edilmesi,
    4. İş güvenliğinin sağlanması,
    5. Sigorta müessesesinin geliştirilmesi,
    gibi istekler ilgili guruplarca savunulmuştur.
    İktisat Kongresinde Alınan Kararlardan Bazıları
    1. İşçi haklarını korumak amacıyla kişilere sendika kurma hakkı .
    2. Anonim şirketlerinin kurumu kolaylaştırılacaktır.
    3. Milli bankalar olacaktır.
    4. Sanayi teşvik edilecektir.
    5. Yerli malı kullanılması sağlanacaktır.
    6. Demir yollarının inşası hükümetçe bir programa bağlanacaktır
    7. Teknik eğitim geliştirilecektir
    8. Ham maddesi yurt içinde olan endüstri kolları kurulacaktır
    9. Küçük imalathanelerden süratle fabrikalara geçirecektir
    10. Özel sektör tarafından yapılamayan teşebbüsler devlet tarafından gerçekleştirilecektir
    11. Özel teşebbüse kredi sağlayacak bir devlet bankası kurulacaktır
    12. Vergi ve toprak reformu yapılacaktır
    İzmir iktisat kongresinde kabul edilen kararlar doğrultusunda Türk devleti ekonominin her alanında hızlı atılımlar yapmıştır.
    Bu kongrede dikkati çeken bir önemli noktada işçi kadınların temsilcilerinin bulunmasıdır.İzmir'den işçi kadınlar delegesi olan Rukiye Hanım da kapanışta kısa bir nutuk söylemiştir. Bunun önemi henüz kanuni haklarına kavuşmamış olan Türk kadınının üretici ve işçi sıfatıyla bu kongrede yer alması ve sesini duyurmasıdır. O zamanki basınımız bu kongreye geniş yer vererek yayınlar yapmışlardır.
    Önemi
    Milli Misak gereği düşman işgali Türkiye'de ordu kuvveti ile yenilmiş yurt bütünlüğü temin edilmiştir.Girilecek sulh devrinde ise yurdumuz diğer konularda olduğu gibi ekonomik bakımdan da kalkınmalı yer altı,yer üstü doğal kaynaklarını kendimiz işleyerek milleti çağdaş medeniyet düzeyine eriştirilmelidir.
    Fakat sulh devrine girebilmek için milletler arası bir antlaşma yapılması zaruridir.
    Lozan'da toplanan itilaf devletleri karşısında eşit şartlarla barış antlaşması müzakereleri yürütülürken bazı şartların Türkiye tarafından kabul edilmemesi üzerine konferans dağılmıştır. Bu şartlar şunlardır:
    1. Kapitülasyonlar,
    2. Eski Osmanlı imparatorluğunun yaptığı borçları ödeme tarzı,
    3. İmtiyazlar,
    4. Yunalıların Doğu Trakya'da yaptıkları tahribata karşı harp tazminatı,
    5. İstanbul ve boğazların tahliyesi,
    6. Irak'ta sınır tespiti,
    7. Nüfus değişimi.
    Sonuç Olarak
    İktisat kongresinde özel girişimciliğin canlandırılması ve bunun için kredi olanaklarının ve eğitim, ulaştırma, haberleşme gibi alt yapı ve teknik hizmetlerin hükümetçe sağlanması ve iktisadi faaliyetlere etkinlik kazandırılması gibi çeşitli yasal ve kurumsal düzenlemeler ve temenniler öngörerek sona ermiştir.Bütün bu işlemleri her gurup kendi açısından dile getirmiştir. Kısaca iktisat kongresinde Osmanlıdan devir alınan ekonomik yapı, azınlıklar etkisiz duruma getirilecek onaylanıyor ve ekonomik faaliyetlerin etkinlik kazanması için yasal ve kurumsal düzenlemeler öngörülüyordu. Ancak ele alınan sorunların nasıl çözüleceği finansman kaynaklarının nereden sağlanacağı faaliyetlerin hangi öncelik sırasına göre sürdürüleceği gibi konular açıklığa kavuşturulmamıştır. Kongrede alınan karaların himayeci, milliyetçi ve özel teşebbüse dayalı bir kalkınma doğrultusunda olduğunu söylemek mümkündür. Bu kongrede alınan kararların çoğu zamanla tatbik edilmişse de özellikle tarımla ilgili maddeler günümüzde dahi tam anlamıyla amacına ulaştırılamamıştır.
    Burada görüldüğü gibi devletlerin yeni Türkiye devletinde devam ettirmek istedikleri ekonomik istifadelerdir. Bu şartları kabul etmediğimiz için yeniden savaş dahi göze alınarak konferansa ara verilmesini Türk hükümeti kabul etmiştir. İşte tam o tarihlerde İzmir iktisat kongresinde yeni Türkiye'nin ekonomik sorunları henüz savaştan çıkan Türk yurdu için başlıca konu oluyor Lozanda devamı istenen kapitülasyonlar ve diğer imtiyazların kabul edilemeyeceği ifade ediliyor. Bu kritik dönemde ekonomik sorunlarını düzenlemek amacıyla kararlar alınan İzmir iktisat kongresinde devlet adamlarımızın cesurane davranışları dikkate değer. Çünkü Türkiye için amaç savaşlardan yorgun çıkan halka ekonomik yön vermek ve harap olan yurdu kalkındırmak ve mamur etmektir. Anadolu kurtuluş hareketinin iktisadi yönünü göstermesi bakımından son derece önemlidir.
