İki özne bir yüklemdik. Yine de eksiktik. Sen bir özne daha dahil ettin cümlemize. Ben düştüm sonra, iki kaldınız. Nasılsa devrik bir cümleydik. Ne süslü kelimelerdik, ne de bir anlam yüklendik. Geçmiş zamanda başladık yazılmaya, şimdiki zamana yenildik. Biz iki özne bir cümleye yetemedik. ikimiz bir olup ta bir yükleme denk gelemedik. Şimdi ayrı hikayelerin ayrı cümlelerinde, ayrı sevdaları taşıyoruz anlam diye. Nesne acı, yüklem ayrılık. Sen ihanete eş anlam, ben kendi cümlesinde kaybolmuş gizli özne..
Sen dönüşü belli olmayan yolcu, ben yolunu bekleyen hancı bu şehirde. İçimin eksilmeyen yıkıklığı, hasretine eklediğin sessizliğin. Sensizlik senli umutlarımı çaldı çoktan. Zamansız istetti ölümü ruhumun devrikliği..
Güneşin kavrukluğu yeter mi gözümün yaşını kurutmaya? Sabaha varmayacak sandığım dipsiz gecelerden biri daha başlıyor. Başbaşayız yine hayalinle, tükenişlerimin vadesinin dolduğunu anlatıyorum ona konuşmuyor benimle, öylece duruyor karşımda dokundurmuyor kendine sen kokmuyor. Hayalin; mayası gözyaşlarım, özleminle yoğurduğum soyutluk boşluğumda..
Yarım kalmışlığımın hazmındayım. Beynimin ihtilalinin devrik lideri, bitmiyor bendeki iktidarın. Derin darbelerin izi saklı.. Unutturmuyor seni. Kayalıklardan atasım geliyor kalbimi. Sana yanıklığı söndüremediğim, bedenimin ağır yükü kalbim..
Dönülmez yerde misin? Kahrolası bir sabah daha oluyor bak. Ve ben bugün de ölmedim. İstemiyor bu beden bu kalbi. Sensizliğe kalmadı direncim..
Önce gözlerin terk etti beni. Uzaklara çevirdi yönünü. Ömrümü hüzne saldı giderken.
Ahlarım sığmıyor artık göz yaşıma. Sevda değil kıyamet sanki. Kim öğretti bana böyle yanmayı. Ne zoru var ki yazgımın benle? Ya seni versin ya beni alsın. İlk celsede müebbet beklemeye mahkum etti kaderim. Bütün umudumu belki de hiç çıkmayacak af haberine bağladı..
Seni yazmadı bana, taptığım. İsyanım engellerle karşımda. Bekliyorum işte yıllanmış hasretinle. Bekliyorum yolunun buraya düşmesini, gelişinle kapanmasını tüm gidiş yollarının..
Nasılsa devrik bir cümleydik. Ne süslü kelimelerdik, ne de bir anlam yüklendik.
Ve yine tüm sucu devrik cümlelere yükledik...
Ve umudlarin yolunu umudsuzlukla kestik...
Gün dogarken oysa gönül bahcelerine papatyalari ekecektik...
Fallara konu olsun diye degil...Sevginin ölümsüzlüge sahit olsun diye sacacaktik gönül topragina...
Simdi papatyalar fallara kaldi...Umudlar ise yesermek icin bir baska bahara...
Dizeleri okurken aklima düsen ilk cümleler bunlar oldu dilimi böyle sürükledi...
Yüregine saglik abi yüregin dertten uzak olsun..
Bir cümlenin iki öznesi olmak ne hos geliyor degilmi kulaga okurken...
Devrik cümlelerin yikintilarinda kaybolmak ne aci...
Yazım oldukça etkileyiciydi. Eklediğiniz fon müziği anlatıma daha bir derinlik katmış.
Okurken yaşadım sanki... "İşte budur" diyebileceğim bir örnek yazımdı...
ve en beğendiğim satırlar;
"Yarım kalmışlığımın hazmındayım.
Beynimin ihtilalinin devrik lideri, bitmiyor bende ki iktidarın.
Derin darbelerin izi saklı..
Unutturmuyor seni.
Kayalıklardan atasım geliyor kalbimi.
Sana yanıklığı söndüremediğim, bedenimin ağır yükü kalbim..
Dönülmez yerde misin? Kahrolası bir sabah daha oluyor bak.
Ve ben bugün de ölmedim.
İstemiyor bu beden bu kalbi. Sensizliğe kalmadı direncim.."
Hangi harfin karşısına gelmelidir ki, bu ızdırabın verdiği ağrılar...
ve hangi yürek dayanır ki böylesine bir acıyı sahipleniyor ölümüne...
Susuyorum şimdi ve ben bu fon müziği eşliğinde izninizle bir daha okumayı istiyorum...
Yazan yüreğe ve paylaşan siz değerli ıssızada' ya teşekkürlerimi sunuyorum.
