Hakikat Damlaları 5

Son güncelleme: 24.02.2010 01:22
  • Ekmeli ancak ekmel olanlar elde edebilirler.

    * * *

    Kalbî ve ruhî hayatı itibarıyla kaybeden, cismanî ve dünyevî olarak kazanıyor görünse de aslında ziyandadır.

    * * *

    Yüce bir mefkûreye dilbeste olmuş dava adamının sadece yaptıkları değil mülahazalarının bütünü de o mefkûreye endeksli olur; olmalıdır da!..

    * * *

    İnsan ameliyle dolduramayacağı koca koca boşlukları niyetinin enginliğiyle doldurabilir.

    * * *

    Yuva bir toplumun molekülü gibidir. Yuvası yıkılmış bir toplumun ayakta durması söz konusu değildir.

    * * *

    Büyük bir hedefi gerçekleştirmek için ortaya konan vesileler gerçekleşmesi beklenen hedef kadar büyüktürler.

    * * *

    Siz, ALLAH'ın size verdiği imkanları sonuna kadar kullanın, sonra da işi Sahibi'ne bırakın. Hiç şüpheniz olmasın ki, O, hiç kimsenin sa'yini zayi etmez.

    * * *

    ALLAH rızasının orta direği ilâ-yı kelimetullahtır.

    * * *

    Başın büyüklüğüne göre dert de büyük olur.

    * * *

    Bütün bir tarih boyunca mansıp ve şöhretle beraber saffeti muhafaza edebilmiş insan sayısı iki elin parmaklarını geçmez, desek, mübalağa etmiş olmayız.

    ***

    Öç alma duygusu mü'mine yakışmaz; bir kimsenin Cehennem'e gitmesini dileyerek ondan intikam almaksa insanlığa hiç sığmaz.

    ***

    Din kendisiyle insanlar şekillensin diye gelmiştir; insanlar dini kendilerine göre şekillendirsinler diye değil.

    * * *

    Efendimizin dualarında seçtiği kelimeler şu cihan saltanatının Sahibi'nin kapısının tokmağını vururken mırıldanacağımız en isabetli söz cevherleridir ve o dualardaki nuraniyeti başkalarında görmek asla mümkün değildir.

    * * *

    Zat-ı Uluhiyet'i iyi tanıyıp gönülden sevmemiz O'nun hakkı bizim de en önemli vazifemizdir.

    * * *

    Müslüman olmak güzel, güzel müslüman olmak daha güzel ve güzel müslümanlıkta mütemadi olmak ondan da güzeldir.

    * * *

    Cenâb-ı Hak'ta mütekabiliyet ahlakı var. O (celle celâlühû), "Siz Beni anın, Ben de sizi anayım; Siz dua edin, Ben icabette bulunayım!" buyuruyor. İnanan gönüllere düşen böyle bir tenezzül-ü ilahînin hakkını vermeye çalışmaktır.

    * * *

    Osmanlılar tarihe ALLAH'ın bir lütfudur. Onların kıymetini anlamak için şimdilerde kan gölüne dönen coğrafyalara bakmak yeterli olsa gerektir.

    * * *

    Aklı, dehayı ve karizmayı bütün bütün nefyetmeyelim ama şunu da unutmayalım ki; aslolan meşîet-i ilahiyedir ve neticede hep ALLAH'ın murad buyurduğu olur. İşte bunun içindir ki, hep O Kudreti Sonsuz'a sığınmak iktiza eder.

    * * *

    İnsan işlediği günahın affedileceğini bilse bile o günahından dolayı hep ALLAH'tan haya etmelidir.

    * * *

    Amele güven ve itimat, insanda ALLAH'a güven ve itimat hissini azaltır.

    * * *

    Haybet yaşamak istemeyenler her işlerini bir bilene yahut bilenlere danışarak yaparlar.

    * * *

    Duymadan ve hissetmeden bin sene yaşamaktansa, duyarak, hissederek, şuurluca bir dakika yaşamak daha evlâdır.

    * * *

    Bir inançsıza iman hesabına tereddüt kazandırmak bile kâr sayılmalıdır.

    ***

    Cenâb-ı ALLAH emanetinini ancak emanette emin olanlara verir. Ehil insanlar çıkana kadar emanet, hep nâehil oldukları zâhir kimselerin elinde dolaşıp duracaktır.

    ***

    Diliyle 'ALLAH' deyip de yâd ellerde dolaşan bir sürü insan var. Dil 'ALLAH' diyorsa, vücudun her bir zerresi de O'nu söylemelidir.

    ***

    Günahlara karşı oruçlu olunmalı ve küçücük bir günahla bile oruç bozulmamalıdır.