    2. İZMİR İKTİSAT KONGRESİ (2 -7 KASIM 1981 İZMİR)
    Toplanma Amacı
    1981 yılında düzenlenen İkinci İzmir İktisat Kongresi; iktisadi ve siyasi bunalımların gözlendiği, iktisadi olarak içe dönük sanayileşmenin yarattığı bunalımların biriktiği ve hemen ardından bu alanlarda büyük değişimlerin gözlendiği bir dönemde alınacak önlem ve getirilecek yeniliklerin görüşülmesi amacıyla toplanılmıştır.
    Kongre Gündemindeki Ana Maddeler
    • Türk Lirası'nın serbest sisteme geçmesi
    • Gerçekçi kur politikası izlenmesi
    • Sanayinin dış rekabete açılması
    • Yabancı sermayenin teşvik edilmesi
    • Vergi tabanının genişletilip oranların düşürülmesi.
    Kongrede Alınan Karar Ve Sonuçlar
    Kongrede, 1. Türkiye İktisat Kongresinin yapıldığı 1923 yılından 1981 yılına kadar geçen zaman içinde bütün iktisadi ve sosyal alanlarda gerçekleştirilmiş olan hedefler belirlendi. İkinci Türkiye İktisat Kongresi'nin kapanışında hazırlanan sonuç tebliğinde 58 yıl öncesinin tahrip edilmiş ve yıkılmış bir vatanın yerinde, bugün mamur ve ileri bir Türkiye yükseldiği kaydedildi, eğitim, tarım, sanayi,ulaştırma sahalarında büyük hamleler yapıldığı, halkın refah seviyesinin yükseltildiği, sosyal hizmetlerin çoğaltıldığı ve yaygınlaştırıldığı belirtildi. "Türkiye bugün artık dünyanın az gelişmiş fakir ülkelerinden birisi değildir." denildi
    3. İZMİR İKTİSAT KONGRESİ (4 -7 HAZİRAN 1992 İZMİR)
    Toplanma Amacı
    21. yüzyıla girmekte olan dünyada gözlenen siyasi ve teknolojik değişim rüzgarları içerisinde, 1992 yılında düzenlenen Üçüncü İzmir İktisat Kongresinin amacı, bu değişim ortasında olan ve coğrafi açıdan etrafında siyasi çalkalanmaların gözlendiği Türkiye'nin, iktisadi açıdan gelecek yüzyıla hazırlamak, hedefleri belirlemek, kamu ve özel kesimin fikirlerini ortaya koymaktı.
    Kongre Gündemindeki Ana Maddeler
    • Sosyal altyapının geliştirilmesi .
    • Gelir dağılımının düzeltilmesi .
    • Kalkınma ile çevre arasındaki ilişkiler.
    • Yeni oluşmakta olan Türkiye Cumhuriyetler ve Karadeniz Ekonomik İşbirliğine taraf olan ülkelerle ilgili olarak dünyada ve bölgemizde meydana gelen gelişmeler.
    • Sanayileşmenin bir süredir arzulanan ölçüde canlandırılamadığı.
    • Özelleştirmeler.
    Kongrede Alınan Karar Ve Sonuçlar
    Devletin temel görevinin ekonomik, sosyal ve teknolojik altyapıyı tanzim etmek ve geliştirmek olduğu bir kere daha ortaya konmuştur.
    Devlet sanayi ve hizmetler sektöründen çekilirken, bu sektörlerdeki boşluğun özel sektör tarafından daha verimli ve üretken bir şekilde doldurulması ve özel sektörün canlı ve şevkli olmaya sevk edilmesine imkan tanıyan bir çalışma iklimi yaratmalıdır.
    Türkiye, ekonomide kurların, faizlerin ve fiyatların serbestçe teşekkül edebileceği bir ortama, 2000 yılına ulaşmadan kavuşabilmiş olmalıdır.
    Kamu gelirlerinin payı artırılmalıdır.
    Yabancı sermaye ithalat ve ihracat.
    4. İZMİR İKTİSAT KONGRESİ (17 - 20 ŞUBAT 2004)
    Toplanma Amacı: 4. Türkiye İktisat Kongresinin toplanma amacı Ülkemizin ekonomik ve sosyal gelişmesinin daha ileri aşamalara ulaştırılmasına ve Uzun Vadeli Strateji ve Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda öngörülen doğrultuda hızla bilgi toplumuna dönüştürülmesine yönelik öneriler geliştirilmesi.
    Kongre Gündemindeki Ana Maddeler
    Uzun vadede bilgi toplumuna dönüşme perspektifi. Avrupa birliğine üyelik perspektifi . Ekonomik gelişmeler.
    Kongrede Alınan Karar Ve Sonuçlar
    1.Yüksek oranlı istikrarlı büyüme hızının sağlanması,
    2.Girişimcilik ve ekonominin rekabet gücünün artırılması,
    3.Gelir dağılımının iyileştirilmesi ve yoksullukla mücadele,
    4.Bölgesel gelişme dinamiklerinin harekete geçirilmesi,
    5.Kamuda iyi yönetim için yenilikler getirilmesi



