Hamilelik Dönemi

Son güncelleme: 02.12.2009 01:46
  • Hamilelik Dönemi ~ Hamilelik ~ Anne olmak ~ Hangi Doğum Sağlıklı ~ Sağlıklı Doğum ~ Sezaryen ~ Normal doğum ~ Agrısız doğum ~ agrisiz dogum ~ normal dogum

    Hangi Doğum Sağlıklı ?
    Anne adaylarinin çogu sezaryeni seçiyor. Oysa normal dogum bebek ve anne için daha yararli. Üstelik sanildigi kadar zor da degil.

    Türkiye'de kadinlarin yüzde 80'i sezaryenle dogum yapiyor. ABD'de ise bu oran sadece yüzde 20. Doktorlar kadinlarin sezaryeni tercih etme nedeni olarak korkuyu gösteriyor. Saglik ve maliyet açisindan bakildiginda normal dogum sezaryene göre çok daha avantajli.

    Neden sezaryen?
    Sezaryene büyük bir ameliyat gibi bakilmasi gerektigi belirtilirken anne ve bebegin kosullarinin uygun olmasi halinde normal dogum yapilmasi öneriliyor. Bazi anne ve babalar çocugun burcunun istedikleri gibi olmasi için veya dogumu daha önceden belirledikleri özel bir güne denk getirmek için sezaryene basvurabiliyor. Bunlarin yani sira bazi fiziksel kosullar da dogumun sezaryen yöntemiyle olmasini zorunlu kiliyor. Normal dogumda basi asagiya dogru olmasi gereken bebek yan veya çapraz dönmüsse ya da bebegin agirligi dört kilodan fazlaysa sezaryen kaçinilmaz oluyor. Anne açisindan bakildiginda da sezaryenin gerekli oldugu durumlar bulunuyor. Örnegin bel fitigi kalp ve beyin rahatsizligi bulunan anne adaylari da sezaryen yöntemiyle dogurtuluyor. Bu tür durumlarda normal dogumda diretmek hem annenin hem de bebegin sagligini hatta hayatini bile tehlikeye atmak demek.


    Normal doğumun avantaji
    Sezaryenin hem annenin hem de bebegin anestezi almak oldugunun unutulmamasi gerektigini belirten Dr. Arzu Özgeneci normal yolla dogumun avantajlarini söyle siraladi:

    "Bebek annenin karnindayken su içinde yüzer pozisyondadir ve bu nedenle akcigerleri suyla dolmustur. Normal dogumda önce bebegin kafasi ardindan basinçla gögüs kafesi çikar. Bu sirada bebegin cigerlerindeki sivi bosalir ve aglamaya baslar. Aglamayla birlikte akcigerlere hava gider. Oysa sezaryende basinç olmadigi için bebek cigerlerindeki suyu atmadan doguyor. Sezaryenle dogan bebek normal yolla dogan bebege oranla üç gün boyunca daha hizli nefes alip veriyor ki cigerlerindeki siviyi atabilsin. Ayrica sezaryen yöntemiyle dogumda bebek anestezi aldigi için uyanmiyor emzirmeye daha geç baslaniyor. Oysa ki ideal olan bebegin dogduktan sonra ilk yarim saatte emzirilmesidir."

    Dr. Özgeneci gerekmedikçe sezaryenle dogum yapmanin annenin sagligini da olumsuz etkileyebilecek yönleri oldugunu söyle anlatti: "Dogumdan sonra agri oldugu için anne hayata geç baslayabiliyor. Normal dogum yapan anne ve bebegi yaklasik 24 saat sonra taburcu edebilirken sezaryende bu süre 72 saattir. 'Bebegin sariligi var mi solunumu iyi mi annede bir sorun görülüyor mu?' Bütün bu risklerin düsünülmesi gerekiyor. Sezaryenle dogum yapan annelerin uzun süre agir islerden kaçinmasi gerekiyor. Çünkü dikis yerlerinde agrilar da oluyor. Sezaryenle dogum yapan anneler normal dogum yapanlara göre de daha geç kilo veriyor."

    Agrısız doğum
    Anne olmak isteyen çogu kadinin adeta kâbusu olan normal dogum sancilari için ise artik çözüm var. 'Epidural anestezi' adi verilen ve siklikla normal dogumda kullanilan bu yöntemle omurilikten çikan sinirlerin omuriligi çevreleyen zardan çiktiktan sonra vücuda dagildigi nokta uyusturuluyor. Böylece bel ve belin alt kismi uyusturuluyor ve agri hissedilmiyor. Bölgesel bir anestezi olan bu yöntem sayesinde dogum yapan kadin etrafinda olup bitenleri özellikle bebegin dogumunu görme sansina sahip oluyor. Tam agri kontrolü saglanabilen 'epidural anestezi'de dogum sonrasi 1-2 gün agri hissedilmiyor ve hareket edilebiliyor.

    Metropolitan Florance Nightingale Hastanesi çocuk sagligi ve hastaliklari uzmani Meral Saraçel ise dogum öncesi hangi yöntemle çocuk dogurulacagina karar verilmesi kadar annenin dogum yapacagi yerin seçimine özen göstermesi gerektigini hatirlatarak annelere su ipuçlarini verdi:

    'Bavulunuz hazir olsun'
    "Anne mutlaka dogum yapacagi yeri önceden görmeli ve bu konuda bilgilenmeli. Hangi hastanede dogum yapacagina karar vermeli anne. Bebek odasini görsün. Çünkü dogdugu an bebegini teslim ediyor. Dogum yapacagi hastaneyi seçerken anne sütünü destekliyorlar mi dogar dogmaz bebegi getiriyorlar mi yoksa mama mi kullaniyorlar bunlari ögrenmeli. Çogu anne kadin dogumculari taniyor ama çocuk doktorunu bilmiyor. Dogumdan önce mutlaka çocuk doktorunu görmeli konusmali ve güven saglanmali. Emzirmeyle ilgili kendini hazirlasin. Meme ucu içeri çökükse masaj yaparak disa dogru çekerek hazirlansin. Anne her zaman dogum yapabilirmis gibi hazirlikli olsun. 7'nci aydan itibaren bavulu hazir olsun."



