Ya da sesimin teline vurulup, çıkarabilir misin göğüs kafesimden nefesini ?
Avuç içlerim sönüyor..
Socrates'in sakalına zehir katın..
Beyaz tellerine kaldırın kadehlerinizi... şerefe..!
Doğurulan bütün piçleri bırakın sokağa!
Eflatun yaprakların damarlarından düşüyorum masalım.
Bir sonbahar alışkanlığı daha sona eriyor..
Mum alevinde yitiriyorum solgun benizli istasyonları..
ve seni,
üçüncü perdede asıyorlar...
yalınayak düşlerin, cam kırığı öpüşlerin ve yapışkan alışkanlıkların ortasında izliyorum olanları...
Socrates'in kaderini isa'ya kopyalayın!
Bütün çarmıhları yakın olvsat meydanında!
Dökülen aforizmaların zehrini dikin iliklerinize!..
Mavi gecenin samanyolu kesişmelerinde başlıyor aşk..
Sabaha dek süren ikili sevişmeler yaşıyorum..
Rüzgâra karşı ağlayan yağmurda boğuluyor düşlerim..
ve seni,
dördüncü perdede öpüyorum dudaklarından..
çırılçıplak düşlerin, cam arası öpüşlerin ve kırılgan alışkanlıkların ortasında sarılıyorum saçlarına..
Son perde..
Pedagoji uyurken, pedagog doğar sokaklarda..
ve düş'ü asarlar masalın dar ağacında..
socrates ölür, masala aşk kalır elde avuçta...