    alıntıdır..
#17.11.2009 08:08 0 0 0
  • BÖLÜM 4
    TÜRKİYE EKONOMİSİNİN TARIMSAL YAPISI VE POLİTİKALARI

    İnsan yaşamının gıda ile doğrudan ilişkili olması sonucunda ülke ekonomilerinde tarım sektörü önem kazanmıştır.
    Bununla beraber coğrafi ve kültürel farklılıklar sonucunda ülkeler kendi gıdalarını kendileri üretme eylemine yönelmişlerdir. Nitekim her ülke tarım sektörüne önem vermek durumundadır.
    Doğal olarak Türkiye de her ülke gibi kendi tarım ekonomisini kurmuş, geliştirmiş ve tarımla ekonomiyi bağdaştırarak, tarım sayesinde ekonomisine katkıda bulunmuştur.
    ATATÜRK VE TARIM
    "Türkiye'nin Sahibi Hakikisi ve Efendisi, Hakiki Müstahsil Olan Köylüdür."

    "Efendiler!
    Diyebilirim ki bugünkü felâket ve sefaletin bais-i yegânesi bu hakikatin gafili bulunmuş olmamızdır. Filhakika; yedi asırdan beri cihanın muhtelif aktarına sevk ederek, kanlarını akıt¬tığımız, kemiklerini topraklarında bıraktığımız ve yedi asırdan beri emeklerini ellerinden a
#17.11.2009 08:10 0 0 0
  • ZİRAAT BANKASININ KURULUŞU

    19. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı İmparatorluğu'nda, ticaret ve finansmanda batılı modellerin benimsenmesiyle birlikte, yabancı bankalar ülke toprakları içinde faaliyet göstermeye başlamıştı. O dönemlerde ülkede henüz, ulusal niteliğe sahip bir bankacılık sisteminin kurulması için yeterli sermaye birikimi oluşmamıştı ve bir kaynak yaratma aracı olarak milli bankaların varlığından söz edilemiyordu. Bundan en çok zarar gören kesim ise çalışan nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan çiftçilerdi. Çünkü tamamen kendi kaderine terkedilmiş tarım kesiminde, geçim sıkıntısı içinde bulunan büyük bir çiftçi topluluğu başvurabilecekleri kurumsal bir finansal yapı olmadığı için, sürekli olarak özel şahıs kredilerine muhtaç durumdaydı.