    Gebelik süresi boyunca vücutta çeşitli değişiklikler olması nedeniyle anne adayları zaman zaman sorunlarla karşılaşabiliyor Gebeliğin çeşitli dönemlerinde dikkat edilmesi gerekenler ise farklılık gösteriyor

    9 aylık gebelik süresince vücudun gebeliğe adaptasyonu ile birlikte aydan aya değişen sıkıntılar ve beraberinde güzellikler yaşanıyor VKV Amerikan Hastanesi'nden Dr Kayhan Yakın gebeliği üç döneme ayırarak dikkat edilmesi gerekenleri şöyle anlatıyor

    İLK 3 AY
    Gebeliğin başlangıcına embriyonun rahim duvarına tutunmasından itibaren salgıladığı beta-hCG hormonu ve vücutta yarattığı etkiler damgasını vurmaktadır Bu hormonun etkisi ile önce halsizlik yorgunluk çabuk yorulma uykuya meyil göğüslerde hassasiyet hafif bulantı ve karında şişkinlik hissi gibi genel değişiklikler ortaya çıkar Gıdalarla tüm vitaminlerin yeterince alınabilirken folik asit ihtiyacı tam olarak karşılanamamaktadır Bu nedenle dikkat edilmesi gereken nokta folik asit vitamininin eksik edilmemesidir Aslında folik asit takviyesine gebelikten yaklaşık 3 ay önce başlayarak bebekte gözlenebilecek sinir sistemi anomalilerin önüne geçilebilmektedirEğer erken başlanmadı ise folik asit desteği için en ideal olanı içerisinde 800 - 1000 mg folik asit barındıran bir multivitamin kullanmaktır

    Gıdalar seçilirken süt ürünlerine mutlaka ağırlık verilmeli hergün mutlaka süt yoğurt ya da peynir tüketilmeli ve pastorize olmasına dikkat edilmelidir Çiğ et barındıran gıdalar tüketilmemeli hijyenik açıdan riskli gıdalardan uzak durulmalıdır Gebeliğin tüm dönemleri için geçerli uyarı gebelikte sıvı ihtiyacının fazla olmasından dolayı bol sıvı alımının ihmal edilmemesidir Su ve doğal meyve suları gibi sıvıların bol tüketimi oldukça faydalıdır

    Gebeliğin erken döneminde özellikle 6-12 haftalar arasında sabahları bulantı ve kusma yaşanabilir Kahve yağlı ve aşırı baharatlı yiyecekler sigara kokusu parfüm gibi bazı kokular bu şikayetleri artırır Çoğul gebeliklerde daha da sıkça görülen bu şikayetler bazen gebeliğin ilk habercisi olabilir Üç gün süre ile hergün üç kezden fazla kusma ya da sürekli kusma olması yeterli besin almanızı engelleyerek kilo kaybına ve bebeğin de beslenmesinin bozulmasına neden olur Böyle bir durumda hastanede kısa süreli bir misafirlik ile serum mineral ve vitamin desteği gerekebilir

    Gebelik süresince damarların genişlemesine bağlı olarak kan basıncının da düşmesiyle yorgunluk baş ağrısı bulantı ve hatta bayılmalar olabilir Kalp atışlarındaki hızlanma daha fazla kanın daha hızlı şekilde damarlarda dolaşmasına neden olur; böylece bebeğin oksijen ihtiyacı karşılanır ve vücut ısısı da artar Bazen yaşanan burun tıkanıklığı veya burun kanaması ile dişleri fırçalanırken diş etlerinde kanama olması da bu nedenledir Bu dönemde hipotansiyon yönünden dikkatli olmak gerekir Oturulan yerden veya yataktan hızlıca kalkmak ve gün içerisindeki çok yoğun aktivite efor hipotansiyonu şiddetlendirebilir başdönmesi ile bayılma görülebilir Bu açıdan hareketleri biraz yavaşlatmak gebelik öncesi hızlı hareket alışkanlıklarını sınırlandırmak ve başdönmesi hissedildiğinde en kısa sürede istirahat oldukça önemlidir

    Düşük riski özellikle ilk 10 hafta içerisinde daha yüksektir Bu dönemde gözlenecek bir kanama halinde hemen istirahata geçerek doktorunuza haber vermeniz gerekir Kahverengi leke tarzı kanamalar sık görülür Asıl korktuğumuz açık kırmızı renkli kanamadır Doktor kontrolünü takiben mutlak istirahat gerektirir

    İlk 3 ay içerisinde bebeğin tüm organlarının gelişmesinden dolayı özellikle bu dönemde kullanılan tüm ilaçların doktorun kontrolünde olması gerekir Gerekmedikçe çok sayıda vitamin kullanımından gereksiz antibiotik veya ağrı kesici kullanımından kaçınılmalıdır Düşük riski halinde bazı gebelerde faydalı olabileceği düşünülerek kullanılan progesteron içeren hap ve iğnelerin de tüm gebeliklerde "aman düşük olmasın" zihniyetiyle kullanımından kaçınılmalıdır

    Bu dönemin son haftasında (12-13 haftalar) bebeğin ilk anomali taraması yapılacaktır Ultrasonografide bebeğin ense bölgesinin burun kemiğinin ve genel ölçümlerinin değerlendirilmesi ile kanda yapılacak bazı hormon ölçümleri sayesinde bebeğin anomali taşıma riski belirlenir Doktorunuza önemli ipuçları vermesi açısından bu inceleme kesinlikle atlanmamalıdır.
#02.12.2009 01:26 0 0 0
  • Dogum Korkusunu Yenin !

    Bebeğinizi kucağınıza alacağınız gün yaklaştıkça korku ve panik başladıysa; uzmanların aşağıdaki önerilerini uygulayarak doğum fobisini yenebilirsiniz...

    • Sağlıklı bilgi edinin: Doktorunuzla konuşun ve kafanızdaki soruları paylaşın.

    • Fiziksel ve duygusal endişelerinizi birbirinden ayırt edin: Fiziksel sonuçlardan duyduğunuz endişeler; doğru ve güvenilir bilgi kaynaklarıyla normal düzeye çekilebilir. Ancak derinde yatan duygusal nedenlerden kaynaklanan doğum korkusu doğuma dair doğru bilgilenmeyle giderilemeyebilir; psikolog yardımı gerekebilir.

    • Doğum sonrasındaki hayatınızı planlamaya çalışın: Nerede doğum yapacağınız doğuma girecek doktor doğum esnasında sizinle birlikte olacak yakınlarınız eve döndükten sonra size destek olacak kişiler ve çalışıyorsanız işyerinizle ilişkiler gibi konuları doğumdan önce planlayın.

