Temel birgün berbere gitmiş, kulağında volkmeni.Oturmuş berber koltuğuna demiş :
-Biraz kısaltın.
Berber :
-Tamam yalnız şu kulaklıkları çıkar, demiş.
Bizim Temel demiş :
-Olmaz, çıkarırsam ölürüm.
Berber "peki" anlamında başını sallamış, enselerden kısaltmaya başlamış.Kulaklara yaklaşmış, makas kulaklığa takılmış.
Demiş :
-Birader az çıkar su kulaklıkları, makas takılıyor.
Temel :
-Yok, çıkarırsam ölürüm, demiş.
Neyse berber devam etmiş traşa, makas tekrar takılmış, berber Temel'i bir kez daha ikaz etmiş, ama Temel yine :
-Yok arkadaş çıkarırsam ölürum, demiş.
Berber iyice kızmış ama napsın müşteri nihayetinde, devam etmiş traşa.Fakat makas tekrar takılınca dayanamayıp çıkarmış kulaklıkları.
Temel birden yere yığılmış, can çekişiyormuş.Berber korkmuş, bir o kadar da meraklanmış. Eğilip yerden kulaklıkları almış, kulağına götürmüş :
-Nefes al, nefes ver, nefes al, nefes ver...
Karadeniz'i gezen bir adam yolda aniden önüne çıkan tavuğu ezmiş. Hayvanı ezdiği için üzüntü duymuş ve gidip sahibine en azından parasını vermek istemiş. Almış tavuğu ve hemen oradaki köye gitmiş. Elindeki tavukla kahveden içeri girmiş ve : - Afedersiniz; ben hemen köy dışında bu tavuğu ezdim. Sahibini arıyorum, en azından parasını vereyim diye. Acaba bu tavuğun sahibi kim ? Bunun üzerine hep beraber tavuğa bakan Lazlar : - Hemşerum sen yanlış geldun. Pizum köyde böyle yassı tavuk bulunmayi!