Ben Ben Ben

Son güncelleme: 09.01.2010 02:35
  • Bencillik - Ben Merkezlilik - Ben Yazilari

    noimage

    Özgürlük, modern insanın en büyük zavallılığı. İçini kanatan en büyük yara! Özgürlük, yani insanın bağlanma yetisini kaybetmesi.

    Hem de adım adım.

    Bağlanma, paylaşma, başkalarıyla birlikte-yürüme hassalarından mahrum olması.

    Ne tuhaf değil mi, modern insan kazandıkça kaybediyor; bağımsızlığını kazandıkça özgürleştikçe "ben! ben! ben!" dedikçe

    Yani kuvvet kazandıkça güçlendikçe başkalarına ihtiyacı azaldıkça güya, tek başına yeter hâle geldikçe

    Zavallı insan, kemâlden zevâle geçiyor: özgürleşiyor.

    * * *

    — Ben özgürüm! Yani?

    — Ben kimseye bağlı/bağımlı değilim, istediğimi yaparım!

    Bir zamanlar böylesi tafralar ayıplanırdı; ve insanın sözümona "kendi kendine yeterlilik" duygusu —hem de büyük bir ciddiyetle— olumsuzlanırdı.

    Fakat sadece bir zamanlar Şimdi değil.

    "Kendi kendine yeterlilik" duygusu şimdilerde hüküm-ferma!

    Evvelce bu duyguyu ifade etmek için kullanılan sözcük istiğna idi. Bu duygunun sahiplerine de müstağni denilirdi. (Sözcüğün kökeninde gizlenen 'gına' (zenginlik) hemen kendini hissetiriyor olmalı!)

    İstiğna, kadîm Arapça'da, bir derenin yatağından taşmasını anlatmak için kullanılırdı. Taşınca, dere istiğna etmiş (müstağni) sayılırdı.

    Çok ilginçtir ki Kur'an'ın insana ilişkin en erken tarihli tasvirlerinden birinde yer alır bu sözcük.

    Hem de "nefsin azmanlaşması" (tuğyan) hâlininin başlıca nedeni olarak.

    — "İnsan nefsi azar/azmanlaşır; kendini kendine yeter (müstağni) saymakla" (Alak: 6-7)

    Oysa insan hiç kendi kendine yetebilir mi? Taşabilecek kadar dolabilir/doyabilir mi?

    Aslâ!

    * * *

    Hatırlayalım bakalım, gına ve istiğna sözcüklerinin karşıtı ne idi?

    Fakr!

    Kendini her daim başkasına muhtaç hisseden kişidir fakir! Yoksulluğunun/yoksunluğunun bilincinde olan yani.

    Türkçe'de gani'nin hâlâ Farsçasını kullanıyoruz: zengin (sengin).

    Fakir'in Farsçasını unutalı ise çok oldu: derviş. (Belki derviş kelimesini değil ama anlamını unuttuğumuz kesin.)

    Derviş ve fakir, gerçekte, züğürt (malı mülkü olmayan) demek değildi. Bilâkis derviş ve fakîr malı mülkü olsa da yoksulluğunun/yoksunluğunun bilincinde olan kişilere atfen söylenilirdi.

    "Ben bana yetemem, muhtacım; yani sadece kendime değil, gayra da ihtiyacım var! Tek başıma bütünlüğümü hissedemem; gayr (başkası) olmaksızın bir hiçim! Ben tek başına değil, ancak başkasıyla/başkalarıyla varolabilirim" diyebilen insanlara atfen

    İktidar ve mülkiyeti nefslerine tahsis etmek yerine paylaşmayı bilen insanlara

    * * *

    Modern insan, bu duygularını bastırmak suretiyle varolabileceğini sanıyor. Narsisistik yatırımını salt kendine yapıyor. Gereksiz yere şişiyor. Şişiniyor. Aklı sıra kendini kendine yeter (müstağni) sayıyor. Nefsi de işte bu yüzden azıyor/azmanlaşıyor.

    Modern anlamıyla özgürlük tantanası, bu nedenle içi kof bir kapitalizm numarasıdır.

