Sensiz geçirdiğim anın kim bilir kaçıncı gününün kaçıncı saatini yaşamaktayım bugün.
Kırık dökük duvarımdaki ata yadigârı guguklu saatim kim bilir kaçıncı kez tik-tak' larıyla Sensizliğimi haykırdı bana.
Çok mu zaman oldu bilemedim.
Ve ben
uyku perisini küstürdüğüm andan beridir hep SEN' i diledim hep SEN' i bekledim
Efendim; belki bir gün kimsesizliğime Kimse olursun
şu fakir gönlüme teşrif edersin diye o nurdan çehreli Cemalinle.
Şimdi şükür O'na(c.c) ki karşımdasın
şükür O'na(c.c) ki Gül kokunu hissedebiliyorum
güller içinde nura gark edilmiş
Gül Cemalini izleyebiliyorum
hicabımdan paramparça olmuş yüreğimle.
Dilerim O' ndan(c.c) ki bir ömür boyu öylece karşımda dur. Tüm seslerimi kurban edeyim ben de yoluna.
Sessizliği seninle doldurayım varlığıma.
Önce nurunla gark olayım sonra tekrar tekrar Sende yitip yeniden Varlığında doğayım
Ama ne olur şimdi izin ver de melalimi anlatayım. İnsanoğlundan
ten bezmimden dert yanayım
ağlayayım ağlayayım da çevrendeki gülleri
gözyaşlarımla sulayayım.
Bir rayiha misali bendimden Bendine varayım.
Takvim yapraklarına dahi sığmayan bir firak yazılmış kaderime ve ben nicedir içimdeki ateşi geceme sığdırmaya hasretimi karanlıklarla örtmeye çalışıyorum
Efendim dilimde SETTAR ismi celiliyle.
Gündüzlerim mi?
Gündüzlerim ziyan gündüzlerim harap
İnsanoğlu yaşayan bir ölü misali bitap
Ve benim hikâyemde
Hallac' ın Nesîmî' nin Bistamî' nin tüm hikâyelerin aksine ışıkla karanlığın savaşında kazanan karanlık oldu.
Işığım ardından toplayıp eşyalarını giderken hayal köşkümü depremlerle yıktı ve bir ömrü
ömrümü de tamamen enkaza döndürdü.
Şimdi aklımın düşünceleri hezeyanlar içinde
Üftâde yalnızlıkları soluyorum
hasret acısının en çok ona yakıştığı uzun gecelerimde
Bilir misin Efendim ben her gece Seninle uyurum
her sabah güneşi Seninle selamlarım.
Issız odamda bir gece yarısı şimşek çaktığında ya da gürüldediğinde sema tüm sığınağım
karanlık sokaklarından geçerken şehrin
rüzgârın Hû' larına karışan tüm nakaratlarım Sensin.
Aşığın kâinatta Elif diye diye maşukunu araması misali her bir yağmur damlası Sen diye diye düşer canıma.
Odamın perdesini hafifçe kımıldatan rüzgâr
Seni fısıldar kulağıma.
Gecelerim gündüzlerime Seninle bağlanır
ve kitaplarımın en can alıcı cümleleri hep Seninle başlar
hep Seni anlatır.
Kelimelerim
Kelimelerimse büyük harflerle hep Seni yazar
küçük harflerle beni;
keşke tüm büyüklükleri cem' etmiş varlığınla
bir ömür misafir edebilsem küçüklüğümde Seni.
Kader hükmü yazılırken Levh-i Mahfuz' a düşüp Kader Kalem'inin bağrına kadim bir sır olduğum anda
kalem ince ince işlemeye başlamıştı önce ruhumu sonra sınırlarımı yani bedenimi.
Gözlerime henüz fer damgası vurulmamıştı
burnuma his tohumları atılmamıştı
Seni yaşadığımda yüreğimde.
O an bir Ah' la aldığım ilk nefesi dünyaya buyur edildiğimde Sen diye geri verdim.
Şimdi ne zaman yüreğimi dinlesem
her nefes alış-verişinde Ah Sen diye zikredişini dinlerim.
Ah Sen
Ah Sen
Keşke Efendim varlığımda Varlığının yerini anlatabilmem için daha süslü kelimelerim
daha kafiyeli cümlelerim olsaydı
ama gel gör ki zihnimde yok senden gerisi.
Artık bu hasrete dayanmak can üzre oldu da aştı yüreğimi.
Şimdi nihânice nigâhban bakışlarını
nazar et yüzüme de söyle bana;
bir Azrail ziyareti mi bir İsrafil nidası mıdır yüreğimin beklediği Sana kavuşmak için?
Uzat bana ab-ı hayat dağıtan
pak ellerini de bir yol göster bu tenperver dünyadan sınırlarımdan kurtulmam için
Ne olur Efendim
Ne olur
Bir susuşla sustum
Bin yıldır konuşmayı bekleyen bir lâl misali
döktüm içimdeki tüm ateşten kelimeleri ardından
seslerimi sessizliğe terk edip sustum.
An mıydı
yoksa asır mıydı geçen zaman susuşlarımda bilemiyorum.
Sadece bir bakıştı
sadece yoluna kurban olunacak bir bakıştı sessizliğimi bozan