Bana yalnızlık sevdirildi bu sıralar Yalnızlık özletildi. Acayip bir şekilde her şeyden kaçasım, yalnız kalasım var. Öyle ki, kendim bile kendimi sıkıyorum bazen. Kendim bile kendimden sıkılıyorum. Henüz kesin çizgiler eşliğinde çözümleyemedim, teşhis edemedim bu halimi Bu nedensiz küsmelerimi Ama biliyorum. Bilemesem de, seziyorum. Sezgi ilmin kapısıdır. Yalnızlık bir rüzgâr Ruhumu okşayan yâr, sabahlara kadar Göremesem de hissediyorum. Onda bir sır var! Hislerim kalbimin gözüdür. Bahtımın da aynası Gözlerim ben de onu sabahlara kadar.
Öyle ya Her hakikat âşığı, arayışını sürdürürken böyle bir arzu duymuştur içinde (Ben onlardan birisi olamasam da, biliyorum.) Yalnızlığı özlemiştir. Yalnızlığı sevmiştir. Benimkisi onlarınkine erişir mi bilinmez, (hem hiç sanmam) lakin istemekteyim. Deliler gibi arzu etmekteyim. "Ben" olmayı istemekteyim. İçimdeki "ben"e ulaşmayı dilemekteyim. "Bana" kalmayı özlemekteyim. "Kendimle" konuşmayı (hem de delicesine) düşlemekteyim. Zira ben "ben"im, en başta "ben"i bilmeliyim.
Gülmeyin lütfen
Kendisiyle konuşanlar hep deli mi olur?
Hiç sanmıyorum
Bence asıl bu soruya olumlu yanıt verenler bir kontrolden geçmeliler Başkalarına bir dünya vakit ayıran, dil döken şu biçare mahlûk, onlardan daha muhtaç olduğu şeye, yani kendisine, nasihat etmese olur mu? Konuşmasa olur mu? Dinlemese olur mu? Hem olmaması ne kadar mantıklı olur? Haydi, bütün bunlara "olur" dediniz Peki, kendisiyle konuşmayan "insan" olur mu?
İnsana "hayvan-ı natık" diyenler, eğer tüm hakikati bir cümleleri içinde sıkıştırma taraftarı değilseler, bir yönüyle doğru söylerler. Hakikaten insan, hayvandan en çok bu yönüyle ayrılır. Konuşmakla! Şimdi siz itiraz edeceksiniz bu sözüme, haklı olarak. "Düşünmektir" diyeceksiniz
Haklısınız Düşünmek çok önemlidir. Fakat ben de sorarım sizlere hayalî arkadaşlarım; "Düşündüğünüzü nasıl ispat edeceksiniz?"
Evet, her potansiyel, ortaya çıkan sonuçları ile bilinir. Sonuçları olmayan bir şey belki potansiyel bile değildir. Bu yüzden sonuçlar ve gerekler mutlaka ortaya çıkmalıdır ki, bilinebilsinler. Yoksa potansiyeller tamamıyla gizemdir. Varlık mertebeleri de yokluklarıyla neredeyse birdir.
Mesela o koskocaman güneş, o parlak güneş, eğer ışığı bize erişmezse, asla bilinemez. Öyle ya, kim bilir bize ışığı erişmeyen (ve kıyamete kadar da erişmeyecek) nice güneşler saklıdır semada Ama hiçbiri bizim için (şu an için) "var" değildir. Çünkü izleri, işaretleri yanımızda değildir. Bizde değildir. Bizimle değildir. Malumatımız değildir.
Bizimle olmayan, bizimle olanlar kadar net bilinemez Belki de Cenab-ı Hakk'ın bu nedenle bize "şah damarımızdan da yakın" olduğunu ihtar etmektedir. Zira insan uzakta olanı belki bilemez. Bu durum bizim cahilliğimize bir neden olabilir. Ama kendisine şah damarından daha yakın olanı bilemeyene sadece cahil denmez.