Önce gözlerin terk etti beni. Uzaklara çevirdi yönünü. Ömrümü hüzne saldı giderken.
Ahlarım sığmıyor artık göz yaşıma. Sevda değil kıyamet sanki. Kim öğretti bana böyle yanmayı. Ne zoru var ki yazgımın benle? Ya seni versin ya beni alsın. İlk celsede müebbet beklemeye mahkum etti kaderim. Bütün umudumu belki de hiç çıkmayacak af haberine bağladı..
Seni yazmadı bana, taptığım. İsyanım engellerle karşımda. Bekliyorum işte yıllanmış hasretinle. Bekliyorum yolunun buraya düşmesini, gelişinle kapanmasını tüm gidiş yollarının..
çok güzel sözler fonda ayrı bi güzellik katmış...
emeğine sağlık
değil mi ya sevgili leyl-i lal kardeşim;
değil mi ya..?
zaten biz insanalr değil miyiz her şeyi katleden canice...
iyi olan, güzel olan, umut olan, sevgi olan her şeyi katkleden;
lime-lime doğrayan biz insanalr değil miyiz?
o kadar güzel yazmış ve ifade etmişsin ki; artık söz üstüne söz olmaz...
güzel yüreğine, güzel kalemine, güzel erdemlerine sağlık. var-ol..!
İki özne bir yüklemdik. Yine de eksiktik. Sen bir özne daha dahil ettin cümlemize. Ben düştüm sonra iki kaldınız. Nasılsa devrik bir cümleydik. Ne süslü kelimelerdik ne de bir anlam yüklendik. Geçmiş zamanda başladık yazılmaya şimdiki zamana yenildik. Biz iki özne bir cümleye yetemedik. ikimiz bir olup ta bir yükleme denk gelemedik. Şimdi ayrı hikayelerin ayrı cümlelerinde ayrı sevdaları taşıyoruz anlam diye. Nesne acı yüklem ayrılık. Sen ihanete eş anlam ben kendi cümlesinde kaybolmuş gizli özne..
Sen dönüşü belli olmayan yolcu ben yolunu bekleyen hancı bu şehirde. İçimin eksilmeyen yıkıklığı hasretine eklediğin sessizliğin. Sensizlik senli umutlarımı çaldı çoktan. Zamansız istetti ölümü ruhumun devrikliği..
Güneşin kavrukluğu yeter mi gözümün yaşını kurutmaya? Sabaha varmayacak sandığım dipsiz gecelerden biri daha başlıyor. Başbaşayız yine hayalinle tükenişlerimin vadesinin dolduğunu anlatıyorum ona konuşmuyor benimle öylece duruyor karşımda dokundurmuyor kendine sen kokmuyor. Hayalin; mayası gözyaşlarım özleminle yoğurduğum soyutluk boşluğumda..
Yarım kalmışlığımın hazmındayım. Beynimin ihtilalinin devrik lideri bitmiyor bendeki iktidarın. Derin darbelerin izi saklı.. Unutturmuyor seni. Kayalıklardan atasım geliyor kalbimi. Sana yanıklığı söndüremediğim bedenimin ağır yükü kalbim..
Dönülmez yerde misin? Kahrolası bir sabah daha oluyor bak. Ve ben bugün de ölmedim. İstemiyor bu beden bu kalbi. Sensizliğe kalmadı direncim..
Önce gözlerin terk etti beni. Uzaklara çevirdi yönünü. Ömrümü hüzne saldı giderken.
Ahlarım sığmıyor artık göz yaşıma. Sevda değil kıyamet sanki. Kim öğretti bana böyle yanmayı? Ne zoru var ki yazgımın benle? Ya seni versin ya beni alsın. İlk celsede müebbet beklemeye mahkum etti kaderim. Bütün umudumu belki de hiç çıkmayacak af haberine bağladı..
Seni yazmadı bana taptığım. İsyanım engellerle karşımda. Bekliyorum işte yıllanmış hasretinle. Bekliyorum yolunun buraya düşmesini gelişinle kapanmasını tüm gidiş yollarının..
sayın kırıkkanat
kendime ait paylaşımlarda şahsi imzam vardır. konuy sahiplendiğimden değil, alıntı ibaresi koymayı unutmuşum. konuyu aldığım yerde isim yoktu. metni isimle beraber yorum yapmaksızın eklemeniz manidar ama yine de teşekkür ederim. eğer verdiğiniz isim doğruysa - belki de sizsiniz- sayenizde bu güzel eserin sahibini öğrenmiş olduk. ismi hemen ekliyorum. sağolun.
bugun tekrar okudum ve o kadar çok anlam yukledi ki anlatmak kelimelerle ifade etmek mumkun değil gitmek kalmak durmak yapmak anlasılmak anlaşılmamak ne buyuk dert peki şimdi ne olacak...
emeğine sağlık gerçekten çok düşündürücü oldu bu defa...