    • Kendinize zaman ayırın: Doğum öncesindeki aylarda rahatlamak için kendinize ve sizi rahatlatan aktivitelere vakit ayırmaya çalışın. Bu aktiviteler stresinizi azaltmanıza yardımcı olur.

    • Yardım alın: Doğum korkusu günlük yaşamınızı olumsuz etkilemeye başlarsa ve bunlarla tek başınıza baş edemediğinizi hissederseniz profesyonel yardım alın.
#02.12.2009 01:27 0 0 0
  • Hamilelik Belirtileri
    Hamileliğin en bilinen belirtisi periyodun kaçırılmasıdır; fakat bunun dışında sizin hamile olduğunuzu anlamanıza yarayacak başka belirtiler vardır.


    Orada içerde bir bebek mi var?
    Çoğu kadın periyodu gecikene kadar hamile olduğundan şüphelenmez. Fakat bakmanız gereken başka belirtilerde vardır;
    • Mide bulantısı hissi
    • Kimi zaman metalik olarak adlandırılabilecek şekilde ağızda oluşan değişik tat hissi
    • Göğüs ucundaki şişkinliğin daha belirgin hale gelmesi
    • Karın ağrısı
    • Yorgunluk
    • Kahve ve yağlı yiyecekler gibi belli başlı şeylerden uzaklaşma
    • Vajinal akıntılarda artış
    Bazı kadınlarda çok az miktarda kanama görülebilir. Bu olay kadın tarafından sanki periyodu gecikmemiş gibi algılanabilir. Hâlbuki bu yanıltıcıdır.


    Test Etmek
    Şimdi ise gerçekten bebek sahibi olup olmadığınızı öğrenme zamanı.
    Hamilelik testlerini; gebe kaldığınızı düşündüğünüz zamandan 2-3 hafta sonra ya da periyodunuzu kaçırdığınızı fark ettiğiniz ilk gün yapabilirsiniz.
    Bu testler; idrardaki Beta-HCG ( human chorionic gonagotrophin) hormonunu ölçerler. Plastik çubuktaki kimyasal madde hormonunuzla karşılaştığı anda renk değiştirme özelliğine sahip bu nedenle test için çubuğun ucuna azıcık bir miktar damlatılması yeterli olacaktır. Sonucu ise çubuğun üzerindeki küçük pencereden izleyebilirsiniz.


    Hamilelik Testleri Genellikle Doğru Sonuçlar Verir
    Hamilelik testlerinin sonuçları genellikle doğrudur; tabii ancak düzenli olarak uygulandığı sürece. Tabii ki yanlış sonuç almakta olasıdır. Örneğin; hamile olduğunuz halde test sizi hamile göstermeyebilir. Bundan sonra eğer hala periyodunuz gelmediyse; ya testi tekrarlayın ya da doktorunuza başvurun.

    Birinci olarak uyguladığınız hamilelik testi pozitif; ikinci olarak uyguladığınız test ise negatif olabilir ya da testin sonucu pozitif çıktıktan sonra periyodunuz başlayabilir. Periyodunuz da diğer zamanlara nazaran daha ağır ve daha akıntılı geçiyorsa; bunun anlamı hamileliğinizin sona ermiş olmasıdır. Bu çok erken meydana gelen bir düşük örneğidir ve bu sizin vücudunuzun zarar görmüş embriyonun vücudunuzda oluşturabileceği etkilere karşı kendini korumak amacıyla aldığı bir çeşit önlemdir. Fakat bu demek değildir ki; bir daha asla hamile kalamayacaksınız.

    Hamilelik testlerini süpermarketlerden alabilirsiniz. Bunun yanı sıra bazı doktorlar aile planlama klinikleri ve genç insanlara ait servisler kimi eczanelerde yapılan testleri önermektedirler.


    Doğum Ne Zaman Gerçekleşecek?
    Hamileliğinizin süresi son periyodunuzun ilk gününden başlanarak hesaplanır her ne kadar gerçekte hamileliğiniz o tarihten önce ya da sonra başlamışta olsa( tabii aslında bu durum periyotlarınızın süresine bağlı.) Bu nedenle bebeğiniz genellikle hesaplanan tarihten 2 hafta önce ya da sonra da dünyaya gelebilir hiçbir sorun yoktur.

    Doğumun gerçekleşeceği tarihi hesaplayarak o zamana kadar hafta hafta vücudunuzda meydana gelecek olan değişiklikleri hamilelik takvimine kaydedin. Bütün bilmeniz gereken aslında sadece son periyodunuzun ilk günü.

    Çoğu kadın doğum öncesi endişeleri için aile doktorlarına başvururlar; fakat doktorların yanı sıra ( eğer tercih ederseniz) ebelere de endişeleriniz hakkında başvurabilirsiniz. Onlar da size yardımcı olacaklarıdır.


    Doktorun Benim Hamileliğimi Doğrulaması Gerekir mi?
    Genellikle gerekmez. Eğer testinizin sonucu pozitif ise sadece doktorunuza haber vermeniz yeterli olacaktır. Onlar genellikle tekrar test yapmazlar ama siz kendinizi tarihten emin hissetmiyorsanız belki tarih için test yapabilirler. Hamileliğin çok başında rahminizin genişliği ve embriyonun yerini bulmak için ultrason muayenesi yapılabilir. Bu da size hamileliğiniz hakkında bilgi verir. Eğer sağlıklıysanız ve hiçbir problem beklemiyorsanız; bu testi gereksiz bulabilirsiniz; ne de olsa tarih hakkında daha sonra da bilgi edinebilirsiniz.
#02.12.2009 01:30 0 0 0
  • Hamilelikte Şeker Yükselmesi
    Kadının hamilelik döneminde şeker metabolizma-sındaki değişikliklere bağlı olarak kan şekeri yükselir Bu dönemde diyabete dikkat edilmezse annenin bu durumu bebeğe zarar verebilir
    Hamilelik süreci kişide diyabet yapar mı?
    Gebelikte iki türlü kan şekeri problemi yaşanabilir İlki gebelik öncesi diyabet hastalığı olup hamile kalanlar diğeri ise gebelik sırasında özellikle gebeliğin son üç ayında şeker metabolizmasında oluşan değişikliklere bağlı kan şekerinin yükselmesi durumudur Buna gestasyonel (gebelik diyabeti) denir