    Sözü edilen kredileri verenler, bu işi meslek edinmiş faizci kimselerin yanı sıra, tarım gereçlerini satan tüccar, toptancı, ihracatçı, komisyoncu, kabzımal ve köy bakkalı gibi çeşitli ticaret erbabı ve esnaflardı. Bu tür yüksek faizli özel şahıs kredilerine Tefeci veya Murabaha Kredileri denilmekteydi.

    O sıralarda günde 1 para hesabıyla yıllık %900'lere varan bir faiz söz konusuydu. Dolayısıyla borçlarını ödemekte son derece zorlanan çiftçiler, ürünlerini daha hasattan önce bu kişilere satmak zorunda kalmaktaydı.(Selem Usulü)

    Ezilen çiftçilerin dertlerine çare bulunabilmesi için devletin zirai kredi işine el atması düşüncesi dönemin gazetelerinde ve resmi ağızlarda yer bulmaya başlamıştı.

    O dönemde Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı Yugoslavya'nın Niş Kenti Valisi olan Mithat Paşa, çeşitli alanlarda başarılı çalışmalarda bulunmasının yanı sıra, çiftçilerin içinde bulundukları zor koşullara da yakından tanık olmuştur.Yaptığı araştırmalarla, bu alanda teşkilatlanmanın zorunlu olduğu ve çiftçilerin, tefecilerin elinden kurtarılması için devlet yardımının gerektiği, ancak bu yardımın halk hareketiyle desteklenmesinin önem taşıdığı sonucuna varmıştır. Böylece 1863 yılında, çiftçilerin oluşturduğu kaynakla, Mithat Paşa öncülüğünde, devlet eliyle ve devlet himayesinde kurulan ve adına "Memleket Sandıkları" denilen organizasyon Milli Bankacılığın ilk örneği olarak tarihe geçmiştir.

    Mithat Paşa 1863 yılında Pirot Kasabası'nda kurduğu ilk Memleket Sandığını oluştururken Türk gelenekleri arasında zaten varolan ve karşılıklı yardımlaşma esasına dayanan imece geleneğinden esinlenmiştir.

    1867 yılında "Memleket Sandıkları Nizamnamesi" nin yürürlüğe girmesiyle Osmanlı Devleti'nin her yanında Sandıklar faaliyete başlamış ve uzun yıllar başarıyla hizmet vermiştir.

    Ancak izleyen yıllarda sandıkların işleyişinde gözlenen bozulmalar Memleket Sandıkları'nın etkinliklerini azaltmıştır. Sandıkları merkezi yönetime bağlayarak olumsuzlukları giderebileceğini düşünen hükümet, 1883'te aynı amaçlar doğrultusunda "Menafi Sandıkları"nı kurmuştur. Menafi Sandıklarına geçilmesiyle, idare yeniden düzenlenmiş, kayıt ve muhasebe işleri çağdaş ve ilmi esaslara uygun olarak yürütülmeye başlanmış ve merkezi hükümetin doğrudan denetimine tabi tutulmuştur.

    Bu yeni yapılanma, Sandıkların idaresine nispeten ciddi, bilimsel denetime açık bir işleyiş kazandırsa da tamamen yeni, çağdaş bir örgütlenmeye duyulan gereksinimin önünü alamamıştır.

    Böylelikle, 15 Ağustos 1888'de Menafi Sandıkları'nın yerine işlevlerini üstlenecek modern finans kuruluşu olarak Ziraat Bankası resmen kurulmuş, o tarihte faaliyette bulunan Menafi Sandıkları da Banka şubelerine dönüştürülerek faaliyete başlamıştır. O güne kadar Menafi Sandıklarının mali kaynağını oluşturan menafi hisseleri Bankaya devredilmiş ve bundan sonraki hisseler de Bankanın sermayesine tahsis edilmiştir. Bu adımla birlikte, teşkilatlı tarımsal kredi tarihimizde yeni bir dönem başlamıştır.

