Gamzesi gibiydi ortamızda duran uçurum,
derin bir çandı sanki, davetkar melodisiyle
uçuruma giden adımların hesabını yaparken aklım
o baktı uçuruma zarif elleri ceplerinde, umarsızca
gözüm takıldı bir ara içine akan gözyaşlarına
dertliydi belli
duydum sessiz yakarışlarını şu aralar onu duymayan tanrıya
hissettim onun iliklerinde kaybetmenin korkusunu
ve dokundum yine uzaktan çırpınışlarına çoğaltmak istediği umudunun.
Boşluktan ayırmadı hiç gözlerini
uçuruma attığım adımları bile göremedi
bilemedi hiç neye benzerdi sevgim
sarardı belkide giderek açılan yaralarını
tutardı ellerinde
yaslardı göğsüne durmadan omuzlarına binen ağırlığından.
Sonra ayırdı gözlerini boşluktan
derin bir nefes aldı uçurumdan
döndü sırtını yavaşça
sandım ki son bir kez bakar arkasına
bekledim ama bakmadı
en az uçurum kadar kararlıydı
soğuk esen rüzgara ilerleyen adımları...