    ***

    Terbiyeden nasipsiz insanlara daha fazla ilim tavsiye etmeyin! Aksi takdirde hem ona hem de başkalarına zarar verebilecek bir yolu açmış olursunuz.

    ***

    Dert, hadiseleri insana çok farklı okutturur.

    ***

    ALLAH'ın nimetlerini hatırlamak zımnî bir şükürdür.

    ***

    "Ölüme hazır değilim" demek, genellikle tûl-i emelin sevkettiği bir yalandır. Bugüne kadar hazır olmayan bundan sonra olabileceğini nasıl teminat altına alabilir ki!

    ***

    Ne kadar çok uyursanız, hafızanız o kadar çok kapanır.

    ***

    Bir tek tâlibi bile olsa hak haktır.

    ***

    Müslümanlığın itibarını korumak dini korumak kadar önemlidir.

    ***

    Hak ve hakikat yolundaki başarıları ödüllendirmek, iyiliğe, dolayısıyla da dine ve ALLAH'a saygının gereğidir.

    ***

    Bizim en büyük zaaflarımızdan biri de, akıl, mantık ve muhakemeyle davranılması gerekli yerlerde de hislerimizle hareket etmemizdir.

    ***

    Hakikî bir müslüman hiç kimseyi aldatmayacağı gibi aldatmayı da düşünmez.

    ***

    Hınç ve kine, hınç ve kinle mukabelede bulunmama bizim yüce ve yüksek ahlakımızın gereğidir.

    ***

    Bizim mücazaatımız mükafaattan mahrum bırakmaktır.

    ***

    Gönül bir taht ise şayet, bu tahtın Süleyman'ı Hazreti Muhammed (sallALLAHü aleyhi vesellem)'dir

    * * *

    Mücerred ilim bir şey ifade etmediği gibi mücerred gençlik de bir şey ifade etmez. Talim ve terbiye görmüş gençliktir ki, kendi milletini devletler muvazenesinde önemli bir konuma yükseltebilir.

    * * *

    Efendimiz (aleyhissalatü vesselam) doğru tilavet edilse varlık doğru okunmuş ve hakkıyla anlaşılmış olur.

    * * *

    Nârı nur söndürür.

    * * *

    Diyalektik bize küfür dünyasının armağanıdır.

    * * *

    İnsan günaha bir dakika bile hakk-ı hayat tanımamalı, kaydığı noktadan, düştüğü çukurdan bir an evvel kurtulmaya bakmalıdır.

    * * *

    ALLAH sizi sevmeyince siz de O'nu sevemezsiniz; ama şart-ı âdî planında siz O'nu sevmeyince O da (celle celâlühû) sizi sevmez.

    * * *

    Sizi hıfzeden melekler sayısınca şeytanların, imanınızı kapmak için fırsat kolladığını asla hatırdan çıkarmamalısınız!

    * * *

    Cenâb-ı Hak büyük mükafâtlar lutfedeceği insanları elli defa feleğin çemberinden geçirir. Önemli olan şartlar ne olursa olsun tavır değiştirmemek ve sâbit kadem olmaktır.

    * * *

    Hizmet-i imaniye ve Kur'aniyeye gönül vermiş insanların bütün tavır ve davranışlarından hasbîlik dökülmelidir. Hasbîlik, beklentisizlik demektir.

    * * *

    Bizim sokaktaki tavır ve davranışlarımız bile camideki, Kabe'deki tavır ve davranışlarımız gibi olmalıdır; çünkü, bir mü'min hiçbir yerde ulu-orta davranamaz.

    * * *

    Kendine güvenen insan ALLAH'a güvenme hissini yanlış yerde kullanıyor demektir. Mümin ALLAH'a güvenir, ALLAH'a dayanır.

    * * *

    ALLAH'ın rızasını kazanmak için, emredilen şeyleri yapma, nehyedilen şeylerden kaçınma ne kadar önemli ise, bunları niyaz ve tazarru ile desteklemek de o kadar önemlidir.

    * * *

    Samimiyetin önemli bir derinliği makul ve mantıklı davranmaktır.

    * * *

    'Çare' deyip kıvranan insanlar ALLAH'ın izniyle bir gün çareyi mutlaka bulurlar.

    ***

    İ'lâ-yı kelimetullah bizim için gaye ölçüsünde bir vesiledir.

    ***

    İnsan kendisiyle sık sık hesaplaşmazsa çok hesap yanlışlıklarına düşebilir; oysa hayat çok hesaplı götürülmesi gereken kıymetli bir sermayedir.

    ***
#24.02.2010 01:22 0 0 0