    Ziraat Bankası'nın ilk kuruluşundaki görevleri ise;
    1.Satılması mümkün olan gayrimenkul rehini ve kuvvetli kefalet karşılığında çiftçiye kredi kullandırmak,
    2.Faiz karşılığında tevdiat kabul etmek,
    3.Ziraat'e ilişkin sarraflık ve aracılık işleri yapmak
    olarak belirlenmiştir.

    Bankamız Tarihinin Kilometre Taşları
    1863
    •Mithat Paşa tarafından Pirot kasabasında bugünkü Ziraat Bankası'nın temelini oluşturan Memleket Sandıkları kuruldu (20 Kasım).
    •3-12 Ay vadeli ve kişi başına azami 20 liralık ilk tarımsal kredi uygulaması başladı.
    1867
    •Memleket Sandıkları Nizamnamesi yürürlüğe girdi.
    •Ülkemizde ilk kez teşkilatlı kredi sistemi mevzuatı oluştu.
    1881
    •Edirne vilayetinde bir Ziraat Bankası kurulması için iki yabancıya hükümetçe izin verildi ancak sonuç başarısız oldu.
    •Banka yabancı ortak konusunda ilk girişimde bulundu.
    1883
    •Menafi Sandıkları Memleket Sandıklarının yerini aldı.
    •Aşar Vergisine Menafi Hissesi Zammı yapılarak Sandıklara daimi ve istikrarlı bir mali kaynak yaratıldı.
    •Sandıklar güçlü ve sürekli bir yapıya kavuşturuldu.
    1888
    •Ziraat Bankası Nizamnamesi yürürlüğe girdi (28 Ağustos).
    •Ziraat Bankası Umum Müdürlüğü faaliyete geçti (17 Eylül).
    •Mikail PORTAKALYAN Banka Umum Müdürlüğü görevine getirildi.
    •İlk defa faiz karşılığı mevduat kabul edildi.
    •Nominal sermayesi 10 milyon TL olan Ziraat Bankası hükümetin himayesinde ve Ticaret ve Nafia Nezareti'nin kontrolü altında bir Devlet Müessesesi oldu.
    1892
    •Bankanın teftiş hizmetlerini kendi müfettişleri görmeye başladı.
    •Hazineye ilk kredi verildi.
    •Banka faaliyetleri daha etkin bir şekilde denetlenmeye başlandı.
    1916
    •Ziraat Bankası Kanunu çıkarıldı (23 Mart).
    •Emil Kautz Genel Müdürlük görevine getirildi.
    •Tarımsal işletmelere kredi, tahvil ve kefalet karşılığı avans kullandırılmaya başlandı.
    •İlk devlet tahvili satışı yapıldı.
    •Bugünkü Mevduat Sertifikası benzeri "Tevdiatı Nakdiye Senetleri" çıkarıldı.
    •Zirai alacaklarda ilk toplu erteleme yapıldı.
    •İlk tohumluk kredisi verildi.
    1919
    •İzmir'i işgal eden Yunanlılar burada ayrı bir Ziraat Bankası İdare Merkezi oluşturarak, işgalleri altına giren şube ve sandıkları bu merkeze bağladılar.
    •Kurtuluş Savaşı sırasında oluşturulan Kuvayı Milliye müfrezelerinin giderlerinin karşılanabilmesi için Ziraat Bankası sandıklarından para alınıp askerlere teçhizat sağlandı.
    •İşgal, Banka bünyesini olumsuz şekilde etkiledi.
    1920
    •Ankara'da TBMM'nin açılmasıyla birlikte, TBMM'nin nüfuzu altındaki topraklarda bulunan şube ve sandıkların idaresi görevi Ziraat Bankası Ankara Şubesi'ne verildi (23 Nisan).
    •Böylece Ziraat Bankası Milli Mücadele'de yerini aldı.
    •23.06.1920'de Ahmet Kemal ILGAZ, Genel Müdürlük görevine getirildi.
    •06.12.1920'de Hüseyin Avni ŞUŞUD, Genel Müdürlük görevine getirildi.
    1922
    •İzmir teşkilatı Ankara'ya tabi oldu (9 Eylül). İstanbul teşkilatı Ankara'ya tabi oldu.
    •Milli Mücadele'nin kazanılması ile Banka tekrar bütünlüğüne kavuştu (23 Ekim).
    1923
    •Abdülkadir Zeki GÜÇLÜ, Genel Müdürlük görevine getirildi.
    •13.10.1923'te Emil KAUTZ, Genel Müdürlük görevine getirildi.
    •İlk tahsil senedi çıkarıldı.