    İktidarı ve mülkiyeti ellerinde tutanlar, özgürlük kavramının içini öylesine boşalttılar, bu kavramı öylesine yozlaştırdılar, ki özgürlük artık insan haysiyetinin biricikliğini değil, sivilcelerinden (!) kurtulmaya çalışan ergenlerin o çocukça büyüklenmelerini ifade ve temsil etmeye başladı.

    Kibir ve tekebbürün yeni adı özgürlük! Büyüklenmenin kendini bir halt sanmanın

    Bu sahte özgürlük teranesinin bize kaybettirdiği en asil duygu ise acziyet.

    Ne yazık ki acziyetimizin bilincinde değiliz. Tevazû'dan hoşlanmıyoruz. Bağlanmayı bilmiyoruz bu yüzden. Başkasıyla yürümeye cesaretimiz bile yok. Ödümüz kopuyor başkalarına muhtaç olacağız diye! Başkalarından bir şey isteyeceğiz de reddedileceğiz diye!

    * * *

    — "Sizin en yüce efendiniz benim!" (Naziat: 24)

    Kur'an'da istiğna'nın en büyük sembolü olan Firavun böyle der.

    Sadece Firavun mu?

    Hakikatte her insanın nefsi, kendisine aynen böyle fısıldar:

    — "Sen kimseye muhtaç değilsin! Boşuna başka yerde kendine efendi arama, ne istiyorsan benden iste, istediğin herşeyi ben sana verebilirim! Senin en yüce rabbin/efendin benim!"

    Çağımız, narsisistik yaralanmalar çağı! Egoların patladığı/patlatıldığı çağ!

    Bağlanma yetimizi kaybettiğimiz çağ bu çağ! Acziyet duygumuzu bir başkasının önünde bile isteye eğilebilme (tevâzu) yetimizi

    * * *

    — "Ayna! Ayna! Söyle bana benden güzeli/akıllısı/zengini/güçlüsü var mı?"

    Hakikati dile getirdikleri takdirde paramparça edeceğin aynalara sorma bu soruları ey talib, yalan söylerler sana!

    Sana seni hakikatinle gösterecek bir ayna bul kendine!

    Sana sen bir hiçsin diyecek bir dost! Tıpkı Efendimiz (s.a) gibi sana da "İyi ki muhtacım!" demeyi öğretebilecek bir dost!

    Alinti//
#08.01.2010 12:07 0 0 0
  • Gecmisten bugüne insanlarin egolari, ben merkezci düsüncelerini, kavramlarin nasil biz insanlar tarafindan anlamadan özüne inmeden..
    sadece görmek istedigimiz sekilde gördügümüzü,
    vurgulayan cok güzel bir psikoloji konusuydu.

    son kisimda olan su sözü ne dogru bir söz,

    Sana sen bir hiçsin diyecek bir dost! Tıpkı Efendimiz (s.a) gibi sana da "İyi ki muhtacım!" demeyi öğretebilecek bir dost!

    paylasan yüregine, emegine saglik leyl lal.
#08.01.2010 16:00 0 0 0
  • doğruları söyleyen her ayna kırılmıştır/kırılıyor sevgili kardeşim leyl-i lal.

    söylemde hepimiz doğru olanı söyler ve destekleriz. ama maalesef hepimiz kal-u beladan beri yegane düşmanımız olarak ilan edilmiş nefsimizin, egomuzun ve onun kibir ve zaaflarının esiri olmuşuz. ne kendimizin deklare ettiği ideal doğrulara ne de başkalarının söylediği ya da dinin emrettiği ideal doğrulara "doğrudur" desek te eylemlerimiz söylemlerimizi doğrulamıyor maalesef.
#08.01.2010 19:22 0 0 0
  • Gecmisten bugüne insanlarin egolari, ben merkezci düsüncelerini, kavramlarin nasil biz insanlar tarafindan anlamadan özüne inmeden..
    sadece görmek istedigimiz sekilde gördügümüzü,
    vurgulayan cok güzel bir psikoloji konusuydu.

    son kisimda olan su sözü ne dogru bir söz,

    Sana sen bir hiçsin diyecek bir dost! Tıpkı Efendimiz (s.a) gibi sana da "İyi ki muhtacım!" demeyi öğretebilecek bir dost!

    paylasan yüregine, emegine saglik leyl lal.

