1. SİGARA
1.1 SİGARADA BAĞIMLILIK
Sigaradaki nikotin, ciddi bağımlılık yapan bir maddedir. İnsanları genellikle yetişme çağında
kendisine esir etmektedir. İnsanlar sigaraya genç yaşlarda başlar ancak yaşlandıkça onu
bırakmak zorlaşır. Ergenlik döneminde sigaraya başlayan çocuklar, hayatları boyunca sigara
bağımlısı olma riski taşırlar.
1.2 SİGARA VE GENÇLİK
Yetişkinlerde sigara kullanımı kalp hastalıkları ve felce yol açmaktadır ama bu durum
gençlerde de zaman zaman görülmektedir. Sigara, enerjisinin ve sağlığının zirvesinde olan
bir genç insanın fiziksel kondisyonunu giderek düşürecektir. Spor yapan bir genç, nefes
nefese kalıp, giderek hareketsizleşecektir.
1.3 SİGARA BAĞIMLILIĞI
Sigara içenler kendilerinin sigarasız düşünemezler, bu onlar için vazgeçilmezdir,
içmediklerinde elleri boş kalır. Pek çoğu bu korkunç maddeyi "en iyi arkadaşım" diye
adlandırır, üstelik bu en iyi arkadaşın kendini yavaş yavaş öldürdüğünü bile bile. Ama gene
de sigara içme sebebi ona karşı olan "sevgidir". Sigara içmenin yaygın sebeplerinden biri de
arkadaşlardır. Eğer arkadaş grubunuzdaki herkes içiyorsa ve siz içmiyorsanız, onlar
tarafından büyük ihtimalle tuhaf karşılanırsınız.
1.4 SİGARAYLA MÜCADELE YASASI
Madde 1 : Bu Kanunun amacı, kişileri tütün ve tütün mamüllerinin zararlarından
bunların alışkanlıklarını özendirici reklam, tanıtım ve teşvik kampanyalarından
koruyucu tertip ve tedbirler almaktır.
Madde 2: Hastane gibi mahallerde tütün ve tütün mamüllerinin içilebilmesi için ayrı
yerler tahsis edilir. Tahsis edilen yerden sigara içilmeyen mahallere de duman gidişini
engelleyecek havalandırma, tecrit etme gibi tedbirler alınır.
Madde 3 : Tütün ve tütün mamüllerinin isim, marka veya alametler kullanılarak her
ne suretle olursa olsun reklam ve tanıtımının yapılması veya bunların kullanılmasını
teşvik ve özendirici kampanyalar düzenlenmesi yasaktır. On sekiz yaşından
küçüklere tütün ve tütün mamülleri satışı yapılamaz.
Madde 4 : Türkiye'de üretilen veya ithal edilen tütün ve tütün mamüllerinin üzerinde
açıkça görülebilir ve rahatça okunabilir şekilde "Sağlığa Zararlıdır" ibaresi konulur.
Madde 5: Bu kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 4 üncü maddenin ikinci
fıkrasına göre aykırı hareket edenlere on milyon ile beş yüz milyon liraya ( on YTL ile
beş yüz YTL ) kadar para cezası verilir. Tekrarı halinde bu cezanın yukarı haddine
hükmolunur.
ÖZEL EGE LİSESİ
5
1.5 PASİF İÇİCİLİK
Sigara dumanının zararları saymakla bitmez ve sadece sigara içenler için değil içmeyenler
için de çok zararlıdır. Sigara, puro ya da pipo içen bir kişinin yanında duran kişi hem yanan
tütünün hem de sigara içen kişinin dışarı verdiği dumanı solur ve oldukça büyük bir zarar
görür.
1.6 SİGARANIN İÇİNDEKİ ZEHİRLİ MADDELER
Polonyum - 210 (kanserojen) Hidrojen Siyanür (gaz odaları zehiri )
Katran(asfalt). Arsenik ( fare zehiri )
Radon ( radyasyon ) Amonyak ( tuvalet temizleyicisi )
Metanol ( füze yakıtı ) Karbon ( eksoz Monoksit gazı )
Toluen ( tiner ) Naftalin ( güve kovucu )
Kadmiyum ( akü metali ) Nikotin ve 3.885 toksit madde.
