Şark masallarında ölüm

Son güncelleme: 20.01.2010 17:26
  • noimage



    "ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
    yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
    oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
    ben sende bütün aşklarımı temize çektim"




    bilmediğin ne çok şey vardı
    mavisine kurşun sıkılmış semanın ağıdını bilmiyordun örneğin
    göçmen aşklar şehrini terk ettiğinde
    ıssız kalan bir helinin feryadını
    sapsarı başaklara adanan ömrümün taba yanını
    sen diye diye duvarlar boyu sensizliği nakşeden dilimin ziyanını
    sen hiçbir şey bilmiyordun sevgilim




    oysa
    gözlerinde gün batımı öldüren çocuklara özenirdi benim ömrüm
    bir kış masalının sonunda gökten düşmeyen üç elmaya
    sancısını gözbebeklerinde çürütmüş kimsesiz naaşlara
    bir sus dillensen
    susuzluğu aşacak çorağa benzerdi benim ömrüm
    yoluna un ufak sevdalara adanacak dirençsiz kayaçlara
    sen hiçbir şey bilmiyordun sevgilim
    elinde bir tas emek
    robin'e özenen telaşınla
    savuruyordun zenginden çalıp, düş çıplağı açlara




    sen hiçbir şey bilmiyordun sevgilim
    katarlar gördüm ırmaklar boyu
    yarıyordu vadilerce bir aşkı en kutsal dehlizinden
    demirdi, pastı, siyahtı taşlaşmış yüreği
    katarlar iz sürüyordu küflenmemiş bir sevdanın mahremiyetinden
    benimse gözlerimde yokluğuna biriktirdiğim çakıl taşlarım vardı
    suda kaydırdığım sevinç
    ve kulaklarımda bilediğim çığlık gibi
    usulca kayıverdiler ellerimden
    sevinçler, çığlıklar, ölüm
    katarlar ömrümüze yazgı denen vahim sızıyı
    katarlar
    sessizce şehrimden ayrılıyorlar





    sen hiçbir şey bilmiyordun sevgilim
    kutsal değildi hiçbir vatan
    tenimin teninde sürdüğü mülteci hükümden
    daha değerli değildi hiçbir dil
    dişimin sertliğinde kaybolan ılık bir doku telinden
    dudakların alnımda köz parçası
    şafak kızılı bir ölüm
    dudakların dudaklarımın kimliksiz yoldaşı
    ve kırmızı değildi hiçbir bez
    etimin hardan kızaran konur harelerinden




    "ve hala bilmiyordun sevgilim
    ben sende bütün aşklarımı temize çektim
    anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
    bütün kazananlar gibi
    terk ettin"



    şimdi pusatsız bir düşün sol kefesine koy beni
    namlusu ölüme doğrultulmuş anarşist bir yürek
    ve cephanesi siteme eş bir sagudur tendeki
    çevir kurşun yüzünü gözlerimden
    yivle setin ateşli tangosuna benziyor bedendeki
    asılmadan saçlarımdan kirpiğine
    belki de gerçekleşmeyecek son dilektin bende
    şark masallarında ölmek diledim
    kurşuna dizildi alnımda dersim
    munzur sızdı dudaklarımdan
    şimdi şafağa göz kırpan bir lekedir kefendeki



    Ayse Gulguncan
#20.01.2010 17:26 0 0 0