    Hamilelik öncesi diyabeti olan anne adayı ve bebeğini hangi tehlikeler bekler?
    Şeker hastası anne adaylarında tehlikenin boyutu kan şekerinin kontrolüne bağlıdır Gebelik öncesi ve sırasında kan şekeri normal sınırlar içinde tutulabilen diyabetik anne adayı ve bebeğini bekleyen tehlikeler hasta olmayan bir hamileden çok da farklı değildir

    Diyabetik annelerin gebelik takibi nasıl yapılır?
    Önceden şeker hastası olduğu bilinen gebelerin normal muayeneleri yapıldıktan sonra tüm vücut sistemleri ayrıntılı olarak elden geçirilir Göz dibi muayenesi ve nörolojik muayene yapılır Bu gebeler daha sık aralıklarla kontrole çağrılır Kontrollerin her birinde kan şekerli durumu yeniden değerlendirilerek insülin tedavisinin etkinliği gözden geçirilir Gerekirse insülin dozu yeniden ayarlanır

    ÇOCUK DİYABETLİ DOĞMAZ
    Diyabetik annelerin bebekleri şeker hastası olarak mı doğuyor?
    Hayır diyabetik annelerin bebekleri şeker hastası olarak doğmayacaktır Ama şeker hastalığı aile içerisinde yayıldığı için bu çocuklar yetişkin yaşa geldiğinde şeker hastası olabilir

    Bu bebek doğduktan sonra anneye ne olur?
    Çocuk doğduktan sonra genellikle şeker hastalığı geçer Doğumdan 6 hafta sonra kandaki glikoz seviyesinin normale döndüğünden emin olmak için özel bir kan glikoz testi yapılır Bununla beraber hamilelikle ilgili şeker hastalığı olan kadınların ileride 2 tip şeker hastası olma olasılıkları yüksektir

    CİDDİ SORUNLAR OLABİLİR
    Kan şekeri kontrol altına alınamayan şeker hastası anne adaylarını hangi tehlikeler bekler?
    Gebelik öncesi ve gebeliğin ilk 8 haftasında kan şeker düzeyi kontrol altına alınamayan anne adaylarını düşük yapma doğumsal anormallikler iri bebek ve yüksek tansiyon gibi sorunlar görülebilir

    Bu annelerin bebekleri bekleyen tehlikeler neler?
    Bu annelerin bebeklerinde anne karnında ölüm iriliğe bağlı doğum travması yeni doğan sarılığı solunum sıkıntısı ve yoğun bakım ihtiyacı daha çoktur

    Hamilelik şekeri nedir? Şekeri olmayan kadınlarda gebelik sırasından diyabet ortaya çıkması durumudur

    Hamilelik şekeri ne zaman ortaya çıkar ve nasıl saptanır?
    Gebelikteki hormonal değişiklikler bebeğe yeterli şeker ve besinleri sağlamaya yöneliktir Amaç anne kan şekerini yüksek tutmaya çalışmaktır Bu etkiler bebek ihtiyacının daha belirgin olduğu 6'ncı aydan sonra ortaya çıkar Metabolizmasında diyabete yatkınlık olanlarda kan şekerindeki bu artış beklenenden daha fazla olur ve gebelik diyabeti gelişir

    Hamilelerin yüzde kaçından gebelik diyabetine rastlanır?
    Anne adayların yüzde 67'sinde hamilelik diyabeti dediğimiz gestasyonel diyabete rastlanıyor Gebeliğe bağlı şeker anne adayına zarar vermez fakat bebek için zararlıdır
#02.12.2009 01:31 0 0 0
  • Bebeğinizi Sakinleştirebilmek İçin Yöntemler

    Yeni doğan bebek ler ilk üç ay boyunca düzenli bir şekilde ağlar Aslında bu onların tek iletişim şeklidir Bilinenin aksine bebek leri ağlar halde bir başlarına bırakmak hiçbir işe yaramaz Hatta onları daha çok sinirlendirir
    İşte size birkaç öneri
    -Bebekler en çok açlık ve acıdan korkarlar Onu sakinleştirmek için öncelikle emzirmeyi deneyin
    -Bebeğinizi okşayarak sevin! Yumuşak bir dokunuş ağlamasını durdurmaya yardımcı olacaktır
    -Bebeğinizi çok sarsmadan yavaş yavaş sallamak da iyi bir seçim olabilir
    -Özellikle banyosunu yaptırıp altını değiştirdikten sonra onu küçük bir gezintiye çıkarmak çok yararlı olacaktır Onu kollarınıza alın ve evin içinde dolaştırın
    -Etkili bir başka çözüm ise masaj! Özellikle karnına sırtına ve ayaklarının altına yapacağınız yumuşak bir masaj onu yatıştıracaktır
    -Ona emeceği bir şeyler verin Küçük parmağınız veya bir emzik olabilir Ona ne verirseniz verin temiz olmasına dikkat edin
    -Eğlendirerek güldürün Mesela bebek ler parlak şeylere ve renkli cisimlere bakmaya bayılırlar
    Eğer tüm bunları yaptıysanız ve bebeğiniz ağlamaya devam ediyorsa doktorunuzu arayıp her şeyin yolunda olduğundan emin olun Bebeğinizi asla kendi köşesinde uzun süre ağlamaya bırakmayın Unutmayın ki onun size güvenebileceğini bilmeye ihtiyacı var
#02.12.2009 01:32 0 0 0
  • Bebek annenin hislerini paylaşır

    Uzmanlardan anne adaylarına: Korku endişe heyecan veya mutluluk... Bebek annenin tüm hissettiklerini hissedebiliyor. Huysuz hırçın bebeklerin gelişimlerine baktığımızda annenin hamilelik döneminde bir olumsuzluk yaşadığını görüyoruz.


    Tuhaf bir halsizlik hissi ağızda metalik bir tat göğüslerde büyüme ve hassasiyet bulantı böş dönmesi aniden bazı yiyecek ve içeceklerden uzak durma isteği ve duygusal iniş çıkışlar... Bütün bunlar kadının içinde yepyeni bir hayatın tomurcuklanmaya başladığının ilk işaretleri...