Bütan ( tüp gaz )
DDT ( böcek öldürücü )
Hidrojen Siyanür ( gaz odaları zehiri )
Aseton ( oje sökücü )
2. ALKOL
2.1 ALKOLİZM NEDİR?
Alkolizm çoğunlukla genetik yoldan geçen, biyokimyasal bir bozukluktur. İleri dönemlerde
hastalık, vücudun tüm sistemlerine en çok da kardiovaskular sisteme, sinir sistemine ve
karaciğere zarar verir. Ne yazık ki, bölgelerdeki tahribat ölümcül sonuçlar doğurur.
2.2 ALKOLİZMİN TANIMI VE SEBEPLERİ
Alkolizm, bir kişinin devamlı ve kendisine zarar verecek ölçülerde alkollü içecek almasıyla
oluşur. Alkol, fiziksel ve psikolojik zararlarının yanısıra sosyal ve ekonomik açıdan da
felaketler doğurur. Her alkol kullanımından sonra kişi kontrolünü kaybeder. Alkolizm hastası,
fiziksel ya da psikolojik sıkıntısını gidermek için alkol tüketir ve sonunda alkollü içecek
tüketimi hastanın fiziksel, zihinsel, sosyal ve ekonomik hayatını engelleyecek boyutlara
ulaşır. Bir alkolik içmeye başlar, çünkü kendini tutamaz. Alkoliklerin çoğunluğu içtiği zaman
kontrolünü kaybeder, ancak tüm hastalıklarda olduğu gibi istisnalar vardır. Bazen bir alkolik,
içmeden durabilir, kendi kendine ve çevresine bağımlı olmadığını ispatlamaya çalışır. Bazen
daha kontrollü içebilir. Alkolizmin bir başka tanımı da, kişinin iç dünyasıyla ya da çevresiyle
ilgili zor durumlardan kurtulmak için edindiği alkol içme bağımlılığıdır.
2.3 ALKOLİZMİN FİZİKSEL ZARARLARI
a- Alkolizmin Sinir Sistemine Etkileri
Aşırı alkol kullananlarda, vücut vitaminsiz kalacak ve özellikle B vitaminin eksikliğinden
kaynaklanan hastalıklar başlayacaktır. Alkol tüm zihin fonksiyonlarına zarar verecektir.
Yapılan tüm beyin hücreleri araştırmaları, alkoliklerin beyin hücrelerinin, normale oranla çok
daha hızlı bir şekilde yok olduğunu, hatta "hücre deposunun" zamanla tamamen boşaldığını
ÖZEL EGE LİSESİ
6
ortaya koymuştur. Bu durumda ne yazık ki, hastanın hemen hemen tüm zihinsel faaliyetleri
durmaktadır
b- Alkolizmin Kardiovaskular Sisteme Zararları
Çoğunlukla, alkolizm, lipid seviyesinin aşırı yükselmesiyle oluşacak damar tıkanıklığı, kalp
krizi ve erken ölümle sonuçlanır.
c-Alkolizmin Gastrointestinal Sisteme Etkileri
Alkolizm sonucu, çok ileri düzeyde ülser ölümcül pankreas problemleri konusu geçince en
çok dikkat edilmesi gereken organ karaciğerdir.
2.4 ALKOLİZM SONUÇLARI
a- Sosyal Sonuçlar
b- Tıbbi Sonuçlar
c- Alkol Yoksunluğu Belirtileri
d- Deliryum Tremens
e- En Sık görülen Psikiyatrik Bozukluklar
a- SOSYAL SONUÇLAR
Buna bağlı olarak, ailesiyle ve yakın çevresiyle ilişkileri bozulacaktır. Ne yazık ki, alkoliklerin
evlilikleri genellikle boşanmayla sonuçlanır. Kontrol kaybına bağlı olarak, alkolikler çok fazla
kaza yaparlar. Başlarına ev, iş ya da trafik kazası gelme ihtimali çok yüksektir. Gene, kontrol
kaybına bağlı olarak, alkolikler suç işleme eğilimi gösterirler ve karıştıkları kavga ya da
benzer durumlar yüzünden adli problemlerle karşılaşabilirler.
b- TIBBİ SONUÇLAR
Karaciğerin harap olması,
Kardiyomiyopati (kalp büyümesi),
Anemi (kansızlık),
Yüksek tansiyon,
Trombositopeni (pıhtılaşma sağlayan hücrelerde azalma),
Kas yıkımı
Kanser
Teratojenite (anne karnındaki bebekte anormallikler),
Pankreas iltihabı
Zatürre
c- DELİRYUM TREMENS
Uzun süre fazla miktarda alkol alan kişilerde alkolü kestikten 2-3 gün sonra ortaya çıkabilen,
ölüm riski taşıyan bir tablodur. Bilinç ve konsantrasyon bozukluğu, görsel halüsinasyonlar
(gerçekte var olmayan şeylerin görülmesi), bulunduğu zamanı ve yeri karıştırma ile kendini
belli eder, hızlı başlayıp dalgalı bir seyir gösterir.