    1924
    •Ziraat Bankası'nı, kaynaklarını günlük ihtiyaçlara harcayan hükümetlerin siyasi etkisinden kurtarmak, gerçek sahipleri olan çiftçilerin eline ve yönetimine teslim etmek ve tarımsal kredilerle sınırlanmış olan faaliyetlerini genişletmek amacıyla, TBMM'de 444 sayılı Bütçe Kanunu kabul edildi (19 Mart).
    •Banka organları Umumi Heyet, Umumi Heyet Müfettişleri, İdare Meclisi ve Umum Müdürlük biçiminde oluşturuldu.
    •Prof. Leon MORF, Genel Müdürlük görevine getirildi.
    •Bütçe Kanunu ile Ziraat Bankası bir devlet müessesesi olmaktan çıkarıldı ve Anonim Şirket haline geldi.
    1938
    •Umumi Heyet'in yetkilerini genişletmek üzere "Sermayesinin Tamamı Devlet Tarafından Verilmek Suretiyle Kurulan İktisadi Teşekküllerin Teşkilatıyla İdare ve Murakebeleri Hakkında Kanun" kabul edildi.
    •3202 sayılı Kanun'da yer alan Murakıplar Heyeti 3460 sayılı Kanun'la kaldırılarak, bu görev Başbakanlığa bağlı olarak kurulan Umumi Murakebe Heyeti'ne verildi.
    •Nusret M. MERAY, Genel Müdürlük görevine getirildi.
    •Banka, bugünkü adıyla Yüksek Denetleme Kurulu tarafından denetlenmeye başlandı.

    1945
    •3202 sayılı Kanun'da hazırlanacağı belirtilen ve 198 maddeden oluşanTürkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası (TCZB) Tüzüğü tamamlanarak yürürlüğe girdi.
    •TCZB Tüzüğü, Genel Müdürlük birimlerinde büyük çapta bir yeniden yapılanmayı gündeme getirdi.

    1964
    •"Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Türkiye Büyük Millet Meclisince Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanun" ile "Umumi Heyet", TBMM Genel Kurulu ve onun adına hareket eden "Kamu İktisadi Teşebbüsleri Karma Komisyonu" oluştu.
    •Umumi Murakebe Heyetinin görevini Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu üstlendi.
    1975
    •Hamburg Temsilciliği açıldı.
    •KKTC'de Lefkoşa, Gazimağusa ve Güzelyurt Şubeleri açıldı.

    1977
    •Alınan yeni bir Yönetim Kurulu Kararıyla, "Yurt düzeyinde yaygın Ziraat Bankası teşkilatının verimli ve etkili bir yönetime kavuşması için gereken tedbirleri almak, faaliyetlerini yakından izlemek ve Genel Müdürlük'te oluşan kararların şubelerce tam ve doğru olarak uygulanmasını sağlamak amacıyla" Ege (İzmir), Marmara (İstanbul), İç Anadolu (Ankara), Doğu Anadolu (Erzurum), ve Güneydoğu Anadolu (Diyarbakır) Bölge Müdürlükleri kuruldu.
    •Artan şube sayısının bir gereği olarak merkezi yönetimden, yerinden yönetime geçilmeye başlandı.
    1981
    •Rahmi ÖNEN, Genel Müdürlük görevine getirildi.
    •Bankamız tarihini sergilemek amacıyla Genel Müdürlük Şeref Salonu'nda Ziraat Bankası Müzesi açıldı.
    •Bu müze Türkiye'nin ilk banka müzesi olma özelliği taşımaktadır.

