Bir çocuğun sesiyle ağlıyor yüzüm
Islak bir kefene sarılmış düşüm
Yeryüzü kadar kanlı ve uzundur öyküm
Sararmış kağıtlara belki de bu son sözüm
Odamın en ücra köşesinde
Sözcüklerin çıplak bedeninde
Sanki başka bir gökyüzünde
Mor bulutlar dolanıyor üzerimde
Hiç geçmeyen yıpranan saatlerdeyim
İntiharlar eşliğinde terliyorum
Teninin kokusuna hasretim
Hayaller de yetmiyor bir gün
Kırk yerinden koptu ömrüm
İlerlerdikçe en başa döndüm
Geceme bitimsiz yağmurlar yağarken
Uçurumlar düşüyor bir yerlerimden
Siluetim kanıyor ve yok oluyor
Usanmak nedir bilmeden
İçimde incitilmiş hayatların izleriyle
Volta atıyor puslu aklımın keşmekeşi
Bu yalnızlığım ilelebet yetim mi
Avuçlarımda kurşuni rüzgârlar geziniyor
Çığlıklar süzülüyor kanatlarımdan
Ve sonsuzluk fısıldıyor uzak ufuklardan