d- ALKOL YOKSUNLUĞU BELİRTİLERİ
Otonomik hiperaktivite (terleme, nabız 100'ün üstünde)
Titreme
Uykusuzluk
Bulantı ve kusma
Geçici halüsinasyon ve illüzyonlar (alkolü bıraktıktan sonraki 1-2 gün içinde görülür)
Psikomotor ajitasyon
ÖZEL EGE LİSESİ
7
Anksiyete
Grand mal konvülzyonlar (epileptik nöbetler-alkolü bıraktıktan sonra 2 gün içinde görülür)
e- EN SIK GÖRÜLEN PSİKİYATRİK BOZUKLUKLAR
Majör depresyon: Alkol bağımlılarının %30-50'sinde görülür
Anksiyete bozuklukları: Alkol bağımlılarının %30'unda görülür. Erkeklerde sosyal fobi,
kadınlarda agorafobi sıklıkla ortaya çıkar.
Diğer madde bağımlılıkları: Başta sigara olmak üzere esrar ve diğer uyuşturucu
maddeler.
Kişilik Bozuklukları: Antisosyal ve sınırda kişilik bozuklukları
2.5 ALKOLİZM TEDAVİSİ
Alkolizm tedavisi yoksunluk belirtileri kalktıktan sonra başlar.Hedef ayıklıktır.Eşlik eden
psikiyatrik bozuklukların ayırıcı tanısı ve tedavisi için de bu önemlidir.
Ekip tedavisi gerekir .
Tedaviden sonra uzun süreli izleme gereklidir. Kişi uzun süre hastanede kalsa bile daha
sonra izlenmezse alkole dönmesi kolaydır. Düzenli aralıklarla görüşmelere ya da kendine
yardım gruplarına katılmalıdır.
Tekrarlamalar İlk 6 ayda sıklıkla görülür.
Bilgisizlik : Tehlikeden habersiz ve bu sebeple konuyu hafife almak.
Özenti: Özenti sergilemede en önemli payın medyaya ait olduğu rahatlıkla söylenebilir.
Merak: Denerim, bırakırım düşüncesi. Fakat bir veya iki deneme genci belki de dönüşü
olmayan yola sokmaya yeterli gelmektedir.
Moda: Bilindiği gibi hastalıklarda insandan insana kolaylıkla geçe bilir. Gençlerde tehlike
sevgisi, kendini aşma, ispatlama içgüdüsü veya gayreti. Genetik yapının maddeye
yatkınlığı.Gençlerdeki manevi boşluk , inanç zaafı. Aile ve toplumdan kaynaklanan
güvensizlik duygusu. Gelecek karşısındaki kaygılar strese, sıkıntıya ve yalnızlığa itiyor. Aile
yapısındaki bozukluklar, geçimsizlikler. Ahlaki manevi zaaflar. Yine ailelerdeki ekonomik
bozukluklar çoklukla normaliteyi bozar. Bilhassa yokluktakini bunalıma ve intihara,
varlıktakini şımarıklığa, taşkınlığa, tahribe yöneltir. Eğitimdeki zafiyet, yetersizlik ve
yanlışlıklar.
Beyin ve Merkezi Sinir sisteminde: Sigaradan itibaren bütün uyuşturucuların en büyük
zararı ve tahribatı beyin ve merkezi sinir sistemi üzerindedir. Beyin ve akıl sağlığının en
büyük düşmanı uyuşturuculardır. Bağımlılarda beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve
arızalarıdır. Delilik, erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felçler hezeyan (sayıklama,
saçmalama, akıl dışı davranışlar ) halüsinasyon lar, zeka ve hafıza kayıpları.
Sindirim Sisteminde: Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak
spazmları, kanama ve yaraları, gastrit, ülser vs.
ÖZEL EGE LİSESİ
8
Karaciğer ve Böbreklerde: Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır görev bu
organlara düşmekte olup, karaciğer ve böbreklerde büyük arıza ve tıkanmalara, karaciğerde
yetersizlik, yağlanma, sertleşme(siroz)ye neden olmaktadır. Böbreklerde büyük tahribat,
albümin, kan ve idrar çoğalması, tıkanmalar, ağır böbrek hastalıklarıdır.
