Ben oturma odasıyım. Bu güne kadar neler yaşadım bilemezsiniz. Çok güzel günler paylaştık bu aile ile. Şu ufaklıklar var ya! Aramızda kalsın ama kaybolan misketleri aslında şu köşemdeki çukurda. Haylaz veletler! Bebekken hepsi ne kadar da tatlıydılar. Şurada kitap okuyan çocuk tam köşedeki küçük halının üstünde öğrendi yürümeyi. Görseniz!.. Bir iki adımdan sonra düşüverirdi, sonra annesi tekrar kaldırınca da yürümeye çalışırdı. Misketlerini neden sakladığımı sormadınız. Yazları tatile gider ev halkı. Koltuklarımın üzerine kefen gibi beyaz örtüyü çekerler gitmeden.
Ev birden ıssızlaşır. İşte o zamanlarda bu misketlerdir avutan beni. Onlar yokken çıkarır oynarım kendi kendime. Onlar olmadan aslında benim hiç anlamım yok. Yemek masasının etrafında toplanmadıkları zamanlar, neşeli kahkahaları çınlamayınca duvarlarımda içimi büyük bir boşluk kaplar. Aman boş verin, üzülmeyin hemen! Ne de olsa yine dönüp dolaşıp bana gelirler. Tatilden döndüklerinde hepsini özellikle çocukları görünce içim içime sığmaz Her defasında boylarının uzadığını görürüm. Ah! Zaman ne kadar çabuk geçiyor. Dilerim her zaman böyle neşeli kalsınlar. Anlatıyorlar çünkü gelen misafirler sıkıntılarını. Çoğunun yüzü gülmez. Ben hep buradayım, dışarı çıkamam; dedim ya, ben oturma odasıyım. Ama evin büyük kızı bazen kitapları yüksek sesli okur. Kendisi seslerin ahengine âşık çünkü. Yazılmış her satırın bir kez de sesli okunmasından yana.
İşte o okuyunca ben de nasibimi alıyorum. Uzaklardaki dev ormanlardan, uçsuz bucaksız okyanuslardan benim de haberim var. Bazı kitaplarda resimler de oluyor. Şöyle kolonlarımın üzerinden bakıyorum çaktırmadan. Neme lazım! Küçük hanım rahatsız olmasın. Bir keresinde çok değişik bir roman okudu. Şimdi hepsini anlatamam ama ben bile bu halimle duygulandım. Duvarlarım rutubetlendi gözyaşlarımdan. Ne sandınız? Odalar ağlayamaz mı sizce? Ne var bunda şaşıracak? Hah işte evin hanımı da geldi. Her sene duvarlarımı boyar sağ olsun.
Sonra köşelerimdeki şu güzel saksılardaki çiçekleri de o getirdi. Bahar gelmeden hemen önce cam kenarımı menekşe saksılarıyla dolduran da ondan başkası değil. Sizleri bilmem ama ben en çok baharları severim, çünkü baharları mis gibi bir tazelik kaplar her yanı. Oh! derim, derin derin içime çekerim temiz havayı. Oturma odası olmak işte böyle bir duygu, biraz kendimi anlattım size, kulak verdiğiniz için teşekkür ederim. Sizler de evlerinizde otururken lütfen bizleri yani benim gibi oturma odalarını unutmayın. Unutmayın ki biz bütün oturma odaları sizi çok seviyoruz.