    1983
    •New York temsilciliği şubeye dönüştürüldü.
    •Duisburg, Berlin, Münih, Stuttgart ve Rotterdam Temsilcilikleri açıldı.

    1986
    •Gelişen teknolojiyi bankacılık hizmetlerine uyarlamak ve daha hızlı, kaliteli ve verimli hizmetler sunabilmek amacıyla Ankara ve İstanbul'da 7 şubede "Bank 86" adı altında geliştirilen proje kapsamında otomasyon ortamına geçildi.
    •Antalya ve Mersin Serbest Bölge Şubeleri kuruldu.
    1988
    •Güneydoğu Anadolu Projesi Kredileri (GAP) Müdürlüğü kuruldu.
    •Ş.Coşkun ULUSOY, Genel Müdürlük görevine getirildi.
    •GAP bölgesi üreticilerine, bölgenin özelliklerine uygun kredi desteği verilmeye başlandı.
    •Euromoney Dergisinin, " Özkaynak Büyüklüğüne Göre İlk 500 Banka" sıralamasında Ziraat Bankası 452. oldu.
    •Tarımı desteklemede ilk kez bir bölge tek başına ele alınarak yeni bir anlayışın temelleri atıldı.

    1989
    •Bankanın ihtiyaç duyduğu nitelikli personelin yetiştirilmesi amacıyla Bankacılık Okulu öğretime açıldı.
    •Bankers Trust International Ltd. liderliğindeki diğer katılımcı bankalar aracılığıyla Hazine garantisi olmaksızın 140 milyon $'lık Temmuz 2001 vadeli, değişken faizli tahvil ihracı gerçekleştirildi.
    •Bankamızda ilk Yatırım Fonu (Fon I) kuruldu.
    •Ziraat Altın adı altında altın satışına başlandı.
    •İlk tüketici kredisi verildi.
    •İlk kredi kartı verildi.
    •Bingöl-Muş Kırsal Kalkınma Projesi başlatıldı.

    1990
    •Ankara, İstanbul ve İzmir Bölgesi Dış Muameleler Şubelerimizin Genel Müdürlüğümüz üzerinden "Remote Work Station" olarak SWIFT -1 Sistemine bağlanması sağlandı.
    •Özel Tarımsal Krediler, Bireysel Bankacılık ve Bankacılık Kartları Müdürlükleri kuruldu.
    •"Self Servis Bankacılık" uygulaması başlatıldı.
    •ATM'lerin yanında, Türkiye'de ilk kez hizmete sunulan Yabancı Para Bozma Makinaları, Self Servis Danışma Terminalleri ve Sesli Mesaj Sistemleri ile bu proje, ülkenin ilk "İnsansız Elektronik Şube" mantığında çalışan ve 24 saat hizmet verme amacına yönelik bir atılım oldu.
    •Tahvil-Bono alım satımına başlandı.
    •Hisse Senedi alım satım işlemlerine başlandı.
    •Zirai kredi müşterileri müşterek borçlu ve kefillerin mağduriyetinin önlenmesi amacıyla Başak Sigorta ile imzalanan protokol çerçevesinde sigortalanmaya başlandı.
    •Fon II, III ve IV kuruldu.
    •İthal Süt Hayvancılığı Projesi başlatıldı.
    •Banka SWIFT'e geçerek dış işlemlerde de etkin olma isteğini ortaya koydu, ayrıca yeni ürünlerle her kesime hitap etmeyi amaçladı.

    1993
    •İstanbul Şube'sine bağlı olarak İstanbul Takas İşlemleri Merkezi faaliyete geçti.
    •Tarım sektöründeki işletme kredilerine bir yıllık vade dönemi tanındı.
    •Ziraat Bank Moscow, Kazkommerts Ziraat International Bank (KZI Bank), Turkmen Turkish Commercial Bank (TTC Bank) ve Uzbekistan Turkish Bank (UT Bank) kuruldu ve faaliyete geçti.
    •Ziraat Bankası Euromoney Dergisinin "İlk 500 Banka" sıralamasında 202., net kâra göre 41., özkaynak kârlılığına göre dünya 1.si, ve Dünyanın En Hızlı Gelişen İlk 50 Bankası sıralamasında da 12. oldu.
    1998
    •Günün gelişen teknolojileri kullanılarak açık sistem mimarisi üzerine "Ziraat 2001" projesi taşındı. Bu proje Ankara'da 86 şubede, Microsoft Windows NT ve SQL veri tabanı üzerinden kullanılmaya başladı.
    •Sofya Şubesi açıldı.
    •Stuttgart, Hannover, Frankfurt ve Duisburg Temsilcilikleri, şube olarak faaliyete geçti. Bankanın yazılım atağı, yeni ürün ve hizmetlerin sunumunu kolaylaştırdı.