    Kadınlar iş yaşamında hızla basamakları çıkarken geç anne olan veya çocuksuz kadınların sayısı artmıştı. Ancak son yıllarda kadınlar anneliği yeniden keşfetti. Batı'da üst düzey yönetici kadınlar arasında çocuk yapmak giderek yaygınlaşıyor. Bir canlı yaratmanın aslında mucizeyle eşdeğer olduğunun farkına vardı kadınlar ve bu duyguyu tatmak istiyor. Beş
    temel içgüdü arasında en kuvvetlisi olarak nitelendirilen anneliği tadan pek çok kadın bunu "Mutluluk bu demek" cümlesiyle özetliyor. Bu yazı dizisinde bebeğin gelişimi yapılması ve yapılmaması gerekenler uzmanların ağzından anlatılacak. Hamilelik sürecinde kadınları bekleyen sorunların yanı sıra hamileliği zevkli ve rahat geçirmenin bebeği mutlu etmenin sağlıklı olmasının püf noktaları da verilecek.

    Anne olmaya karar vermiş bir kadın için hayatının en mutlu anı muhtemelen gebelik testinin pozitif çıktığı gündür. Bu tarifi imkânsız mutlulukla birlikte beslenmeden uyku düzenine alkolden egzersiz ve strese kadar her alanda yeni bir hayat başlar. Doktorların bu dönem içi anne adaylarına önerdiklerini ise "Rahat olun paniğe gerek yok" diye özetlemek mümkün. Metropolitan Florance Nightingale Hastanesi'nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı ve Kadir Has Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
    Bölüm Başkanı Doç. Dr. Meral Saraçel annenin tüm hissettiklerini bebeğin de hissettiğine dikkat çekti: "Annenin korkuları heyecanı tüm hissettiklerini bebek algılayabiliyor. Eğer anne mutlu ve huzurlu olursa bebek de aynen öyle olur. Bazen önemsemediğimiz şeyler bile bebeği etkileyebiliyor. Altı ay kadar hiç susmayan huzursuz huysuz bebekler biliyorum. Bu bebeklerin annelerinin hamilelik dönemine baktığımızda mutlaka bir olumsuzluk yaşadığını görüyoruz. Kimi farkında olarak kimi de olmayarak yaşıyor bunu."

    Çevrenin sorumluluğu
    Bugüne kadar 8 bine yakın bebeği izleyen Saraçel hamilelikte sadece annenin değil çevresindekilerin de sorumluluğu olduğunu hatırlattı: "Hamilelik uzun bir süreç olduğundan anne adayı için yorucudur. Annenin beslenmesine sağlığına dikkat etmesi aylık olarak doktoruna gitmesi sigara ve alkolden uzak durması gerekiyor. Çünkü alınan her nefes her yudum bebeğe de gidiyor. Bunun yanı sıra özellikle anne psikolojisi çok önemli. Anne kendini korku kaygı ve stresten arındırmalı. 'Bebeğim sağlıklı olacak mı sakat doğar mı onu yeterince besleyebiliyor muyum kasılıyor muyum erken doğum olur mu?' gibi kaygıları bebek hemen algılıyor. Eğer anne erken doğuracağım deyip durursa o bebek yerinde durmaz ve doğar. Annenin yaşadığı zorlukları hisseden bebekler depresyona bile girebiliyor! Bu sıkıntıların devamı bebek doğduktan sonra da yaşanıyor."

    Bu testlere dikkat!
    Gelişen tıp artık anne karnında da hastalıkları tespit edebildiği için ailelerin testleri ihmal etmemesi gerektiğinin altını çizen Doç Dr. Saraçel hamilelikte ilk üç ay ilaç kullanılmaması gerektiğini vurguladı: "İlaçlar sakat doğumlara bebeğin herhangi bir organının eksiz olmasına yol açabilir. Eğer annenin yaşı 34- 35 ve daha yukarıysa kesinlikle ayrıntılı ultrason istenmeli. Çünkü testlere karşın bazen kaçan vakalar oluyor ve down sendromu gibi sorunlu bebekler doğabiliyor. Annenin yaşı
    ileriyse mutlaka 'amniyo sentez' yapılmalı. Üçlü testler de yanıltıcı olabiliyor. Bu yüzden gerekiyorsa kromozom analizi yaptırsın ve sonuçlarını mutlaka takip etsin. Anne karnında bebeğin gelişiminde gerilik varsa bebek olması gerekenden küçükse mutlaka baktırılmalı. Çünkü bebek her şeyi mutlaka mesaj olarak veriyor."

    'Her şey yolunda...'
    Tüm zorluklara karşın hamilelik döneminde olağanüstü hal ilan etmeye gerek olmadığını vurgulayan Saraçel'in anne adaylarına öğütleri şöyle: "Elinizi karnınıza koyarak ilk aydan itibaren iletişim kurun. Sizi kaygılandıracak olmayacak şeyleri düşünmek yerine rahatlatıcı uğraşlarla ilgilenin. Bir müzik aleti çalıyorsanız ona devam edin bu bebeğe de iyi gelir. Stresten uzak durun mutlu bir ortam yaratmaya çalışın. Hafif egzersizler yürüyüşler hem sizi hem de bebeğinizi mutlu eder. Bu aynı zamanda karın kaslarınızın güçlenmesini de sağlayacaktır. Spor yapan annelerin yapmayanlara oranla çok daha rahat bir hamilelik ve hamilelik sonrası dönem yaşadığı tespit edilmiş bir gerçek. Anne adayının hem kendine hem bebeğine sık sık 'her şey yolunda' diyerek keyifli ve sakin bir hamilelik geçirmesi mümkün."

    'Anne adayları için folik asit desteği önemli'
    Çalışma hayatının gerekleri nedeniyle kadınların artık 'planlı' hamilelik yaşadığını belirten Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Arzu Özgeneci folik asidin önemine dikkat çekti. Özgeneci anne olmaya karar veren kadınlara üç ay öncesinden başlayarak folik asit verilmesi gerektiğini söyledi. Folik asit tabletlerinin bebeğin sağlıklı bir omurga ve omurilik geliştirmesi için gerekli olduğunu vurgulayan Özgeneci hamilelikle birlikte 10-12 kilogram almanın uyku süresinin artmasının normal olduğunu ve annelerin endişelenmemesi gerektiğini söyledi. Hamilelikle birlikte anne adayında birtakım hormonal değişimler olduğunu ve bu duruma karşı hazırlıklı olunması gerektiğini hatırlatan Dr. Özgeneci "Ufak değişiklikler yapmak hamilelik döneminizde daha rahat olmanız için yeterli olabilir. Örneğin yatış pozisyonunuzu değiştirin. Sol taraf yerine sağ tarafınıza doğru veya sırt üstü yatmak bu dönem için en ideali. Ayrıca ilerleyen aylarda topuklu ayakkabılardan uzak durmak da önemli" dedi.