Gözlerde: Işık ve mesafede uyumsuzluk, şaşılık gece körlüğü, göz bebeği büyümesi,
küçülmesi, göz adale felci bilinen sonuçlardır.
Solunum Sisteminde: nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları,
solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır.
Kan organlarında: Kan, insan hayatının en önemli organı olup, uyuşturuculardan büyük
zararlar görür. Kansızlık, kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri,
kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır.
Zehirlenme: Uyuşturucuların başta gelen olumsuzluğu zehirlenmeler ve bu yolla gelen
ölümlerdir. İlk defa olursa HAD, devam ederse "Müzmin Zehirlenme" adını alır.
3. UYUŞTURUCU
3.1 UYUŞTURUCU KULANIMININ NEDENLERİ
Bilgisizlik: Tehlikeden habersiz ve bu sebeple konuyu hafife almak.
Özenti: Özenti sergilemede en önemli payın medyaya ait olduğu rahatlıkla söylenebilir.
Bira-bahane: Diskotek ve diğer kafa bulma-eğlenme yerleri. Bunlar beyaz ölüm
değirmeninin çarkları ve tuzaklarıdır. Giren büyük ihtimalle öğütülür. Gurup baskıları: kötü
arkadaş.
Merak: Denerim, bırakırım kafası. Fakat bir veya iki deneme genci belki de dönüşü olmayan
yola sokmaya yeterli gelmektedir.
Moda: Çevreye uyma havası... Bozuk çevre ve hasta toplum. Bilindiği gibi hastalıklarda
insandan insana kolaylıkla geçe bilir. Gençlerde tehlike sevgisi , cinsel bozukluklar , kendini
aşma , ispatlama içgüdüsü veya gayreti. Genetik yapının maddeye yatkınlığı. Gençlerdeki
manevi boşluk, inanç zaafı. Bozuk aile ve hasta toplumdan kaynaklanan güvensizlik
duygusu. Gelecek karşısındaki kaygılar strese, sıkıntıya ve yalnızlığa itiyor. Aile
yapısındaki bozukluklar, geçimsizlikler. Ahlaki manevi zaaflar. Yine ailelerdeki ekonomik
bozukluklar çoklukla normaliteyi bozar.
Bilhassa yokluktakini bunalıma ve intihara , varlıktakini şımarıklığa , taşkınlığa , tahribe
yöneltir. Eğitimdeki zafiyet, yetersizlik ve yanlışlıklar. Maddeci felsefeye dayalı eğitimler
insanları bencilliğe (egoizme) , şahsi çıkarcılığa iten temeldeki sebeplerdir.
3.2 UYUŞTURUCUNUN ETKİLERİ
Beyin ve Merkezi Sinir sisteminde: Sigaradan itibaren bütün uyuşturucuların en büyük
zararı ve tahribatı beyin ve merkezi sinir sistemi üzerindedir.
Bu sebeple beynin mazrufu olan aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi dengeden, normal
ÖZEL EGE LİSESİ
9
Yaşam ve davranışlardan uzaklaşırlar. Beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanı
uyuşturuculardır. Beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanı uyuşturuculardır. Bağımlılarda
beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Delilik, erken bunama, şuur kaybı,
uykusuzluk, felçler hezeyan (sayıklama, saçmalama, akıl dışı davranışlar ) halüsinasyon
(vehim, hayal görme, işitme vs. ) lar, zeka ve hafıza kayıpları.En kısa ifade ile: Akıl
hastalıkları, zihni ve ruhi karmaşa ve kaoslar .
Sindirim Sisteminde: Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak
spazmları, kanama ve yaraları, gastrit, ülser vs.
Karaciğer ve Böbreklerde: Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır
görev bu organlara düşmekte olup, karaciğer ve böbreklerde büyük arıza ve
tıkanmalara, karaciğerde yetersizlik, yağlanma, sertleşme (siroz)...
Böbreklerde büyük tahribat, albümin, kan ve idrar çoğalması, tıkanmalar, ağır
böbrek hastalıkları.
Gözlerde: Işık ve mesafede uyumsuzluk, şaşılık gece körlüğü, göz bebeği büyümesi,
küçülmesi, göz adale felci bilinen sonuçlar ve tezahürlerdir.