    Sevgili Gül_Yarasi aynalarin cift yüzlü oldugunu unutuveririz bir an görünen yüzü genelde cazip gelir büyüler yaniltir...
    Ya görünmiyen karanlik yüzü...
    Kisinin aynasi kalbidir ne kadar parlatir ise o kadar suretini güzel görür,güzel bakar bakmakla kalmaz güzellikleri kesfeder...
    Yorumunuz ve begeniniz icin tsk ediyorum
#08.01.2010 19:59 0 0 0
  • doğruları söyleyen her ayna kırılmıştır/kırılıyor sevgili kardeşim leyl-i lal.

    söylemde hepimiz doğru olanı söyler ve destekleriz. ama maalesef hepimiz kal-u beladan beri yegane düşmanımız olarak ilan edilmiş nefsimizin, egomuzun ve onun kibir ve zaaflarının esiri olmuşuz. ne kendimizin deklare ettiği ideal doğrulara ne de başkalarının söylediği ya da dinin emrettiği ideal doğrulara "doğrudur" desek te eylemlerimiz söylemlerimizi doğrulamıyor maalesef.

    Degerli issizada abi nede güzel özetlemissin....Malesef yaratilis itibariyle anlattiginiz özelliklere insanoglu olarak sahibiz ne yazikki...
    Nefs ile Ruhun catismasi arasinda bogusarak gecer ömür..
    Kah Ruhu alir tahtina oturturuz kah nefsi...
    Birde öze inebilseydik sözde kalmak yerine...
    Halbuki tüm kapilar acilmis bize isik belli yol belli hedef belli...
    Neyi bekliyoruzki...
    Degerli yorumunuz icin tsk ediyorum..
#08.01.2010 20:01 0 0 0
  • "parlak insanlar kristal ayna gibidir, arkasını çevirip baktığında sim-siyah bir renkle karşılaşırsın..."

    demişti Kocaeli'de tanıştığım Murat Tüfekçi diye bir arkadaş.( Allah selamet versin)
    Allah her zaman nefsimize ve nefsinin zaaflarına esir olmuş kişilere karşı yanımızda/yanınızda olsun değerli kardeşim.
#08.01.2010 20:19 0 0 0
  • Cok dogru bir söz..

    Aynaya baktigimizda aynaya isigini veren o siyahtaki esrari bir cözebilseydik....benimde simdi aklima gelen okudugum ve etkilendigim bir yazinin bir kismini paylasayim burda aynalarla yola cikmisken....

    Şimdi ey dost, aynayı elime ver de bakayım diyorsun! Buna bir bahane bulamıyorum, sözünü kıramıyorum, ama gönülden bir bahane bulayım da aynayı sana vermeyeyim diyorum. Çünkü senin yüzünde bir kusurun var desem, belki ihtimal vermezsin, eğer aynanın yüzü kusurludur desen daha beter olur. Sevgi bırakmaz ki bir bahane bulayım. Simdi diyorum ki, aynayı eline vereyim, ancak aynanın yüzünde bir kusur görürsen onu aynadan bilme; aynada sonradan olmuş bil! Onu kendi hayalin bil, yahut kusuru kendinde bul! Bari benim yanımda aynaya bakma. Şart odur ki aynanın yüzünde kusur bulmayasın. Eğer kendine de kusur bulamıyorsan, bari o kusuru bende bul ki aynanın sahibiyim. Aynayı kötüleme..

    Şems Tebrizi
#08.01.2010 20:33 0 0 0
  • Cok dogru cümleler söylemissiniz sevgili leyl i lal ve isiizada arkadasim..
    Ne denilebilir ki bu sözlerden sonra..
    aynalarin isildayan parlakligina aldanip bazen bir ömrü heba ederiz,
    arkasindaki gizemi farketmeden cözemeden,
    bazende bize arkasindaki sirri o siyahin gizemini sunan aynaya arkamizi döneriz bizlere cazip gelmez...
    eskimis solmus var olan yüzünü sünan aynalar bizlerin dikkatini cekmez...
    Aynalar o kadar cok var ki hayatimizda...
    aynalarda olan bizi güzel görmeniz dilegimle... ( buradaki güzellik maddi güzellik degil tabi)
#08.01.2010 21:03 0 0 0
  • aynalarin isildayan parlakligina aldanip bazen bir ömrü heba ederiz,
    arkasindaki gizemi farketmeden cözemeden,