    Adım adım bebeğin gelişi

    1. ay: Bebeğin beslenmesini ve gelişimini sağlayan plasenta oluşmaya başlar. Rahim büyür. Anne adayında duygu dalgalanmaları görülür.

    2. ay: Anne adayında yorgunluk belirtileri bulantı kabızlık hazım sorunu ve idrara sık çıkma görülür. Duygusal değişiklikler devam eder. Dışarıdan bakıldığında hamilelik fark edilmez. Bebeğin organ gelişimi için kritik döneme girilir. 'Bebek' yaklaşık 10 gram ağırlığındadır yani bir fasulye tanesi kadar. Göz ve kulak taslakları oluşur. Derince bir tabaka halinde belirmeye başlar.

    3. ay: Vücutta dış görünüm anlamında belirgin değişim yoktur ancak göğüslerde dolgunluk ve hassasiyet meydana olur. Bağırsaklar tembelleştiği için annede kabızlık yorgunluk ve bacaklarda varisler görülebilir. Bu dönemde duygu değişimleri fazlalaşır. Anne adayı baş ağrısı ve baş dönmesiyle ilgili şikâyetler yaşayabilir. Anne karnındaki bebeğin boyu 5-6 santimetreye ağırlığı ise 15-20 grama ulaşır. Kontrollerde doktorunuz steteskopla bebeğin kalp atışlarını duyabilir. Bebek bu dönemde içinde yüzdüğü suda hareket etmeye başlar. Ellerde ve ayaklarda tırnaklar uzar. Gözlerse kapalıdır.

    4. ay: Artık bebeğinizin kız mı erkek mi olduğunu öğrenebilirsiniz. Anne adayının hamileliği dışarıdan belli olmaya başlar. İdrara gitme sıklığı azalır. Belli bazı yiyeceklere karşı istek belirir. Bebeğin ağırlığı 120 grama ulaşır yani annenin avucuna sığabilecek büyüklüktedir. Ultrasonda bebeğin hıçkırdığı saptanabilir. Bu ayda bebeğin saçı çıkıyor. Dördüncü ayın son haftasında bebek ışığa tepki verebilir. Ultrasonda bebeğin parmağını emdiğini görebilirsiniz.

    5. ay: Plesanta gelişimini tamamlar artık daha fazla genişlemez. Sadece çapı büyür. Anne bebeğin hareketlerini hisssetmeye başlar. Bebek hızla gelişmektedir. Bebeğin dolayısıyla karnın büyümesi bağırsakları sıkıştırır kabızlık artar. Bebeğin hızlı gelişimi anneye de yansır ve daha fazla yemeye başlar. Kilo artışı devam eder. Bununla birlikte gebelik çatlakları olabilir. Bebek 250-450 gram arasındadır. Bebeğin hareketleri hızlanır ve kuvvetlenir. Saatte en az iki kez hareketleri hissedilir. Aslında hareketleri bundan daha fazladır ancak anne sadece kuvvetli olanlarını hisseder. Bebeğin uyku düzeni de oluşmuştur. Belirli aralıklarla uyur ve uyanır.

    6. ay: Kilo artışı 5-7 kg.'ye kadar ulaşabilir. Karnın büyümesiyle birlikte vücutta ağırlık merkezi de değişir ve hareketler ağırlaşır. Bu aya kadar topuklu ayakkabı giymiş olabilirsiniz ancak artık onlara veda etmeniz gerekir. Bu ayda dişlerinizi fırçalarken ağzınızı çalkalarken kanamalar görülebilir diş eti çekilmeleri olabilir. Ciltte koyu lekeler oluşabilir kasılmalar başlar. Ayaklarda elde ve yüzde şişmeler olur. Cinsel istekte değişimler gözlenir. Bu ayda bebek minyatür bir insanı andırır. Gözlerini açıp kapamaya başlayan bebeğin boyu 25-35 santimetre kilosu ise 700-900 gram dolayındadır. Bazı uzmanlara göre bu dönemde bebek sesleri duyabilmektedir. O yüzden bebeğe şarkı sözleri dinletebilir kitap bile okuyabilirsiniz. Klasik müzik dinletmenin bebeği olumlu etkilediğini iddia eden çalışmalar bile bulunuyor.


    7. ay: Gebeliğe bağlı olarak annede göz kuruluğu görülebilir. Bacaklarda ve belde ağrıların yanı sıra uyumada güçlükler ve nefes darlığı olabilir. Bacaklardaki varislerde artış ve şişme fark edilebilir. Glikoz yükleme testinin yanı sıra kan basıncının ölçülmesi gerekir. Annede var olan rahatsızlıklar (tansiyon vb.) bu aylarda daha da kötüleşebilir. Annenin bu durumuna karşın bebek yağ depolamaya devam eder ve ışığa tepki verebilir. Tat alma duyusu büyük ölçüde gelişen bebeğin kaşları gelişimini tamamlar.

    8. ay: Bebek vücut ısısını ayarlayabiliyor ve el-ayak tırnakları yavaş yavaş uzuyor. Beyin ve kemikler hızla gelişiyor. Bu nedenle süt ve süt ürünleri tüketimi artırılmalı gerekiyorsa kalsiyum ilaçları alınmalı. Bebeğin hareketleri iyiden iyiye artıyor. Bebeğin cildinin altındaki yağ dokusu geliştikçe bebeğin rengi kırmızıdan pembeye doğru döner. Bu arada anne adayı uyuyamaktan ve mide yanmalarından şikâyet edebilir. Hemoroid görülebilir. Sindirim sistemi sorunları için bol sıvı ve lifli yiyecekleri tüketmekte fayda var.