Solunum Sisteminde: nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları,
solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır.
Kan organlarında: Kan ,insan hayatının en önemli organı olup, uyuşturuculardan büyük
zararlar görür. Kansızlık ,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri,
kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır.
Zehirlenme: Uyuşturucuların başta gelen olumsuzluğu zehirlenmeler ve bu yolla gelen
ölümlerdir. İlk defa olursa HAD, tekerrür ederse "Müzmin Zehirlenme" adını alır.
3.3 UYUŞTURUCU KULLANIMININ BOYUTLARI
Ülkemizde, uyuşturucu kullanımının boyutlarını ortaya koyan geniş kapsamlı bir araştırma
henüz yapılmamıştır. Bu nedenle ülkemizdeki kullanıcı sayısı tam olarak bilinmemektedir.
Ancak uyuşturucu madde kullanımı suçundan dolayı haklarında işlem yapılanların sayısı,
ülkemizdeki uyuşturucu kullanımının boyutu hakkında genel bir görüş vermektedir.
ÖZEL EGE LİSESİ
10
3.4 UYUŞTURUCU KULLANIM ANKETİ
a-Yaş Grubu
2000 YILI
b- Başlama Yaşı
Başlama yaşı bakımından 2000 yılı sonuçları incelendiğinde 1998-1999 yıllarına göre16-30
yaş grubunda büyük bir artış gözlenmektedir. Özellikle bir gruba ait olabilme, kendini
kanıtlama isteği, yenilik arayışları ve büyüklere karşı gelme gibi duyguların yoğun olarak
yaşandığı bu dönemde, uyuşturucu maddelere başlanmaktadır. Bu durum, dikkate
alınmalıdır.
c- Eğitim Düzeyi
Uyuşturucu kullananların eğitim seviyelerinin genellikle düşük olduğu söylenebilir. Çünkü
sanıkların sadece %4,6'sı yüksek öğrenim görmüş, %15,6'sı ise okula hiç gitmemiştir.
YAŞ
GRUBU
Kadın Erkek Toplam Oranı(%)
16 Yaşından
Küçük
- 4 4 03
16-30 27 849 876 41.8
31-45 16 788 804 38.4
46-65 6 392 398 19
65'ten büyük 1 9 10 0.5
T O P L A M 50 2042 2092 100
1 9 9 9 2 0 0 0
YAŞ GRUBU SAYISI ORANI
(%) SAYISI ORANI (%)
16 Yaşından
Küçük 119 7,3 146 8.5
16-30 1004 61,5 1337 77.9
31-45 215 13,2 197 11.4
46-65 40 2,4 33 1.9
65'ten büyük 255 15,6 3 0.3
T O P L A M 1633 100 1716 100
ÖZEL EGE LİSESİ
11
d- Başlama Nedeni
Uyuşturucuya başlama nedenlerinin başında merak ve arkadaşlık gelmektedir. Gençler,
genellikle bulundukları arkadaş çevreleri içinde veya bu maddeler ile ilgili olarak
çevrelerinden kaynaklanan merak ile uyuşturucu kullanmaya başladılar. Sorunları nedeni ile
başladıklarını söyleyenlerin oranı çok düşüktür.
e- İş Durumu
Madde kullananlar arasında düzenli bir işi olmayanlar ve işsiz olanlar çoğunluktadır. Bu
durum da düzensiz çalışmanın risk etmeni olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
f- Aile Durumu
Uyuşturucu madde kullananların çoğunun bir ailesinin olması ve ailesiyle birlikte yaşıyor
olması, sadece kimsesiz ve yalnız olanların uyuşturucuya başlayacağı tezini çürütmektedir.
Bununla birlikte bir ailesi olup da gerçek anlamda yalnız olanların uyuşturucuya
başlayabileceği gerçeği inkâr edilemez. Kişiler sorumlulukları altında bulunanlara gerekli ilgiyi
mutlaka göstermelidir. Özellikle çocuklarının her zamanki hareketlerinde meydana
gelebilecek değişiklikleri dikkatle izlemeli ve çok geç olmadan sorunun önüne geçmelidirler.
Unutulmamalıdır ki, doğru yaklaşımlar doğru ve istenilen sonuçları, ilgisizlik ve yanlış
yaklaşımlar ise problemleri doğurur.
g- Tedavi İsteği
Anketteki en ilginç sonuçlardan birisi de, bağımlının tedaviyi istememesidir. Tedavi
isteyenlerin oranı gittikçe yükselse de bu durumun tedavi kurumlarınca da çok iyi
değerlendirilmesi gerekmektedir.