    1999
    •1999 yıl sonu itibariyle iştirak sayısı 21'e ulaştı.
    •Osman TUNABOYLU, Genel Müdürlük görevine getirildi.
    •Dövize endeksli, spot ve gün içi kredi uygulamaları başlatıldı.
    •Üsküp Şubesi faaliyete geçti.
    •Turkish-Ziraat Bank Bosnia D.D., VISA ve EUROPAY lisansı alarak Ziraat Kart A.Ş. koordinatörlüğünde Bosna-Hersek'te ilk kez "VISA acquiring" ve "issuing" işlemlerine başladı.
    •Berlin ve Münih Temsilcilikleri şube olarak faaliyete geçti.
    •Ziraat Bankası'nın teşkilat ağı daha da genişledi.

    2000
    •25 Kasım 2000 tarihinde kabul edilen 4603 sayılı kanunla T.C. Ziraat Bankası, Anonim Şirket haline getirildi.

    2001
    •Kamu Bankalarının yeniden yapılandırılmaları kapsamında, Ziraat Bankası 2001 yılından başlayarak büyük bir değişim içine girdi.
    •Şubat 2001 Krizinin ardından Kamu Bankaları, Vural Akışık başkanlığında ortak bir yönetim kurulu tarafından yönetilmeye başlandı.
    •Ziraat Bankası Genel Müdürlüğüne Dr. Niyazi Erdoğan atandı.
    •Bankanın organizasyon yapısı, çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerine göre tamamen değiştirildi.
    •Operasyon ağırlıklı bankacılık anlayışına, pazarlama nosyonu eklendi.
    •Emlak Bankası, Ziraat Bankası ile birleştirilerek kapatıldı.
    •37 adet merkez şube seçilerek, merkezi yönetimin bazı yetkileri bu şubelere devredildi.
    •Banka çalışanları Özel Hukuk Hükümlerine göre çalıştırılmaya başlandı.

    2002
    •Kamu Bankaları Ortak Yönetim Kurulu başkanlığına Safa Ocak atandı.
    •Krizden sonra ilk krediler verilmeye başlandı.

    2003
    •Kamu Bankaları Ortak Yönetim Kurulu başkanlığına M. Zeki Sayın atandı.
    •Ziraat Bankası Genel Müdürlüğüne Can Akın Çağlar atandı.

    2005
    •Misyonunu başarı ile tamamlamasının ardından, Kamu Bankaları Ortak Yönetimi uygulaması sona erdi.
    •Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığı'na Prof. Dr. İlhan Uludağ atandı.
    2008
    •Ziraat Bankası 145. yılına girdi.
    •Bankamız Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İlhan Uludağ'ı kaybettik.
    2009
    •Ziraat Bankası, Yunanistan'da Atina ve Gümücine şubelerini açtı.
    •Müşterilerin işlemlerini, uzman personelimiz ile karşılıklı olarak anında, sesli ve görüntülü olarak yapabilecekleri Görüntülü İşlem Merkezleri faaliyete geçti.
    •Ziraat'ten Yüzyılın Karı: Ziraat Bankası, net 3.55 milyar TL karla, bugüne kadar bir Türk Şirketi'nin elde ettiği en yüksek kar rakamını açıkladı.
    2010
    •Ziraat Bankası, Türkiye Kupası'nın isim hakkını satın aldı.
    •Bankamız Yönetim Kurulu Başkanlığı'na Muharrem KARSLI atandı.

    ALINTIDIR...
#21.03.2011 19:27 0 0 0