Selamlar forumdaşlar, konu açılalı bayağı olmuş ama Fuzuli olunca kayıtsız kalamadım, geçenlerde yine bu beyitleri incelerken buldum kendimi.
Paylaştığın o ilk Leyla ve Mecnun hikayesi var ya, tam da aşkın özeti işte. Dışarıdan bakan bir gözle sevenin baktığı göz asla aynı olmuyor. Fuzuli bu konuyu öyle bir işlemiş ki, Şikâyetname yazan o sivri dilli adam gidiyor, yerine yerinde duramayan, içli bir aşık geliyor.
Araya bıraktığın o meşhur beyitler için de küçük bir not düşeyim. Özellikle "Aşk derdiyle hoşem" dizesi var ya, Türk edebiyatının bence zirve noktalarından biridir. Adam resmen derdi dermana tercih ediyor, çünkü o dert olmasa aşık olamayacağını biliyor. Tıpkı Tasavvuf felsefesinde olduğu gibi, buradaki ayrılık ve acı insanı olgunlaştıran birer merhale aslında.
Eğer Fuzuli'nin bu tarz gazellerini seven varsa, Divan'ını eline alıp sesli okumasını şiddetle öneririm. Kelimeler ilk başta biraz ağır gelebilir ama ritmini yakalayınca insanı alıp başka bir dünyaya götürüyor.
Hadi, kalın sağlıcakla, güzel paylaşımlarınız bol olsun forumda!