    9. ay: Bebek yavaş yavaş doğum pozisyonu alıyor. Zaman zaman bebek hıçkırabilir o yüzden anne adayı bu hareketlerden ötürü telaşlanmamalı. Bir yandan da bebeğin bağışıklık sistemi gelişmektedir. Bebeğin uykusu da tıpkı büyükler gibidir. Uyurken gözlerini kapar uyanıkken açar. Annede de hareket yeteneği ve cinsel istek azalır. Halsizlik şikâyetleri artar. Uyuma güçlüğü görülür. Doğuma dair endişeler başlar
#02.12.2009 01:40 0 0 0
  • Hamilelik Döneminde Nasıl Beslenmeli ?

    noimage

    Hamile olduğunuz dönemde bazı yiyeceklerden uzak durmanız gerekir çünkü bunlar hastalanmanıza ya da bebeğinizin zarar görmesine neden olabilir.

    Bazı peynir türleri
    Camembert Brie ya da chevre (Keçi sütüyle üretilmiş bir peynir türü) ve rokfor peynirinden uzak durmanız gerekir.

    Bu peynir türleri humustan yapılmıştır ve bebeğinize zarar verebilecek listeriya bakterisini içerir.

    Pate (Et ve Ciğer Ezmeleri)
    Tüm pate türlerinden özellikle de sebzeli olanlarından uzak durun. Çünkü pate listeriya içeriyor olabilir.

    Çiğ ya da az pişmiş yumurtalar
    Çiğ yumurta ve çiğ ya da az pişmiş yumurta içeren yemeklerden uzak durun. Beyazı ve sarısı iyi pişmiş yumurtaları yiyebilirsiniz. Böylece bir tür kan zehirlenmesi olan salmonelladan korunmuş olursunuz.

    Çiğ ya da az pişmiş et
    Sadece iyi pişmiş etleri tercih edin. Özellikle kümes hayvanlarının etleri ve sosis ve köfte gibi et çeşitleri için bu geçerlidir.

    Çiğ ete dokunduktan sonra mutlaka ellerinizi yıkayın. Çiğ yiyecekler zehirleyici olabilir bu yüzden yenmeye hazır yiyeceklerden her zaman ayrı tutulmaları gerekir.

    Ciğer ürünleri ve A vitamini içeren destek ürünleri
    Fazla A vitamini tüketmemeye dikkat edin. Pate gibi ciğer ve ciğer ürünlerini A vitamini içeren destek ürünlerini ve yüksek miktarda bu vitamini içeren balık yağını tüketmeyiniz. A vitami almaya ihtiyacınız vardır ancak bu vitamin doğmamış bebeğiniz için zararlı olabilir. Uzmanınız ya da bebek hemşirenizden daha fazla bilgi alabilirsiniz.

    Bazı balık türleri
    Hamilelik süresince balık türlerinin bazılarını fazla yememeniz bazılarını ise hiç yememeniz gereklidir.

    Köpek balığı kılıç balığı ve marlin balığı yemeyin. İçinde bulunan civadan dolayı ton balığını da fazla (en fazla 140 gr. pişmiş ya da 170 gr. çiğ) tüketmemeniz gerekir. Civanın fazla tüketilmesi bebeğin sinir sistemi için zarar verici olabilir.

    Haftada iki porsiyondan fazla yağlı balık yemeyiniz. Konserve olmayan ton balığı uskumru sardalye ve alabalık yağlı balıklara örnektir.

    Ancak balık yemenin sağlığınız ve bebeğinizin gelişimi için faydalı olduğunu unutmayın bu yüzden haftada iki porsiyon balık yemeniz gerekir ve bu porsiyonlardan bir tanesi yağlı balık olabilir.

    Az pişmiş hazır yemekler
    Az pişmiş hazır yemeklerden uzak durun. Eğer yemek isterseniz mutlaka tam olarak pişmiş olanları tercih edin.

    Çiğ su kabukluları
    Hamileyken çiğ su kabuklularından uzak durmanız gerekir çünkü çiğ su kabukluları yemek zehirlenmesine neden olabilen bakteri ve virüsleri içeriyor olabilir.

    Alkol ve kafein
    Hamile olduğunuz dönemde alkol almayı bırakmanız en doğru tercih olacaktır. Ancak yine de canınız alkol çekerse haftada 1 ya da 2 defa alkol oranı normal bir içkiden yaklaşık 250 ml. alabilirsiniz.

    Her gün aldığınız kafein miktarını da azaltmanız gerekir ancak bu miktarı sıfırlamanıza gerek yoktur. Kafein; kahve çay çikolata bazı alkolsüz içecekler ve enerji içeceklerinde bulunur.

    Günde 300 mg.'dan fazla kafein almamanız gerekir. Aşırı kafein alımı bebeklerin doğum ağırlıklarının az olmasına ve hatta düşüğe neden olur.

    Aşağıdakilerin her biri yaklaşık 300 mg. kafein içermektedir.
    • 3 fincan hazır kahve
    • 3 fincan çekilmiş kahve
    • 6 fincan çay
    • 8 kutu kola
    • 4 kutu enerji içeceği
    • 8 parça sade çikolata barı
    Sütlü çikolatadaki kafein miktarı sade çikolatadakinin yarısı kadardır.

    Eğer bir adet sade çikolata 3 fincan çay bir kutu kola ve bir fincan hazır kahve içerseniz 300 mg. limitine ulaşabilirsiniz.

    Bazı soğuk algınlığı ve grip ilaçlarında da kafein bulunduğundan dolayı bu ilaçları kullanmadan evvel uzmanınıza danışmanız gerekir.
#02.12.2009 01:44 0 0 0
  • Yaz AyLarında HamiLeLer NeLere Dikkat EtmeLi ?
    Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının yorgunluk yüksek tansiyon sırt ağrısı varis ayaklarda ödem ve ciltte güneş lekeleri gibi birçok sağlık problemine yol açabildiğini belirten Aksu özellikle hamilelerin bundan çok etkilendiğini ifade etti. Aksu "Sıcak havanın etkisiyle vücudun susuz kalması rahimde kasılmalara kasılmalar doğum sancılarına ve erken doğuma neden olabilir" uyarısında bulundu.

    Aksu gebelerin enfeksiyonlara karşı direncinin diğer bireylere göre daha düşük olduğunu vurgulayarak mantar idrar yolu ve vajina enfeksiyonların da erken doğuma neden olabilecek sorunlar yaratabileceğine dikkati çekti. Sıcak havanın etkisiyle aşırı terleme kızarıklık ve kaşıntının çeşitli mantar rahatsızlıklarına yol açabileceğini anlatan Aksu gün içinde sık sık ılık duş alınmasının faydalı olacağını kaydetti.