Amatem-Alkol-Madde
BAŞLAMA 1 9 9 8 1 9 9 9 2 0 0 0
NEDENİ SAYISI ORANI
(%) SAYISI ORANI
(%) SAYISI ORANI
(%)
Merak 735 46.7 594 37.5 847 42.8
Arkadaşlık 552 35.0 709 44.7 788 39.8
Eğlence 44 2.8 58 3.6 69 3.4
Sorunlar 244 16.5 225 14.2 273 14
TOPLAM 1575 100.0 1586 100 1977 100
TEDAVİ 1 9 9 9 2 0 0 0
İSTEĞİ Sayısı Oranı
(%) Sayısı Oranı
(%)
Var 285 17.8 361 17.3
Yok 1312 82.2 1724 82.7
TOPLAM 1597 100 2085 100
ÖZEL EGE LİSESİ
12
Bağımlılığı Araştırma, Tedavi ve Eğitim Merkezi
1983 yılından itibaren alkol ve madde bağımlılarına yönelik tedavi hizmeti veren bu konuda
araştırmalar yapan bir merkez olan AMATEM, Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları
Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin içinde ayrı binada bulunan bir servisidir ve AMATEM'e
sadece alkol veya madde kullanım sorunları olanlar kabul edilmektedir.
3.4 NASIL TEDAVİ UYGULANIR?
AMATEM'de yatarak veya ayaktan tedavi olunabilir. Tedavinin ilk aşamasında alkol veya
madde kullanımının kesilmesine bağlı olan yoksunluk bulguları tedavi edilmektedir. Bu
aşamada ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Daha sonra ise alkol veya maddeye tekrar
başlamamaya yönelik psikoterapi programları bulunmaktadır. Bu psikoterapi programları
hastanede yatarak 14 gün veya 28 gün sürmektedir. Ayrıca ayaktan da devam edilen
psikoterapi programı bulunmaktadır. Genel olarak bilişsel-davranışçı terapi, psikodrama ve
etkileşim grupları şeklinde sürdürülen psikoterapi seanslarına ek olarak bilinçlendirme amaçlı
toplantılar yapılmakta, ayrıca hastaların yakınlarına yönelik aile toplantıları da
düzenlenmektedir. Hastaların hastaneden çıktıktan sonra da ayaktan tedaviye devam
etmeleri önerilmektedir. Yatarak tedavi sırasında, tedavi ortamı oluşturmak için bazı kurallar
uygulanmaktadır. Sabah yürüyüşleri, günaydın toplantıları, sosyal aktiviteler, bireysel
görüşmeler, gevşeme egzersizleri tedavi programı içinde önemli yer tutmaktadır. Psikoterapi
programları süresince de gerekirse ilaç tedavilerine devam edilmektedir.
3.5 TEDAVİDE BAŞARI ORANI
Tedavinin başarısında en önemli faktörler, kişinin motivasyonu, sosyal desteği ve tedaviye
devam etmesidir. 1999 yılında AMATEM'de yatan alkol bağımlılarına yönelik bir psikoterapi
programına katılan 65 hasta üç ay süresince tıbbi olarak izlenmiş ve bu üç aylık izlem
sonucunda hastaların % 72,3'ünün alkol kullanmadığı, % 27,7'sinin ise tekrar alkol
kullanmaya başladığı saptanmıştır.
ÖZEL EGE LİSESİ
13
SONUÇ
Bu projede esrar, eroin, alkol, sigara, uyuşturucu gibi maddelerin sağlığımıza zararlı
olduğunu anlamış bulunmaktayız. Bu yüzden çevremizde böyle insanlar varsa uyarmalıyız.
Arkadaşlarımızı doğru seçmeliyiz ve böyle alışkanlıklar edinen arkadaşlarımızdan
uzaklaşmalıyız.
Uyuşturu hakkında devletimiz ve polislerimiz birçok çalışma yapmakta. Ancak hala
uyuşturucu kullanan pek çok insan vardır. Bu yüzden birçok kurum ve kuruluş vardır.
Bunlardan birisi Amatemdir.
ÖZEL EGE LİSESİ
14
KAYNAKÇA www.google.com/uyuşturucu www.google.com/eroin www.google.com/esrar www.google.com/sigara www.google.com/alkol www.google.com/amatem