Silahlara Veda - Ernest Hemingway

Son güncelleme: 26.11.2009 00:32
  • noimage


    "Dünya karanlıkta, öylesine gerçek dışı ve öylesine heyecanlıydı ki, yine geceleyin bu bilinmezliğe ve aldırmazlığa devam etmek gelirdi içinden; her şey yalnızca buydu: umursamamak"

    Değersiz gördüğü hayatın içerisinde, bir asker: "Teğmen Frederick Henry"nin aşkı keşfetme yarışını, aşk uğruna göze aldıklarını anlatır Silahlara Veda Bir bakıma, duygusuzluğunun karşısına dikilen taptaze bir aşk ile kendi içerisinde girdiği savaştır onun vedası Ancak, bilinçli bir amaç değildir bu. Bir anda çıkıp, tüm boşlukları dolduran aşk, elbette, Teğmen'in kafasını karıştırır; onu bulunduğu savaşın tam zıttında, içerisinde silah barındırmayan ancak daha kanlı başka bir savaşın içerisine bırakıverir.

    "Catherine Barkley'î sevmediğimi ve sevmeye niyetim olmadığını biliyordum. Bu bir oyundu. Nesine oynandığını kimse söylememişti ama bu benim için önemli değildi."

    Ancak bu oyun, Teğmen'in hayatını bir ikilemin içerisine sürükler. Çünkü Frederick, savaşa, kendi ülkesinin savaşı olmamasına rağmen büyük bir istekle katılmıştır. Ancak, Catherine'nın hayatına girişi, bir anlamda savaşın gereksizliğini vurur suratına Teğmen'in.

    Aşk onun var oluş amacını yeniden şekillendirmiş, geleceğine bir plan, bir duygu, bir istek koymuştur. Kitabın bu bölümlerinde, sık olmamakla birlikte duygu ifadeleri yer alır. Bu bölümler, Hemingway'in gazetecilik üslubundan kurtulduğu, bence kitabın en güzel bölümleridir. Teğmen'in ordudan kaçışı, ayrı düştüğü Catherine'yı tekrar bulma amacı ve birlikte ülkeyi terk etme amaçları aşk uğruna, "umursamaz" bir insanın dahi yapabileceklerini gösterir.

    Ancak, Teğmen Frederick Henry ve Catherine bu savaşı kazanamadan kaybedecektir. Ve bir anda, yıllarca uğraştığı, hayatını tehlikeye attığı "duygular" savaşı, hüzünsüz bir ağıtla, buzdan bir kalbe bırakacaktır kendini.

    Catherine'in son sözleri şu şekildedir: "Üzülme sevgilim: ben hiç korkmuyorum. Bu, pis bir oyun sadece"

    "Silahlara Veda" (A Farewell To Arms) Ernast Miller Hemingway'in adının dünyada tanınmasını sağlayan en önemli romanı olarak kabul edilebilir. İşin ilginç yanı, Hemingway bu romanı yazarken direkt olarak kendi yaşamını baz almıştır. Zira I.Dünya Savaşı'nda, savaşın anlamsızlığı ve zorlukları içerisinde doğan bir aşk öyküsü, direkt olarak Hemingway'in hayatını yansıtır. Hemingway, gözlerindeki rahatsızlıktan ötürü I.Dünya Savaşı'nda ordu mensubu olarak katılamamış olsa da, Kızılhaç mensubu ambulans şoförü olarak İtalya'ya gitmiş, bir askeri taşımaya çalışırken yaralanmış ve tedavisi sırasında kendisi ile ilgilenen bir hemşireye âşık olmuştur. Ve hatta, aynı kitaptaki gibi, bu yaralanmasından ötürü bir onur madalyası almaya da hak kazanmıştır.

    1929 yılında yayımlanan Silahlara Veda, büyüleyici isminin yansıttığı derecede sarsıcı bir roman ne yazık ki değil. Hemingway'in, oldukça yalın bir üslup kullanması ve duygusallığa asgari derecede yer vermesi kitabın gidişatında olması gereken sarsıcılığı sınırlamış. Elbette, benim beklentim olan duygu yoğunluğu, yoğun yargılama ve çözümlemelerin gazetecilik eğitimi almış bir büyük ustanın eserinde yakalamanın imkânsızlığını kitabı okumadan önce de biliyordum. Ancak, kitabın tüm başarısına, ününe rağmen; bunun yanlış bir kullanım olmayabileceğini hayal etmiştim, yanılmışım.

    Kitap: Silahlara Veda
    Yazar: Ernest Miller Hemingway
    Yayın: Karınca Kitabevi
    Çeviri: Haydar Ezik
#26.11.2009 00:32 0 0 0