    Ayni düsünceleri paylasiyorum sizinle..
    Farkedecegiz fakat belkide is isten gecmis olacak...
    Keske demeden az evvel biraz düsünsek...
    Oysaki cennetide kendi elimizle cehennemide kendi elimizle hazirliyoruz kendimize...
    Dili sukuta indirip yüregin okyanuslarinda bir yüzebilseydik....
    Ne güzel ifade etmissiniz...
    Dilerim aynaya bakinca benim iste bu gördügüm suret benim diyebilenlerden oluruz...
    Görünmek istedigimiz sekliyle degil aslolan halimizle...
    Zira aynaya bakipta kendini göremiyen cok insan var ...
    Degerli yorumunuz icin tskler keyifli bir diyalog oldu...
#08.01.2010 21:09 0 0 0
  • her ikinize de teşekkür ederim.
    alıntı yaparak verdikleriniz olsun, kendi yorumlarınız olsun harikalar ötesi güzel erdemler, güzel mesajlar içeriyor. bireysel olarak söylemlerinizdeki gibi olsanız da, olmasanız da en azından FARKINDA olmanız çok güzel.
    allah hepimizi farkında olan, anlayan, algılayan, yargılayan, yorumlayan ve mutlaka UYGULAYANlardan eylesin.

    teşekkürler, evet güzel dialog oluştu. sağolun, var olun.
#08.01.2010 21:59 0 0 0
  • Kendi adima diyorum farketmem gerekenleri farketmeme neden olan farkli güzelliklerle karsilasip tanistigim icin mutluyum...
    Degerli bilgi ve görüsleriniz icin ben tsk ediyorum...

    Gül_Yarasi~issizada....

    Güzel dileginizede hepimizin yerinede yürekten amin diyorum....
#08.01.2010 22:06 0 0 0
  • İnsanoğlu özünde nefis denilen olgu ile yaratılmıştır.
    Bunun neticesinde ilmi,ruhani değerleri zayıf kişi yada kişiler nefsinin peşinde birer esir olur bu dünyasınıda ahiretinide heba ederler...
    Umarım ve dilerim Rabbim bizleri onlardan eylemesin...
    Ben merkezcilik insanın özünde olan bir durumdur,psikolojik olarak ise ben merkezcilik hastalık olarak nitelendirilen bir durumdur.
    Egolarının tatmininde zorluk yaşayan ve egosunu üstün tutan kişilerde ortaya çıkan bu durum kişinin hayatını altüst edecek durumların ortaya çıkmasına sebep olur.
    Bunun önüne geçmenin en güzel yolu bize sunulan nimetlerin farkına varmak ve kimsenin hiç kimseden üstün olmadığını bilmektir.
    İnsanlar arasında yaradılıştan gelen bi takım farklar vardır ancak bu farklar erkek ve kadın olmak dışında birşey değildir.
    Allah hepimizi özenerek yaratmıştır ve bizlere ayrı vasıflar sunmuştur.
    Kimisi erkek , kimisi bayan olarak yaratılır.Her bir bireyde eşşiz güzellikler vardır.
    Düşünün ki insan bedeni daha önce eşine benzerine rastlanmamış bir tasarım ve incelikle işlenmiştir.
    Egoya esir olmak yada egomuzu kendimize esir etmek bizlerin elindedir.
    Bizi diğer yaratılmışlardan üstün kılan akıl gibi bir nimete sahip isek bunu düzgün ve yerinde kullanmasını bildiğimiz taktirde ne egomuz,nede nefsimiz bizi alt edemez kendine esir alamaz.
    Nefsi hususlarda zayıf olan insanoğlu gene bu zayıflığını önüne serilen nimetlerden yararlanarak kendine artı bir yön sağlayabilir.
    Nefsimize cazip ve hoş gelen şeyler genelde haramdır.
    Eğerki ruhani ve ilmi olarak azıcık birşeyler biliyorsak ( bilmiyorsak ise de bunu öğrenmek elimizdedir ) egomuzun ve bizi doğru yoldan saptıracak nefsimizin önüne geçer onun bizi değil bizim onu yönetmemizi sağlarız.

    Bu güzel paylaşımın için teşekkürler çok derin bir o kadar da anlamlı paylaşımından dolayı seni kutlarım...
#09.01.2010 02:35 0 0 0