    "GÜNDE 8-10 BARDAK SU İÇİLMELİ"

    Aksu sıcak havalarda her zamankinden daha fazla sıvı alınması günde 8-10 bardak su içilmesi ve bunun yanı sıra taze meyve suları ile limonata gibi içeceklerin tüketilmesi gerektiğini belirterek çay kahve kola gibi kafein içeren içeceklerden uzak durulmasını önerdi.

    Hamilelerin vücudun su ihtiyacını artıracağı ve tansiyonun yükselmesine neden olabileceği için tuzlu gıdalardan uzak durması baharatlı yiyeceklerden ve az pişmiş etlerden kaçınmaları gerektiğini anlatan Aksu "Kızartma türü yiyecekler tüketilmemeli mümkün olduğunca haşlama yiyecekler yenmeli bol sebze ve meyve tüketilmeli karbonhidrat ağırlıklı besinlerden uzak durulmalı sık sık ve az miktarlarda beslenilmeli" diye konuştu.

    AÇIK RENK KIYAFETLER

    Gebelerin güneşin zararlı etkilerinden korunmak için öğle saatlerinde kesinlikle dışarı çıkmamaları gerektiğini vurgulayan Aksu çıkılmas halinde ise geniş şapka takılması ve vücudun açıkta kalan yerlerine yüksek faktörlü koruyucu krem sürülmesini tavsiye etti.

    Hamilelerin ter emilimini sağlayan açık renk pamuklu keten ve geniş kıyafetler giymesinin uygun olacağını belirten Aksu sıcak havanın etkisiyle ayakların şişmemesi nefes alabilmesi ve vücut dengesinin sağlanması için de ortopedik ve rahat ayakkabıların tercih edilmesi gerektiğini söyledi.

    Aksu hava sıcaklığının olumsuz etkilerinden korunmak için hamilelere şu önerilerde bulundu: "Sıcaklığın en fazla olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında dışarı çıkılmamalı sabah ya da güneşin etkisini kaybettiği saatlerde kısa
    süreli güneşlenmeler yapılmalı.

    Güneşlik altında dahi olsa sıcakta uzun süre kalınmamalı. Dışarı çıkarken geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü takılmalı yüksek faktörlü güneş koruyucu ürün kullanılmalı.

    Ani tansiyon düşmeleri aşırı terleme ve su kaybı bayılmaya yol açabileceği için vücuttaki su ve mineral kaybını önlemek amacıyla bol su ile birlikte az şekerli limonata meyve ve maden suyu tüketilmeli bacaklardaki ödemi gidermek için uzun süre ayakta durulmamalı ve aynı pozisyonda oturmaktan kaçınılmalı Varis problemi olan hamileler özel varis çorapları kullanmalı Ağır ve fazla miktarda yemek yememeye özen gösterilmeli. Sebze meyve
    ağırlıklı beslenmeye dikkat edilmeli Aşırı sıcağın etkisiyle besin zehirlenmeleri ile karşılaşılmaması için açık yerlerde satılan gıdalar tüketilmemeli

    Kan dolaşımının rahat sağlanabilmesi ve ödemin oluşmaması için uzun uçak yolculuğu yapılmamalı. Özel araçla yapılacak yolculuklarda ise 2 saatte bir mola verilerek 10 dakika kadar yürünmeli."

    "YÜZMEK DOĞUMU KOLAYLAŞTIRIYOR"

    Yüzmenin karın kaslarını sıkıştırdığı için doğumu kolaylaştırdığını belirten Aksu özel bir durum söz konusu olmadığı sürece anne adaylarına
    bol bol yüzmelerini önerdi.

    Aksu hamilelerin çok sıkı olmayan bir mayo ile serbest ve sırt üstü stillerde yüzmesinin hem anneyi hem bebeği rahatlatacağını ve karın
    kaslarını sıkılaştıracağını koruyucu kremlerin de bebeğe zarar vermediğini ifade etti.
#02.12.2009 01:45 0 0 0
  • Annelik kadını zekileştiriyor

    Araştırmalar hamilelik sırasında zihinsel güçlerinde bir düşüş yaşasalar da doğum sonrasında kadınların beyin fonksiyonlarının çok daha iyi çalıştığını ortaya koydu.
    Richmond Üniversitesi Sinirbilim Profesörü Craig Kinsley hamilelerin belli bir fonksiyon kaybı yaşadıkları için gebelik boyunca "bebek beyni"denilen bir sürece girdiğini söyledi. "Fakat bu karşılarına çıkacak yeni durumlar ve ihtiyaçlarla baş edebilmek için beyinlerinin annelik için kendisini yeniden programlamasından kaynaklanıyor" diye de ekledi.

    AİLE SAHİPLERİNİ SEÇİN
    Prof. Kinsley meydana gelen değişimlerin hayatlarının geri kalanı boyunca devam edebileceğini kavramsal yeteneklerini geliştirdiğini ve anneleri dejeneratif hastalıklardan koruduğunu söyledi. Hatta işverenlere ayrımcılık yapmak yerine aile sahibi kadınları tercih etmeleri tavsiyesinde bulundu. Gebelik süresince kadınların sık sık hafıza ve mantık yürütmede problem yaşadıkları bildiriliyor.

    YENİ BECERİLER
    Ancak Prof. Kinsley ve meslektaşları ise bu sürecin geçici olduğunu ve sonrasında tam tersine fayda sağladığını söylüyor. Hatta Prof. Kinsley anne olan ve olmayan hayvanların beyinlerinde yaptığı incelemeler sonucunda anne olanların beyninde yeni becerilerden kaynaklanan fiziksel bir değişme olduğunu gözlemledi.

    BEYİN HÜCRELERİ BÜYÜYOR
    Özellikle ebeveynlikle ilgisi bulunan beyin hücrelerinin büyüdüğünü ve diğer hücrelerle artan bir etkileşime girdiğini ortaya çıkardı. Bu durum daha iyi bir hesaplama kapasitesi sağlıyor. Bunun dışında bilimadamı anne olan canlıların kendisi tarafından "annelik devreleri" diye adlandırılan yeni bir grup beyin hücresi geliştirdiklerini iddia etti.
#02.12.2009 01:46 0 0 0